YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
PKK ne oldu da 'Yaşasın Obama' çizgisine geldi?
Ortadoğu Uzmanı ve Türkiye Gazetesi Yazarı Ceren Kenar, PKK'nın çözüm süreci politikasını, örgüt içerisinde üçüncü güç olarak ABD'yi neden isteyenlerin olduğunu, HDP'nin Kürt politikasını vd önemli gündem maddelerini değerlendirdi.
PKK ne oldu da 'Yaşasın Obama' çizgisine geldi?
06 Kasım 2014 / 07:30 Güncelleme: 06 Kasım 2014 / 08:07

Kanal A'da yayınlanan ve Mehmet Toprak'ın sunduğu 'Sınır İhlali' programının bu haftaki konuğu Ortadoğu Uzmanı ve Türkiye Gazetesi Yazarı Ceren Kenar idi.

Kenar, 6-7 Ekim olayları ile birlikte HDP, Kürt siyaseti ve PKK'ya olan bakışın değiştiğini belirterek konuşmasına başladı ve şunları söyledi:

6-7 Ekim olaylarından sonra sadece Demirtaş'a karşı batı kamuoyunda bir algı değişikliği değil, Kürt siyasetine, Kürt silahlı örgütüne karşı da ciddi bir tartışma ortamı başladı. Çünkü 6-7 Ekim bundan önce olan her şeyden farklıydı. Sokağa maskeli çeteler indi, diğer Kürt vatandaşların canına malına kastetti.

HDP, Kürtlerin bölgedeki yegane temsilcisi değil. Bölgede iki büyük var, biri HDP diğeri Ak Parti. Zaten PKK'ya muhalif, HDP'ye oy vermeyen geniş bir kamuoyu da var. Bu kamuoyunda HDP'ye olan nefret arttı. HDP'nin kendi tabanında da bu gelişmeler kaygıyla izleniyor ve Kürt hareketinin basireti konusunda sorular soruluyor.

6-7 Ekim olayları aslında son damlaymış. Zaten bölgede BDP ve PKK'nın siyaseti konuşulmaya başlanmış. Yol kesmeler, haraç almalar, adam kaçırmalar ve HDP ve PKK'nın diğer siyasi muhaliflere yaptığı baskı zaten son iki senedir devam eden ve rahatsızlık yaratan eylemler.

"PKK'nın ceberut bir örgüt olduğu muhakkak"

Çözüm süreci zor kararların alındığı bir süreç. PKK'nın ceberut bir örgüt olduğu muhakkak. Kendi siyasi hasımlarına karşı sürekli baskıcı politika uyguluyor. PKK-HDP Kürtlerin hepsini temsil etmiyor. Hatta PKK-HDP'nin muhalif siyasi hareketleri, "Bu çözüm sürecini destekliyoruz ama Türk Devleti'nin ceberutluğundan kurtulup PKK'nın ceberutluğuna gireceğimiz için bizim için değişen bir şey olmayacak. Hatta bizim için daha kötü olacak" diyorlar. Mesela, HÜDA-PAR; "Devlet bizi burada koruyamadı" diyor. Bunların hepsi çözüm sürecinin riskleri. Ama başka çare de yok.

"Barış savaşanlar arsasında yapılır"

Barış savaşanlar arsasında yapılır. Savaşan aktörler barışabilirler. Siz eğer bir barış süreci yapacaksınız siz de o silah tutan insanla muhatap olmak zorundasınız. Başka alternatif yok.

Barış sürecinden sonra yani silahların susmasından sonra ve o bölgede idari yönetimlerin güçlenmesinden sonra artık PKK ve HDP'nin bahanesi kalmayacak. Kalmadığı zaman orada yapılan bu despotik uygulamalar, bu ceberut siyaset ve bu kötü hizmet ilk başta Kürt vatandaşlar tarafından tepki görecek. Kürt hareketi oradaki askeri vesayeti sorgulayacak.

PKK'nın silahı meşru savunma olarak görmesini kabul edemeyiz. Türkiye 90'larda değil. Türkiye'de şu an siyaset yapmanın önü açık. Türkiye'de Kürt siyasetçiler çok rahat siyaset yapabiliyorlar. Bu silahın varlığını kabul etmek zorundayız.

PKK pragmatik bir örgüt. IŞİD'in hakimiyet kazanması ile beraber PKK,PYD gibi seküler ve batı kamuoyu ile konuşabilecek bir örgütün öneminin ortaya çıktığını düşünüyorlar. Bununla beraber Esad'ın bir süre kalıcı olacağının, Amerika'nın Esad'ı değil IŞİD'i tehdit olarak gördüklerinin farkındalar. Bu eksende de PKK, uluslararası itibarinin arttığını düşünüyor. Bu bir anlamda doğru. Ama PYD-PKK bunu abartıyor.

"Obama Suriye'yi İran'a pazarlamak istiyor"

Obama'nın Suriye politikası, Suriye'yi bir şekilde İran'a pazarlık unsuru olarak bırakmak, terk etmek olduğunu görmek mümkün. Bu bölgede tepki çekiyor. Obama'nın dar perspektifinden kaynaklanıyor. Obama Irak'a bakıyor, Sünniler tek bir irade altında değil, radikal Sünnilik artıyor, keza Suriye'de, Lübnan'da ve Yemen'de aynı fotoğrafı görüyor.

Buna karşı da daha hiyerarşik bir yapıda olan daha kendi içinde bölünmüşlüğü daha az olan Şiiler ve üzerinde etkisi olan İran'la birlikte çalışmayı istiyor. Obama'nın bölgeye bakışı bu yönde. İran'n etkisini genişletmeye yönelik Obama'nın bu çabasının uzun süreli etkili olamayacağını görmek mümkün. 2016'daki ABD seçimlerinde Obama iktidara gelmeyecek. Kim gelirse gelsin bu balayını fazla uzatmayacak.

"Cemil Bayık İran'a, Karayılan PKK'ya yakın"

Cemil Bayık İran'a daha yakın olduğu için üçüncü güç olarak ABD'yi istiyor. Kandil'de de fikir ayrılıkları var. Karayılan'ın Öcalan'a daha yakın olduğu söyleniyor. PKK'da şu önemli, Kürt sorununu çözmek istiyor muyuz? Bunu istemeyen bir kanat da var örgüt içinde. Kürt meselesini Filistin'e çevirerek ebedi çözümsüzlük düşüncesi olanlar var.

Tarihi Nevroz bölgede umut havası yarattı. Ama ondan iki üç ay sonra PKK medyasında çok yoğun şekilde 'Türkiye, El Kaide'ye destek veriyor' propagandası başlattılar. O zaman IŞİD yoktu.

"HDP Ak Parti'ye karşı negatif tutum içerisinde"

Türkiye'de hükümet yanlısı medya, çözüm süreci ile beraber Öcalan'a, PKK'ya karşı dillerini ciddi şekilde değiştirdiler. 'Barış süreci için, masada oturan aktörlerin meşruiyetinin sorgulanmaması lazım' düşüncesi ile hareket ettiler. Aynı şey PKK medyasında olmadı, savaş diline devam etti. Bunu kimin telkini ile yaptı?

Tarihi barış sürecinde olmamıza rağmen HDP, barış sürecine ve Ak Parti'ye karşı son derece negatif, son derece kuşkulu ve öfkeli hissiyat biriktirdi. Bunun sonucunu 6-7 Ekim'de gördük. İnsanlar yalandan öldüler.

Türkiye PYD ile daha iyi ilişkiler kurmalıydı. PYD ile ilişkiler kurmak konusunda biraz geç kaldı. Kendince haklı sebepleri vardı. Türkiye, PYD'yi Esad ile iş birliği yapan bir örgüt olarak görüyordu ki gerçekten de öyleydi. PYD'yi Esad'ın etkisinden çıkarmak gerekirdi. Bi yerden sonra Türkiye böyle bir politikaya başladı. PYD'yi rejimden izole etmek için Salih Müslim'i davet etti. Bunlara PYD 'Evet' dedi, tutmayacağı sözler verdi.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler