YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Savcı Frye;Gülen’in korunduğuna dair kanıt yok
Cumhuriyet, Gülen davasına bakan ABD’li savcıyı öyle konuşturdu ki!
Savcı Frye;Gülen’in korunduğuna dair kanıt yok
22 Nisan 2009 / 11:08 Güncelleme: 22 Nisan 2009 / 00:00

Fethullah Gülen’e Amerika’da kalıcı oturma izni veren davanın Savcısı Frye, “Gülen’in ABD’de korunduğuna dair bir kanıt yok elimde” dedi.


Cumhuriyet gazetesi, özellikle eğitim ve diyalog çalışmalarıyla adını duyuran Fethullah Gülen’in oturma izni veren Amerikan mahkemesinin savcısı ile görüştü. Savcının söyledikleri Gülen’in haklılığını ifade etmesine rağmen Cumhuriyet kendi haberinin başlığını öyle bir çarpıttı ki, okuyanları hayrete düşürüyor.


Savcı Frye, Fethullah Gülen’in Amerika’da korunduğuna dair kanıt yok derken, “kanıtlardan çok etkili bir kişi olduğunu görünce Türkiye’de bunun siyasi olarak hassas olacağını tahmin ettim” cevabını verdi. Cumhuriyet ise bu ifadeden “Gülen hareketi hem dini hem siyasi” başlığını çıkardı!


İşte Cumhuriyet’in ibretlik röportajı:


Fethullah Gülen’in açtığı davada ABD hükümetini temsil eden Savcı Yardımcısı Mary Catherine Frye:


Gülen hareketi hem dini, hem siyasi


Frye: Gülen’in iddiası “Ben ünlüyüm ve insanlar benim hakkımda araştırma yapıyor, dersler ve konferanslar düzenleyerek beni çalışıyorlar bu durumda ben olağanüstü yetenekleri olan bir eğitimciyim” yönündeydi. Ancak araştırma yaptığımda onun hakkında düzenlenen konferansların Gülen hareketi tarafından finanse edildiğini gördüm. Ve Gülen’in yazdığı yazılar bilimsel değil dini görünüyordu. Yani akademik prestij satın almaya çalışıyor izlenimi veriyordu. Gerçek bir bilimsel çalışma, insanları satın alarak üzerinde çalışmasını sağlamaz.


ABD’de yaşayan cemaat lideri Fethullah Gülen’in yeşil kart almaya hak kazandığı dava Türkiye’de büyük yankı uyandırmıştı. ABD’de kalabilmek için dört ayrı başvuruda bulunan ve sonunda ABD hükümetini dava eden Gülen, geçen yıl kalıcı oturma izni almayı başardı. ABD hükümetini bu davada temsil eden Pensilvanya Eyaleti Doğu Bölgesi Savcı Yardımcısı Mary Catherine Frye ile Philadelphia kentinde görüştük. Davanın ayrıntılarına yönelik kapsamlı bilgi veren Frye, davaya bakan yargıcın kendi kanıtlarını ciddiye almadığı görüşünde. Davanın sonucundan ötürü düş kırıklığı yaşadığını gizlemeyen Frye, Gülen hareketinin siyasi ve dini bir hareket olduğu kanısını taşıyor.


Fethullah Gülen’in ABD’de kalma izni aldığı davaya yönelik süreci kısaca anlatır mısınız?


FRYE - Gülen’in ABD Vatandaşlık ve Göçmen Bürosu’na yaptığı bir dizi farklı vize başvurusu uzun süredir askıdaydı. Bu başvurular arasında kalıcı oturma izni, olağanüstü yetenekleri olan yabancı ve dini işçi gibi vize başvuruları bulunuyordu. Bu başvurular 1 ile 6 yıla kadar herhangi bir karar olmaksızın askıda kaldı. Bunun sonunda Gülen’in avukatı Ronald Klasko, askıdaki başvurular konusunda harekete geçmesi için ABD hükümetine dava açtı.


Göçmen bürosu her iki tarafın avukatlarının önce “olağanüstü yetenekleri olan yabancı” başvurusu üzerinde odaklanması yönünde karar verdi. Çünkü bu çözülürse diğer başvurulara gerek kalmayabilirdi. Her iki taraf da mahkemeye karar için müracaat dilekçesi sundu. Gülen kendi savunması için birkaç kutuya sığacak kadar son derece büyük bir dosya sundu. Bunların içinde kendi hakkında yazılanlar, kendi yazıları, ödülleri ve referans mektupları kanıt olarak sunuldu. Bu dosyalar sunulduktan sonra yargıç Stewart Dalzell, Gülen’in lehine karar verdi. Dosyaları okuyanlar arasında bu biraz kafa karışıklığı yarattı çünkü Dalzell benim kanıtlarımı yeterince ciddiye almadı.


Eğitim konusunda uzman değil


Savunma avukatı olarak sizin kanıtlarınız nelerdi?


Gülen’in talep ettiği “Olağanüstü yetenekleri olan yabancı” statüsünde vize alabilmek için bu yabancının eğitim, bilim, sanat ve spor gibi özel bir alanda uzman olması gerekiyor. Bu alanlarda en üst düzeydeki birkaç kişiden biri olduğunuzu kanıtlamanız gerekir. Gülen’in mahkemeye sunduğu dosyaların hepsini ayrıntılı bir şekilde inceledim ve Gülen’in din ve belki de politikada çok ünlü ve çok etkili bir lider olduğunu kanıtladığını ancak kendisinin eğitim konusunda bir uzman olmadığı sonucuna vardım. Savunmamda bunu ortaya koydum. Gülen’in iddiası ise “Ben ünlüyüm ve insanlar benim hakkımda araştırma yapıyor, dersler ve konferanslar düzenleyerek beni çalışıyorlar bu durumda ben olağanüstü yetenekleri olan bir eğitimciyim” yönündeydi. Ancak araştırma yaptığımda onun hakkında düzenlenen konferansların Gülen hareketi tarafından finanse edildiğini gördüm. Gülen’in yazıları bilimsel değil dini görünüyordu. Yani akademik prestij satın almaya çalışıyor izlenimi veriyordu. Gerçek bir bilimsel çalışma insanları satın alarak üzerinde çalışmasını sağlamaz. “İnsanlar benim hakkımda yazıyor o zaman ben de bilim adamıyım” savına inanmadım.


Savunmanızda Gülen’in siyasi bir hareketin lideri olduğu yönünde de görüş sundunuz!


Bunların hepsi Gülen’in mahkemeye sunduğu dosyalardan alınma. Gülen’in mahkemeye ne sunduğunu fark edip fark etmediğinden emin değilim ama kendisinin iddia ettiği bilimsel makaleler Gülen’in siyasi bir hareketin lideri olduğunu söylüyordu. Ben de oradan aldım. Bunların hepsi kamuya açık, ancak benden başka pek okuyan olduğunu sanmıyorum. Bu dosyalarda pek çok kanıt görülebilir.


Sizce yargıcın kararında Gülen’in mahkemeye sunduğu referans mektupları ne derece etkili oldu?


Anımsadığım kadarıyla ne göçmen bürosu ne de yargıç bunlara ağırlık vermedi. Bence bu şaşırtıcı değil. Konu Gülen’in olağanüstü yetenekleri olan eğitimci olup olmadığı idi ve bu referansları yazanların hiçbiri eğitim konusunda uzmanlaşmış değildi. Bu kişilerin görüşlerinin o kadar önemli bir ağırlığı olamazdı. Elbetteki yargıcın nasıl düşündüğü ben bilemem.


‘Karara şaşırdım’


Yargıç sizin sunduğunuz kanıtların yetersizliğini öne sürerek karara vardı. Nasıl karşıladınız bunu?


Düş kırıklığına uğradım ve aynı görüşte değilim.


Bu kararın siyasi olabileceğini düşündünüz mü?


Bu kararın siyasi olabileceğini düşünmek için herhangi bir nedenim yok. Karara şaşırdım ve anlam veremedim.


Neden temyize gitmediniz?


Dalzell’in Gülen’e olağanüstü yetenekleri olan yabancı vizesi verilmesi kararının ardından göçmen bürosunun statü değişikliği konusunda karar vermesi gerekiyordu. Büro mahkeme kararına karşın statü değişimini reddedebilirdi. Vizeyi vermeleri gerekirdi ancak kalıcı oturma iznini reddedebilirlerdi. Ancak büro kalıcı oturma izni de verilmesine karar verdi. Bundan sonra temyize gitmenin bir anlamı yoktu. Gülen istediği her şeyi kazanmıştı.


Göçmen bürosunun kalıcı oturma izni için acele ettiğini mi düşünüyorsunuz?


Hayır ama ben çok şaşırdım. Bundan sonra hukuki sürecin işleyeceği birkaç adımın daha olacağını ve sonunda temyize gitme olasılığımız olacağını düşünüyordum. Onun yerine büro kalıcı oturma iznini verdi ve artık temyize gitmenin anlamı kalmadı. Buna ek olarak Gülen’in durumundaki birinin hükümetten avukatların masraflarını alması olasılığı ortaya çıktı. Temyize gidilseydi bu avukatların masrafları da artacaktı. O noktada dava gerçekten bitmişti.


Aslında Gülen bu davada bir şey isterken iki şeye birden ulaştı!


Evet, bu doğru. Daha önce oturma izni için başvurmuştu ancak davanın o noktadaki seyrinde adım adım gidiyorduk. Sonunda büro diğer adımda davaya devam etmek istemedi.


Bu dava üzerinde iki yıla yakın bir süre çalıştınız ve Gülen ile ilgili oldukça kapsamlı bir araştırma yaptınız. Sizce Gülen hareketi gerçekten ne?


Bu sadece benim kişisel görüşüm ve ABD’nin görüşünü yansıtmıyor. Benim kişisel tahminim bu hareketin dini ve siyasi bir hareket olduğu yönünde. Anladığım kadarıyla Türkiye’de de tartışmalı bir hareket.


Türkiye’de Gülen’in ABD’de korunduğu yönünde görüşler var. Sizce Gülen burada korunuyor mu?


Araştırmalarımda bu tür bir bulguya rastlamadım. Ancak dosyama koyduğum bir bölüm sanırım yanlış anlaşıldı. Dosyamda yer verdiğim yazarlardan biri bazı kişilerin Gülen’in CIA ile ilişkisi olduğundan kuşkulandığını yazmıştı. Ben de bu yazara atıfta bulundum. Gülen’in burada korunduğu yönünde herhangi bir kanıt yok elimde. Eski CIA çalışanlarının da referans mektubu yazması kuşkuları arttırdı anladığım kadarıyla.


Gülen’in uzun yıllardır burada kalması kuşku uyandırıyor. Yasal statüsü olmadan bir kişinin bu kadar uzun süre ABD’de kalması mümkün mü?


Tıbbı tedavi için ilk girişinde yasal statüsü vardı. Sonradan farklı vizelere başvurdu. Yasadışı yollardan girenlerin uzun süre kalma şansları yok, ancak Gülen yasal yollarla buraya geldi. Sanırım her zaman bir tür vizesi oldu.


Gülen burada kalmak için 4 farklı başvuruda bulundu değil mi?


Tıbbi tedavi, dini işçi, olağanüstü yetenekleri olan eğitimci ve kalıcı oturma izni statüsü gibi başvuruları oldu.


Niye kalmak için bu kadar uğraştı?


Bunu ben de merak ettim. Ancak gerçekten bir fikrim yok. Araştırmalarımda bunu açıklığa kavuşturacak bir şey de bulamadım.


Bu davanın siyasi anlamda hassas olduğunu düşünüyor musunuz?


Bu yönde bir hissim olmadı. Ancak kanıtlardan çok etkili bir kişi olduğunu görünce Türkiye’de bunun siyasi olarak hassas olacağını tahmin ettim.
(Haber: Elçin Poyrazlar/Cumhuriyet) 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler