YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Sadece Kürtler yok bu ülkede"
"Sadece Kürtler yok bu ülkede"
26 Eylül 2010 07:47
Erdoğan medya yöneticileriyle kahvaltılı toplantıda biraraya geldi. Referandum sonrası yeni dönemin yol haritası hakkında bilgi verdi. Anadilde eğitimin Türkiye'nın iç barışında sıkıntı doğuracağını söyleyen Erdoğan"Sadece Kürtler yok bu ülkede"dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde bir araya geldiği medya yöneticilerine referandum sonrası yeni dönemin yol haritasını çıkardı.

Halkoylamasının en önemli sonucunu ileri demokrasi özleminin ortaya konulması olarak gören Erdoğan, 12 Eylül'le birlikte artık temiz bir sayfa açıldığını, yeni bir dönemin başladığını belirtti. Toplumdaki tedirginlik ve endişeleri gidermek için çalışacaklarının altını çizen Erdoğan, bu konuda muhalefete de sorumluluk düştüğüne dikkat çekti. Temmuz 2011'de yapılması planlanan seçimlerle ilgili olarak da, bir ay öne alınabileceğini ve okulların kapanmasına yakın dönemde gerçekleştirilebileceğini vurguladı. Yeni anayasa sürecinin ise ancak seçimlerden sonra Meclis'e gelebileceğini, partilerin ve sivil toplumun bu süreçte kendi anayasa çalışmalarını yapmasını istedi. Muhalefetin uzlaşmaz tutumunu sürdürmesi halinde yeni anayasa için yine halka gidilebileceğinin sinyalini verdi. Ergenekon ve diğer kritik soruşturmalarla ilgili haber yapan gazetecilere açılan 5 bin davaya da değinen Başbakan, bununla ilgili TCK'da çalışma yapıldığını vurguladı. Ergenekon davasında yargılanan gazetecilerle ilgili bir soruya ise şu karşılığı verdi: "Gazetecilik faaliyetinden dolayı Silivri'de değiller ki..."

Başbakan Erdoğan gazete, televizyon ve haber ajansı yöneticileriyle bir araya geldiği toplantıda yeni anayasa çalışmalarından başkanlık sistemi tartışmasına, genel seçimin tarihinden ekonomiyle ilgili hedeflere birçok konuda önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanının görev süresiyle ilgili olarak son sözü YSK'nın söyleyeceğini ifade eden Erdoğan, başkanlık sistemini ise tartışılması için gündeme getirdiğini söyledi. İşte Erdoğan'ın gazetecilerin sorularına verdiği cevaplardan önemli satırbaşları:

Hemen yeni anayasaya başlama teklifi samimi değil: Seçime kadarki 10 ayın takvimine bakınca bu ortaya çıkıyor. Yıl sonuna kadar Meclis'te bütçe olacak. Genel seçimi 1 ay öne alarak okulların kapanmasına yakın bir dönemde yapmayı düşünüyoruz. Seçime kadar 5 ay kalıyor. Bunun 90 günü propaganda dönemi. Ayrıca anayasa paketinin hayata geçmesi için gerekli uyum maddelerinin mecburen yapılması gerekiyor. Meclis'te olmazsa olmaz bekleyen düzenlemeler de var. Bu takvim içinde nasıl yeni anayasa görüşülebilir?

Anadile yasaklar kalktı, iki dilli eğitim, birliğimizi bozar: Anadilin öğrenilmesi, cezaevinde konuşulması gibi yasakları kaldırdık. Üniversitelerde yaşayan diller bölümleri açılıyor. Ancak çok dilli eğitimin mantığı Türkiye'nin iç barışı açısından sıkıntı doğurur. Ortak dilimizi bozar. Etnik olarak sadece Kürtler yok bu ülkede. Diğerlerinin de benzer talepleri olabilir.

Yeni bir güvenlik yapılanması için çalışılıyor: Bölge halkının çözüm sürecine katkısını sağlayacak adımlar planlıyoruz. Örgüt, ulusal bir gazetenin Van ve Diyarbakır bürolarını tehdit ederek dağıtımını önlemeye çalışıyor. Havaalanı, hastane gibi yatırımların yapılmasını engellemeye çalışıyor. Örgüt silahı bıraksın, ancak o zaman aldıkları net oyu görürüz. Şimdiki, silah gölgesindeki oy. Meydanı teröre bırakmayacağız. Yeni bir güvenlik yapılanması için çalışmaları sürdürüyoruz.

PKK'da Öcalan üzerinden liderlik mücadelesi var: Öcalan'ın bu süreci yönlendirmede bir ağırlığı yok. Başbakanlığım süresince onun sözlerinin etkili olduğunu görmedim. Dağda ve Avrupa'dakiler onun ismi üzerinden liderlik mücadelesi veriyor. Genel af ile siyasi af ayrı konular. Genel af katillerin affı, siyasi af ise teröre karışmayanların affedilmesi. Bu konu üzerinde çalışılabilir.

Anamuhalefet engellemezse başörtüsü sorununu hemen çözeriz: CHP konuyu gündeme getirir getirmez cevap verdik. Meclis açılır açılmaz teklif getirsinler, zaten 3 maddelik bir konu. CHP, Anayasa Mahkemesi'ne götürmezse, Meclis'ten geçer geçmez sorun halledilir.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığında bütünleşelim: Anayasa'mızın cumhuriyet, bayrak, resmi dil, başkent gibi değiştirilemez ilkelerinde bir değişiklik düşüncesi yok. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ortak paydasında bütünleşelim diyoruz. Ben Türk'üm demekten rahatsız değilim. Türkiyeliyim ifadesini de kullandım ve bunun için yadırgandım. Ama daha sonra Genelkurmay Başkanı da kullandı. Nereden nereye gelindi. Türkiye, medyanın da katkısıyla bunları aşıyor.

Başkanlık sistemini tartışmak halka da, siyasilere de faydalı: Bazı kavramları tartışmakta ürkeklik var. Bunu, tartışılması için gündeme getirdim. Tartışmalara bakılırsa, sistemin ne olduğu noktasında bir konsensüs yok, krallığa, hilafete gider gibi yaklaşımlar ise yersiz.

Yirmibeşoğlu'nun cami yakma itirafı savcıların konusu: Eski MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu'nun dile getirdiği Kıbrıs'ta cami yakma konusu, savcıların bakması gereken konu. Kendi lisanıyla suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Eşref Bitlis ve Turgut Özal'la ilgili gündeme getirilen iddialar hakkında da adli soruşturmalar başlamış durumda. Biz de hükümet olarak bu konuların aydınlanması için elimizden geleni yaparız.


Bekir Coşkun'un ayrılmasıyla ilişkimiz yok: Sayın Coşkun'un Habertürk'ten ayrılmasını siyasi baskı veya Başbakan'ın devreye girmesiyle olmuş gibi yansıtmak çirkin ve büyük haksızlık. Hakaret olsa da tahammül ettiğim çok şey var. Sadece Coşkun değil, başkaları da aileme, yaşam tarzıma karışıyor. Onlar için patronları nezdinde devreye girmek gibi ilkelliğe girmem. Patronları o insanları işe alırken bana sormuyor ki, ayrılmasını bana sorsun.

İstanbul için çılgın proje: Yeni değil, çerçevesi belli. Ama Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ile ilgisi yok.

İran'dan yardım alındığı iddiası alçakça bir iftira: Tek bir belge koyamadılar, Türkiye ve İngiltere'de dava süreci başlattık. Bu çok alçakça bir iftiradır. Benzer bir iftirayı da bir sivil toplum örgütünün başındaki bayan yaptı. O da Suudi Arabistan'dan para aldığımızı iddia etti. Bunları malzeme yaparak partimizin kapatılması için dava sebebi olabileceğini düşündüler.

Yabancı yatırımcı yargıdan şikâyetçi

-Başbakan Erdoğan, medya mensuplarına ekonomik veriler hakkında da bilgi aktardı. Yabancı yatırıma önem verdiklerini belirten Başbakan, "Yabancı yatırımcı, bu ülkeye yatırım yaparken 'yargı bize halk tabiriyle illallah ettiriyor' diyor. İzmit'te Cargill olayı bunun en iyi örneği. 130 milyon dolarlık 600 kişinin çalışacağı bir yatırım yapmışlar, ama mahkemelerin birinde kazanıyor, diğerinde kaybediyorlar, böyle sürüp gidiyor. Bir yandan işleriyle diğer yandan yargıyla uğraşıyorlar." şeklinde konuştu. Yabancı yatırımla birlikte işsizlik oranının yüzde sekizlere çekilebileceğini söyledi. Başbakan, mali kural konusunu şimdilik ertelediklerini, bunun yerli bir IMF anlamı taşıyacağını kaydetti. Mali kuralın hayati önemdeki kamu yatırımları konusunda sorun çıkaracağını belirtti. Erdoğan, kişisel olarak Türk parasının değerli olmasına sıcak baktığını, vatandaşın artık döviz büfelerine koşmadığını ve Türk parasıyla borçlanmanın artık mümkün olduğunu anlattı. "Bu bizim onurumuz, neden kaybedelim?" dedi. Muhalefetin destek vermesi halinde 15 saat çalışıp Borçlar Kanunu'nu Meclis'ten geçirebileceklerini kaydetti.

Medya temsilcileri memnun ayrıldı

Başbakan, hoşgörü telkin etti

Mustafa Karaalioğlu (Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni): Sempatik bir görüşme oldu. Başbakan hem referandum sonrası yaptığı konuşmada, hem dünkü konuşmasında hem de bugünkü konuşmasında bir ricada bulunuyor. Birbirimizi anlayalım, birbirimize karşı daha tahammüllü olalım. Tanık olduğum en nitelikli soruların sorulduğu bir toplantı oldu.

Akreditasyon uygulanmaması çok iyiydi

Mehmet Ali Birand (Kanal D Genel Yayın Yönetmeni): Medya bu defa fırçalanmadan çok güzel bir toplantı oldu. Sinirlenmedi Başbakan. Cevap vermediği soru olmadı. Kızdığı bir soru da yoktu. İlk defa medyada kendisine sert şekilde eleştiri yapanlar da ordaydı. Kendisini alkışlayanlar da ordaydı. Ben şimdiye kadar herkesin olduğu ve akreditasyon olmadan yapılan bir toplantının tanıklığını yapmadım. Çok iyi oldu.

İçeriği zengin bir toplantıydı

Akif Beki (Kanal 24 Genel Yayın Yönetmeni): Muhteva olarak da katılım olarak da çok zengin içerikli bir toplantıydı. En muhalif ve aykırı bilinen yayın organlarından iktidara en yakın yayın organlarına kadar herkesin davetli olduğu bir kahvaltıydı bu. Her şey nezaket diliyle konuşuldu, tartışıldı.

Medyanın kendisini geliştirmesini istedi

Erdoğan Aktaş (ATV Genel Yayın Yönetmeni): Türkiye'nin yeni döneminde medyanın eski söylemlerden uzak, kendisini geliştirecek bir yapıda olması gerektiğini söyledi. Ağır ifadelerle kendisine ve yaşam tarzına eleştiriler geldiği halde bunlara tahammül ettiğini, gerektiğinde dava açtığını aktardı

Zaman

erdoğan ın çıkmazı...
 // ibrahim çelikoğlu
Dünyada en zor,değişim yapmaktır.Bu memlekette dayılar var,dayısı olanlar var.Bunları silip süpürmek kolay iş değildir.Yıllarca bu yüzden Anayasa yok sayılır,mahalle,sokak baskısı,kese vs. ortalığı kasıp kavurur.Misal:Mahallemde bir balıkçı barınağı var,öncelik dayılarındır.
Balıkçı dayı arar.Malını zoraki çıkarır,işini yapar.Senesini kazasız belasız geçirmişse şükreder.Her şey bu düzen içindedir.Yasaların sayılmadığı,kollanmadığı bir y...
26 Eylül 2010 09:10
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler