YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Rusya ve İran’a asıl darbe Baas içinden gelir...
Gazeteci - Yazar Ardan Zentürk, Rusya ve İran'ın Suriye'de uyguladığı politikaların kendilerine büyük zarar getireceğini yazdı.
Rusya ve İran’a asıl darbe Baas içinden gelir...
14 Aralık 2015 / 12:37 Güncelleme: 14 Aralık 2015 / 12:59

İşte Ardan Zentürk'ün Star'da yayınlanan "Rusya ve İran’a asıl darbe Baas içinden gelir..." başlıklı yazısı;

Rusya ve İran’ın, yaklaşık 5 yıldır süren Suriye savaşına fiilen müdahaleleri, Ortadoğu açısından beklenmedik bir gelişmenin doğmasına neden olacak. Bölgenin yakın tarihinin ipuçlarını verdiği çok özel bir döneme doğru ilerliyoruz, çünkü, iki ülkenin “vekalet savaşını” sonlandırarak, bir “işgal gücü” haline dönüşmesi, “Arap milliyetçiliğinin” yeni bir sınavı niteliği taşıyor.

Baas açısından kabul edilemez durum...

1947 yılında Mişel Eflak, Salahaddin Bitar ve Zeki Arsuzi tarafından Suriye’de kurulan Baas Partisi’nin ana ideolojisi “tüm Arapları birleştirmeyi” (pan-Arap) hedefleyen “milliyetçi zeminli”dir. “Sol” kimlik, “sosyalist üretim ilişkilerini” kabullenmesinden kaynaklanmış, fakat, partinin 1966 yılında Irak (Saddam Hüseyin) ve Suriye (Hafız Esed) hattında ikiye bölünmesinden sonra bu kimlik giderek “nasyonal-sosyalist” yapıya dönüşmüştür.

Baas, milliyetçidir. Kadroları, Osmanlı yıkılırken Araplar’a “büyük bir Arap devleti” vaad edip, sonunda Sykes-Picot ile bu vaatlerini çiğneyen İngiltere ve Fransa’nın yaptıklarının hesabını sorma amacıyla yetiştirildiler.

Partinin Irak kanadı, 2003 yılındaki Amerikan-İngiliz işgaliyle ortadan kaldırıldı.

Suriye kanadı ise 2011’de başlayan iç savaş sürecinde İran ve Rusya tarafından tasfiye ediliyor.

Baas için, bugün ne Irak ne de Suriye’deki durum kabul edilebilir değil. Parti etkisiz hale gelmiş olabilir ama kadroları yerinde duruyor ve “pan-Arap” ilkelerle yola çıkılıp Arap topraklarının parçalanmış olması bu partiyi bugün ciddi bir yol ayrımına getirmiş durumda.

Baas ordusu ne düşünüyor?

Baas kadrolarının, Irak’ta, DAEŞ’in askeri komitesinde yer almaları tarihi bir örnektir. Laik bir hareketin kurmaylarının DAEŞ gibi Vehhabi kimlikli radikal bir terör örgütü içinde ne işi var diyebilirsiniz, ama, aynı örgütün bugün bölgede yarattığı tablo, “bizden sonra kaos” diyen hareketin işine gelen tablodur.

Amerikalılar, Baas rejimiyle birlikte Baas ordusunu da dağıtmanın “tarihi hata” olduğunu bugün söylüyor, bu nedenle, Beşar Esed’e karşı yürüttükleri vekalet savaşında bile, Suriye Baas kurumsallaşmasının yıkılmaması için özen gösteriyorlar.

Rusya’nın “hegemonya gücü”, İran’ın ise “işgal gücü” olarak yerlerini aldıkları Suriye coğrafyasında, Baas ideolojisi ile yetişmiş sivil ve askeri kadroların düşünceleri bu açıdan önemlidir. (Ülkedeki İran askeri varlığına karşı çıkan sivil/asker önemli kadroların öldürülmeleri de tesadüf değildir.)

Yaşanılanlarda, Baas’ı yakından tanıyan, tarihi köklerini iyi bilen insanlar açısından çok büyük bir yanlışlık var. Milliyetçi Arap kadrolarının “Acem/Şii yayılmacılığına” ve Rusya’nın kendi ülkelerindeki Arap nüfusa bomba yağdırmasına daha fazla tahammül edemeyeceği açıktır.

Yüksek ihtimal, Baas ordusu kurmayları, İranlı generallerin komutasında ülkelerinin yerleşim birimlerine bomba yağdırmanın aynı zamanda “Arap ulusuna ihanet” olduğunu düşünmektedirler.

Kolay kazanacaklarını düşündükleri iç hesaplaşmanın beş yıla uzanan süreçte, bir Arap toprağının Rusya desteğindeki İran tarafından işgal edilmesine yol açmasını da şimdi daha iyi anlıyorlardır.

Baas milliyetçiliği buna izin veremez...

Bu yazı, herhangi bir “alan istihbaratına” dayanmamaktadır, yalnız, Baas hareketinin ideolojik kimliğinden yola çıkan bir analizdir.

Görüntü, Beşar Esed’in Suriye’nin yüzde 30’una sahip olabilme pahasına Rusya ve İran’ın rehinesi haline geldiğini gösteriyor. Durum, aynı zamanda 2.5 milyon nüfusundan 50 bin genci bu savaşta kaybetmiş ve artık Baas ordusuna asker vermeyen Nusayri azınlık açısından da büyük bir alarmdır!..(Bu nedenle İran, çevre ülkelerdeki Şii paralı askerleri Suriye’ye yığmak zorunda kalıyor)

Normal gelişme, ülkelerini bu tür bir işgalden kurtarma gayreti içine girecek gerçek Baas milliyetçilerinin önce “Esed’siz geciş dönemine” yüzlerini çevirmeleri, Suriye muhalefeti ile siyasi süreci başlatarak, topraklarındaki Rusya-İran işgalini sonlandıracak rotayı birlikte çizmeleridir.

Buna, kendilerine vaat edilen Akdeniz kıyısındaki “Nusayri devleti”nin artık Rusya uydusu suni bir devlet olacağını anlayan Nusayri azınlığın da katılması yüksek ihtimaldir.

Moskova ve Tahran’ın yaptıkları kuşkusuz, Arap sokağındaki bu güçlü milliyetçi damarı harekete geçirecektir.

Durum, Rusya ve İran açısından “sürdürülebilir” görünmüyor.

Türkiye, “Suriye, Suriyelilerindir” stratejisini koruduğu sürece, belki çok haksız saldırı ve kampanyaya hedef olabilir ama, işin sonunda haklı çıkan taraf olacaktır.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler