YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Parlamento dışında yapılamaz
CHP 4+4+4 sistemi ile ilgili eleştirisini bu kez farklı bir yöntemle gösterecek. CHP bu kapsamda bu haftaki grup toplantıısnı parlamento dışında, Tandoğan meydanında yapmaya karar verdi.3*4 sistemini halka şikayet etmek için. Bu duruma tepki ise Başbakaka
Parlamento dışında yapılamaz
23 Mart 2012 / 19:35 Güncelleme: 23 Mart 2012 / 18:52

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP'nin salı günü grup toplantısını Tandoğan Meydanı'nda yapacağına yönelik açıklamalara ilişkin, ''Anayasayı biliyorsanız, İçtüzüğü biliyorsanız siz 'grup toplantısı' denen şeyi, Parlamento dışında yapamazsınız'' dedi.

Arınç, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencileriyle Başbakanlık Yeni Bina Konferans Salonu'nda bir araya geldi.

CHP'nin salı günü grup toplantısını Tandoğan Meydanı'nda yapacağı yönündeki açıklamaları hatırlatan Arınç, şunları söyledi:

''Ne kadar güzel. Bu kişilere saygısızlık etme niyetinde değilim. Bir gerçeği ifade ediyorum. Diyorlar ki: Mecliste artık söylediklerimizi kimse dinlemiyor, biz de halka gideceğiz. İyi, çok güzel ama Anayasayı biliyorsanız, İçtüzüğü biliyorsanız siz 'grup toplantısı' denen şeyi, Parlamento dışında yapamazsınız. Çünkü grup toplantıları, -Meclis Başkanlığı yaptığım için biliyorum- herhalde İçtüzüğü açıp okuma fırsatı bulamamışlar ama orada diyor ki. Mecliste siyasi partilerin yapacakları Meclis çalışmalarından sayılır ve dokunulmazlık kapsamı içindedir. Dolasıyla Meclis çatısı altında yapılan bir grup toplantısında kim ne söylerse söylesin, kürsü dokunulmazlığı vardır. Sözlerinden sorumlu değillerdir. Ancak komisyonlar Meclis Başkanı'nın karar vermesi halinde Ankara dışında çalışabilir ama Meclisin grup toplantıları mutlaka Meclisin anabinası ve eklentilerinde olmak mecburiyetindedir. Bunu bir Genel Başkan bilmez mi  Bilirse buna göre hareket etmesi lazım ama 'grup toplantısını biz Tandoğan Meydanı'nda yapacağız' diyor.''

Arınç, aynı şeyi seçimden sonra BDP'nin de dile getirdiğini belirterek, BDP'nin grup toplantılarını Diyarbakır'da yapacaklarını açıkladığını hatırlattı. Arınç, şunları kaydetti:

''Ben de onlara 'Diyarbakır'da olsa olsa toplanır, oturur çay içersiniz ama sizin yaptığınız grup toplantısı sayılmaz' demiştim. İnandılar geldiler, andiçtiler. Şimdi şunu söylememiz lazım: Ey Sayın Kılıçdaroğlu, ey Sayın Gürsel Tekin, siz Tandoğan'da grup toplantısı yapamazsınız, siz Tandoğan'da olsa olsa miting yaparsınız, toplantı ve gösteri yaparsınız. Bu da sizin yasal hakkınızdır. Başvurursunuz, istediğiniz yerde, Vilayetin göstereceği alanlarda toplantı, miting yapabilirsiniz. Siz 'Biz artık Mecliste değil, halkın içinde olacağız, salı günü Tandoğan Meydanı'nda bir miting yaparak halkımıza bu 4 4 4'ün ne olduğunu anlatacağız ama grup toplantısı yapacağız' derseniz, millet size güler. Şunu iyi bilin bir parti grup toplantısını, grup olmak için en az 20 milletvekili bulmak gerekiyor. 19 milletvekilinde kalırsanız grup bile kuramazsınız, size ayrılan salonlarda istediğiniz gün ama Meclis çatısı altında bunu yaparsınız salı günüydü, isteyen parti çarşamba günü yaptı. Her şey serbest ama 'ben Diyarbakır'da, Ankara'da Tandoğan'da Eskişehir'de Sıcak Sular Mevkisi'nde, Manisa'da Mesir Alanı'nda, İzmir'de Konak Meydanı'nda grup toplantısı yapacağım' derseniz, kargalar bile güler. O zaman siyasetçi, söyleyeceği sözü iyi bilecek ve bu sözün Anayasa, İçtüzük ve Siyasi Partiler Yasası'nca nasıl karşılandığını da söyleyecek. Heyecanlarına bağışlayalım şimdilik.''

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Dünden bu yana kimliği belirli olmayan birisi bir açıklama yapmış. O açıklamaya göre, BDP'nin yeri şurasıymış, Kandil'in yeri burasıymış, şu şöyle olacakmış, bu böyle olacakmış... Böyle bir stratejiyi ben bilmiyorum. Yazanlara, çizenlere soracağız ama bizim kendimize has bir projemiz var ve projeyi de adım adım yürütmeye çalışıyoruz. Zaman içerisinde süreç olduğu için değişikliğe uğrayabilir'' dedi.

Arınç, Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencileriyle Başbakanlık Yeni Bina Konferans Salonu'nda bir araya geldi. Siyasi hayatını öğrencilere özetleyen Arınç, öğrencilerin sorularını da yanıtladı.

''Gelir seviyesi ortanın altında olan insanların sol partilere oy vermesi beklenir. Oysa Türkiye'de tam tersi. Bunun nedeni nedir '' sorusu üzerine, gelir dengesini düzeltmedikçe, vergi adaletini düzeltmedikçe, ekonomiyi yerine oturtmadıkça ''vatan millet sakarya'' nutuklarının hiçbir faydasının olmayacağını, insanların önce ekmeklerine baktığını söyledi. Arınç, ''En nefret ettiğimiz şey, cici, cucu olmak. İslamcı, sağcı, solcu, merkez sağcı, merkez solcu. Al eline bir sulu boya, renklerin hepsinden ona göre bir şey yap. Bunun yanlış olduğunu düşündük'' dedi.

Arınç, Turgut Özal'dan sonra ''sağcı, solcu'' kavramlarının değiştiğini, seçimin profili ve anlayışının da değiştiğini, artık partilerin ''solcuyum soldan başka, sağcıyım sağdan başka partiye oy vermem'' genellemesinin ortadan kalktığını söyledi.

CHP'nin de üyesi olduğu Sosyalist Enternasyol'in bugün İstanbul'da toplantısı olduğun hatırlatan Arınç, toplantıda Suriye'deki gelişmelerin de ele alınacağını söyledi. Arınç, Suriye'de katliam benzeri olaylar yaşandığını belirterek, şunları kaydetti:

''Sol veya sosyalist düşüncenin, ezilenlerin yanında olması gerekmez mi  Ama siz BAAS Partisi ile işbirliği yapmaya kalkarsanız, BAAS Partisi yapılanları alkışlayan bir parti. Bu çelişkiyi Sosyalist Enternasyonel içinde CHP yaşıyor. Çünkü CHP, dört defa Suriye'yi ziyaret etti. Dördünde de BAAS Partisi ile görüştü ve neredeyse Esad ile işbirliğine karar verdi. Bunun yanlışlığını, doğruluğunu herkes vicdanlarına söylemelidir. Biz Suriye'de olup bitenin en azından kınanması, şiddetin durdurulması konusunda bir şeyler söylenmesi, halkın bu eziyetlerden bir an önce kurtarılması için bir düşüncenin ortaya konulmasını bekliyoruz. Bunu İran'dan beklemiyoruz çünkü bunu İran yapmıyor. Adında İslam Cumhuriyeti var ama İran, Suriye'deki olaylar karşısında henüz ağzını açmadı. Malum bir dayanışma sebebiyle... Lübnan'daki hükümet, Suriye'de olan bitenler karşısında duygusuz ve duyarsız. Çünkü sebebi malum ama biz Türkiye'deyiz. Biz Türkiye'de, Türk halkının, Suriye halkıyla dayanışmasını ortaya koyamazsak, bundan sorumlu olduğumuzu düşünüyorum.''

Türkiye'deki seçmenin, yıllardır alamadığı hizmeti kendileri döneminde aldığını, AK Parti'nin hizmetleri nedeniyle oy aldığını söyleyen Arınç, millet için siyaset yaptıklarını, siyasetin anlamını dini anlamda kullanmadıklarını ifade etti.

Cep telefonu numarasını yıllardır değiştirmediğini ve 24 saatin 18 saati açık olduğunu belirten Arınç, vatandaşlardan kendisine telefonlar geldiğini anlattı. Arınç, ''Biz, belli bir saplantısı olmayan, ideolojik bağnazlığı olmayan herkesten oy alabiliyoruz ama CHP ne olursa olsun, ülke ne durumda olursa olsun şundan bundan, çeşitli endişelerden hareket ediyor. Her hastalığın ilacı hemen hemen çıktı ortaya. Ama korkunun ilacı henüz keşfedilemedi. Saplantılar, vehimlerden dolayı 'Ben hala şuna vereceğim, sana vermeyeceğim' diyebiliyor. Bu da demokrasilerde olağan bir durumdur'' diye konuştu.

''Kendimize has bir projemiz var'

Bir öğrencinin, ''Kürt sorunuyla ilgili Hükümetin yeni bir stratejisi mi var '' sorusunu yanıtlayan Arınç, demokratik açılım projesinin, 2009 Mayıs ayından itibaren uygulamaya konulduğunu, bu süreçte Hükümet olarak çok şeyler yaptıklarını söyledi.

Arınç, ''Ama dünden bu yana kimliği belirli olmayan birisi bir açıklama yapmış. O açıklamaya göre, BDP'nin yeri şurasıymış, Kandil'in yeri burasıymış, şu şöyle olacakmış, bu böyle olacakmış... Böyle bir stratejiyi ben bilmiyorum. Yazanlara, çizenlere soracağız ama bizim kendimize has bir projemiz var ve projeyi de adım adım yürütmeye çalışıyoruz. Zaman içerisinde süreç olduğu için değişikliğe uğrayabilir. Doğru gördüğümüze devam ederiz. Netice alamadığımızdan vazgeçeriz'' dedi.

Eskiden Kürtçe konuşmanın ve ''ben Kürdüm'' demenin yasak olduğunu anımsatan Arınç, ''Diyarbakır Cezaevi'nin Kandil'e adam taşımasının temelindeki en önemli sebep, bu kimliğin inkar edilmesidir. Biz geçmişteki inkar, ret politikalarından vazgeçtik'' dedi. Bu konuda çok önemli adımlar atıldığını, siyasal, toplumsal haklar konusunda önemli gelişmeler yaşandığını anlatan Arınç, ''Bunları vermek, bahşiş vermeye benzemez. Bunlar haktır. Bu hak yerini bulmalıdır'' görüşünü dile getirdi.

Terörle mücadele etmenin de bir yöntemi olduğunu, bu yöntemi bilimsel olarak uygulayacaklarını kaydeden Arınç, ''Yerine göre asker, yerine göre polis, yerine göre -ki çok daha önemlisidir- terörü ortaya çıkaran sebepler üzerinde durmamız lazım. Bugün yazılıp çizilen konunun kaynağını bilmiyorum. Dolayısıyla kaynağını bilmediğim bir konuda başkalarının dümen suyunda gitmek istemem'' şeklinde konuştu.

''Siyasetten uzak kalmayı tercih edeceğim''

Bu dönemden sonra siyaseti bırakıp bırakmayacağını soran bir öğrenciye de Arınç, ''Tüm ümidim, bu dönemin sonunu görmek, ondan sonra da 'artık yeter' deyip, hem üç dönemlik yasak, hem de artık beş dönemimi tamamladım. Yapacağım her şeyi yaptım, söyleyeceğim her şeyi söyledim. Bundan sonra 'biraz daha kendimize ve topluma görevlerimizi yerine getirelim' diye şahsen siyasetten uzak kalmayı tercih ediyorum'' yanıtını verdi.

Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla ilgili bir soru üzerine Arınç, 4 Nisan'da Kenan Evren ile ilgili açılan davanın ilk duruşmasının yapılacağını hatırlattı. 28 Şubat süreciyle ilgili şikayet üzerine savcılığın soruşturma başlattığını, 27 Nisan ile ilgili soruşturma olursa savcılığın bununla da ilgili bir soruşturma yapacağını ifade eden Arınç, ''AK Parti olarak biz bir hükümetiz, mahkeme değiliz. Darbecilerden, çetelerden hesap soracak olan yargıdır, savcılardır, hakimlerdir ama bunların hesap sorabilmesi için imkan hazırlayacak olan Parlamentodur'' diye konuştu.

Ergenekon, Balyoz gibi davaların yargıyı ilgilendirdiğini söyleyen Arınç, ''Yargının da bir an evvel elindeki davaları bitirip bu konularda olumlu sonuçlar ortaya koymasını bekleriz. Olumlunun ne şekilde cereyan edeceği de bütün delillerin toplanması ve herkesin iddialar karşısında bir hesaplarının ortaya konulmasıdır'' dedi. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler