YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sav: Ters köşeye yatırdım
Baykal'ın istifasıyla boşalan genel başkanlık koltuğu için yaşanan süreç sancılı geçti.3 kez aday değilim diyen Kılıçdaroğlu sürpriz yaparak aday olduğunu açıkladı. İşte CHP'de yaşanan bu süreci genel sekreter Önder Sav anlattı.
Sav: Ters köşeye yatırdım
06 Haziran 2010 / 09:19 Güncelleme: 06 Haziran 2010 / 10:00

CHP Genel Sekreteri Önder Sav, kendinise ait olduğu ileri sürülen özel hayatına ilişkin görüntülerin ardından Deniz Baykal'ın istifa ettiği CHP Genel Başkanlığı koltuğu için yaşanan süreci anlatırken şok itiraflarda bulundu. CHP'nin tarihi kurultayında partinin 'gölge lideri' konumu yaptığı hamlelerle gözler önüne seren Sav, "53 yıllık yol arkadaşım" dediği Baykal'ı "CHP'ye artık katkısının olmayacağı" gerekçesiyle nasıl saf dışı bıraktığını 2 kez "Kesinlikle aday değilim" açıklaması yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nu iki günde örgütün adayına nasıl dönüştürdüğünü, anlattı. Sav, 6 Mayıs’tan 22 Mayıs’a kadar geçen sürede yaşadıklarını gün gün, saat saat özetle şöyle anlattı:

‘TERS KÖŞEYE YATIRDIM’

Sonunda üç günlük, kendisiyle sanıyorum dertleşme ve hesaplaşmadan sonra Deniz Bey istifa noktasına geldi. İstifasından benim haberim olmadı. Yani benimle bölüşmedi istifa kararını... İstifa ettiği gün, ben onun 53 yıllık dostuyum, arkadaşıyım, genel sekreteriyim. Belki benlen oturup o konuyu konuşsaydı, onu daha büyük, farklı boyutlarda tutabilirdik. Veya istifadan sonraki aşamalar konuşulup, beraber o da değerlendirilebilirdi. Ama istifada bir dönüş kararlılığı vardı. İstifadan sonra benim salı günü TBMM’de grubunda yaptığım bir konuşma var. O konuşmayı dikkatle süzerlerse, o konuşmada ben CHP’ye bir teşhis koyuyorum. Ve sözümün bir yerinde hatta baş tarafında, “Genel Başkan Baykal, Türkiye’nin en sıkıntılı, sorunlu döneminde genel başkanlıktan ayrıldı. Bizi kendi göbeğimizi kesmekle yüz yüze bıraktı. Bundan sonra göbeğimizi biz keseceğiz. Parti kesecek” dedim. Gruptan çıktıktan sonra da basını ters köşeye yatırdım.

GERİLİMLİ MYK TOPLANTISI

Çok cılız bir kalabalık oldu. 60 bin kişi bekliyorlarmış, bin 500-iki bin kişi ancak vardı. Deniz Bey’in yanında da bunu benim engellendiğim söyleniyor. Yani mitingin fos çıkmasından da beni sorumlu tutuyorlar. Ben de bunu bana aktaranlara, "Demek ki çok güçlüymüşüm, 58 bin kişiyi durdurabilmişsem hakikaten güçlüymüşüm" diyerek ironi yapıyorum. Benim ilişkim Deniz Bey’le bozulmadı. Salı günkü toplantıdan sonra çarşamba günü yaptığımız Merkez Yönetim Kurulu’nda, arkadaşların bir kısmının Deniz Bey’e iyilik yapmadıklarını, Deniz Bey’in de kimsenin hamiliğine ihtiyacı olmadığını söyledim. Ve "Deniz Bey’e yakınlıkla yalakalığı birbirinden ayırın arkadaşlar" dedim. "Burada Deniz Bey’e yalakalık edenler var" dedim. Yalakalık tabirini kullandım. Bundan o sakallı (Savcı Sayan’ı kast ediyor) alındı. Zıpladı bir şeyler söylemeye çalıştı. Hiç kale bile almadım.

KARARI TEK BAŞINA ALMIŞ

Bir gün sonra perşembe akşamı evde kendi kendime epey tartıştım. Benim bir huyum var. Çok ilginçtir. Kritik süreçlerde, pencereden bakar, dışarıda Önder Sav’ı gözlerim. Önemli kararlar almadan önce sıyrılırım kendimden. Kendimi izlerim. Böyle bir hasletim, özelliğim var. O gün de yine koydum kendimi dışarıya. Ölçtüm, tarttım, biçtim. Sindiremiyorum CHP’nin adaysız kurultaya gitmesine... Eli kolu bağlı, Godo’yu bekler gibi... Delegeler imzayı verecek, Deniz Baykal oturduğu yerden gelecek.

‘3 KEZ GİZLİCE BULUŞTUK’

Baykal'la ilgili yol ayrımıyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu ismi de o gece netleşti. Bir de doğru, yanlış, haklı, haksız. Kamuoyunda bir havası, gücü var. Kamuoyu/halk desteği yadsınamaz bir gerçek. Birkaç kez buluştuk. Kimsenin bilmediği, bilemeyeceği bir yerde... Ve kimse de bilemedi. Ne o karısına söyledi ne ben söyledim. Bırak ikinci üçüncü kişiyi... Ne kadar ketum kalınırsa o kadar sonuç alınır bu işten diye düşündüğüm için bu değerlendirmeyi rahatlıkla ona da yaptım. Ve Kemal Bey de buna uydu. (O zaten ağzı sıkı bir siyasetçidir) Ve adaylığını açıklama günü, tarihi... Pazar erken olurdu, salı da geç olurdu. Pazartesi en uygun gündü adaylık açıklamak için. Zaman da öğleden önce olmalıydı. Basının da alarmda olacağı bir olay çünkü.

‘ÖNCE SİZ KONUŞUN...’

Kemal Bey belki beraber açıklama yapmamızı isterdi. Ben de ‘Ne kadar sade olursa o kadar iyi olur’ dedim. ‘Siz açıklamayı yapın, benim de söyleyeceklerim var’ dedim. O benim destek vaadeceğimi biliyor ama ne söyleyeceğimi bilmiyordu.

‘Tekin elinde tuttuğunu sanıyordu’

Sav, "Gürsel Tekin ki Kemal Kılıçdaroğlu’nu elinde tuttuğunu, yönlendirdiğini düşünen bir siyasetçi, basın toplantısından beş dakika önce haberi oldu. Televizyonların alt yazısından gördü" dedi.

AÇIKLAMAMDAN ÖNCE BASINI DA YÖNLENDiRDiM

CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığını açıkladığı günden itibaren yaşananları ise şöyle anlattı: “Basın mensupları açıklamadan sonra hurra geldiler, doldular odaya. 'Engel olmayın basına' dedim. Şu koltukta oturduk. Burada basını da yönlendirdim. 'Siz biraz dışarı çıkın, çıkışta açıklama yapacağım' dedim. 'Kemal Bey’le bir özel konuşalım. Kemal Bey bir açıklama yaptı ama ben de sizin gibi dinledim, kısa bir açıklamaydı, Ben Kemal Bey’i dinleyip iyice anlayayım. Bakalım detayında ne var?' dedim. Bunları bir merak aldı mı dışarı çıkarken, Kemal Bey’le 15-20 dakika görüştük. Sonra kapıda o açıklamayı yaptım, değerlendirmeyi yaptım. Sanıyorum görmüşsünüzdür. Sonradan anlıyorum ki medyada da örgütte de kamuoyunda da müthiş bir etki bırakmış o açıklama... Benim o konuşmamın bir bölümünü il başkanları bir gün sonraki toplantıdan sonra açıkladıkları deklarasyonda kullandılar. 'Biz de Genel Sekreterimiz gibi aklımızı duygumuzun, yüreğimizin önüne koyduk' dediler.

TAM HEDEF SAPTIRMAYDI

Kemal 11.30’da açıklamasını yaptı. O kadar bir hedef saptırma yaptım ki ben o açıklamadan önce. Bu binadaki basın koordinatörlüğü bile fark edemedi bunu. Yazılı başvurusu var Sayın Kılıçdaroğlu’nun elimde. Grup Başkan Vekili imzasıyla... Salon tahsisi istiyor açıklama için. Ben de havale ettim resmi yazıyla ilgili birime. 'Ne yapacak salonu' diye sordular. 'Ne bileyim ben. Belki adam aday değilim diyecek, belki adayım diyecek, belki başka bir şey diyecek. Sorar mıyım böyle bir şeyi' dedim. Biliyorum bu birileriyle görüşülecek (Baykal’ı kast ediyor). Bana sordular 'SMS gönderelim mi, bu toplantıya ilişkin mi' diye. 'Hayır. Ne münasebet. Kemal kendi olanağı ile yapsın, partinin olanağını niye kullanayım onun için' dedim. Bunlar zannettiler ki biz Kemal’le ayrıyız ve ben onu paramparça edeceğim! Tam bir hedef saptırmaydı o."

egedesonsoz.com
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler