YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Said Alpsoy'dan şok açıklamalar
Said Alpsoy, Gülen Hareketi'nin Gezi'deki rolünden, paralel yapılanma ve Gülen'e öğrencisi tarafından yazılan eleştirel bir rapor mektuba kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Said Alpsoy'dan şok açıklamalar
25 Haziran 2014 / 08:37 Güncelleme: 25 Haziran 2014 / 08:37

Gülen Hareketi içerisinde 17 yıl kalmış bir isim olan Araştırmacı-Yazar Said Alpsoy Kanal A'da yayınlanan Fatin Dağıstanlı'nın sunduğu Türkiye'nin Seçimi programına katıldı.

Said Alpsoy'un açıklamalarından satır başları:

Gezi'nin derin bağlantıları var

Gizli ve derin ölçüde bağlantıları var. Gezi olayları paralel yapıdan bağımsız olarak halk tarafından anlaşılabilmiş gerçek bir olay değildir.

Geziye nasıl geldik? Temel niteliği nedir?

Paralel yapının gezi olayları içerisindeki anlamı doğdu. Bunun en temeline inersek 2002 senesinde Türkiye son yüzyıldaki siyasi, politik, kültürel tarihinde çok ciddi bir kırılma noktası yaşadı. Geldiler iktidar oldular. 230 milyar dolar olarak teslim alınmış olan ekonomi gezinin başladığı aylarda 800 milyar doları aşmış hale gelmişti. Türkiye bütün dünyanın imrendiği, bütün dünyanın yükselen yıldızı durumundaydı. Türkiye'de yerli zihniyet iş başındaydı ve Türkiye'yi yönetmekteydi. Son yüzyılın siyasi, politik, kültürel anlamda en parlak yılını yaşıyordu.

Kritik soru şu: Gezi olayları Türkiye'de iktidarı elinde bulunduran son derece baskıcı, zalim bir iktidara karşı, birikmiş olan halk geriliminin patlamasını ifade eden spontane kendiliğinden bir halk direnişi midir?

Geziyle ilgili iki temel tezden biri şunu ifade ediyor. Bunun arka planı yok, provokatif boyutu yok. Bu iktidarın yapmış olduğu zulme, baskıya senelerdir bizim halkımız diş sıktı, sıktı, bir noktaya geldi, daha fazla dayanamadı ve patladı. Bu bildiğimiz spontane, çok masum ve şerefli halk harekatı. Bu geziyi açıklayan birinci tezdir.

İkinci tez de; Türkiye Türkiye'nin yükselişini çekemeyen ve bunu durdurmak isteyen, bunun önünü kesip, eski Türkiye'yi geri döndürmek isteyen küresel güçlerin, Türkiye'nin önüne koydukları bir tuzaktır, bir provokasyondur.

İkinci tezin somut detayları:

Eğer gezi olayları, samimi, masum; baskıcı, faşizan iktidara karşı bir halk patlaması idiyse şu olguları nasıl izah ederiz?

1- Gezi'de bütün hadise 12 ağacın yerinden sökülüp, başka bir yere nakledilmeye çalışılmasıyla başladı. Bunun için İstanbul'un belli büyük bir bölgesini yangın yerine çeviren bu kitleler, 12 ağacın taşınması karşısında gösterdikleri çevre duyarlılığını mesela; Koç Üniversite'sinin yapımı için Zekeriyaköy'de hepsi 10 yaşın üstü tam 30 bin ağaç, başka yere nakledilirken değil, kökünden kesilirken neden o tepkinin yüzde birini göstermediler?

Bu sorularımın hepsini ben teker teker 'Gezi, zalim iktidara karşı spontane ve masum bir halk direnişidir' inancında olan insanlarımızın önüne koyuyorum.

2- Türkiye Gençler Birliği Başkanı Çağdaş Cengiz, Gezi'nin başlamasından beş hafta önce Ankara Yenimahalle'de yapılan 8 CHP milletvekilinin de katıldığı bir TGB toplantısında aynen şunları söylüyor: " Mayıs ayı eylem ayıdır, büyük eylemler gelecek, hepsinin planını, programını yapıyoruz." Gezi spontane bir olay mı?

Taksim Dayanışma Platformu mahkeme kararını sakladı

31 Mayıs 2013'te İstanbul İdare Mahkemesi, 'Topçu Kışlası Projesi' hakkında yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Bu hukuki süreç sonuçlanıncaya kadar Gezi Parkı'nda hiç kimse tarafından hiçbir şey yapılamayacak demekti. Fakat Gezi komplosunun yürütme organı durumunda olan Taksim Dayanışma Platformu, mahkemenin bu kararını, 3 Temmuz 2013'e kadar gizledi, duyurmadı. Niçin? Eğer bu karar zamanında duyurulmuş olsaydı Gezi olayları diye bir şey yaşanmayacaktı, onlarca insan yaralanmayacaktı, 9 insan ölmeyecekti, 100 milyonlarla liralık maddi hasar da yaşanmayacaktı. Bunu spontane olmakla ve iyi niyetli olmakla insanlara izah edebilirler mi?

Gezi olaylarının üzerinden 24 saat geçmemişken dünyanın 30 ülkenin 75 şehrinde destek eylemleri başladı, aynı taktikler, aynı sloganlar, aynı söylemler üzerinden devam etti.

Çakma müftü karısı ve duran adam

Eylemlerin meşhur bir çakma müftü karısı çekilen videoda; " Benim şalvar giyen, müftü bir kocam var, şalvar giyen müftü koca istemem, kot pantolonlu müftü koca isterim" vs saçma sapan sözler söylemiş,  başbakana açıkça ağız dolusu hakaretler yağdırmış bir insan. Şu ilginç detaya bakın, bu Gül Taşlı Cenal'in kızının dans hocası Erdem Gürbüz. Erdem Gürbüz kim? Gezi olayları biter bitmez başlatılmış olan, duran adam eylemlerinin başlatıcısı. Ayrıca Erdem Gürbüz İstanbul'daki Almanya Konsolosluğu'nu adeta ikinci adres olarak kullanmakta olan bir isim.

Gezi olaylarının uluslararası maşası Otpor idi

Gezi olayların uluslararası maşası Otpor idi. Sırbıstan'daki, Ukrayna'daki olayları başlatmış olan, Amerikalı yahudi milyarder Soros tarafından finanse edilen ve yönetilen gizli derin güç. Otpor'un bütün sloganları ve sembolleri Gezi'de kullanıldı.

ABD'den 'ölseniz de çekilmeyin' emri geldi

ABD'nin Texas eyaletinde Huston kentinde bulunan bir ıp adresinden eylemcilere sürekli emir ve mesaj yağdı. Anlık iletişim için telsiz mantığı ile çalışan zello uygulamasının deşifre edilmesiyle ortaya çıkarılan 184.173.146.95 nolu ıp adresinden yaklaşık 200 bin alıcıya verilen emirlerde 'ölseniz de çekilmeyin, bir şeyler yapamazlar, dağılmayın' deniyordu. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım o günlerde buna benzer 20 ayrı ıp adresinin tespit edildiği bilgisini verdi.

Uluslararası medya kanalları neden 4 Temmuz'a kadar Türkiye'den canlı yayın aparatları kiralıyorlar? Bir bildikleri bir bekledikleri mi var?

Bizim içimizdeki, Halk Tv, Ulusal Kanal, Cem Tv gibi bazı küçük tv kanalları eylemlerin başlamasıyla birlikte hemen canlı yayına geçtiler ve bunu aralıksız sürdürdüler. Halbuki biliyoruz ki bu küçük kanallar maddi imkansızlıkları nedeniyle böyle bir teknik alt yapıya sahip değillerdi. 1-2 saat içerisinde bu teknik alt yapıyı nereden buldular? Eylemlerle birlikte gezi radyo fm 101.9 hemen nasıl yayına başlayabildi? 1-2 gün içerisinde hangi imkanlarla ve nasıl Çapul tv yayına başlayabildi?

1-2-3 Haziran günleri her gün defalarca, aynı anda İstanbul Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi, Ankara'daki Başbakanlık Konutu, Başbakan'ın Keçiören'deki kendi evi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bu üç gün içerisinde her gün birkaç kez eş zamanlı olarak saldırıya uğradı. Saldırganların sayıları her defasında 3 bin ile 10 bin arasında değişiyordu. Bu saldırgan ekiplerin arkasında BBC ve CNN İnternational canlı yayın ekipleri hazır bekliyorlardı. Bu dört mekandan biri işgal edilebilmiş olsaydı, ekipler oradan derhal bütün dünyaya, 'Türkiye'de hükümet ve devlet otoritesinin bittiği' haberini ilan edeceklerdi. Spontane bir hadise mi bu?

Gezi olayları bir anda patlak verdi. Gezi olaylarının sembolü haline gelen 'kırmızı kadın'a polisin biber sıkma emrini veren arkasındaki polis yöneticisi  de objektifteydi. Ramazan Emekli.

Haziran ortasında Ak Parti, Gezi olaylarının oy oranına nasıl yansıdığını öğrenmek için bir anket yaptırdı ve sonuç yüzde 50 çıktı. Ki bu da 30 Mart'ta ispatlandı. Fakat hemen ertesi günü Todays Zaman'da bir anket daha yayınlandı. Ak Parti'nin oy oranı yüzde 35 olarak verildi. Bu şu demekti. ' Oylarınızın yüzde 15'i bizim. Cemaat olarak biz oylarımızı çekersek, oy oranınız yüzde 35.' Bu manipülatif haber niteliğinde ve anket süsü verilmiş bir haberdi.

Gülen gıkını çıkartamıyor

Kimin neye sahip olduğunu biz hepimiz 30 Mart'ta yaşayarak gördük. Bundan ötürüdür ki 30 Mart öncesinde Pensilvanya'da hiç susmayan F. Gülen, konu siyaset, Türkiye filan olduğunda 30 Mart'tan beridir gıkını çıkartamıyor.

Gül ve Erdoğan arasına fitne sokmaya çalıştılar

Aynı günlerde Todays Zaman'da 'Başbakan'ı devirme dersleri ' başlıklı, hiç çekinmeden, hiç utanmadan, hiç korkmadan, bu başlığı taşıyan, yazılar, haberler kaleme aldılar. aynı günlerde paralel yapı tarafından gerçekleştirilmiş, siyasi karizmaların toplumdaki sempati derecelerini ölçmeye yönelik bir ankette, şu duyuruldu: 'Tayyip Erdoğan'ın Türk kamuoyundaki siyasi sempatisi yüzde 53,5, Abdullah gül'ün yüzde 72,5'. Buradaki amaç, bunların arasına acaba bir fitne sokup, birbirine düşürebilir miyiz?

Gülen Başbakan'a üslupsuzluk örneği gösterdi

Gülen'in yazılarında sıkça kullandığı, sloganlaşmış bir ifade var. 'üslubumuz namusumuzdur'. 13 Haziran 2013'teki Türkçe Olimpiyatları'nda paralel yapının Kerküklü bir çocuğa 'mağrur olma padişahım' şarkısını söyletmeleri üslup bu mu? Gülen Başbakan'a üslupsuzluk örneği gösterdi.

Gülen'den Humeyni'ye ağza alınmayacak sözler

Şükrü Aslan bir tarihte Gülen'e hitap eden, paralel yapılanma içerisindeki çeşitli, kendi tespit ettiği aksaklıkları dile getiren bir rapor mektup takdim etmiş. Bu birkaç gün önce ulusal gazetelerden birinde yayımlandı, hatta hemen arkasından, Şükrü Aslan; ' ben hoca efendi karşıtı değilim' falan tarzında bir açıklama da yaptı ama önemli nokta şu, mektup metninin sıhhatiyle ilgili hiçbir şey söylemedi. Hiçbir şey söylememiş olması dolaylı olarak mektup metninin bizzat sahibi tarafından da, daha bir hafta olmadı bu anlattığım hadise dolaylı olarak net bir şekilde doğrulandığının da ispatıdır. Bu ön bilgileri veriyorum. Çünkü arkadan gelecek olan ifadeler, pek çok insan nazarında belki inanılmaz olacak.

Şimdi 'üslubumuz namusumuzdur', sürekli, yatıp kalkıp diyen F.Gülen Humeyni hakkında bir şey söylüyor. Mektupta da büyük talebelerinden bir tanesi, bu ifadeyi tırnak içerisinde kendisine takdim ediyor. Şöyle bir giriş var:

"Hatta hocamın bile bazen o dünya çapındaki engin hoşgörüsüne sığmayan bazı sözleri olabilir. Mesela Humeyni için; 'ancak bir müslümanın dübüründeki bir kıl kadar kıymetli olabilir.' " ( Herkes beni bağışlasın. F.Gülen'in ağzından çıkmış bir söz.) .

Üslup, namus...

Hey şakirtler! Bu kadar düşmeyin!

Kabul et etme, milyonlarca insanın tasvip ettiği şahsiyet hakkında kullanılan ifade aynen bu. Hey şakirtler! Kabiliyeti yetenleriniz Allah'tan utansın, buna kabiliyeti yetmeyenleriniz Allah'tan korksun. Bu kadar yapmayın, bu kadar düşmeyin! Bu dünyanın bir ahireti, bu mezarın bir öteki tarafı olduğunu unutmayın! Gözü kapalı, sorgusuz, sualsiz, sahip çıkıyorsunuz, arkasında duruyorsunuz, bu yapılan şeylerin de ortağısınız. Bunun hesabı bu dünyada sorulmayabilir. Ama ahirette hiçbir hesabı unutmayacak, ihmal etmeyecek olan bir Zat'ın karşısına çıkacağız hep beraber.

Sizin sevginiz Allah, İslam düşmanlarına mı?

Sizin sevginiz, şefkatiniz, saygınız,  hoş görünüz, dünyada nerde ne kadar varsa bütün Allah düşmanlarına mı, bütün İslam düşmanlarına ? Bütün kininiz, gözü dönmüşlüğünüz Humeyni gibi, Tayyip Erdoğan gibi sizden hariç milyonlarca insanın gözbebeği kabul ettiği müslümanlara mı? Siz bu musunuz gerçekten?

Gülen 6 ayda 180 derece döndü

Dünyanın en mert, en namuslu insanları bile yanlış yapabilir, mağlubiyet yaşayabilir. Efendimiz (SAV) bile bir Uhud yaşamıştır. Mağlup olduğu için kimsenin yüzünde kara leke oluşmaz. Ama 6 ayda 180 derece ters köşe yapmak ahlaki bir tavır değlidir. Müslümanca, Muhammedi değildir.

 

Kanalahaber.com

 

 

 

 

 

23:42
 // gurbetçi
Canımızı yaktiniz sevdigimizle aramizi açdiniz insanlik bu mu devleti olmayanin yuvasi olmaz resmen devlete ihanet ediyorsunuz yolunuzu bulun artik....
25 Haziran 2014 23:42
Herkes hata yapabilir ancak erdem hatadan dönebilmektir
 // Mühr-ü Süleyman
80'lerden beri seni izleyen, sana inanmış, en yakınlarını bile senin uğruna kırmış veya onlarca kırılmış, kısacası ciddi bedeller ödemiş, son yaşananlarla da yıkılmış ama hala kendi iradenle değil, ele geçirilmek suretiyle kirli hesap ve ilişkilere bulaştırıldığına inanan biri olarak ricam;
Ülkene dön, gerçekleri anlat, "cebi canlı, eli kanlı" uluslararası baronların bütün kumpas tezgah ve planlarını, yerli maşalarını işbirlikçilerini ifşa et ve lütfen artık
"dursun bu hayasızca akın..."...
25 Haziran 2014 Çarşamba 07:58
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler