YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sihirli formülü açıkladı
Karizmatik lider, profesyonel kadro, istikrara kavuşmuş bir ekonomi vaadi... Ve daha niceleri seçimlerde başarılı olmanın sırrını Osman Yılmaz yazdı...
Sihirli formülü açıkladı
18 Eylül 2010 / 09:58 Güncelleme: 18 Eylül 2010 / 11:36

2011 ve gelecek 13 yıl içindeki seçimlerden galip çıkmanın sihirli formülünü Osman Yılmaz açıkladı... Partilerin hedeflerini ve neler yapması gerektiğini birbir sırAlayan Yılmaz'ın "Sihir, altın çilek kurusunda mı?" başlıklı yazısı;

 

OSMAN YILMAZ

 

“Postmodern” olanını hesaba katmazsak demokrasiye açık açık vurulan son darbenin 30.yıldönümünde Türkiye, değişime karşı olanlara net bir cevap verdi. “Hayır” diyen de, “evet” diyen de, sandığa gitmeyen de, bir diyeceği olmayan da bu tarihi referandumun Türkiye’yi nasıl değiştirdiğini yıllar sonra görecek.

 

Daha uzun süre halkoylamasının sonuçları tartışılacak. Ama öyle görülüyor ki yüzde 42’yi paylaşamayanlar, “biz bu ülkenin hissiyatına neden tercüman olamıyoruz?” sorusuna cevap aramak yerine “AKP’nin sırrı ne?” “İktidar neden her seçimden galip çıkıyor?” gibi tali ve bencilce soruların yanıtını bulmaya çalışıyor. Bunu yaparken de “kömür yardımları sayesinde”, “cahil halk”, “göbeğini kaşıyan adamın oyu”, “üniversite mezunlarının tercihi ‘hayır’ oldu”, “iktidarın kendi seçkini var”, “propaganda adaletsizliği” gibi garip sonuçlara ulaşıyor. Kimileri de bu sihri Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’daki bir kuruyemişçiden aldığı altın çilek kurusunda arıyor.

 

Şimdi bu köşeden yüz binlerce lirasını araştırma şirketlerine ayıran iktidardan muhalefete tüm siyasi partilere 2011 ve gelecek 13 yıl içindeki seçimlerden galip çıkmanın sihirli formülünü açıklıyorum.

 

Karizmatik lider, profesyonel kadro, istikrara kavuşmuş bir ekonomi vaadi ve benzeri niteliklerin sabit kalması şartıyla;

 

1-    Kürt meselesine çözüm bulan siyasi parti Türkiye’nin geleceğini şekillendirir. Federasyon, demokratik özerklik gibi taleplerin temelinin olmadığını bölücübaşı da anladı. Yoksa ırk temeline dayalı bir bölünme Mersin’de, İstanbul’da, hatta Konya’da nasıl uygulanacak? Liderlere tüyo; cesur olun, bu ülkedeki tüm halkların bu coğrafyanın vatanlaşmasında hakkı var. Yeni bir Türkiye “eşit yurttaş, eşit haklar” prensibiyle inşa edilebilir. İkinci bir bayrağa gerek yok. Resmi dil elbette Türkçe olacak. Ancak Kürtçe ve diğer dillerin öğretilmesi, kültürlerin yaşatılmasının önündeki tüm engeller kaldırılacak. Asıl mesele Türklerin farkında olmadan yaşadıkları imtiyazların onlara fark ettirilmesi ve ortadan kaldırılmasıdır. Terör sorununu bitirecek sloganlar da hazır: “Akan kan dursun” “Bugünden sonra bir şehit gelmeyecekse terör örgütüyle devletin istihbarat organları aracılığıyla her türlü iletişim kurulmalı” Bu sorunu çözmeye aday siyasi parti “Terörist insandır, teröristtir ama insandır, eğer yanlışından dönecekse affetmeye hazırız” demedikçe terör bitmez. Terör örgütü bölgeden elini çekmedikçe Kürtler de huzur bulamaz.

 

2-    İktidara yürüyen bir lider inançların özgürce yaşandığı bir ülke vadetmeli. Öncelikle Türkiye bir ayıptan kurtulmalı ve yeryüzündeki hiçbir üniversitede uygulanmayan başörtüsü yasağı kaldırılmalı. Başörtülü insanlar lisans eğitimini aldıktan sonra zaten o girift tercihle; “kamuda çalışacaksan başını açacaksın ya da özel sektörde çalışacaksın” seçeneğiyle karşı karşıya kalıyorlar. Ama bir devletin temel görevlerinden eğitim hizmeti eşit ve özgürce verilmeli. Heybeliada Ruhban Okulu eğitim yuvası haline getirilmeli. Akdamar Kilisesi Ermenilere bir lütufmuş gibi senede bir gün değil, sürekli ibadete açılmalı. İktidar olmak isteyen lider tarihle hesaplaşmaktan kaçmamalı.

 

3-    Askeri vesayetin kırıldığı bir dönemden geçerken siyasi parti liderleri, devleti yönetme gücünün kendilerinde olduğunu her fırsatta göstermeli. 2023 Türkiyesi Genelkurmay Başkanı’nın devletin zirvesinin 4 numarası olduğu bir ülke olmamalı. TSK ve Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı bir kurum haline getirilmeli. Ayrıca kritik bölgelerdeki lojmanlar hariç tüm askeri lojmanlar ve atıl durumdaki askeri araziler bir an önce devletin hazinesine devredilmeli.

 

4-    Bu üç gerilim alanına kaynaklık eden darbe anayasasının yerine sivil, demokratik bir anayasa yapılmalı. 2011’deki seçimlerde yüzde 50 oy almak isteyen siyasi parti, ırk üstünlüğüne ve korkulara dayalı otoriter 82 anayasası yerine eşitlik, adalet ve özgürlüğü esas alan bir anayasa hazırlamak istediğini vadetmeli. Bu anayasa hazırlanırken toplumun tüm kesimleri dinlenmeli.

 

Türkiye’nin hastalıklı konuları elbette bunlarla sınırlı değil. Ama bu reçetedeki 4 ilacın hangi aralıklarla alınacağını ve kullanım şeklini doğru tespit eden lider, en yakın rakibine en az 15 puan fark atar. Yeter ki Türkiye “asker ne der?” “savcı, hakim ne yapar?” demeden konuşsun. Benden söylemesi…

 

AK Parti’nin rakiplerini açık ara nasıl geride bıraktığına gelince… Sihir ne Erdoğan’da, ne altın çilek kurusunda, ne de Ak parti’de. Şimdiye kadar hiçbir lider Türkiye’nin bu köklü sorunlarıyla, orduda ve yargıda öbeklenmiş hükümet kurup hükümet düşüren çetesiyle yüzleşmeye, tüm halklarıyla ve tarihiyle barışmaya cesaret edemedi. Erdoğan tüm gerilim alanlarının serbestçe tartışıldığı bir dalganın üzerinde sörf yapıyor. Eğer halktan, tabandan gelen o güçlü dalgayı Kılıçdaroğlu veya bir başka lider yakalarsa dalgalar üzerinde dansa o başlar. Ama şimdiye kadar Erdoğan dışında hiçbir lider sörf tahtasının üzerine çıkmayı aklından bile geçirmedi. Baykal da, Kılıçdaroğlu da, Bahçeli de, Ağar da, Mumcu da dalgaların içinde kaybolup kendilerini güç bela kıyıya atmaktan başka bir şey yapamadı.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler