YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Şark ruhu Türkiye'yle dirilişe geçiyor
Türkiye'ye sığınan Suriyeli siyaset bilimci Amir Asaf, son gelişmeler hakkında çarpıcı bilgiler verdi. "Şark ruhu tekrar dirilişe geçiyor" diyen Asaf, "Bu ruh şu an sizin Payitaht üzerinde kanat çırpıyor. Türkiye bu nedenle Türkiye’den daha fazlası" dedi.
Şark ruhu Türkiye'yle dirilişe geçiyor
18 Aralık 2015 / 06:12 Güncelleme: 18 Aralık 2015 / 08:34

Amir Asaf'la  Ruslar'ın Şam'da okul katliamı yaptığı 13 Aralık günü Türkiye-Suriye sınırındaki mülteci kampında buluştuk. Suriyeli öğretim görevlisi siyaset bilimci Asaf, Rusların bir okulu yerle bir ettiğini, 50 kişinin öldüğünü 200 kişinin de yaralandığını anlattı.  

Haber10'dan Ömer Altaş'ın haberi;

Katliamda sekiz yaşlarında iki kız çocuğunun yıkıntılar arasında yürek parçalayan “anne, anne!” feryatlarını gösteren videoyu tekrar tekrar izleyip ağladıktan sonra anlattıkları, kendi ifadesiyle sıfır noktasından Türkiye’nin nasıl göründüğüne çarpıcı bir örnek oldu.

O an gördüğüm videonun sarsıcılığı, Asaf'ın anlattıklarını kelime kelime hafızama nakşetti. Bedenimin 'karınca kararınca bir katkım olsun' tepkisi verdiğine tanık oldum:

 “Nasıl olur da basit cümleler hayatın sırrını en iyi anlatır:

Şark; her şeye rağmen küllerinden doğmakta ısrarcı.

Rusların öncülük ettiği Avrasya jeopolitiği, Şark’ın bu ruhu kendi mülkü olsun istiyor. Avrasyacı teorisyenlerin tanımlanamayan telaşının kökeni bence bu.

İştah kabartan gelişmeler karşısında kendini frenleyemeyen sadece Ruslar değil.

İran da, Şark’ın ruhuna sahip olmak istiyor. İran ontolojisinin ana güdüsü bir güç olarak muhatap alınmak. Batı; “Muhatabım sensin, bundan böyle seninle çalışacağım” dediğinde İran jeopolitiği rahatlar. Bir kompleksi tatmin etmek için ümmetin sırtını hançerlemekten çekinmemesine bu genoloji neden oluyor.

Hakikatte, Avrasya ve Pers jeopolitiği,  Batı’nın partneri. Vatanım Suriye özelinde bugün, Rusya-İran, Batı bloğuyla aslında savaşmıyor; tiyatro yapıyorlar. Batı’nın NATO konsepti ise karşı bir taarruz değil yeni bir sahtekârlık. ABD, Şark’ı anlaşmalı olarak Avrasyacılara teslim etmek için Suriye’de bulunuyor. Bir gün bunu herkes anlayacak.

Beri taraftan Şia, Persi geleneğin Müslüman medeniyetine karşı bir cevabı.

Şia, bir yönüyle Zerdüştlüğün diğer yönüyle Katolik inanç formunun Müslümancası'dır. Persi kurnazlığın en büyük dehası budur. Şia, yapısal olarak iktidar dini şeklinde konumlanan bir anti- tezdir.

Bugün İran devleti, hızla özüne dönerek bu limana demir atmış bulunuyor.

İran’ın Müslüman dünyayı bir çırpıda harcaması başka ne ile açıklanabilir?

Tarih boyunca İran, jeo-stratejik konumlanmasıyla Batı'ya ortak oldu. İran, varoluşsal olarak Batı'nın üçüncü sacayağı. Ortodoksluk, Şia ve Protestanlık, Batı Paktı’nın ortak havzası.

Aslında her üçü de Paganizm’in ruh göçünün stratejik formları.

Aç kurtlar gibi Arap Baharı'na ve en son vatanım Suriye’ye aynı acımasızlıkla çullanmalarının, köken birliğinden başka bir nedeni daha var:

Şark’ın asil ruhunun dirilişini önlemek.

Şark’ın ruhu, bedenini arıyor. Görmüyor musunuz, bu ruh şu an sizin Payitaht üzerinde kanat çırpıyor. Türkiye bu nedenle Türkiye’den daha fazlası, bilin artık!

Gelişmeler ışığında bakıldığında Şark’ın Türkiye ekseninde konsolide olma temayülü aslında bir tez olmaktan çıkıp realiteye dönüştü.

Henüz görmüyorlar ama tarih, yeni bir kutbun işaretlerini veriyor. Duymuyorlar ama yeni bir jeopolitik bloğun uğultusu yükseliyor. Hissetmiyorlar ama “insanlık” devrimci bir itiraza alan açıyor.

"One Minute" küresel bir itiraz, "Dünya Beşten Büyüktür" yaratıcı bir doktrinasyon olarak bu olguyu öz güçle şekillendiriyor.

Bugün ABD, Ortadoğu’da tek aktör değil. Pasifiği, Akdeniz’i ve Körfez’i birlikte idare etmeye gücü yetmiyor.

Çin henüz Ortadoğu’ya gelemiyor. Avrupa kendi problemlerine çözüm arıyor. Rusya egosunu tatmin ediyor. Dünya, küresel güçlerin ‘gücünden’ çok sorunlarına tanıklık ediyor.

Bölgede mutlak egemen bir güç olmayacak.

Siz hala neye karşılık geldiğinizin farkında değilsiniz!

Şarkta anlamlı bir jeopolitik boşluk meydana geliyor.

Odaklanıldığında  tarihin yeni bir kutba kapı araladığı fark edilir. Atlantik ve Pasifik’ten sonra Akdeniz’de temerküz var. Anlaşılan o ki yeni kutup ‘non teritoryal’ olacak. Üçüncü kutup önce ve uzun süre ruhlarda var olacak.

Bu topraklar yeni ruha beden olacak.

Ehil olunduğunda Doğu’nun ruhu ülkenize yerleşecek.

Türkiye’nin önümüzdeki yüzyıllarda siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak kurucu roller üstleneceği anlaşılıyor.

Nöbet değişimi zamanı geldiğinde hazır olmalısınız.

AK Parti bu misyonun bilincinde olmalı.

Hükümetiniz, ısrarla devam eden tutukluktan vazgeçmeli.

Ben yerimde duramazken durumunuza şöyle bir baktığımda sinirden bazen tırnaklarımı yiyorum.

Gençlerinizi yeni ve bu büyük mefkureyle yetiştirmelisiniz.

En önemlisi, bu ülkenin namuslu Solcuları, Milliyetçileri, Laikleri, Liberalleri, Kürtleri, Ülkücüleri, İslamcıları bu şuurda olup sorumluluk duygusuyla hareket ederek büyük yürüyüşe katılmalı.

Sıfır noktasından Türkiye’ye baktığımda bunları görüyorum. Gerisi size kalmış.”

‘İRAN’IN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER’

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ramazan Yıldırım'dan, Haber10 yazarı Ömer Altaş’ın “Amir Asaf, Türkiye ve Yeni Kutup”manşeti üzerine önemli bir ayrıntıya vurgu yapan değerlendirme yazısı geldi. 

Ortadoğu’daki olayların bir fecaat platformunda yol aldığını, bütün bunlara rağmen yaşanan kaosa serin bir perspektiften bakmak gerektiğinin altını çizen Yıldırım, "Öncelikle Şiilik üzerinden İran’ı okumak İran’ın ekmeğine yağ sürmek olur" değerlendirmesinde bulundu.

‘ZALİMLERİN ZÜLMÜNÜN ARACI’

"İran, Şiiliği ulusal çıkarları uğruna kullanarak sömürmektedir ve Şiilik doğuşundan bugüne en büyük darbeyi İran’dan yemektedir. Mağdur ve mazlum kimselerin çığlığı olarak ortaya çıkan Şiilik bugün zalimlerin zulmüne meşruiyet aracı haline getirilmiştir."

‘YAŞANANLAR SAFEVİCİ İKTİDAR GÜDÜSÜ ÜZERİNDEN OKUNMALI’

"Bugün Şia İran’dan ibaret değildir. Nihayetinden İran, ümmetin en hassas iç mezhebi çelişkisini kalıcı politik bir çelişkiye dönüştürmeye çalışmaktadır.

Mağdur ve mazlum kimselerin çığlığı olarak ortaya çıkan Şiilik, bugün zalimlerin zulmüne meşruiyet aracı haline getirilmiştir. İran’ın Suriye üzerindeki emperyal emellerine tepki veren ve reddeden nice Şia grupların varlığını bilmeliyiz. Yaşananları Şia üzerinden değil ısrarla Safevici iktidar güdüsü üzerinden okumalı." diyen Yıldırım Hoca, bir de bizimle Suriye devrimine omuz veren ve İran’ın Suriye, Yemen, Lübnan gibi bölge politikalarını şiddetle reddeden Lübnan Şia’sına ait bir linki paylaştı.

HABER10

 // Rasim DUMAN
Bu muhtesem yaziyi okumakta gec kaldigim icin, oncelikle Amir ASAF'tan ozur diliyorum. Herkesin bu yaziyi okumasini hararetle tavsiye ediyorum....
18 Aralık 2015 17:45
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler