YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Şeytanın bacağını kıracağız'
'Şeytanın bacağını kıracağız'
24 Eylül 2012 21:19
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 'Türkiye böyle bir dönem (68 öğrenci olayları) yaşadı. Bu dönemin tecrübelerinden ne kadar ders çıkardık Reel siyaseti nasıl inşa edebildik Oturup bir kez daha düşünmek gerekiyor' dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Fatih Üniversitesi'nin akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, kendisinin dünyada soğuk savaşın en yoğun yaşandığı 1966 yılında üniversiteye girdiğini belirtti.

O dönemde yaşanan öğrenci olaylarına değinen Çiçek, ''İlk yıllarda bu konularda tartışmalar vardı. Ancak bu tartışmalar çok sürmedi. Çünkü bir masada birlikte konuşan insanlar, bir süre sonra konuşamaz hale geldi. 66-67'de okula elimizde çantayla gittik, kitapla gittik. 68'den itibaren, kalem, çanta yerine, keser sapı, sopayla bir yerlere gitmeye çalıştık. Bu işlerin yanlış olduğunu fazla söyleyen olmadı. Tam tersi, 'O taraftan, bu taraftan ol' diye söyleyenler olurdu. O sopa kafi gelmedi, sonra silahlar konuşmaya başladı. Ülkenin daha iyi bir noktaya gitmesini isteyen gençler olarak, birbirimize karşı silah kullanır hale geldik. Artık İstanbul Üniversitesi'nde Beyazıt Meydanı'nda bir gün sol yumruğu sıkanlar, öbür gün sağ yumruğu sıkanlar... Türkiye böyle bir dönem yaşadı. Bu dönemin tecrübelerinden ne kadar ders çıkardık  Reel siyaseti nasıl inşa edebildik oturup bir kez daha düşünmek gerekiyor'' diye konuştu.


-''Yumruk sıkmayı değil el sıkmayı öğrenmemiz gerekir''-


Türkiye'nin uzun ve acı tecrübeler yaşadığını ifade eden Çiçek, ''Bu olumsuzlukların özünde üniversitelerimiz var. Üniversitelerimizin belki bu konuda bir özeleştiri yapması lazım. Hepimizin, her kurumun yapması lazım'' diye konuştu.

Kendisinin de üniversite döneminde bu tartışmaların içinde olduğunu belirten Çiçek, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, hayatında özel bir yeri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

''Sonra Turgut Özal dönemi... Siyasetin yumruk sıkmak değil el sıkmak olduğunu ben o zaman anladım. Eğer bu ülkede, işler çözülecekse, karmaşık işlerin üstesinden gelebileceksek, yumruk sıkmayı değil el sıkmayı öğrenmemiz gerekir. Yani oturup konuşabilmemiz lazım. Konuşacak mesafede olmamız lazım. Birbirimizi anlamamız lazım. Birbirimizi anlayabilirsek başkalarına anlatabiliriz. Bu manada, bu zamana kadar Türkiye epey acı tecrübeler yaşadı ama henüz yeteri kadar bu tecrübelerin ışığında ülkede bir yol haritası takip ettiğimizi söyleyemem. Onun içindir ki bu sorunlar, bugünden yarına hemen çözülecek gibi görünmüyor.''


-''Konserve çeşidinden daha fazla terör örgütü çeşidi var''-


Üniversitelerin toplumsal araştırmalar konusunda eksikliği bulunduğunu kaydeden Çiçek, şunları söyledi:

''Örneğin; bugün en can yakıcı konu 'terör' olayı. Türkiye terörün her türlüsünü yaşayan dünyadaki bir iki ülkeden birisidir. Sadece etnik, bölücü değil, başka türlü terörle de uğraşıyoruz. Cezaevindeki örgütlerin niteliklerine, yapılarına, hedeflerine, dokümanlarına baktığımızda, konserve çeşidinden daha fazla terör örgütü çeşidi var. Bu kadar çok teröre muhatap olan ülkede, konuşmalarımızı, bu ülkedeki yapılan araştırmalara dayandırmamız lazım. YÖK'te terörle ilgili araştırma sayısı 48. 48 yıldır terörle uğraşan bir ülkede, topu topu 48 araştırma. Bunun önemli bir kısmını da güvenlik birimlerinin yaptığı araştırmalar oluşturuyor. Yani Polis Akademisi'nin, güvenlik güçlerinin acaba ne yapılabilir noktasında yaptığı çalışmalardır. Demek ki, bizde daha doğru dürüst saha araştırması, yeteri kadar yok. Böylesine karmaşık ve can yakıcı olayın, bilimsel temelleri yoksa, bulunacak çözümlerin de derinliği yok demektir. Güvenlik bürokrasisi ise yaptığı araştırmalarda, doğal olarak kendi yönlerinden bakıyorlar olaya. Örneğin; ben hukukçuyum, bir sosyoloğun baktığı gibi bakamam. Eğer araştırmaları güvenlik birimleri yapıyorsa, onların size göstereceği çözümler de büyük ölçüde, daha çok ceza hukuku tedbirleridir. Nitekim, öyle olmuştur.''

Çiçek, üniversitelerin araştırma kuruluşları olduğunu vurgulayarak, ''Devlet üniversitelerimizin yanında vakıf üniversitelerimiz de var. Bunlar önemli görevler ifa ediyor, edeceklerdir. Beklentilerimiz de fazladır. Üniversiteler, bu toplumun üniversiteleri olduğuna göre, her türlü araştırmanın da bu ülkenin sorunlarıyla doğrudan alakasının olması lazım. Bizler, siyaset adamıyız. Doğrusunu isterseniz pazarlamacıyız. Sabaha kadar düşünüp akşama kadar icracı olamayız. Bu ülkenin bilgi birikimi neyse, ortaya konulan çözümler neyse, bunlardan birilerini tercih etme noktasındayız. Her şey siyasetçiden beklenir durumda'' diye konuştu.

Türkiye'deki 168 üniversitenin bulunmasının önemli olduğunu belirten Çiçek, ''Bunların her birinin bir ampul, kandil, aydınlatıcı unsur olarak kabul edersek 81 ilde bu aydınlatmayı yapabileceğiz demektir'' dedi.

Çiçek, gençlere sağlanan imkanların geçmişe göre daha iyi olduğunu ve bunun kıymetini bilmek gerektiğini belirterek, daha iyisi için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini aktardı.

Üniversitelerin toplumla bütünleşmesinin büyük önem taşıdığını kaydeden Çiçek, ancak bazı üniversitelerin fakültelerinin varlığından o kentte yaşayanların dahi haberinin olmadığını, vatandaş-üniversite, sanayi-üniversite ilişkisini çok önemli olduğunu ifade etti.


-''Şeytanın bacağını kıracağız''-


Yeni Anayasa çalışmalarına da değinen Cemil Çiçek, sözlerine şöyle devam etti:

''Türkiye'yi daha iyi bir noktaya götüreceksek birlikte hareket edip enerjimizi birbirimizi tüketmeye harcamamamız gerekir. Siyaset kurumu olarak, iyi örnek veremediğimizi burada ifade etmeliyim. Bir bayram havasına Türkiye'nin ihtiyacı var. Başka türlü birbirimizi anlayamıyoruz. Anayasa da yapacaksak ki, yeni Anayasa Türkiye'nin birçok sorunun çözümünde önemlidir, yeni Anayasa sıfır sorunlu Türkiye anlamına gelmiyor ama metinlerin yanlış yazılmasından, çerçevenin yanlış çizilmesinden, önceliklerin yanlış konulmasından, dengelerin yanlış kurulmasından kaynaklanan sorunları varsa, iyi bir çalışmayla bunları asgariye indirebiliriz. Bunu yaparken '4 parti bir arada yapacağız' dedik. Belki Türkiye'de ilk defa 4 parti bir araya gelerek, şeytanın bacağını kıracağız. Kırmamız lazım. Eğer sorunların üstesinden geleceksek, çağdaş bir devlet, çağdaş bir toplum olacaksak, daha kaliteli bir demokrasi inşa edeceksek birlikte bazı işleri başarmamız lazım. Bazı sorunlar var ki, tek başımıza çözeceğimiz sorunlar değildir. Ancak birlikte çözebiliriz. Yan yana gelerek çözebiliriz. Herkesin bilgi dağarcığında ne varsa, bunu ortak havuza koyan, birlikte bir yol haritası belirleyerek, daha az maliyetle bu sorunların üstesinden gelebiliriz. Yeni Anayasa süreci bu manada önemli bir başlangıçtır ama sonunu getirmek kaydıyla. Sonunu getiremezsek bugünkünden daha kötü bir noktada oluruz. Buradan da ifade edeyim; Meclis Başkanı olarak önce kendime, sonra mecliste bulunan 4 siyasi partimize, yöneticilerimize... Aksi takdirde siyasetin sorun çözme kabiliyeti olmadığı gibi Türkiye'yi çok farklı bir noktaya götürürüz o da bir ülke için son derece sıkıntılı bir sonuç olur.''

Yeni akademik yılın hayırlı olmasını temenni eden Cemil Çiçek, bugünün gelecekten daha iyi olacağına inandığını sözlerine ekledi. AA
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler