YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Paris saldırısının arka planını Alper Tan anlattı
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, konuk olduğu TRT Haber'de Paris saldırısının arka planını anlattı. Tan, "Herkes saldırıları konuşuyor ama kimse neden bu gençler bu hale geldi diye sormuyor" dedi.
Paris saldırısının arka planını Alper Tan anlattı
15 Ocak 2015 / 00:10 Güncelleme: 15 Ocak 2015 / 11:16

Saldırıların arka planını Batı'nın yüzyıllık politikalarını özetleyerek anlatan Tan şunları söyledi:

Bugünkü sorunların temeli 100 yıllık sömürge düzeni

"Birinci dünya savaşı neticesinde küresel bir düzen kuruldu, uluslararası bir statüko oluşturuldu. Bu, savaşın galiplerinin kurduğu bir düzendi. Osmanlı'dan koparılan topraklar üzerinde çeşitli sömürü düzenleri, manda devletleri oluşturuldu. Krallar, emirler, şeyhler gibi. Yapılan seçimlerde göstermelik seçimlerdi. Suriye, Irak, Mısır gibi... Nasıl oluyorsa halk aynı adamları yüzde 90-98'lerle seçiyordu.

Birinci dünya savaşında kurulan düzen, ikinci dünya savaşıyla revize edildi. Galip devletler bu defa kendi aralarında birbirlerine girdiler ve ikinci savaşı oldu. Savaşın sonunda kurulan sistem tekrar düzenlendi ve devam etti. Fakat Sovyetlerin dağılmasıyla bu düzen bozuldu. Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri Büyük Ortadoğu Projesi'ni ortaya attı ve 100 yüz yıl önce kurulan düzeni yeniden inşa etmek istedi. Yeniden inşa ederken de sözüm

ona demokrasi, insan hakları, özgürlük, bağımsızlık çerçevesinde yapacaklarını ifade ettiler. 11 Eylül saldırıları da bu vesileyle kullandılar. Peki 11 Eylül saldırılarının ardından Ortadoğu'ya ne getirdiler tek tek bakalım.

2-272.jpg

Ortadoğu'ya demokrasinin bedeli 5 milyona yakın ölü

2001 yılında Afganistan'a ABD öncülüğünde, NATO güçleri girdiler. Bu savaşta 3.6 milyon Afgan Müslüman öldürüldü. 2003 yılında Irak'ı işgal ettiler. 2003'ten bu yana 1.2 milyon Müslüman katledildi. 3.5 insan da sakat kaldı. Bu savaşlar sayesinde ABD, Irak ve Afganistan'a demokrasi ve özgürlük getirdi. Irak'a nasıl bir özgürlük getirdiyse Irak'ı 3'e böldü. Güneyde Şiiler, ortada IŞİD(DEAŞ), kuzeyde Kürtler var. Böyle bir demokrasi geldi.

En sonunda yüz yıldır ezilen, sömürülen, katledilen Ortadoğu halkları isyan ettiler. Tunus, Libya, Mısır ve Suriye'deki isyan budur. Artık 'Yeter' diyen, isyan eden bir halk var ve bu halkı bastırmaya çalışan bir Batı var. Nasıl bastırmaya çalışıyor örnek verelim. Mesela, Mısır tarihinde ilk defa halk oyuyla seçilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi askeri darbeyle indirildi. Bu darbeyi destekleyenler, adına darbe dahi demeyen Avrupalılar ve Amerika'dır. Hani Batı'nın değerleri? Hani özgürlük? Hani demokrasi?

Gelelim Suriye'ye... Yüzde 15'lik bir kalabalığa dayanan BAAS rejimi, yüzde 85'lik kısmı on yıllardır yönetiyor. O yüzde 85 isyan etti. "Beni yönetemezsin, ben kendi irademi kendim kuracağım" dedi. Aslında bu talepler Batı'nın değerleriyle özdeş taleplerdi. Bu halklar özgürlük,demokrasi, insan hakları, bağımsızlık istediler.

Filistin'de, Gazze'de 2006 yılında bir seçim yapıldı. Bu seçimi yüzde 65'lik oranla Hamas kazandı. Batı'nın diktatörlükle, terörle suçladığı bir örgüt, Batı'ya, "Ben seçime gidiyorum, senin değerlerine hareket ediyorum" dedi ve seçildi. Ne oldu? Hamas'ın seçim tanındı mı? Hayır tanınmadı.

Batı'nın ikiyüzlülüğüne, Batı'nın İslam sömürüsüne bir başkaldırı var, öfkeli bir kuşak oluştu, bu öfkeli kuşak Paris'teki olayları yapmıştır. Burada Fransa'nın 11 Eylül'ü gibi görmesin kimse, topu taca atmasın. Bu saldırıyı kim yapmış olursa olsun, ister IŞİD, ister El Kaide yapsın, hangi örgüt yaparsa yapsın hiç önemi yok. Bu sonucu

Avrupa hazırlamıştır. Batı hazırlamıştır. Batı'nın İslam dünyasına uyguladığı şiddet hazırlamıştır. Bunu Ebu Gureyb'deki işkenceler hazırlamıştır. Guantanamo'da El Kaide'ci diye işkence görenler yüzünden bu hadiseler ortaya çıkmıştır. Bunu meşru olarak söylemiyorum. Bu bir şiddettir, bu bir terördür, terörü kesinlikle tasvip edemeyiz. Ama bu yolu, bu yöntemi Batı'nın kendisi hazırlamıştır. Burada gözlerimizi kapatmamamız lazım, burada suçluluk psikolojisine girmememiz lazım, alınganlık göstermenin manası yok. Biz Charlie'yiz demeye gerek yok. Biz Charlie'yiz diyerek onların hışmından, onların bize karşı düşüncelerinde kurtulamayız.

Batı'nın bakış açısını dünya medya devi Murdoch özetledi. 'Charlie Müslümanları' ayırmadan, bütün Müslümanları zan altında bıraktı. Ama Batı'nın hepsi de böyle söylüyor diyemeyiz. Mesela İspanyol aktör Willy Toledo, Batı'yı suçladı. Yine Amerikalı Senatör ve 2008'de Cumhuriyetçilerin başkan adayı olan John McCain Irak'taki başarısızlıkları yüzünden bu tür sorunların olduğunu söylüyor.

Öldüren de Fransız, öldürülen de Fransız

Öldürülenler Fransız, öldürenler de Fransız. Bu gençler Fransa'da doğup, büyümüş. 30'lı yaşlarında nasıl bu hale gelebildiler? Gençlerin bu hale gelmesinin nedenin Batı'nın siyasetidir. Fransa eski Başbakan'ı Dominique de Villepin IŞİD konusunda şunları söylüyor:

"IŞİD küstah ve kibirli Batı politikasının biçimsiz çocuğudur. Batı'nın dış politikası terör noktalarını çoğaltmaktan başka bir işe yaramıyor. 2001 yılına kadar bizim bir terör noktamız vardı. Ama Afganistan ve Irak işgallerinden sonra 15 terör noktası oluştu."

Batı Müslümanlarla savaşmayı bırakmalıdır

Avrupa'nın yeni güvenlik politikaları bir işe yaramaz. Batı'nın öncelikle yapması gerekenleri sıralayacak olursak;

1- Mısır'da darbecilerin arkasında durmaktan vazgeçecekler.

2- Libya'da Bingazi merkezli, CIA'ın yetiştirdiği askerlerle paralel bir hükümet kurdular. Libya'dan çekilecekler.

3- İsrail'li katillerin arkasında durmaya devam ediyorlar. İsrail'i desteklemekten vazgeçecekler. Filistin'in devlet olarak tanınması için ne gerekiyorsa yapacaklar.

4- Esad'ın arkasından çekilecekler.

5- Koalisyon kurup Müslüman dünyasına saldırmaktan vazgeçecekler. Irak'tan, Afganistan'dan burunlarını çıkaracaklar. Ortadoğu ve İslam dünyasına yönelik politikalarını değiştirecekler. Avrupa'daki ve Amerika'daki Müslümanlarla uğraşmaktan  vazgeçecekler. Lafla peynir gemisi yürümez. Camilere saldırmayacaklar. İslam'ın kutsallarına hakaret etmeyecekler.

PEGİDA'yı Alman derin devleti kurdu

Avrupa'nın islamlaşmasına karşı olan vatansever Avrupalılar adıyla faaliyet gösteren PEGİDA'yı Alman derin devleti destekliyor. Merkel Müslümanların yanında oluyor. Hangisine inanacağız? Kaldı ki PEGİDA'nın kurulduğu yerde Müslüman olanı binde 4. Hangi Müslüman tehdidi vardı ki PEGİDA kuruldu?

Cumhuriyet Gazetesi provokasyon yapmıştır

Cumhuriyet Gazetesi'nin Charlie Hebdo'yu dağıtması provokatif bir harekettir. Yangına körükle gitmektir. Ben de gazeteciyim, ifade ve basın özgürlüğünü herkesten çok ben de savunurum ve ben de isterim. Ama insanların kutsal değerleriyle alay etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur."

KANALAHABER.COM / ÖZEL İÇERİK

1-588.jpg

23:20
 // Resit Yadikar
Senin gibi on gazetecimiz Erdogan gibi Dunyada iki adam olsaydi simdi bu algi operasyonu biraz daha erken cokerdi seni destekluyoruz ve yuregine tebrik ve takdir Ustad Alper TAN...
15 Ocak 2015 23:20
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler