YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Silivri'de vekil krizi
İkinci Ergenekon davasının dünkü duruşmasında “milletvekilliği” krizi yaşandı.
Silivri'de vekil krizi
22 Aralık 2009 / 08:16 Güncelleme: 22 Aralık 2009 / 08:16

İkinci Ergenekon davasının dünkü duruşmasında “milletvekilliği” krizi yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, duruşmaya gözlemci olarak katılan CHP’li milletvekillerinin duruşma salonunda izleyicilere ayrılmış olan sıralar yerine sanık müdafilerine ayrılmış sıralarda oturdukları ve bazı sanıklarla görüştüklerini belirterek, TBMM üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkındaki Kanun uyarınca milletvekilliklerinin düşürülebileceğine hükmedilebileceğini ve duruşma tutanaklarının TBMM’ye gönderilmesini istedi.

Ancak mahkeme heyeti daha sonra “milletvekilleriyle ilgili bu aşamada herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığına” karar verdi.

Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları yerleşkesinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen Ergenekon davasının dün görülen 25. oturumuna CHP’nin hukukçu milletvekilleri Şahin Mengü, Ali Rıza Öztürk ve Bülent Baratalı ile kimya mühendisi olan milletvekili Malik Ecder Özdemir gözlemci olarak katıldı. Öğleden sonraki bölümünde, milletvekilleri duruşmadan ayrıldıktan sonra mütalaasını açıklayan Savcı Pekgüzel, şu görüşlere yer verdi.

“3069 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Üyeliği ile Bağdaşmayan İşler Hakkındaki Kanun’un 3. maddesinin özet olarak, TBMM üyeleri devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarda devlet aleyhine vekil olamazlar, serbest mesleklerini icrada milletvekili unvanını kullanamazlar” ve “7. maddesinde de bu kanuna aykırı hareket eden üyeler hakkında iç tüzük hükümleri uyarınca işlem yapılır. Üyeliğin düşmesine, TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verilir”
CHP milletvekillerinin duruşma salonunda izleyicilere ayrılmış olan sıralardan takip etme imkânına rağmen, özellikle sanık müdafilerine ayrılmış sıralarda oturduklarını dile getiren Savcı Pekgüzel, Şahin Mengü’yü de kastederek istemini tutanaklara şu sözlerle geçirdi:

“Duruşma aralarında bazı sanıklarla görüşme yaptıkları gözlenmektedir. Bu kapsamda bir sayın milletvekilinin dava sanıklarından birisiyle önceye ait aralarında ‘avukat-müvekkil’ ilişkisi bulunduğu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bir kısım milletvekilinin duruşmalardan sonra yargı görevlileri ve yargılama konuları hakkında basına demeç verdikleri de gözlenmektedir. Bu açıklamalar, CMK 205 ve işaret edilen kanun maddeleri uyarınca, duruşma tutanaklarının ‘gereğinin takdiri’ için TBMM Başkanlığı’na gönderilmesine karar verilmesini talep ediyoruz.”

Mengü: Bunu reis söyledi
Ergenekon davasının dünkü duruşmasına katıldıktan sonra akşam saatlerinde uçakla Ankara’ya dönen CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, savcının mütalaasını telefonda gülerek karşıladı. Şahin Mengü tartışma yaratan duruşmadaki oturma düzeni hakkında şunları anlattı:
“Bundan 4-5 duruşma evveldi. Sanık yakınlarının yanında oturunca orada tezahürat ve alkışlamalar oluyor. Hâkim de oraya yönelik ikazlarda bulunuyor. Bu rahatsız edici bir durum oluşturuyordu bizim için. Atilla Kart ile birlikte reise gittim. ‘Burada oturmayalım, bize özel bir yer gösterin’ dedim. Reis de ‘Sanık vekillerinin yan tarafına oturun’ dedi. Sanık müvekkil ilişkisinde beni kastediyor herhalde. Hurşit Tolon ile Tuncay Özkan eski müvekkilim. Benim şu an bir avukatlık ilişkim yok.”

Baratalı: Hukuk bilmiyor
CHP İzmir Milletvekili Bülent Baratalı ise şöyle konuştu:
“Savcı bizim orada bulunmamızın nedenini mahkemeye baskı olarak kabul etmiş. Her vatandaş gibi duruşmaların aleniyeti içinde bu duruşmaları izliyoruz. Sayın savcı neden telaş etti? Kimin nerede oturacağına karar vermek mahkeme başkanının gö-revidir. Arkadaşlarımız tarafından yapılan başvuruya da sayın başkanın ‘Şuraya oturun’ diye bir görüşü olmuş. Orada oturduk ve normal vatandaş gibi izledik. Bu benim katıldığım dördüncü duruşma. Başından beri biz oradayız. Sayın savcının aklı beşinci defa da mı yerine geliyor?

Öztürk: Başkan söyler

TBMM Adalet Komisyonu üyesi, CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de şunları söyledi:
“Biz zaten o davada herhangi bir sanığın vekili değiliz ki. Konunun 3069 sayılı kanunla hiçbir ilgisi yok. Milletvekili zaten hiçbir davada avukatlık yapamaz. Demek ki sayın savcının ondan haberi yok. Bizim oturduğumuz yer izleyicinin yanı. Sanık avukatları ile bizim aramızda bir sürü boş sıra var. Orada oturunca bir vekil yasa kapsamına girmez ki. Orada oturulmaması gerekiyorsa bunu mahkeme başkanı söyler.”

Donay: Fuzuli, suç olmaz

Prof. Dr. Süheyl Donay (Ceza hukukçusu): “ Savcınınki fuzuli bir iş, suç olmaz. Ama milletvekilleri de fuzuli bir iş yapmışlar. Avukat yerinde oturmaları doğru değil. Onlar da izleyici. Bu davaları germek kimseye fayda getirmiyor. Şahin (Mengü) benim arkadaşım, çok da iyi bir avukattır. Şahin gibi tecrübeli biri bunu niye yapmış, anlayamadım.”

İntihar eden Yarbay Tatar için saygı duruşu
Duruşmanın sabahki bölümünde söz alan tutuklu sanık Emcet Olcaytu, iki amirale yönelik suikast iddialarıyla ilgili ikinci kez gözaltına alınacakken geçtiğimiz cuma günü intihar eden Deniz Yarbay Ali Tatar için saygı duruşunda bulunmak istediğini söyledi. Olcaytu ile birkaç sanık ve duruşma salonundaki bazı izleyiciler saygı duruşuna devam ederken, Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün, “Düşüncenize saygı duyuyorum, ancak oturabilirsiniz” dedi. Ardından saygı duruşunda bulunanlar yerlerine oturdu.

Özkan: Ya suçumu açıklayın ya da...
Duruşmanın başlangıcında Mahkeme Başkanı Köksül Şengün’ün taleplerin alınmasına devam edileceğini açıklamasının ardından söz alan tutuklu sanık Tuncay Özkan, tutukluluğunda 16. aya girdiğini belirterek, bu duruşmada taleplerin alınmasına devam edilmesinin sorgu ve savunması açısından kendisini mağdur edeceğini dile getirdi. “Taleplerin alınmasının 11 Ocak 2010’a kadar sürecek olan savunmasını parçalayacağını” söyleyen Özkan, taleplerin uygulamaya göre cuma günü alınmasını, savunmasına başlanılmasını istedi.  Şengün tarafından sanık kürsüsüne çağrılan  Özkan, 7 ayrı dilekçesinde de suçunu bilmediğini, suçunun kendisine söylenmesini istediğini belirtti.  Şengün de, “Suçunuz iddianamede belirtildiği gibidir” sözlerinin ardından Özkan, 25 Eylül’den beri   suçlamalarla ilgili hakkında bir tane bile delil olmadığını söyleyerek, o tarihten bugüne kadar bir açıklama da yapılmadığını belirtti.

Komutanların ifadeleri istendi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Ergenekon soruşturması kapsamında ifadelerine başvurulan emekli orgeneraller Aytaç Yalman ve İbrahim Fırtına ile emekli Oramiral Özden Örnek’in ifade örnekleri incelenmek suretiyle istendi. Gelecek ifadeler üzerinde herhangi bir kısıtlama kararının olup olmadığının sorulmasına karar verildi. Tutuklu sanık Tuncay Özkan’ın, hakkındaki suçlamaların kendisine açıklanması yönündeki isteği reddedildi.
Sanıkla ilgili tahliye talebi reddedildi.
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler