YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Saldırgan Kaddafi’nin polisi çıktı
Önceki gün Topkapı Sarayı’nı basıp üç kişiyi yaralayan Libyalı Salem’in Kaddafi zamanında polislik yaptığı ve bu dönemde ruhsal tedavi gördüğü ortaya çıktı. Salem daha sonra muhalefete katılıp Kaddafi’ye karşı savaşmış
Saldırgan Kaddafi’nin polisi çıktı
02 Aralık 2011 / 08:23 Güncelleme: 02 Aralık 2011 / 08:26

Topkapı  Sarayı’nda dehşeti yaşatan Libyalı saldırgan Samir Salem Ali Elnadhavri’nin hayat hikâyesine HABERTÜRK ulaştı. 36 yaşında evli ve iki çocuk babası olan Elnadhavri, Kaddafi döneminde polislik yaptı. 2009 yılında rahatsızlanınca Bingazi’de bir hastaneye yatırıldı. Burada ruhsal tedavi gören Elnadhavri, şubat ayında başlayan “devrim” rüzgârındamuhalif gruba geçti.


CEZAEVİNDE YATTI

Kaddafi’ye karşı savaşan Elnadhavri, yakalandı. Bingazi ile Trablus arasında bulunan Kaddafi’nin işkenceleriyle ünlü olanMisrata Cezaevi’ne konuldu.Misrata muhalif grupların eline geçince özgür kaldı. Elnadhavri, serbest kaldıktan sonra Bingazi’deki ailesinin yanına döndü.

AİLESİ TV’DEN ÖĞRENDİ

Elnadhavri, 27 Kasım’da THY’nın Bingazi uçağıyla İstanbul’a gelerek Taksim’de bir otele yerleşti. 30 Kasım’da ise saldırıyı gerçekleştirdi. Oğlunun adını saldırının ardından ülkelesindeki haber kanallarında duyan 72 yaşındaki baba SalimAli El Elnadhavri dün sabah Bingazi’deki Türk Büyükelçiliği’ne gitti. Babaya oğlunun ölümhaberi burada verildi.

BABASI ÖZÜR DİLEDİ

Acı haberle yıkılan baba  Elnadhavri, “Oğlumun ruhsal problemleri vardı. Ruh sağlığı yerinde değildi. BizimTürkiye karşıtlığımız olamaz. Biz Türkiye sevdalısıyız. Oğlumda Türkiye’yi severdi. Türk halkı ile Türk Cumhuriyeti’nden binlerce kez özür diliyoruz. Türkiye’ye karşı yapılmış bir eylemolduğunu kesinlikle düşünmüyorum” dedi. Acılı baba, Türk yetkililerinin kendilerine çok iyi davrandığını bildirerek, oğlunun cenazesini ülkesine getirmek istediğini ve bunun için yardımbeklediğini söyledi.

AYLARCA İŞKENCE GÖRMÜŞ

Oğlunun, Türkiye’ye çocukları için alışverişe gittiğini belirten SalimAli El Elnadhavri, “Ellerini ve ayaklarını tellerle bağlayan Kaddafi’nin askerlerinden aylarca işkence görmüş” dedi.

DAHA ÖNCE CAMİ BASMIŞ

Elnadhavri için evinin önünde bir taziye çadırı kuruldu. Oğlunun yaşadığı bölgede sevilen ve sayılan bir kişi olduğunu anlatan baba, oğlunun av tüfeklerini Libya’da satmak için almış olabileceğini söyledi. Oğlunun, daha önce de bir caminin kapılarını kilitleyerek cemaati rehin aldığını, ancak cemaattekilerin ikna etmesi sonucu eyleminden vazgeçtiğini belirten baba Elnadhavri, “Tüfeği aldıktan  sonra zaman zaman gelen krizlerden biri geldiyse böyle bir eyleme girişmiş olabilir” dedi.

Uzmanlar: Özel timci gibi silah kuşanmış

Libyauyruklu Samir Salem Ali Elnadhavri’nin, dehşeti yaşattığı Topkapı Sarayı’na giderken bir Amerikalı tarafından çekilen fotoğrafa yansıyan “kuşanma” halini terör uzmanları, “profesyonel” buldu. Uzmanlar, saldırganın silahları, “özel timlerin” operasyona giderken kuşanmalarıyla aynı şekilde kuşandığını bildirdi. İşte uzmanlara göre; saldırganın profesyonel oluşunu gösteren fotoğraftaki ayrıntılar:

Saldırgan, otomatik av tüfeğini sağ eli tetikte, namlusu yukarı doğru tuttu. Böylelikle art arda tetiğe bastı.

İkinci silah olan pompalı av tüfeğini ise özel tim ekipleri gibi namlusu aşağıya doğru boynundan çarpraz geçirerek astı. İlk silahta mermi bitmesi ya da tutukluk olması halinde ikinci tüfeği hemen doğrultup ateş edebildi.
Sağ bacağının diz seviyesine tabanca kılıfı bağlaması da operasyon timleriyle bire bir aynı. Diz seviyesine takılı olan silah, en seri şekilde çekilip, namlunun doğrultulabileceği yer olarak tercih ediliyor.
Ayakkabıları özellikle rahat ve hızlı koşmayı sağlayacak şekilde tercih edilmiş.
Sırt çantası takmış olması uzun süre mücadele vereceğini gösteriyor. Sırt çantaları genellikle mühimmat koymak için kullanılıyor.
Fişekliği boynuna bağlaması ise saldırganın “amatör” yanı. Genellikle  fişekliğin bele bağlanması tercih ediliyor. Boyundaki fişekliğin her hangi bir arbede durumunda düşme ihtimali bulunuyor. Ancak saldırgan fişekliği boynundan geçirerek kendisine “tam teçhizatlı” görüntüsü vermiş.
Uzmanlar bu tür eylemlerde saldırganların uzun palto giymeyi tercih etmediklerini kaydettiler.


Güvenlik kamerasında böyle görüntülendi

Topkapı Sarayı’nda dehşeti yaşatan Samir Salem Ali Elnadhavri, olaydan kısa süre önce Sultanahmet’teki Akbıyık Caddesi’nde girdiği bir kafenin güvenlik kamerası tarafından böyle görüntülendi. Başında kasket, üzerinde koyu renk uzun bir kaban bulunan Libyalının sağ elinde eylem sırasında sırtında bulunan çanta, sol elinde ise silahın içinde olduğu karton kutu bulunuyor. Başını hiç kaldırmadığı gözlenen saldırgan, kafeteryaya girdiğinde İngilizce tuvalete gitmek istediğini söylüyor. Bir üst kattaki tuvalete çıkarken çantası ile karton kutuyu giriş katında yere bırakıyor. Yaklaşık 5 dakika kafeteryada kalan saldırgan, daha sonra oldukça sakin bir şekilde çıkıyor. Yürürken karşısında duran güvenlik kamerasına hiç bakmaması da dikkat çeken saldırgan Ayasofya Meydanı’na doğru yürüyor.

İstanbul’daki üç günü araştırılıyor

İstanbul’a 27 Kasım günü giriş yaptığı belirlenen saldırgan Samir Salem Ali Elnadhavri’nin Topkapı Sarayı’nda eylemdüzenlediği 30 Kasımgününe kadar olan 3 günümercek altına alındı. Elnadhavri’nin, cep telefonunun baz istasyonu hareketlerinden hangi bölgelerde dolaştığı ve buralarda kimlerle ilişki kurduğu da soruşturuluyor. Polis, Elnadhavri’nin gezdiği Beyoğlu ve Fatih bölgesinde bulunan 100’den fazla kamera kayıtlarını incelemeye aldı. Elmadhavri ile görüştükleri ileri sürülen 13 kişi ise emniyette sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı.

Elnadhavri, polis kayıtların göre Türkiye’ye ilk defa 27 Kasım2011 günü giriş yaptı. Elmadhavri’nin eylemde kullandığı 301 adet av tüfeğimermisinin bir kısmını sırt çantasına koyduğu öğrenildi. Elnadhavri’nin çantasında ayrıca bir adet cep telefonu, pasaportu ve Beyoğlu’nda kaldığı otelin kartviziti bulundu. Çantadan kullanılmamış 80 mermi de çıktı.

FAHİŞ HESABA KIZDI İDDİASI

Samir SelamAli Elnadhavri’nin kendisine bir barda kurulan “Fahiş hesap tuzağına” kızdığı için bir arkadaşından aldığı borç parayla silah alarak böyle bir eylemi gerçekleştirdiği de iddia edildi. Olayı soruşturan TerörleMücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bu iddiayı da araştırıyor. Olay yeri yakınında görülen Suriye plakalı bir otomobil de incelemeye alındı. Bu otomobilin şoförüne ulaşıldı. Ancak Hatay Cilvegözü sınır kapısından giriş yaptığı belirlenen bu otomobilde suç unsuru bulunmadı. Otomobilin Suriye’den İstanbul’amisafir taşıdığı öğrenildi.

MERMİ İZLERİ DEHŞETİ ANLATIYOR

Topkapı Sarayı’nda önceki gün yaşanan çatışmanın izleri sarayın ziyarete açılmasının ardından gün yüzüne çıktı. Çatışmanın tümizleri Topkapı Sarayı’nın Bab-ı Hümayun’ununmermerlerinde ve duvarlarında, birinci avludaki ağaçların üzerinde ve jandarma karakolunun nöbetçi kulübelerinde açıkça görülüyor. Kapınınmermer  süslemelerine isabet eden mermi ve saçmalar yer yer kırılma ve oyulmalara sebep olmuş.

KAPILARI KAPATTI

Görgü tanıklarının anlattıklarına göre Libyalı saldırgan, sarayın içine girmek istiyordu. Ancak kapıdan geçip, birinci avluda ilerlemek istediği sırada kapının hemen yanı başındaki jandarma karakolundan bir subay saldırgana doğru ateş etti. Libyalı, karakola doğru ateş ederek kurtulmak istese de çareyi iki kapının arasında kalan salona saklanmakta buldu. Saklandığı yerden çıkamayacağını anlayan saldırgan, dökme demir kapıların Ayasofya’ya bakanlarını tamamen kapattı. Sarayın içine bakan kapıları da küçük bir aralık kalacak kadar kapatan saldırgan, askerden aldığıMP-5 ve yanında getirdiği silahlarla bu aralıktan karakol komutanıyla bir süre çatıştı.
Saraya Arkeoloji Müzesi ve Darphane binalarının olduğu bölümden giriş yapan polis ekipleri, birinci avlu içindeki ağaçları siper olarak kullandı. Operasyonu 11 polis gerçekleştirdi. Saldırganla konuşmaya çalışarak yanında rehine olup olmadığını anlamaya çalışan polis, rehine bulunmadığının anlaşılması üzerine harekete geçti. İki Özel Harekât polisi, ellerindeki kurşun geçirmez kalkanlarla saldırganın hapsedildiği kapıya doğru yaklaştı. 1 dakika süren yoğun çatışmanın ardından saldırgan etkisiz hale getirildi.

X-RAY CİHAZI YERLEŞTİRİLDİ

Saldırı, Topkapı Sarayı’ndaki güvenlik açığını da ortaya çıkardı. Olaydan sonra saldırının yaşandığı Bab-ı Hümayun'a dün bir x-ray cihazı yerleştirildi.

 

Sarayda son silah sesi 203 yıl önce

Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, sarayda son silah seslerinin 1808 yılında Alemdar Mustafa Paşa’nın adamlarının IV. Mustafa’yı tahttan indirip III. Selim’i tekrar tahta oturtmak için gerçekleştirdiği baskında duyulduğunu hatırlattı. Ortaylı, “Orada bir ordu saraya girmiş ve Harem’e kadar ilerlemiştir. IV. Mustafa, Kabakçı Mustafa isyanıyla III. Selim’i tahttan indirmiş ve tahta kendisi oturmuştur. Alemdar Mustafa Paşa, 15 bin kişilik ordusuyla İstanbul’a gelmiş, Kabakçı Mustafa İsyanı elebaşlarını bertaraf etmiştir. Kabakçı Mustafa Paşa’nın adamlarının Topkapı Sarayı’nın içine girerek, III. Selim’i öldürdükleri olaylarda Alemdar Mustafa Paşa’nın adamları da çatıda saklanmakta olan Şehzade Mahmud’u kurtarmışlar ve tahta oturtmuşlardır” dedi.

"ÖLDÜRECEK SANDIM, ÖZÜR DİLEDİ"

SALDIRIDA yaralanan Jandarma Er Şerafettin Eray Topçu (23) polise verdiği ifadesinde “Saldırgan benim silahımı aldıktan sonra ben yerdeydim, gözlerimin içine baktı. Beni öldürecek sandım ama bana bozuk Türkçesi ile ‘Özür dilerim, seninle bir sorunum yok, çık git’ dedi. Bende sürüne sürene kapıdan dışarı attım kendimi” diye konuştu.

GAZETE HABERTÜRK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler