YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Sanatçıları tehdit ediyorlar"
Akşam Gazetesi Yazarı Kurtuluş Tayiz, Cumhurbaşkanı adayı Başbakan Erdoğan'ın vizyon toplantısına katılan sanatçıların tehdit edildiğini söyledi.
"Sanatçıları tehdit ediyorlar"
15 Temmuz 2014 / 06:39 Güncelleme: 15 Temmuz 2014 / 06:50

Elif Çakır'ın sunduğu Söz Bitmeden programına Akşam Gazetesi Yazarı Kurtuluş Tayiz konuk oldu.Tayiz, gündeme dair sıcak gelişmeleri değerlendirdi.

Elif Çakır, Erdoğan’ın vizyon belgesi toplantısına katılan sanatçıların linç edilmesine ilişkin; “Erdoğan’ın vizyon belgesinin açıklandığı toplantıya sanatçılar da katıldı. Düne kadar biliyorum özellikle Doğan Medya Grubu’nda bu insanlar gayet sevilen, saygı duyulan sanatçılardı. Ama o toplantıya katıldıktan sonra bir anda sanatçılar da “Erdoğan’ın sanatçıları” yaftalamasına maruz kaldılar. Hatta Doğan Grubu’nda yazan bir moda yazarı, arada artık siyasi yazılar da yazıyor, “bunlar zaten sanatçı değil” dedi. Yorumun nedir?”
 
Sanatçılar tehdit ediliyor!
 
Psikolojik baskıyı üreten bir siyasi merkez olduğuna dikkat çeken Kurtuluş Tayiz, sanatçıların tehdit edildiğini söyledi. Tayiz, Gezi’ye giden sanatçılara da değinerek, Gezi’ye katılmadıkları takdirde ekmek yiyemeyecekleri için gittiklerini, Gezi sempatizanlığıyla alakası olmadığını dile getirdi.
 
Kurtuluş Tayiz şunları söyledi:
 
Sanatçıların siyasetle ilişkilerini Gezi olayında gördük. Mahalle baskısı üretiliyor. Mahalle baskısı birden doğan bir şey değil. Bu bir psikolojik baskıdır. Bunu üreten siyasi bir merkez var. Gezi’ye sanatçıları gönderenler siyasi merkezi holdinglerin patronlarıydı. Şimdi Başbakan’ın yanına gidenleri de tehdit ediyorlar. Mahalle baskısı tehditin bir biçimidir. Onları yarın, gelecekte dizi, film, sinema, eğlence, müzik sektöründen soyutlamak tehdittir. Bir siyasi merkezden üretiliyor. Geçmişte Ahmet Kaya’ı öldürenler kimlerdi? O sanatçılar durup dururken bir Ahmet Kaya’yla alıp veremedikleri yoktu. Orada çoğu o tutumu göstermek zorundaydı. Çünkü bir merkezden besleniyorlar. Bunun arkasında da medya holdinglerinin, özellikle o sektördeki patronların büyük teşviki var. Gezi’ye gitmese ekmek yiyemez, yani böyle bir tehdit var arkada. Gezi sempatizanlığıyla ilgili bir yanı yok. Bunları tehdit eden yapı sıradan bir mahalle baskısı değil, sıradan insanların gündelik hayatlarında birbirleriyle karşı besledikleri antipati duygusu, tepkisi, öfkesi değil. Twitter’da bu iş için görevlendirilen sanatçılar var.
 
Ahmet Kaya'yı öldürenler de aynı yerden besleniyorlardı
 
Ali Şan örneği var. Ali Şan Başbakan hapse gönderildiğinde de onun yanındaydı. Bakın, çok dikkat çekici; Ahmet Kaya’yı da aynı ekip linç etti. Ahmet Kaya da Başbakan cezaevine gönderildiğinde yanında olanlardan biridir. Erdoğan’ın yanında duran herkesi tehdit ediyorlar. O sanatçıyı tehdit ediyorlar, bizi de köşe yazısı yazdığımız için tehdit ettiler. 17 Aralık’tan bir gün önce benim aleyhime kampanya başlattılar. İnsanların sözlerini itibarsızlaştırmak için yapıldı.

Kurtuluş Tayiz'in açıklamalarından diğer satırbaşları....

Elif Çakır: Kabul etmemiz gereken bir şey var ki 30 Mart yerel seçimlerinde olduğu gibi cumhurbaşkanlığı seçimi de aslında 17 Aralık süreciyle birlikte başlayan bir darbe girişiminin gölgesi altında yine bir seçim sürecine giriyoruz.

Burada yoğun bir şekilde kullanılan da hukuk ve devletin bütün kurumlarını hedef almış durumda, ses kayıtları çıktı, milli eğitim bakanlığı hedef alındı.
 
Bu darbe görüşüne katılıyor musun?

17 Aralık çok önemli bir süreçti bunu insanların yeterince anladığına inanmıyorum. Gerek 17 Aralık’ta hükümete karşı olanlar isterse karşı olanlar genel olarak, buna elbette tepki koyanlar bunun arkasındaki amacı fark etmişlerdi. 17 Aralık'ın fark edilmeyen, yeterince görülmeyen kısmı bunun siyasal iktidarla olmadığı, AK Parti Genel Başkanı Başkan’ı Erdoğan’ın şahsıyla sınırlı olmadığı gerçeğiydi.

Paralel örgüt 17 Aralık'a hazırdı ve operasyon yaptı

Kurtuluş Tayiz: Türkiye’de ele geçirmediği kurum kalmamıştı, mesele bu. Bizim şunu anlamamız gerekiyor; 17 Aralık bize şunu gösteriyor; bir gurup devlet içerine sızmış, yargıya, emniyete, eğitim kurumlarına, akademilere toplumun bütün önemli alanlarına bir gurup sızıyor. Bunun uzak bir geçmişi var. 17 Aralık bu gurubun devleti ele geçirdiğine dair biz özgüvenini yansıtıyordu bu özgüvene dayanarak harekete geçtiler. Fethullah Gülen’in biz daha önceki kasetlerini de izledik. Devlete önce sızacaksınız, yargıyı ele geçireceksiniz, hazır olduğunuz zaman operasyon yapacaksınız. Hazırlardı 17 Aralık'ta da operasyon yaptılar.

Kurtuluş Tayiz: Siyaset hep masa başı planlarına göre yürümüyor. Ortada bir gerçek var, bürokrasiyi de kuşatmışlar, eğitim kurumlarını kuşatmışlar, toplumun her alanına sızmışlar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyoruz. Ama okyanusun altında o görünmeyen bir buz dağı daha var.

17 Aralık'ın görünmeyen yüzü de var

Kurtuluş Tayiz: Bir derin yapı var bu yapı var, bu derinlik görünmüyor. Görünen tarafını 17 Aralık'ta herkes gördü. Buna karşı toplumumuz biz tavır aldı. Görünmeyen yüzü çok alttan, derinden devleti, bürokrasiyi, kurumları, ele geçirmeye çalışan ve düzenli olarak sistemli olarak yıllardır bu sızma işini yapan kesim. Bunlar birçok sivil toplum kuruluşuna sızdı. Ben açık söylüyorum Türkiye’de pek çok sivil toplum kuruluşunu bu derin yapı kurdurdu. Her yere adam yerleştirdiler. Solcu diye yerleştirdikleri adam eski gizli cemaatçi, cemaatlere yerleştirdikleri adamlar gizli cemaatçi, Kürt mahallesine dünya adar adam sızdırdılar hepsi gizli cemaatçi, bu bir derin yapı buna yeni gladyo diyoruz. Eski derin devletin yeni sürümü diyoruz, 17 Aralıkta biz bunun şu yüzünü gördük aa bunlar operasyon yaptılar hükümeti hedef aldılar, başbakanı içeri atmak istiyorlar bu büyü yapının eyleminin üst noktası ama çok sınırlı bir parçası.

Elif Çakır: Çözüm süreciyle alakalı güneydoğuya gittiğiniz zaman bölge halkı Paralel yapıyı birazcık daha, Paralel yapı konusunda rezervleri vardır. Çözüm sürecini destekleyenlerin onlar hep Paralel yapının çözüm sürecine destekleyenlerin aslında hep karşı olduklarını bilirler.

Paralel yapı çözüm sürecinde hükümetin arkasına saklandı

Kurtuluş Tayiz: Paralel yapı Kürt meselesin de özellikle 2009 de başlatılan pratik açılımla birlikte bunalar hep hükümetin arkasına sığındılar. Hiçbir zaman açık bir politika izlemediler. Hükümet ne yaptı, “ Habur’da yaptı karşı çıkmadılar” ama sinsiz sinsi beklediler. Kamuoyunu malufune ettiler. “PKK şovudur” diye sürecin tekrardan sil baştan edilmesi kamuoyunun biraz ateşlenmesinin arkasında Paralel yapı vardı. Bu medya Paralel yapının elindeymiş diye sonrada gördük. Paralel yapı çok açıktan yapamıyordu. Siyaseti karşı karşıya getirmeye çalışıyorlardı. Kürt hareketiyle siyaseti sürekli karşı karşıya getirmek istiyorlardı.  

 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler