YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Özel yetkiler daraltılıyor...
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve özel yetkili mahkemelerle savcıların yetki alanlarını sınırlayan düzenleme, bir ay içinde Bakanlar Kurulu'na sunulacak...
Özel yetkiler daraltılıyor...
14 Ekim 2011 / 07:45 Güncelleme: 14 Ekim 2011 / 07:48

Vatan gazetesinden Murat Çelik'in haberi,

Türkiye’de son yılların en önemli tartışma konusu hiç şüphesiz özel yetkili mahkemeler ve özel yetkili savcılık mekanizması.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) ve DGM savcıları döneminin sona ermesinin ardından hayata geçen ‘özel yetkili’ sisteme bir ‘ince ayar’ geliyor. Hem de çok yakında...

‘Özel yetkili mahkemeler ve savcıların yetki alanlarının yeniden düzenlenmesi’ne ilişkin taslak, Ekim sonu ya da Kasım başında Bakanlar Kurulu’na gelecek.

 

***



Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bir dizi toplantı yaptı. ‘Yargıda durum analizi toplantıları’...

Bu toplantı serisinin sonuçları bir süre önce Ankara’da masaya yatırıldı. ‘Yargıda durum analizi toplantılarının genel değerlendirme toplantısı’nda...

Ve sonuçta ortaya, ‘ceza mevzuatı ve uygulamadan kaynaklı sorunların ortadan kaldırılması’nı hedefleyen bir çalışma çıktı.

Mevzuatın uygulanması aşamasında yaşanan aksaklıklar, baş gösteren eksiklikler, gelen şikayetler, bizzat uygulayıcıların yaşadığı sıkıntılar... Hepsi sıralandı ve kamuoyunda ‘yargıya güvensizlik‘ sonucunu da doğuran bu bütünü oluşturan parçalar üzerinde tek tek çalışıldı.

Bu çalışmanın ana başlıklarından biri, kamuoyunda en çok tartışılan, o en kritik noktaya ilişkin. Yani ‘özel yetkili mahkemeler ve savcılar‘a...

 

***



Aldığım bilgiye göre, Adalet Bakanlığı mevcut durumu detaylarıyla değerlendirdi ve özel yetkili mahkemeler ile savcıların yetki alanlarının yeniden düzenlenmesine karar verdi. Yeni düzenlemenin ayrıntıları henüz son şeklini almadı ancak kesin olan; kısa bir süre sonra, özel yetkili savcılar ve mahkemelerin yetkilerinin daraltılacağı.

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı ve ‘özel yetkilerin belli oranlarda kısıtlanacağı’ bu yeni düzenleme, (muhtemelen bu ay sonu) en geç Kasım ayı başında Bakanlar Kurulu’nun gündemine taşınacak. Ardından da, Bakanlar Kurulu’nda son şekli verilip Meclis’e sevk edilecek. Kimi, ne ölçüde tatmin eder bilemem ama son dönemin en önemli tartışma konusunda somut ve kritik adım böylece atılıyor.

Sızmalar önlenebilir mi?

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ‘Köstebek’ suçlaması üzerine, “Gizli soruşturma dosyasından bu bilgiler nasıl sızıyor? İnsanın onuru var, ailesi var, çocukları var. Bu noktada gerekli hassasiyet gösterilmeli. Benzer durumların hepsine üzülüyorum, hukuk sisteminde bu noktadaki boşluklar doldurulmalı” deyince, dün biraz araştırdım mevzuyu...

 

***



Hemen söyleyeyim; mevcut yapıda bu tür sızmaların önüne geçmek neredeyse namümkün. Ama bu durumu ‘mümkün’e çevirmek için devam eden kapsamlı bir çalışma var.

Önce mevcut durumu anlatayım...

Mevcut yapıda sızmaları önlemek ‘namümkün’ çünkü;

Dosyalar savcının, kalemdeki memurların, kolluk gücünün yani (görev alanına göre) polisin ya da jandarmanın elinden geçiyor.

Bitmedi...

Soruşturma belli bir aşamaya gelip itiraz süreci başladığında bu kez her defasında farklı savcı ve farklı mahkemeler ile bunların kalemlerine gidiyor. Bunun nöbetçi mahkemesi var, üst mahkemesi var, hepsinin ayrı kalemi var... Yani Adliye içinde dolaşıp duruyor dosya ve ekleri.

Anlayacağınız, bilgi ve belgelerin hangi aşamada, hangi duraktan sızdığını bulmak neredeyse imkansız bir hal alıyor.

Varsayalım nereden sızdığının bulunması için soruşturma açıldı...

Dosyanın son sahibi savcıdan başlayarak soruluyor, “Sizden mi çıktı?” diye.

“Evet” diyen olması mümkün mü?

Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde açılan soruşturmalar, bu durumun kanıtı niteliğindeki örnekler olarak anlatılıyor hep.

 

***



‘Namümkün’ü ‘mümkün’e çevirmek için yapılan hazırlığa gelince...

Adalet Bakanlığı, yargı mekanizmasının sağlıklı işlediği, dünyadaki ‘iyi örnekler’ araştırması yapıyor. Almanya, İspanya ve İsveç‘te yapılan çalışmalar tamamlandı. Sırada, Avrupa Konseyi üyesi beş ülke daha var.

Sadece sistemin teknik boyutu değil, aynı zamanda ifade ve basın özgürlüğü ile tutukluluk sürelerine ilişkin başlıklar da yer alıyor bu çalışmada.

‘İfade Özgürlüğü Strateji Belgesi’nin oluşturulması için çalışılıyor. Tahminler bu belgenin ancak Ocak - Şubat 2012 döneminde tamamlanabileceği yönünde.

Önemli... Hatta çok önemli bir çalışma şu anda devam eden.

Ama herkes biliyor ki, uygulama aşaması, çalışmayı kağıt üzerinde tamamlamak kadar kolay değil.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler