YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Said Alpsoy'dan bomba açıklamalar
Araştırmacı yazar Said Alpsoy, İslam Birliği düşüncesi ve İslam Dünyası'nın hangi olayla gerilemeye başladığını, gerilemenin nasıl durdurulduğunu ve günümüzde İslam Birliği'nin durumunu tarihsel kaynaklara dayanarak açıkladı.
Said Alpsoy'dan bomba açıklamalar
08 Eylül 2014 / 01:05 Güncelleme: 08 Eylül 2014 / 07:30

Kanal A'da yayınlanan ve Sadık Yalsızuçanlar'ın sunduğu İslam Birliğine Doğru adlı programın daimi konuğu Araştırmacı Yazar Said Alpsoy, Yeni Türkiye ve İslam Birliği konularında çarpıcı açıklamalar yaptı. Türk ve Müslüman tarihi boyunca 3 büyük tarihsel kırılmanın olduğunu ifade eden Alpsoy şöyle konuştu:

Yeni Türkiye kavramı size ne ifade ediyor?

Yeni Türkiye kavramı çok az kelimeyle çok geniş bir mananın ifade edildiği bir kavramsallaştırmadır. Tanıma geçecek olursak, Türkiye'nin miladi olarak 9.yy'dan itibaren yüklenmiş olduğu tarihi bir misyon vardı. Bu hesap kabaca bundan 100 yıl önce bir yol kazasına uğradı. Bu kaza cihat'tır. çeşitli sebeplerden dolayı 100 yıl önce girdiğimiz bu fetret dönemi Yeni Türkiye kavramı ile çıkıyoruz. Yeni Türkiye tanımı Türk Milletinin Müslüman olduktan sonra üstlendiği o tarihi misyonu yeniden üstlenmesidir.

İslam Birliği size ne çağrıştırıyor

İslam Birliği en temel anlamıyla tüm Müslümanların her şeyi beraber yapması, aynı şeyi düşünmesidir. Yeni türkiye kavramı da İslam Birliğini yeniden inşa edecek olan temel unsurdur.

İslam birliği genellikle sadece kültürel birliktelik olarak düşünülüyor.Halbuki İslam Birliği hiçbir şekilde sınırlandırılmamalıdır. İslam birliği sadece kültürel değil, siyasal, askeri, teknolojik, ekonomik ve bilimsel bir birlik olmalıdır. Federatif yapı mı olur, konfederasyon mu olur yoksa bugüne kadar hiç olmamış, denenmemiş bir birlik mi olur bilemem ama bunlar zaten işin stratejik durumunu oluşturmuyor. Aslolan bu birlik duygusunu tam manasıyla yaşayabilmek ve bunun için çalışmaktır.

Geçtiğimiz günlerde islam birliği kavramını özümsemiş ve gerçek manasıyla anlamış olan bir grup genç Müslümanın çıkardığı bir dergide okuduğum bir makaleden bir alıntı yapmak isterim. Mesela Mali'de ki x lisesinin müdürü İstanbul'dan gidecek. Türkistan'da ki y ilçesinin kaymakamı Fas'lı olacak, Türkiye'de ki x devlet kurumunun genel müdür yardımcısı Yemen'li olacak. Zannediyorum bu örnek İslam Birliğinin ne olduğunu, ne olması gerektiğini çok güzel özetliyor.

Viyana surlarındaki ihanet

1683'deki viyana kuşatması neden bozgunla sonuçlanmıştır iyi idrak etmek gerekir. Burası bizim tarihiminde bir kırılma noktasıdır. Bu tarih son 300 yıllık islam tarihinin çöküş dönemini başlatmıştır. Bu olay zirveden dibe inilen zamanın başlangıcıdır. İslam Tarihi boyunca 2 büyük çöküş dönemi olmuştur.

Bunların birincisi Moğol istilası dönemidir. Onun hemen arkasından Osmanlının kuruluşu ile bu bozgun sona ermiştir. İkincisi ise viyana bozgunu ile başlayan bir çöküş dönemi başlamıştır. Tarihe iyi bakmak ve sonuçlarını iyi anlayıp, satır aralarını iyi okumak gerekir. Mühim olan dünyayı değiştirebilmek, daha iyiye daha güzele, Müslümanca olana doğru evrimleştirerek değiştirmek. İşte bizim çıkış noktamız bu. Bu yüzden tarihe bakıyoruz.

Diriliş ve çöküş diyalektik bir ilişki içerisindedir. 2.Viyana kuşatması ile beraber başlamış olan çöküş sürecinin sebepleri nelerdir? Bunların anti tezini alıp tam tersine çevirdiğimizde doğru, kalıcı ve sıhhatli bir İslami dirilişin formulünü yazmış oluruz.

2.Viyana kuşatmasına tekrar dönecek olursak; bu kuşatmanın ilklerinden birisi Osmanlı'nın kuruluşundan itibaren maddi ve sayısal anlamda düşman kuvvetlerinden üstün olduğu ilk savaştır. Rakamlarla ifade etmek gerekirse Osmanlı kuvvetleri 150 bini lojistik, 250 bini asker olmak üzere toplam 400 bin kişidir. Viyana'yı savunan Viyana ordusu ise 20 bin askerden oluşuyor.

Şehirde de 50 bin sivil yaşıyor. Ayrıca savaşın devam eden safhasında 70 bin kişilik Polonya destek ordusu bulunuyor. Bu rakamlara bakarak normal şartlarda bu savaşı çok rahat kazanmamız gerekirken neden bozgun yedik? Çünkü Osmanlı ordusunun başında bulunan Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın amacı cihad değil, tarihe Viyana Fatihi olarak geçmekti.

Ayrıca Avusturya ile yapılan 20 yıllık saldırmazlık anlaşmasının süresi de bitmemişti. Kuran'a el basarak verilen söz nefsi duygulardan ötürü çiğnenmişti. Osmanlı Devleti hiçbir gerçerli nedeni olmadan anlaşmayı ihlal edip saldırmıştı. Merzifonlu Viyana Fatihi olmayı o kadar istiyordu ki Padişah IV. Mehmet bile ordunun Viyana'ya gittiğini günler sonra öğrendi. Halbuki padişah seferin başka yere yapılacağını zannediyordu. Nefsi duygulardan dolayı padişah'a bile yalan söylenmişti.

Savaşa geçecek olursa , öncelikle belirteyim ki 2.Viyana kuşatmasının bozgun olmasının ve de çöküş döneminin başlamasının sorumlusu Kırım Tatarlarıdır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana kuşatması sırasında Viyanalılara destek gelmesin diye 70 bin kişilik Kırım Tatar gücünü iskender köprüsünü kontrol etmek için bırakmıştır.

Dönemin Polonya Kralı Jan Sobieski 70 bin kişilik ordusuyla beraber Viyana'ya yardıma gittiğinde Tatar komutan köprüyü açımış, Polonya ordusunun rahatça geçmesini sağlamıştı.

Polonya ordusu da hiçbir savaş hazırlığı için olmayan Osmanlı Ordusu'nu arkadan vurup Osmanlının savaşı kaybetmesine neden oluyordu. Müslüman bir hoca köprüyü Polonyalılara açan komutana neden bunu yaptığını sorunca, komutan Osmanlı bize çok kötü davrandı, onlarda ki değerimiz Eflak-Boğdan kadar bile yoktur. Bu yaptığım şey İslama göre yanlıştır, biliyorum ki ihanet ettim ama Şimdi anlasınlar Tatar'ın kıymetini diyor. İhanet ettiğini bile bile nefsi duygularından ötürü Polonya ordusuna karşı koymuyor ve Osmanlı'nın savaşı kaybetmesine neden oluyor.

Buradan almamız gereken ders, müslümanlar nefsi sebeplerden dolayı birliğini asla bozmamalıdır. Birliğin bozulmaması için gerekirse canlarını hiç düşünmeden vermeliler.

Sakarya savaşı bozgunun maddi olarak durdurulduğu tarihtir

12 eylül 1683'de büyük bedeller ödeyerek geri çekilmeye başladık. Yıllar boyu çekildik, ta ki istiklal harbine kadar. Yunanlılar polatlıya kadar vardı. Durumun vehametini görmek gerekir. Viyana önlerinden başlayan çekiliş Polatlıya kadar geldi. Yunanlıların 12 eylül 1921'de sakarya nehrinin gerisine çekilmesi ile bizim geri çekiliş sürecimiz bitti.
Burası da ikinci tarihsel bir kırılma noktasıdır.(video 6, dakika 5.20'ye kadar)

3. kırılma noktası 12 eylül 1980'dir. 1970'lerin Türkiye'sinde gelecek solda görülüyordu. 12 eylül bu ihtimali ortadan kaldırdı. 12 eylül 1980 sonrası darbeyi yapanların hesaplayamadığı şey ise İslamın Türkiye'de siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda
bu kadar egemen olacağı idi.

12 Eylül 1683'de çöküş başladı.

12 Eylül 1921'de çöküş durduruldu.

12 Eylül 1980'de ise diriliş başladı.

Allah hiçbir millete yüzyıllar boyunca sürekli bolluk, bereket ve bolluk vermeyeceğini, zaman zaman mutluluk, bolluk ve bereket zaman zaman ise sıkıntı ve darlık zamanları vereceğini söylüyor. Biz 300 yıl boyunca sıkıntı, darlık ve çöküş dönemindeydik. Kafirler ise bolluk, bereket ve yükseliş dönemindeydi. Şimdi roller değişti. Biz tekrar diriliş dönemine girdik, onlar ise çöküş dönemine girdi.

300 YILLIK ÇÖKÜŞÜN HİKAYESİ

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler