YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Savcı Sayan'dan Tarhan'ın istifasını değerlendirdi
CHP eski MYK üyesi Savcı Sayan, Emine Ülker Tarhan'ın istifasını değerlendirdi.
Savcı Sayan'dan Tarhan'ın istifasını değerlendirdi
01 Kasım 2014 / 08:00 Güncelleme: 01 Kasım 2014 / 10:52

Kanal A'da yayınlanan ve Mehmet Toprak'ın sunduğu 'A Politik' programının bu haftaki konukları CHP eski MYK üyesi Savcı Sayan ve Gazeteci Yazar Süleyman Özışık idi.

Maden kazasının derin üzüntüsünü duyduğunu belirterek konuşmasına başlayan Sayan, şunları söyledi.

Biz konuşuyoruz, bilim adamları, bakanlar, milletvekilleri vd konuşuyor, ondan sonraki kazaya kadar... Kimsenin önlem aldığı yok. Şimdi herkes grafik çiziyor,böyle olsaydı kaza olmazdı vs. Bu ülkede bu işin uzmanları komisyonları yok mu?

İkide bir ocaklar yanacak, çocuklar babasız kalacak. Sonra biz çıkıp çok şey biliyormuş gibi konuşacağız. Çok şey biliyorsak tedbir almamız lazımdı.

O işletme sahiplerinin biraz vicdanı olsun. Bin lira veriyorsun. Bin lira nedir? Senin bir yemekte harcadığın para.

Süleyman Özışık ise;  "O parayı da beş aydır vermiyor. Ortaya da çıkmıyor. Bir yere sinmiş, oradan buradan açıklama yapıyor. Bizim haberimiz yok. Bir böyle göçük altında kalanlar bir de vicdanı haysiyeti göçük altında kalanlar var." dedi.

Vicdanı, onuru ve haysiyeti göçük altında kalan kesim var

Vicdanı, onuru ve haysiyeti göçük altında kalan başka bir kesim daha var. Cumhurbaşkanı Erdoğan haklı olarak dönüp dedi ki; "Benim 18 vatandaşımın yer altında can çekiştiği bir ortamda ben Cumhuriyet Bayramı balosu, resepsiyonu filan kutlayamam diyor.

Bu kararını eleştirenler, o işletme sahibinden farksızlar. 'İşte Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamamak için...' filan bir sürü laf ediyorlar. Yahu böyle bir rezalet olur mu? Dün cumhuriyet yasta olmalıydı.

Emine Hanım'ın ilkeleri var

Emine Hanım, çok ilkeli davranmıştır. Tebrik ediyorum. Geldiği günden beri savunduğu bir çizgi var, zaten liderlik de budur. Bir insan kendi düşüncesini savunup, bu düşünceye insanları inandırmaya çalışıyorsa, o insan iyi bir insandır. Bir insan herkese göre konuşursa, o insan hiçbir şey olamaz.

Kemal Bey ile Emine Hanım arasındaki fark bu. Emine Hanım ilk günden beri, 'Ben Atatürkçüyüm, ben ulusalcıyım, benim doğrularım, ilkelerim budur. CHP'nin ilkeleri ile örtüşüyor, altı oku ile örtüşüyor. CHP bunlardan sapıyor. Ben böyle bir CHP'yi kabullenemiyorum' diyor.

Emine Hanım'ı tebrik ederim, geç de olsa uyandı

Tebrik ediyorum. Geç de olsa uyandı, gereğini yaptı. Emine Ülker Tarhan'ın, Yılmaz Özdil'in söylediklerini ben dört yıldır söylüyorum. Muharrem İnce'nin kongrede yaptığı konuşmasının aynısını ben dört yıldır yapıyorum. Ben söyleyince 'hain' oluyorum, onlar söyleyince alkış alıyorlar.

Kılıçdaroğlu bu partiyi yok etmiştir. CHP'nin bir duruşu, bir ilkesi vardı. Ona insanlara inandırmaya çalışıyordu. Şimdi herkese boncuk dağıtıyor. Az da olsa aldığı oylarda, insanlar güveniyorlardı. Şimdi o da yok.

Emine Ülker Tarhan ve istifa edecekler yani bir parti de kursalar, DSP'yi de canlandırsalar, iddia ediyorum ki Kılıçdaroğlu'ndan daha fazla oy alacaklar. İyi bir organizasyon olsun. CHP'ye oy veren kitleyi, Muharrem İnce ile Kılıçdaroğlu seçiminde biz gördük. Kılıçdaroğlu'na oy veren yerlerin çıktığı yere baktığımızda CHP'nin yüzde 10 oy aldığı yerlerdir. Muharrem İnce'nin aldığı oyların yeri, CHP'nin yüzde 60-70 oy aldığı yerlerdir. Dolayısıyla CHP'nin tabanı da Kılıçdaroğlu'nu sevmiyor.

Deniz Baykal neden istifa etmiyor?

Deniz Baykal istifa etmekten ziyade, elini masaya elli kere vurmalıydı. Kılıçdaroğlu'na bu kadar pirim vermemeliydi. Deniz Baykal bu ülkenin şifrelerini, devlet yapısını bilen, darbeler görmüş, sürgün edilmiş önemli bir devlet adamıdır. Son zamanlarda üzerine düşeni yapmıyor. Nedenini de bilmiyorum.

Tarhan'ın başarısı ile Gezi'nin başarısı eşit

Kılıçdaroğlu'nun Tarhan'ın istifasına verdiği tepki çok manidar. 'Sağlık olsun' diyor. Biz zamanla şunu göreceğiz, bu koltuklara sağcılar, cemaatçiler yerleştirilecek. Emine Ülker Tarhan'ın başarılı olma şansını da ben Gezi'nin başarılı olma şansı ile eşit tutuyorum.

Ak Parti'yi destekleyenlerin umudu, Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Gitmesin isterler.

Paralel cemaati arkadan vurdu

Paralel cemaati arkadan vurdu. Paralelin içinde başka iş birlikçiler olabilir. Ak Parti için cemaatçi olan, cemaatçi olduğu için Ak Parti'li olan milyonlarca insan var. Bir de makam mevki elde etmek için cemaatçi olanlar var onlar ayrı. Önemli olan, ülkeye yanlış yaptınız.

Siz bu ülkenin milli istihbaratını, milli sırlarını ifşa ederek neye hizmet ettiğinizi anlatırsanız, rahatlatırsınız. Öyle bir şey de yok.

Diyelim ki paralelcilerin vatansever olduğunu, yalandan, hırsızlıktan haz etmediklerini kabul edelim. O zaman bundan birkaç gün önce paralel yapının en tepe isimlerinden biri olarak geçinen kişinin, Amerika'da gavura, Müslüman'ı şikayet etmesine ne diyeceksiniz? Bütün Ak Parti için söyledikleri yalan. Neymiş İmam Hatip okullarına zorla alıyorlarmış, neymiş rakı yasakmış! Bunları anlatıyor ya! Gel de çıldırma ya! Bunları Emine Ülker Tarhan dese eyvallah, Savcı Sayan dese eyvallah!

Yıllardır bu insanlar Anadolu halkından para topladılar. Dini güçlendirmek için destek oldular.

Gülen 28 Şubat MGK kararlarını destekledi

Programın moderatörü Mehmet toprak ise, Fethullah Gülen'in 28 Şubat'ta 10 dakikalık MGK kararlarını nasıl desteklediğini şu sözlerle anlattı:

Paralel Yapı, Kırmızı Kitap'a girdikten sonra, paralel medya, 'Bunu 28 Şubat'ta bile görmedik' dedi. Ama Fethullah Gülen'in 28 Şubat'ta MGK kararları ile ilgili olarak söylediği;

"Milli Güvenlik kararları belki bu şekilde, tavsiye niteliğinde, bazıları onları muhtıra şeklinde de algıladı, gelişmiş demokratik ülkelerde, anti demokratik bulunabilir. Fakat şurası da gerçek ki, milli güvenliğin hali hazırdaki konumu, anayasal esaslara dayandırılmıştı. Yani MGK her şeyi aşarak, parlamentoyu aşarak, anayasayı aşarak kendi kendine o konuma yükselmemiş, oraya gelip oturmamış ve millete karar verdirmiyor. Anayasal bir müessese anayasanın getirdiği yerde kendi konumunun gerektirdiği şeyleri yerine getirmeyi düşünür. Mesela şimdi onlar da şöyle düşünüyorlarsa; biz burada milli güvenlik, milletimizin güvenliğini şayet koruma mevkiinde bulunuyorsak, ister gerçekten öyle olsun ister bizim içtihatlarımıza göre olsun, şu gelişmelerde rejim için şayet birer tehlike ise bunlara müdahale etmek bizim sorumluluğumuz altındadır, müdahale etmek. Müdahale etmediğimiz zaman tarih önünde suçlu oluruz. Meseleyi böyle algılıyorlarsa, bana göre onlar masumdurlar. Eğer işin içinde bir hata varsa, bu içtihat hatasıdır. Hatta fakirlerin mülazasıyla da yaklaşılabilir. İçtihattaki hatalar bir sevap kazandırır. İsabet olursa iki sevap kazandırır."

İslam iddiasında olan insanların tam da o gün çıkıp, 'Bu milletin değerleri ile çelişen, yasakçı, yukarıdan bindirilen, dayatma ile çıkmış bir karardır. Biz buna karşı çıkıyoruz' demesi gereken insan, tam da bu kararları 'Ülkenin mashatı açısından bakıldığında bu kararı vermişlerse, bu doğru bir karardır, yanlış bir karar vermişlerse bile din açısından bakıldığında bir müşteki doğru içtihatta bulunursa iki sevap, yanlış içtihatta bulunursa da bir sevap alır' diyor.

Dini bile, bu dine karşı alınmış 28 Şubat MGK kararlarına alet edip, temize çıkaran çarpık bir din anlayışı.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler