YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sakık: “Terör karakol kurmakla sona ermez”

Sakık: “Terör karakol kurmakla sona ermez”

Sakık: “Terör karakol kurmakla sona ermez”
18 Kasım 2008 / 15:25 Güncelleme: 20 Kasım 2008 / 00:00

Terör örgütünün 2 numaralı elebaşısı olarak bilinen ve azmettirdiği veya bizzat idare ettiği bir çok kanlı eylemden suçlu bulunarak Diyarbakır E tipi cezaevinde yatmakta olan “Parmaksız Zeki” kod adlı Şemdin Sakık, cezaevinden yazdığı bir mektupta, Aktütün Karakolu baskını ve ardından başlayan karakolların yerlerinin değiştirilmesi tartışmalarına ilginç yorumlar getirdi.


Özel Haber: Cüneyt Polat


3 Ekim 2008 Cuma öğle saatlerinde başlayıp, yaklaşık 5 saat devam eden Aktütün karakol baskınında 17 güvenlik görevlimiz hayatını kaybetmişti. TV’lerde ve internetten yayınlanan bazı görüntüler yaşanan olayın vahametini gözler önüne sermeye yetiyordu aslında. 17 güvenlik görevlimizin şehit oluşu tüm Türkiye’de ciddi bir infiale neden olmuş, yapılan cenaze törenlerinde teröre lanet yağdırılmıştı. TV kanallarında uzman olsun olmasın birçok isim bu konuda açıklamalarda bulunmuştu.


BUNLAR TERÖR UZMANI DEĞİL, DÜPEDÜZ SAVAŞ ÇIĞIRTKANI


Halen ceza evinde bulunan Sakık, 7 10. 2008 tarihli mektubunda; iki doğu kelimeyi yan yana getirecek adam kalmadığını ileri sürerek TV’lerde terör konusunda yorum yapanları şöyle eleştirdi.


“Hemen hepsi ağız birliği yapmışçasına geçmişte sayısız kere dile getirilen düşünceleri dillendirdiler, sayısız kere uygulanan yöntemleri önerdiler. Ve sonunda kanaat getirdim ki, bu bayların tek bir tanesi bile şiddetin bitmesini istemiyor. Şiddet biterse işsiz kalacaklarının bilincindeler. Tıpkı DTP’liler gibi kan üzerinden yaşamlarını örgütlediklerini hemen anladım. Ve sanırım artık şu gerçeği görmek gerekiyor: Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu bayları dinledikçe, görüşlerini dikkate aldıkça bu sorun daha da ağırlaşacaktır. Bunlar terör uzmanı değil, düpedüz savaş çığırtkanlarıdır.”


BIRAKIN ÖRGÜT GÜÇLENSİN VE GÜÇLÜ KALSIN DİYESİM GELİYOR


“Örgüt bir yıldır operasyonlar karşısında ağır kayıplar verdi, çözülme ve çöküş sürecine girdi, bu süreci durdurmak için böyle bir eylem yapma ihtiyacı duydu” şeklinde yorumlara ise Sakık şu sözlerle cevap verdi: “Bu açıklamalar karşısında gülmemek elde değil. İnsanın, örgüt her seferinde çöküş sürecine girdiği, beli kırıldığı için böylesi eylemler yapıyorsa, bırakın örgüt güçlensin ve güçlü kalsın diyesi geliyor. Ne kadar da saçma bir fikir. Ve maalesef on yıllardır aynı şeyler söyleniyor.”


ASKERİ AKADEMİLERDE OKUMADIM AMA ASKERLİKTEN ANLARIM...


Aktütün karakolu saldırısının, sanılanın aksine örgütün zayıfladığının değil, aksine güçlendiğini gösterdiğini iddia eden Sakık şunları söylüyor: “Askeri akademilerde okumadım ama askerlikten anlarım, hem de kendine paşa denilmekten haz alan bazı baylardan daha fazla anlarım. Bu konudaki birikim ve tecrübeme dayanarak şunu söylüyorum: Aktütün karakoluna yapılan baskın örgütün kara ve hava harekatlarıyla zayıflamadığı, aksine gücünü koruduğunu ve hatta güçlendiğini ortaya koyuyor. Buna rağmen ne zaman büyük bir eylem olursa veya eylemler dizisi oluşursa aklı eren terör uzmanları bütün bu olup bitenleri örgütün zayıfladığına, çözülme sürecine ve belinin kırılmasına bağlayarak işin içinden çıkarlar. İnsan “yahu bu örgütün kaç beli var?” diye sormadan edemiyor. Neredeyse her ay beli kırılıyor ama bir daha ortaya çıkıyor.”


AŞAĞI TÜKÜRSEN SAKAL, YUKARI TÜKÜRSEN BIYIK...


Sakık, Aktütün saldırısından sonra gündeme gelen karakolların yerinin değiştirilesi ve bazılarının kaldırılmasına ilişkin yine ilginç iddialar gündeme getirdi:
“Halk savaşının piri Mao, “keçinin geçtiği yer yoldur, keçinin geçtiği yoldan gerilla da geçer, gerillanın geçtiği yerden gerilla ordusu da geçer” der. Bu ilkeyi şöyle güncelleştirebiliriz: Kaçakçıların geçtiği yer yoldur, geçiş güzergahıdır, onların geçtiği yoldan militanları da geçer.
      


Söz konusu karakolun temel işlevi gözetleme değil de geçiş yollarını tıkamak ise, geçenin kaçakçı ya da militan olmaları fark etmez. Kaçakçılığı engellemek için kurulan bu karakol, daha sonraki yıllarda örgüt militanlarının geçişlerini de engellemek için orada tutuldu diye düşünüyorum. Orayı biliyorum, birkaç yolun kesiştiği İran-Irak-Türkiye geçişlerinin en yoğun yapıldığı bir kavşaktır orası. Eğer bütün saldırılara rağmen söz konusu karakollar yerlerinde kalmaya devam ettiyseler, bu demektir ki bulundukları yerler alanda en stratejik yerlerdir, tutulması gereken kavşaklardır. O karakolun yerini değiştirmeye karar vermek öyle kolay değildir, böylesi bir kararın siyasi-askeri sonuçları olacaktır. Ne var ki Genelkurmaylık yapılan büyük baskılara dayanamayıp Aktütün karakolu dahil beş karakolun yerinin değiştirileceğini açıkladı.


KARAKOLLAR YÜKSEĞE ÇIKARSA VADİLER KİME KALACAK?
      


Bu kararın nasıl uygulanacağı önemlidir: alan bırakılmayacak, sadece karakollar biraz yukarılara çekilecek deniliyor. Sorunun bu kadar basit hal olabileceğini düşünmüyorum. Oraları gezen herkes, dağların basamak basamak yükseldiğini görmüştür. Farz edelim karakolları birer basamak yukarı çıkardılar; peki, bu durumda bir üst basamağı nasıl kontrol altına alacaklar? İki basamak yükseğe çıktıklarını var sayalım, ya bir üst tepeden nasıl korunacaklar? Örgüt militanlarının buralardan saldırıya geçmeyeceğinin garantisi var mı? Karakolları dağın zirvesine çıkardıklarını var sayalım, hava muhalefetiyle nasıl baş edecekler? Dağın zirvesine yerleşen bir karakolun hiçbir fonksiyonu kalmaz ki!
      


Karakolların yüksek tepelere taşınması durumunda vadiler, yani geçiş güzergahları tamamen hem örgüt militanları hem de kaçakçıların ulaşımına açılacaktır. Örgüt arabalarla, katırlarla malzeme taşımayı başarabilecektir. Dolayısıyla bu tedbir, birkaç karakolu korumak için bir işe yarayabilir, ama sınırın daha iç kesimlerinde daha başka karakolların tehlikeye girmesini beraberinde getirebilir. Bir karakolu korumak adına onlarca karakol tehdit altına girebilir. Bu yöntemin kalıcı bir çözüm olabileceğini hiç sanmıyorum.


Bazıları ise söz konusu karakolların alandan çıkarılıp daha uzaklara taşınacağını söylüyorlar. Bu daha büyük sorunlar doğurur. Bu tedbir örgüte hem vadileri hem de dağları bırakmak anlamına gelebilir. Örgütün bu gelişmeyi toprak kazanmak olarak değerlendireceğinden ve bu durumdan faydalanmaya çalışacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın. “bir karakol vurduk, beş karakolun denetlediği toprakları kazandık. Birkaç karakol daha vurursak üzerinde küçük bir gerilla cumhuriyeti kurabilecek büyüklükte bir toprak parçasını denetimimize geçirebiliriz” diye düşünebilirler.”


TEK ÇÖZÜM, BU İLLET SAVAŞA SON VERMEK


Sakık’ın, terörün bitirilmesi için önerisi ise şöyle: “Ben artık savaşın geldiği bu noktada hiçbir taktiksel tedbirin sonuç vermeyeceğini, aksine örgütü güçlendirmeye yarayacağını düşünüyorum. Tek çözüm, bu illet savaşa bir biçimde son vermektir. Kesinlikle bunun dışında başka da bir çözüm yolu yoktur. Savaşın ancak barışla kazanılabileceği gerçeği gün gibi ortaya çıkmıştır. Başka yol arayışına girenler bu ülkenin zaman ve enerjisini heba etmekten başka bir sonuç ortaya çıkarmayacaklardır.” 


KANALAHABER.COM


Öcalan’dan şimdi de CİNSEL TACİZ tezgahı mı?


 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler