18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul18 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir12 °C
  • Konya9 °C
  • Adana19 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır17 °C
  • Bursa13 °C
  • Kayseri5 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa18 °C
  • Gaziantep16 °C
  • İçel20 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sarp Kuray: Kahramanım Hz. Ali
Sarp Kuray: Kahramanım Hz. Ali
08 Kasım 2008 14:44
Sarp Kuray: Kahramanım Hz. Ali

10 Kasım Pazartesi akşamı Kanal A’da yayınlanacak Gündem Ankara Özel programına katılan Sarp Kuray ve Ömer Gürcan gündemi sarsacak değerlendirmelerde bulundular.


TAM METİN


TEK BİR KİŞİ ANAYASAL DÜZENİ DEĞİŞTİREMEZ




  • Sarp Bey hakkınızda verilen müebbet hapis cezası sürecine nasıl gelindi?

Sarp Kuray: 1980’de yurtdışına çıktım. O yıl vatandaşlıktan çıkarılan ilk 5 kişilik listenin içinde benim adım da vardı. Amerika’nın maşası olan Kenan Evren’e karşı çıkmam gerekçe gösterilerek vatandaşlıktan çıkarıldım. Yurtdışını bir kaçış olarak değil, Evren’e karşı direnişi devam ettirmenin bir yolu olarak gördüm. 1988 yılında kendi yapılanmamız olan 16 Haziran Hareketi’nde* ayrışmalar ortaya çıktı. Bu tarihten itibaren illegal faaliyetlerin, silahlı eylemlerin örgütün marjinalleşmesine sebep olduğunu ve bu tarz bir yapılanmanın düşmana karşı değil “dost”a karşı bir örgütlenme olduğunu gördük. Bu düşünceyi örgüt içinde dillendirdiğimizde “opürtinist”, “teslimiyetçi”, hatta “ihanet”le suçlandık. Bizleri düşüncelerimizden dolayı karalayan bu arkadaşlar daha sonra tutuklanarak ömür boyu hapis cezasıyla yargılandılar. 1 yıl ile 8 ay arasında hapishanede yattıktan sonra salıverildiler. Bana ihanetçi, teslimiyetçi diyen şahıslar, polise ise “biz bu silahlı eylemlerin emrini 16 Haziran Örgütü’nün lideri Sarp Kuray’dan aldık” iftirasında bulundular. Bu arkadaşların kısa bir sürede bırakılmalarından ümitlenerek Türkiye’ye döndüm. Örgüt içinde demokrasiden yana tavır koymam ve kendi rızamla ülkeye dönmüş olmam göz önüne alınarak 4 ay yattıktan sonra serbest kaldım. Bu beraat kararı Yargıtay’a gitti ve bozuldu. 168’den 15 yıl ceza verdiler. Bir daha bozuldu, bir daha gönderildi. Bu sefer Yargıtay 146/1’den yargılanmamı istedi. “Anayasa’yı cebir ve zorla ilga etmek” suçunda ömür boyu hapis cezasına çaptırıldım. 1993’te cezaevine giren Sarp ile bugün hapse girecek Sarp arasında –saçlarının beyazlaması haricinde- bir değişiklik yok. Demokrasiden yana duruşum devam ediyor. Ama hukuk sistemi habire değişiyor. Benim hakkımda verilen karar hukuki değil siyasidir. Tek kişilik, Anayasa ihlali olmaz. Türkiye’de yaşadığım bu son 15 senelik belirsizlik elimdeki her şeyi almıştır. Hukuk insanla oynaşmayacak. Hak olmadan hukuk olmaz. Suçlu buluyorsan başında yatıracaksın. Bulmuyorsan beraat kararını sonuna kadar devam ettireceksin. Anayasa’yı silah zoruyla değiştiren darbeciler karşısında ceketlerini ilikleyip hazır olda bekleyen yargı mensupları, darbe karşıtı gençleri için ise idam fermanını imzalayıp kalem kırıyorlar.


Talat Turhan, Fikri Sağlar, Soner Yalçın, Avni Özgürel vb. sol geçinen birçok isim “Benim devletin, Genelkurmay’ın adamı olduğum, mafya olduğum” konusunda inanılmaz bir yanıltıcı neşriyat yapmışlardır. Sol geçinen çevrelerin bu hoyratça söylemlerine karşı öfke taşıyorum.


KARAYALÇIN SHP’NİN ONAYINI ALMADAN CHP’DEN ADAY OLDU



  • Murat Karayalçın, CHP’den Ankara Belediye Başkanlığı’na adaylığını koyarken SHP’den onay aldı mı?

Kuray: SHP Meclisinden yerel seçimlere tek başına girme kararı çıkmıştı. Ama Sayın Karayalçın bireysel hareket edip CHP’den aday oldu. Karayalçın’ın bu kararının arkasında SHP’nin kurumsal olarak bir onayı yok. Ama daha sonra Karayalçın’ın aldığı bu karar tüzüğe uydurulacak. CHP gibi şoven ve statükocu bir partinin Türkiye’deki yangını göğüsleyemeyeceği kanaatindeyim. Diyarbakır’dan ötesine (Türkiye’nin üçte birine) gidemeyen bir partinin Türkiye’de muhalefet partisi olamayacağı düşüncesindeyim. Bunun için CHP ile yapılan ortaklıklara pek sempatik bakan biri değilim. Ama Karayalçın beyefendi, birikimli bir insandır. Ankara Belediye Başkanı olmasını arzu ederim.


KARAYALÇIN’IN CHP’DEN ADAY OLMASINDA DEMİREL’İN MÜDAHALESİ VAR


Gürcan: Genel Başkanımız Karayalçın’ın SHP’den koparılıp CHP’ye götürülmesini bir operasyon olarak görüyorum. Bu operasyonda Güniz Sokak’taki Demirel’in müdahalesi olmuştur. Sarp abiye verilen ceza ile Karayalçın’ın CHP’ye geçmesinin aynı zamanda olması bir tesadüf değil.


ASKERİ DARBELER 2500 İNSANI ZENGİN YAPTI



  • Sizin deyiminizle ‘1946’da Türkiye’ye yerleştirilen Amerikan kabuğu’nun günümüze faturası ne olmuştur?

Kuray: Kurtuluş Savaşında silahla kovduğumuz emperyalizm, İzmir İktisat Kongresi ile bacadan girmiştir. Bu şirketlerle giriş Amerika’nın da desteği ile 1946’da en güçlü hale getirilmiştir.


Ömer Gürcan: 50 bin cana mal olmuştur. Sokaklarda sağ-sol diye birbirine vurdurulan gençlik; arkasından Kürt olayının patlaması, Kürt ve Türk halkının birbirine vurdurulmasına sebep olmuştur.


Kuray: Türkiye’de darbeler ve siyasete müdahaleler sonucunda milyonlarca insan aç ve yoksul duruma düşmüştür. Bütün bu kavga ve yoksunluğun ortasında 2500 insan zengin olmuştur.



ATATÜRK KÜRTLERE ÖZERKLİK VERECEKTİ


  • Kürt sorunu nasıl çözülür?

  • Kuray: Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında Türk ve Kürt halkı birlikteliğin en güzel örnekliğini göstermişlerdir. Bu birliktelik 1919 sonrasında “ortak vatan”, “asli unsur” ve –bugün de çok tartışılan- “Kürtlerin yoğun oldukları bölgelerde yerel inisiyatif kullanmaları” esası üzerinde tamamlanmıştır.


    Gürcan: Kurtuluş Savaşı Türk ve Kürt omuz omuza veriyor. Lozan’a da birlikte gidiyorlar. Ama daha sonra Kürt hareketi ve sol tasfiye ediliyor.


    ATATÜRK’ÜN 1919 PROJESİ HAYATA GEÇİRİLİRSE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜR



    • Can Dündar’ın “Mustafa” belgeselinde de “Atatürk’ün Kürtler’e özerklik vermek istediği” geçiyor. Bu konu hakkında sizin düşünceleriniz nedir?

    Kuray: Atatürk’ün böyle dediğini bu Atatürkçü beyefendiler biliyor. Zafer böyle kazanılmıştır. Bırakacaklar hikayeyi. Atatürk’ün hazırladığı 1919 projesi hayata geçirilirse Kürt sorunu çözülür. Günümüzdeki Kürt hareketlerinin en radikaline baktığımızda istedikleri hakların 1919 projesinde öngörülen haklar olduğunu görüyoruz. Babiller ve Firavun’dan bu yana bu topraklarda devlet adına sürekli potansiyel düşmanlar üretilmiştir. Bu bazen Kürtler, bazen de solcular, İslamcılar olmuştur. Toplumsal barışın sağlanması lazım.


    “MUHATABIMIZ YÜZÜ ANKARA’YA DÖNÜK KÜRTLER’DİR”



    • PKK gerçekten Kürtlerin hakkını savunuyor mu?

    Kuray: Kürtlerin içerisinde “Kürt-Türk birlikte bu sorunu çözebiliriz” diyen bir damar var. Kürt sorununda benim muhatabım bu damar. Öbür damar beni ilgilendirmiyor. DTP bir Kürt partisi projesi değildir. Bu Türkiye partisi projesidir. Ve temeline de Tanzimat ayarında olsun, cumhuriyet ayarında olsun Türkiye’nin modernleşmesinin önüne geçebilecek yani Türkiye’nin 250 senedir süren modernite hareketinin önüne geçebilecek bir potansiyelde olsun denmiştir. Geçmişte İttihat Terakki var, Cumhuriyet var, Cumhuriyet Halk Partisi var, üçüncü bir parti olsun diyerek Türkiye’de hem Kürt kardeşliğini içinde tutan, hem Türkiye’nin geleneksel modernite hareketinin için kalmasını isteyen bir felsefeyle ortaya atılmıştır. Bu dönüp-dolaşıp bir Kürt partisi haline gelmiştir. Ben birlikte hareket edebileceğimiz potansiyelden söz ediyorum. Ben yüzü Ankara’ya dönük Kürtlerden bahsediyorum. Bu yüzü Erbil’e döndermeye çalışıyorlar. Bu sadece dışarıdan değil, devlet eliyle de yapılıyor.



    • Adana Valisi Türkiye’de 3 milyon terörist var dedi. Devletin bir valisi bunu nasıl söyleyebilir? Bu açıklamadan sonra bu valinin görevden alınması gerekmez miydi?

    Kuray: Ankara Valilerinden Nevzat Tandoğan “Komünizm gelecekse onu da biz getiririz” diyor. Bu da memleketin valisi. 18 sene Ankara’ya hükmetmiş bir vali bu. Bu devletçi zihniyetten vazgeçmeli. Bu beyefendiler “halk devlet için vardır” fikrini tartışmasız kabul etmişlerdir.



    • Devletçi zihniyete karşı çıkmak devlete karşı çıkmak mıdır?

    Kuray: Ben Evren’e karşı çıktığımda “sen devlete karşı çıkıyorsun” diyorlar. Evren kim devlet kim?


    Gürcan: “Türk-Kürt” kardeştir deniliyor. Fakat sadece Türkiye sınırları içindeki Kürtler için böyle bir söylem yeterli değil. Nasıl ki bir Türk olarak Türkmenistan ile de bir bağ kuruyorsan yüzde 70’i senin sınırlarında olan Kürtlerin Türkiye’nin dışında olanlarıyla da güzel ilişkiler gerçekleştireceksin. Yoksa bu kardeşlik söylemi inandırıcı olmaktan uzaklaşıyor.


    SADECE GENEL BİR AF İLE KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜR



    • Güneydoğu sınırını kaldırırsak Irak’taki Kürtler mi Türkiye’ye gelir, yoksa bizdeki Kürtler mi Kuzey Irak’a geçer?

    Kuray: Bulgaristan’daki Türklere bir şey yapıldığında bizi nasıl üzüyorsa, Kuzey Irak’taki Kürtlere bir şey olduğunda bizdeki akrabaları olan Kürtler de üzülüyor. Kürt sorununu çözme potansiyeli olan en birikimli ülke Türkiye’dir. Devlet devletliğini bilecek sadece bir genel af ile bu sorunu çözecek.


    DİNE KARŞI TAVIR VE ŞABLONCULUK BİZİ HALKTAN UZAKLAŞTIRDI



    • Solcu bir devrimci olarak –dün ve bugün penceresinden baktığınızda- İslamiyet’i nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Kuray: Devrimci soldan gelen bizim gibi insanların din konusunda bir otokritik yapması gerekiyor. Kendimi devrimci Müslüman olarak tanımlıyorum. Türkiye’de bizim kuşağımız ve sonraki kuşaklar bırakın teolojik bir tartışma yapmayı sadece İslamiyet’in çıkışındaki demokratik yapıyı, mülksüze, yoksula karşı açılmış olan ilkeleri bilmiş olsaydık İslamiyet’in bir devrim dini olduğunun altını çizmemiz gerekirdi. Egemenlere karşı başkaldırmış, Arabistan Yarımadasının bütün yoksullarını, göçebelerini arkasına takmış bir önder insan demokratik sosyal bir devrim yapmıştır. Sonraki süreçte egemen sınıflar tekrar iktidara ele geçirdiler. Hz. Muhammed’i hicrete zorlayan Ebu Süfyan zihniyeti, kurucu devrim ilkelerini çiğneyerek, saltanat felsefesini egemen kıldı. Aynı zihniyet kadercilik doktrinini ortaya koydu. “Kadere” inanmak ayrıdır, “kadercilik” doktrini ayrıdır. Bir Müslüman’ın kadere inanmış olmasını asla tartışmam. Ama egemen sınıfın ortaya koyduğu kadercilik doktrini, kendi zalimliklerini, kendi sultalarını meşru kılacak teolojik bir zemin hazırlamıştır. İslamiyet’in kuruluşundaki o demokratik yapıdan istifade eden yoksul yığınlar sistemin dışına itilmiştir. Sonraki yüzyıllarda karşımıza çıkan halk ayaklanmalarının arkasındaki sebepte budur. “Allah yoktur” vb. teolojik tartışmalar yerine bu nitelikteki İslamiyet’i bilip öğrenseydik halktan bu kadar kopuk olmazdık. Solcuların halktan kopuk olmalarının iki sebebi var: Birincisi bu bahsettiğimiz dine karşı yanlış tavır. İkincisi ise kendi tarihimizin bilincine varmadan 1970’den itibaren bir şablonculuk üzerinden hareket etmek. Kimi Maoculuğu getirmiştir, kimi Sovyetler Birliğini, hızını alamayan birileri ise Enver Hoca’yı getirmiştir. Dindeki hata ve şablonculuk ile kendi toplumumuzdaki orijinal yapıdan koparak marjinalleşmemize sebep olmuştur.


    KARL MARKS: MUHAMMED DEVRİMCİYDİ


    Gürcan: Marks ve Engels mektuplaşmalarında Muhammed’ten “Devrimci Muhammed” diye bahsediyor. Marksist geçinen birçok kişi Marks’ın eserlerini okumuyor. Marks’ın eserlerine bakıldığında Hıristiyanlık üzerine birçok değerlendirme ile karşılaşacaklar.


    KAHRAMANIM HZ. ALİ



    • İslamiyet’e dair yaptığınız araştırmalarda en çok neler sizi etkiledi?

    Kuray: Beni İslamiyet’in kuruluş felsefesi çok etkiledi. Hz. Ali’nin tavrı beni çok etkiledi. Çok namuslu bir insan gördüm orada. Düşünün Hz. Muhammed ölmüş, cenazesini yıkıyor, öbür tarafta toplantı var. Halifeyi seçecekler. Kendisini toplantıya çağırdıklarında “görevim var” diyerek reddediyor. Muaviye ile yaptığı savaşta kendisine yapılan kalleşlikten ötürü “hakem”i reddedebilir. Suyun başını kesebilir. “Allah’ın suyudur biz buna karşı inisiyatif kullanamayız” diyerek düşman askerlerinin içmesine izin veriyor. O insanın bütün o sınıfsal pisliklerin dışındaki tertemiz tavırları beni çok etkiledi.


    DARBECİLER YARGILANMADIKÇA ERGENEKON’UN BİR ANLAMI YOK



    • İlhan Selçuk’un “antiemperyalist” olduğuna dair inancınızı koruyor musunuz?

    Kuray: Burada kriminal bir gurup var. 2004’de ihtilal yapmak isteyen paşalar var. Ergenekon davası bunları da kapsamalı. Türkiye’de ordu hiyerarşisinin Amerika’ya bağlı olduğuna inancım var. 12 Mart, 12 Eylül ve bugünkü durumları da budur. Hiç kimse bunlara dokunmuyor. Bunlar ihtilal yapıyor meşru. Ama üç çocuk duvara afiş yapıştırıyor 15 sene hapis cezası alıyor. İllegalse bunlar da illegal. 1946’da itibaren NATO, Türk ordusunun şahdamarına oturmuştur. Bu deşifre edilmediği sürece ve sermaye hareketlerinin Türk ordusunun içine sokulduğu boyutlar iyi kavranmadığı takdirde “Anadolu Ordusu” ruhundan Türk ordusunun ne derece ayrıldığının tam bilincine varamayız. Ergenekon bizim bu 1946 başlayan operasyonun devamıdır. Bunun içinde İlhan Selçuk gibi beyefendileri tenzih ediyorum. Onların antiemperyalistliğini ve devrimciliğini tartışmam. Onlara da metodik olarak bir hatırlatma yapıyorum.


    İLHAN SELÇUK DEVRİMCİ BİR ADAMDIR



    • İddianamede İlhan Selçuk ile ilgili hususların doğru olduğu ortaya çıkarsa ne düşünürsünüz?

    Kuray: İlhan ağabey devrimci bir adamdır. Delilleri görmedikçe onun aleyhindeki iddialara asla inanmam. Gördüğüm takdirde de oturur düşünürüm.


    GÜÇLÜ BİR HALK MUHALEFETİ ‘AMERİKAN KABUĞU’NU PARÇALAR



    • Ordunun içine 1946 yılında yerleşmiş olan bu Amerikan kabuğunun atılabileceğine inanıyor musunuz?

    Kuray: Türkiye elden gidiyor. Yüzde yüz teslim olma koşulları var. Türk ordusu bu Amerikan kabuğunu sırtından atacaktır. Çünkü arkasında Anadolu ordusu gibi antiemperyalist bir muzaffer ordu vardır. Ve tarihinin köklerinde de sipahi geleneği olan halkla birlikte beytülmale sahip çıkmış bir toprak düzeni vardır. Bu gelenekler Türk ordusundaki Amerikan kabuğunu atabilecek niteliktedir. Ancak bu sadece Türk ordusunun tek başına başarabileceği bir şey değildir. Güçlü bir halk muhalefetinin yaratılması gerekir. Bu sadece solcuların yan yana gelmesi değildir. Ülkesinin düşünen, Amerikan kuşatmasına karşı olan insanların birlikte oluşu ordunun işini kolaylaştıracaktır. Sonunda 19’lardaki gibi bir barikatın kurulacağına kendi ismim kadar inanıyorum. Türkiye toprağı buna müsaittir diyorum. Yeter ki aradaki engeller kaldırılsın. Ortak noktalarımıza vurgu yapalım. Size teşekkür ediyorum bu vesile ile. İkidir gayet namuslu entelektüel bir tarzla alıyorsunuz bizlerlerle tartışıyorsunuz. Sol gazeteler bizi adam yerine koymuyorlar. Samimi insanlar engelleri kaldırırlar, yan yana gelirler. Umutluyum. Bu umut olmazsa hapishanede yatılır mı?


    DİNAMİKLERE İNANDIĞIMIZ SÜRECE İDAM SEHPALARI BİLE BİZLERİ DURDURAMAZ



    • Birkaç gün sonra 7 buçuk senelik “ceza”yı çekmek üzere cezaevine gireceksiniz. Ama böyle bir günde Sarp Kuray ülke meselelerine kafa yoruyor, gelecekten umutlu ve şu an yaşadığımız sıkıntıların Türkiye’nin üstesinden gelebileceğine inanıyor. Bu yönünü çok daha önemsiyor ve sizi tebrik ediyorum.

    Kuray: Bir türkü peşine yürüdük. O türkü daha çalınıyor. O Türkiye türküsüdür. Ve o Türkiye’nin dinamiklerine inandığımız sürece değil hapishaneler, idam sehpaları bile bizi durduramamıştır. Gider yatarız, eğer belimiz bükülmezse devam ederiz. Bükülürse de bastonla devam ederiz.


    *16 Haziran Hareketi: Dr. Kıvılcımlı'nın görüşleri doğrultusunda şekillenen, faaliyetlerini büyük ölçüde yurtdışında sürdüren bir grup. Vatan Partisi'nden ideolojik farklılıklar nedeniyle ayrılan Sarp Kuray ve arkadaşları 1979 yılında Partizan Yolu adlı dergi etrafında toplanmış, 1988'de ise 16 Haziran Hareketi adını almıştır. Demokratik Halk Devrimi stratejisini benimseyen örgüt, 1990 yılında başlayan hizipleşmeler sonucunda konferansa gitmiş ve 1991 yılında Yunanistan'da yapılan konferansın ardından Sarp Kuray ve arkadaşlarının ayrılmasıyla güç kaybetmiştir.

    GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler