YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Said Alpsoy F.Gülen'in derin ilişkilerini anlattı
Gazeteci - Yazar Said Alpsoy Fethullah Gülen'in çok erken yaşlardan beri provokatif bir kişiliğe sahip olduğunu ve sonrasında da bu özellikleri gösterdiğini söyledi. Alpsoy Gülen'in Genelkurmay Başkanlığı ve Yaşar Tunagür ile ilişkilerine dikkat çekti.
Said Alpsoy F.Gülen'in derin ilişkilerini anlattı
06 Nisan 2015 / 08:00 Güncelleme: 06 Nisan 2015 / 10:08

Kanal A'da yayınlanan Büyük Komplolar programında Gazeteci-Yazar Said Alpsoy Fethullah Gülen ve derin ilişkilerini analiz etti.

İşte Said Alpsoy'un konuşmasında öne çıkan kısımlar:

"Gülen'in Erzurum dönemine ait ayrıntılar kesin olarak bilinmiyor. Kendisi de anlatmıyor. Fethullah Gülen ve derin ilişkiler noktasına değindiğimiz zaman benim ilk dikkatimi çeken ayrıntı, henüz daha askere gitmemiş 1950-65 dönemi yani 15-20'li yaşlara tekabül eden yıllarda, vaaz etmeye başlamıştır.

Seçkin bir hitabet yeteneği olduğunu teslim etmemiz gerekiyor. O yaşlarda, o yıllarda, Erzurum'da çocuk denilebilecek birisinin cami kürsüsüne çıkması vaaz vermesi örneğine rastlanacak bir olay değil. Fakat şimdi bu dönemde yaptığı vaazlarda, konumuz itibari ile ilk dikkat çeken nokta, kendi ifadesi tamamen yani kendi anlatımını özetleyerek naklediyorum.

Kaynakları da özellikle (90'lı yılların başında Latif Erdoğan'a, çok yakın dairedeki yardımcılarından) dikte ettiği 'küçük dünyam' isimli önce Zaman Gazetesi'nde yazı dizisi daha sonra kitap olarak yayınlanmış kısmi otobiyografisi ve yine hali  hazırda paralel yapının medyanın önde gelen isimlerinden Faruk Mercan'ın anladığımız kadarıyla kendisinin dikte ettirerek yazdığı Fethullah Gülen kitabı."

"Gülen'in çok erken yaşlarından itibaren provokasyona açık bir tarafı var"

"Ben bu iki isim ve iki kitapta geçen bilgileri özetleyerek ifade ediyorum. Hz. Aişe'nin hayatı üzerine kurgulanmış bir sinema filmi Erzurum'a oynatılmak üzere geliyor. Gülen bundan fevkalade rahatsız oluyor, hüzünleniyor, kızıyor ve cami kürsüsünde vaaz verirken cemaate tabiri caizse esip gürlüyor.

Diyor ki, "Sizin peygamberinizin aile fertleri ile ailesi ile ilgili böyle filmler gelecek onları, kişiliği ahlakı ne olduğu belirsiz artistler canlandıracak yani İslam'a ve İslam'ın mukaddesatına bu denli hakaret edilmiş olacak ve sizler burada hiç tepki göstermeden yerinizde oturacaksınız" falan şeklinde çok özet bir söylem kullanıyor.

Daha sonra diyor ki, "Bunda benim cemaati kışkırtıp sokağa dökmek gibi bir niyetim yoktu ama benim niyetimden bağımsız olarak cemaat, galeyana geliyor. Gidip sinema salonunu basıyorlar, sinemacıyı tehdit ediyorlar. Filmin oynamasına engel oluyorlar. Bu benim Fethullah Gülen ve derin ilişkiler dendiğinde benim dikkatimi çeken ilk ayrıntıdır. Çünkü tırnak içerisinde arz ediyorum. Bu benim yorumum. Bu gösteriyor ki kişiliğinin bir parçası olmak üzere çok erken yaşlardan itibaren Gülen'de provokasyona açık bir taraf var. Çünkü bu bence açık bir provokasyon ve kendi içerisinde son derece çelişkili ve tutarsız bir provokasyon. Örneklerini daha sonra göreceğiz inşallah tekil bir olay değil. Çünkü şunu hemen ilave edeyim.

Geçtiğimiz sene 2014 yılının 20 Nisan günü Bugün Gazetesi'nde birinci sayfadan anonsu verilmiş olan bir haberi paylaşayım sizinle. Halihazırda Paralel Yapı'nın medya kanadının yine bilinen isimlerinden Salman Kuzu, Gülen'in kendi yetiştirdiği 'Molla' diye tabir edilen talebelerindendir.

Paralel Yapı adına bir sinema filmi hazırlığından bahsetmişti ve sözünü ettiğim nüshalı gazetede bu haber olarak yayınlandı. Diyor ki, "İslam'ın doğuşu üzerine kurgulanmış bir sinema filmi hazırlığına başladık. Tabi bu açık bir çelişki örneği. Aynı özellikteki bir film için 1950'li yıllarda Erzurum'da toplumsal bir olaya yol açılmış oldu."

Edirne'de Gülen'i himayesine alan kişi MİT'in kadrolu elemanı mıydı?

"İkincisi hemen 27 Mayıs darbesi öncesinde Edirne'ye din görevlisi olarak tayini çıkmış. Şimdi burada doğrudan konuyla alakalı değil belki fakat Gülen'in kişiliğinin derin boyutlarını bize işaret etmesi açısından dolaylı bir bağlantısı olduğunu düşünürüm. Şöyle gözden kaçabilecek bir ayrıntı var. 17 yaşındayken Diyanet İşleri Başkanlığı'na dilekçe vererek, Edirne Müftülüğü boş o sırada münhal Edirne Müftülüğü'ne talip oluyor. Ve bu yine az önce ismini işaret ettiğim ve tırnak içerisinde Gülen sempatizanı yayınlarda, aktarılan bir bilgi. Buraya bir nokta koyalım. Bu doğrudan bizim konumuzun kapsamına girmez ama Gülen'in kişiliğini nitelendirmek için bence önemli bir bilgi"

"Edirne'de bir kaç camide görev yapıyor. Bu sıralar 27 Mayıs Darbesi gerçekleşiyor. Edirne'nin o boş olan müftülük makamına Yaşar Tunagür'ün atanıyor. Anladığımız kadarıyla tırnak içerisinde Gülen'deki cevheri hemen keşfederek, onu himayesi altına alıyor. Şimdi Yaşar Tunagür burada nasıl bir anlam ifade eder? Buna dair ispatlanmış değil paylaşıyorum. Altını çizerek söyleyeyim. İsmail Kazlı'nın yazdığı 'Serencem' kitabında Yaşar Tunagür'ün MİT'in kadrolu elemanı olduğuna dair iddia var. Ve Gülen'in hayatının sonraki süreçlerinde Yaşar Tunagür ismi ile yine karşı karşıya geleceğiz.

Mesela 'Küçük dünyam' kitabında hemen hemen kendi ifadesi şu cümlelerle geçer, "27 Mayıs Darbesine ve Demokrat Parti yöneticilerine yapılan zulümlere karşı gençliğimin de etkisi ile içimde müthiş bir etki oluştu ve o etkinin gitmesiyle bazı şeyler yapmayı planladım" diyor. "Fakat Yaşar hocanın elimden tutup bana ağabeylik yapması ile o şeylerden beni alıkoydu" diyor. Şimdi ben buradan tahmin ediyorum haklı olarak, herhangi bir insan okuyucu olarak , önceki ve sonraki provokatif olaylara baktığımızda yani orada da Gülen bir kısım provokasyonlar planlamış şeklinde yorum yaparsam herhalde bir haksızlık yapmış olmayacağım.

Gülen askerliğinde Genelkurmay'da kalmak istemiştir

"Şimdi bir diğer ilginç bir konuya geçtik. 1961 senesinde askere gidiyor ve 1961 sonları sanırım. Ya da 1962 başı... Askerliği tam da Talat Aydemir'in 22 Şubat 1962 acemi birliği Mamak'ta muharebe birliği... Talat Aydemir'in darbe teşebbüsüne denk geliyor. Burada Gülen'in şahsına ilişkin bir sorun yok ama komutanları 'Aydemirci'dirler ve darbeye meyillilerdir. Ancak daha sonra etkisiz hale getiriliyorlar falan. Bu kargaşaların içinde yer aldıktan sonra, acemi er dönemini tamamlıyor ve İskenderun'a usta er olarak dağıtımı çıkıyor. Şimdi burada çarpıcı bir ayrıntı daha karşımıza çıkıyor. Yine kendi ifadesi 'Küçük Dünyam'da geçen....  Diyor ki, "Ben aslında Genelkurmay'da kalmak istemiştim fakat muvaffak olamadım."

Şimdi ben burada şöyle bir başlık açmak isterim. 1962'li senelerde, ilk okulu dışarıdan bitirecek olan, kısmen medrese eğitimi almış, genç bir Erzurumlu delikanlı neden Genelkurmay'da kalmak ister? Burada şuna parantez açayım 'Küçük dünyam' kitabının ilk baskısı daha sonra sansürlenmiştir."

Genelkurmay Gülen'e neden sahip çıktı?

"Yine kendi ifadesi ile aktarıyorum. Diyor ki, özellikle ikinci kez tutuklandığımda bu Genelkurmay'ın tepkisine yol açtı. Bakın çok ilginç.Yani İskenderun'da rütbesiz bir erin haklı, haksız bir sebepten tutuklanıp askeri nezarethaneye atılması ve askeri mahkemede yargılanmış olması Genelkurmay'da yankı buldu. Ve yine kendi ifadesi ile "Genelkurmay'dan hem telefon hem de telgraf emri geldi birliğe. Milliyetçi bir çocuk onu neden bu kadar eziyorsunuz?" diye Genelkurmay'ın tepkisi ile karşılaşınca, "Beni tutuklamış olan o din düşmanı tabur komutanının kendisi devreye girdi. İfademi aldı. Resmi prosedür göstermelik yerine getirildi ve bir anda ben serbest bırakıldım" diyor. Şimdi biz bu olaya normal diyebilir miyiz? Ve yine diyor ki kendi anlatımı, "O dönemde İstanbul'da 'Yeni İstiklal' adında bir gazete çıkıyordu benim bu tutumum üzerine 'Fatih'in torunu Fethullah' şeklinde bir manşet atıldı" diyor.

"Cumhuriyet tarihi ilgilileri bilirler. Komünizmle Mücadele Dernekleri Türkiye'de iki aşamalı bir hayat hikayesi vardır. Gülen 1963'te övünerek anlattığı bir detayda, "Türkiye'de diyor ikinci şubesini Erzurum'da biz açtık ve bizzat ben önayak oldum" diyor. 1965 yılında Türkiye genelinde Komünizmle Mücadele Derneklerinin sayısı 110'u aşmış durumdadır. Tek başına bu süre içerisindeki bu parlama bile çok ciddi bir arka planı olduğunun kanıtıdır. Daha 20'li yaşlarda ilginç bir askerlik serüveni olan ve Erzurum'da Gladio faaliyetlerinde başrol oynuyor. Şimdi biz bunu normal mi karşılayacağız?"

"1965 senesinde Yaşar Tunagür Edirne'den İzmir Merkez Vaizliğine tayin edilir ve sonra roket hızında bir terfi ile Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığına terfi eder. Tunagür daha sonra Gülen'i İzmir'e kendi boşalan makamına atar."

 

KANALAHABER / ÖZEL İÇERİK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler