YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Şeyh Said hakkında ilk Osmanlıca belge ortaya çıktı
Şeyh Said’in en küçük oğlu Şeyh Ahmed Fırat’ın ölümünün ardından ilk kez Şeyh Said’e ait olduğu belirtilen Osmanlıca metinle yazılmış bir belge çıktı.
Şeyh Said hakkında ilk Osmanlıca belge ortaya çıktı
23 Mart 2015 / 01:53 Güncelleme: 23 Mart 2015 / 01:57

Şeyh Said’in kardeşi Şeyh Bahâeddin Efendi için düzenlenen ve Sultan II. Abdülhamîd’e ait tuğranın yer aldığı resmi belgede “İsim ve Şöhreti” bölümüne “Şeyh Muhammed Saîd Efendi Biraderi Şeyh Bahâeddin Efendi” olarak geçiyor.

Şeyh Said’e dair ilk kez ortaya çıkan Osmanlı belgesi Şeyh Said’in Osmanlı dönemindeki konumuna ışık tutarken, toplum üzerindeki etkisine dair de önemli ipuçları veriyor.

Rûdaw'a konuşan Ömer Fırat, babasının amcası ve annesinin dayısı olan Şeyh Ahmed Efendi’nin son dönemlerini ve ölümünün ardından gelen taziyeler ve ortaya çıkan belgeleri anlattı.

1-773.jpg

Osmanlıca’dan çeviri

Aile bireylerinin taziye için yeniden bir araya gelmesiyle ilk kez ortaya çıkan Osmanlıca belgeyi Rudaw için tarihçi Müfid Yüksel’e çevirten Ömer Fırat, şunları söyledi:

“Belge Şeyh Said Efendi’nin kardeşi Şeyh Bahâeddin Efendi’ye ait Osmanlı devletinden kalma ailemizin arşivlerinde ender belgelerden biridir. Babamın amcası Şeyh Ahmet'in vefatı dolayısıyla Hınıs'ta taziyemiz oldu o sırada Şeyh Bahâeddin torunlarından rahmetli Hınıs-Kartal eski Müftüsü Bahattin Fırat amcamın evinde buldum.

Bu belge, Miladi takvimine göre 28 Kasım 1905 yılında (Ramazan Bayramı birinci günü) alınmış. İsim ve şöhreti kısmına ‘Şeyh Muhammed Said Efendi biraderi’ olarak geçiyor. Osmanlı evraklarında şöhreti kısmına nadiren biraderin ismi kullanılıyor. Bu demek oluyor ki, Osmanlı döneminde şöhreti duyulan bir şahsiyetmiş.”

Aile büyüklerine göre belgenin Hacca gitmek veya memuriyet için alınmış olabileceğini ifade eden Fırat, “Şeyh Bahâeddin Efendi 25 Aralık 1912'de vekâleten Hınıs Müftüsü oluyor. Şeyh Said Efendi yakalandıktan sonra devletin tuttuğu suikastçılar tarafından 1925 yılında evinde Kur'an-ı Kerim'i okurken vurularak şehit oluyor” diye konuştu.

Şeyh Ahmed sürgün günlerini sayıklıyordu

Şeyh Ahmed’in bir süredir rahatsız olduğunu ve hastalığı ağırlaşınca hastaneye kaldırdıklarını anlatan Fırat, kendisini en son hastanedeyken gördüğünü belirtti. Şeyh Ahmed’in son günlerinde Trakya'daki sürgünde yaşadıkları sıkıntıları sanki yeniden yaşıyormuş gibi sayıkladığını anlatan Fırat, şöyle konuştu:

“Kırklareli'nin Vize ilçesinin Sergen köyünde 13 yıllık sürgün hayatlarında o zaman ailenin geçimini sağlamak için öküz arabalarıyla ormanlıklardan ödün toplayarak geçimini sağlıyorlardı. Sayıklamalarında bir tanesi bu olay üzerineydi. Odun toplamaya giderken amcası Şeyh Bahâeddin Efendi’nin kızı Fevziye Hanım arkasında geliyormuş onu kaybetmiş gibi ismini yüksek sesle sayıklayarak ‘Nerdesin, kaybolacaksın! diye sesleniyordu. Sanki olayı tekrar yaşıyormuş gibi anlatıyordu. Son zamanlarında aile büyüklerinin, ağabeylerinin, amca çocuklarının isimlerini de sık sık sayıklıyordu.”

Şeyh Said’in görüntülü çekimleri

Aile olarak mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde taleplerini dile getiren Fırat, “Şeyh Said Ailesi olarak isteğimiz dedemizin mezarının ve de İstiklal Mahkemeleri’nin arşivlerinin açıklanması... Bu insani isteklerimizi bile karşılamaktan çekiniyor Türkiye Cumhuriyeti. Çünkü Şeyh Said Efendi'nin kıyamı diğer isyanlar gibi asayiş ve benzeri dolayısıyla çıkan bir isyan değildir” dedi.

İstiklal Mahkemeleri arşivinde mahkemeyi çeken Fransız ve Rus ajansların sesli görüntülü çekimlerinin bulunduğuna dair kendilerine duyumları geldiğini ifade eden Fırat, “Bu görüntüler iyileştirmeye alınmış diye iletmişler. Hükümetin, bu isteklerimizi yakın bir zamanda karşılamalarını diliyorum” dedi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler