YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Özbilgin maktul, Yigit ise ihbarcı
Özbilgin maktul, Yigit ise ihbarcı
Özbilgin maktul, Yigit ise ihbarcı
25 Temmuz 2008 / 21:51 Güncelleme: 00 0000 / 00:00


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen ''Ergenekon'' davası iddianamesinde, Danıştay saldırısı, bombaların yeri ve yeni suisaktlere kadar ayrıntılar:


'İDDİANAME GİRİŞ


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen ''Ergenekon'' davası iddianamesinde, Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ''maktul'' olarak yer alıyor.


İstanbul Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Nihat Taşkın ve Mehmet Ali Pekgüzel tarafından hazırlanan ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 2 bin 455 sayfalık iddianamede, Özbilgin dışında aynı dairenin Başkanı Mustafa Birden, üyeleri Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Çobanoğlu da ''mağdurlar'' olarak sıralanıyor.


İddianamede, ''ihbar eden'' olarak da Şevki Yiğit'in adı geçiyor.


'Ergenekon'' davası iddianamesinin ''soruşturmanın özeti'' bölümünde, soruşturmanın başlangıcı ve Ümraniye'de el bombalarının ele geçirilmesi yer alıyor.


''Ergenekon'' soruşturması kapsamında 86 sanık hakkında hazırlanan iddianameyi kabul eden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşma tarihini 20 Ekim 2008 olarak belirledi.


AA muhabirinin aldığı bilgiye göre duruşmalar, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi yerine Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kompleksi içindeki adliye binasında görülecek.


Buna göre, 20 Ekim 2008 pazartesi günü başlayacak ilk duruşma, 47'si tutuklu 86 sanığın sorguları tamamlanıncaya kadar devam edecek.


Bu arada, dosyayı inceleyen mahkeme heyeti, halen tutuklu bulunan 47 sanığın bu hallerinin devamını kararlaştırdı.


''Ergenekon Davası''nda 86 sanık, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''silahlı terör örgütüne yardım etmek'', ''cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı halkı silahlı isyana tahrik'', ''patlayıcı madde bulundurmak, atmak ve bu suçları azmettirmek'', ''Danıştay saldırısına ve Cumhuriyet gazetesine patlayıcı madde atmak suçlarına azmettirmek'', ''devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, kişisel verileri kaydetmek'', ''askeri itaatsizliğe teşvik'', ''halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik'' ve benzeri suçlamalar kapsamında yargılanacak.


Özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin bulunduğu Beşiktaş Adliyesinde görev yapan İstanbul Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından bir yılı aşkın süredir yürütülen ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin 14 Temmuz 2008 günü UYAP sistemi üzerinden otomatik olarak yapılan tevzi işlemi sonucu düştüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesiyle birlikte dava açılmış oldu.



-KABUL EDİLEN İDDİANAME-



İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, 14 Temmuz 2008 günü Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinin bahçesinde yaptığı basın açıklamasında, ihbar üzerine 12 Haziran 2007 tarihinde Ümraniye'de bir evde ele geçirilen patlayıcı maddelerle ilgili olarak soruşturma başlatıldığını hatırlatmıştı.


Başsavcı Engin, soruşturmanın önemli bir bölümünün tamamlandığını ve tamamlanan bölüme ilişkin soruşturmayı yürüten 3 Cumhuriyet Savcısı tarafından iddianame düzenlendiğini kaydetmişti.


Engin, Cumhuriyet Savcılarından aldığı bilgilere göre, soruşturmanın çok kapsamlı olması ve şüpheli sayısının fazlalığı, teknik ve fiziki takipler ve aramalarda elde edilen yüz binlerce sayfa belge ve dokümanların yeni operasyonları gerektirmesi, bunların incelenmesi ve tasnifi, elde edilen belgelerle ilgili olarak yazışma yapılan kurumlardan cevapların beklenmesi, özellikle yeni CMK hükümleri gereğince iddianamenin düzenlenmesi için soruşturmaya esas teşkil eden tüm delillerin toplanmasının gerekli olması, bu belge ve delillerin değerlendirilmesinin uzun süreleri kapsaması ve 441 klasör ekleri bulunan ve 2 bin 455 sayfadan oluşan bir iddianamenin tanzimi ve yazılması gibi zorunlu sebeplerle davanın açılmasının uzadığını dile getirmişti.


Başsavcı Engin, iddianamenin 86 şüpheliyi içerdiğini ve ''silahlı terör örgütüne üye olmak'', ''silahlı terör örgütüne yardım etmek'', ''cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı halkı silahlı isyana tahrik'', ''patlayıcı madde bulundurmak, atmak ve bu suçları azmettirmek'', ''Danıştay saldırısına ve Cumhuriyet gazetesine patlayıcı madde atmak suçlarına azmettirmek'', ''devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, kişisel verileri kaydetmek'', ''askeri itaatsizliğe teşvik'', ''halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik'' ve benzeri suçlardan düzenlendiğini bildirmişti.


Engin, haklarında dava açılan şüphelilerden her birine bu suçların tamamının isnat edilmediğini vurgulamıştı. Engin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220/5. maddesinde yer alan ''örgüt yöneticileri örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır'' hükmü dikkate alınarak, örgütte yönetici olarak nitelendirilen şüphelilerin tüm bu suçlardan da cezalandırılmalarının, yönetici konumunda olmayan diğer şüphelilerin ise sadece eylemlerine uyan suçların vasıf ve mahiyetlerine göre cezalandırılmalarının talep edildiğinin anlaşıldığını dile getirmişti.


Engin, soruşturma kapsamında şüpheli olarak ifadeleri alınan 36 kişi hakkında ise kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini kaydetmişti.


Örgüt isminin, soruşturmayı yapan savcılar tarafından konulmuş bir isim olmadığını dile getiren Başsavcı Engin, Cumhuriyet Savcılarının yaptıkları soruşturmalarda herhangi bir isim konulmadığını, böyle bir uygulamanın söz konusu olmadığını belirtmişti.


Engin, iddianamede yer alan ve kamuoyunda ''Ergenekon'' olarak vasıflandırılan ismin, bir örgütün yapılanmasında örgüt mensubu olduğu iddia edilen kişilerin kendilerinin örgütlerine verdikleri isim olduğunu kaydetmişti.



-DOSYALAR İÇİN ÖZEL BÖLÜM-



Davanın görüleceği İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin başkan ve heyet üyelerinin bulunduğu katın koridoruna, soruşturmaya ilişkin ve 441 klasör olan dosyaların konulması amacıyla özel bir bölüm yaptırılmıştı.


Mahkeme Başkanı'nın odasının yanında yapılan küçük bir oda şeklindeki bölümde dosyaların konulması için raflar hazırlanmıştı.



-47 TUTUKLAMA-



İstanbul Cumhuriyet Savcıları Öz, Pekgüzel ve Taşkın tarafından yürütülen ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek, İP Genel Sekreteri Nusret Senem, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol, avukat Kemal Kerinçsiz, Kuvayı Milliye Derneği Başkanı emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ, emekli Binbaşı Fikret Emek, emekli Astsubay Oktay Yıldırım, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, eski Yüzbaşı Zekeriya Öztürk, emekli Yüzbaşı Gazi Güder, emekli Astsubay Mahmut Öztürk, emekli Astsubay Orhan Tunç, eski uzman çavuş Muhammet Yüce, Bekir Öztürk, Murat Çağlar, eski polis memuru Aydın Yüksek, yazar Ergün Poyraz, ''Susurluk davası'' hükümlüsü Sami Hoştan, Doç. Dr. Ümit Sayın, Doç. Dr. Emin Gürses, gazeteci Vedat Yenerer, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, Ulusal Kanal Yönetim Kurulu üyesi Adnan Akfırat, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, Ulusal Kanal İzmir Temsilcisi Hayati Özcan, Hayrettin Ertekin, Mehmet Demirtaş, Muzaffer Şenocak, İsmail Yıldız, Mete Yalazangil, Ayşe Asuman Özdemir, Hüseyin Gazi Oğuz, Kahraman Şahin, Erol Ölmez, Erkut Ersoy, Hüseyin Görüm, Oğuz Alpaslan Abdülkadir, Abdullah Arapoğlu, Ümit Oğuztan, Vatan Bölükbaşoğlu, Muammer Karabulut, Abdülmüttalip Tonçer, Selim Akkurt, Hikmet Çiçek, Ali Kutlu, Rasim Görüm, Behiç Gürcihan ve Kuddusi Okkır tutuklanmıştı.


Bu kişilerden, sağlık sorunları nedeniyle tahliyesine karar verilen Kuddusi Okkır, tedavi gördüğü Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hayatını kaybetmişti. Ayşe Asuman Özdemir'in sağlık sorunları nedeniyle tahliyesinin ardından da tutuklu sayısı 47'ye düşmüştü.



-DEVAM EDEN SORUŞTURMA-



Soruşturmaya ilişkin son operasyonda gözaltına alınanlardan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur, emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün ile emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Osman Gürbüz, Barbaros Hayrettin Altıntaş, İbrahim Özcan, Birol Başaran, Durmuş Ali Özoğlu ve Kemal Aydın tutuklanmış, bu kişilerden Aygün ile Altıntaş, avukatlarınca yapılan itirazın ardından serbest kalmıştı.


Son operasyonun ardından adliyeye sevk edilen Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, İP Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı Tunç Akkoç, Prof. Dr. Ercüment Ovalı, yazar Erol Mütercimler ile Türkiye Gençlik Birliğinin önceki Genel Başkanı Adnan Türkkan'ın da bulunduğu 11 kişi ise savcılık ya da mahkemeden serbest bırakılmıştı.


Soruşturması süren şüphelilere ilişkin ek iddianame düzenlenebilecek.


İddianamede, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı'nın 156 hattını gizli numaradan arayarak, isim ve kimliğini belirtmeyen bir kişinin, ''Ümraniye Çakmak Mahallesi Muhtarlığı'nın karşısındaki tek katlı binanın (önünde büfe var) çatısında, elektrik direğinin yanında el bombası ve C-4 patlayıcı madde bulunduğu, patlayıcı maddeyi Mehmet Demirtaş isimli şahsın sakladığı, bu patlayıcıları bir astsubayın temin ettiği, adres olarak Mithatpaşa Caddesi ile Samanyolu Caddesi'nin birleştiği sokakta bulunan tek katlı bina'' şeklinde ihbarda bulunduğu belirtildi.


İddianamede, bu ihbarın önce İstanbul İl Jandarma Komutanlığına, sonrasında da İstanbul Emniyet Müdürlüğüne intikal ettirildiği kaydedildi.


İstanbul Emniyet Müdürlüğünce, ihbarda belirtilen yerin Ümraniye İlçesi Çakmak Mahallesi Samanyolu Caddesi Güngör Sokak'taki bir gecekondu olduğunun 12 Haziran 2007 tarihinde tespit edildiği belirtilen iddianamede, Ümraniye 2. Sulh Ceza Mahkemesinden alınan arama kararına istinaden burada arama yapıldığı dile getirildi.


Aramada, belirtilen ikametin çatısında, ihbarda belirtilen elektrik direğinin yanında üzeri siyah renkli naylonla örtülmüş, yeşil renkli, her iki tarafında taşımak için halattan ip bulunan ahşap kasa şeklindeki sandıkta 27 adet savunma ve taarruz tipi el bombası bulunduğu belirtilen, ev sahibi Mehmet Demirtaş ile evde daha önceden kiracı olarak oturduğu anlaşılan yeğeni Ali Yiğit'in şüpheli olarak yakalandığı kaydedildi.


''Ergenekon'' davası iddianamesinde, soruşturmada amacı ve faaliyetleri açısından bilinen terör örgütlerinden önemli farklılıklar gösteren, daha önce bir ceza davasına konu olmamış ''Ergenekon'' isimli terör örgütüne ulaşıldığı belirtilerek, ''Örgütün yakın amacının, ülkede yönetim zaafiyeti oluşturacak derecede eylemler yapıp, kamu düzenini bozacak kargaşa ortamı meydana getirmek, nihai amacının da oluşacak kargaşa ortamı ile yönetime karşı yapılacak hukuk dışı bir müdahalenin kamuoyunda kabulü ve haklılığını temin edip, hukuk dışı bir müdahale ile yönetimi ele geçirmek olduğu tespit edilmiştir'' denildi.


İddianamede, soruşturmaya 12 Haziran 2007'de alınan bir telefon ihbarı üzerine başlanıldığı, ihbar değerlendirilerek İstanbul'un Ümraniye ilçesindeki bir evde 27 adet el bombası ele geçirildiği, el bombaları ile tespit edilen kişilerin yakalandığı belirtildi.


Yakalanan kişilerden bazılarının başta Cumhuriyet Gazetesi'ne el bombası atılması ve Danıştay saldırısı olarak bilinen eylemler olmak üzere, daha önce meydana gelen bazı adli olay ve olay failleri ile de bağlantılarının kurulması üzerine soruşturmanın genişletildiği ifade edilen iddianamede, ''Bu kapsamda iletişimin tespiti, dinlenilmesi ve kayda alınması, yeni bağlantıların tespit edilmesi ve bunlar üzerine yapılan yeni yakalama, arama işlemleri, aramalarda ele geçen doküman ve dijital verilerin incelenmesi, ilgili kişilerin ifade içerikleri ve süreç içerisinde alınan ihbarlar, tanık ve gizli tanık ifadeleri üzerine elde edilen yeni deliller ilgili kurumlar ile yapılan yazışmalar ve tüm bunların analizi ile devam ettirilmiştir'' denildi.


İddianamede, soruşturmada Emniyet Genel Müdürlüğünün her yıl güncellenen terör örgütleri listesinde yer almayan örgütlenme biçimi, amacı ve faaliyetleri açısından bilinen terör örgütlerinden önemli farklılıklar gösteren, daha önce bir ceza davasına konu olmamış ''Ergenekon'' isimli terör örgütüne ulaşıldığı vurgulandı.


İddianemede ''Ergenekon'' örgütüne ilişkin şu bilgilere yer verildi:


''Türk tarihine ait önemli bir kavram ve bilinen Türk Destanının da adı olan Ergenekon ile terör örgütü kelimelerinin iddianamede yan yana getirilmesi Cumhuriyet Başsavcılığımızın tercihi olmayıp, sözü edilen örgütün ele geçen yazılı dokümanlarında 'Ergenekon' olarak adlandırılmasının zorunlu bir sonucudur.


Soruşturma kapsamında ele geçen 'İstanbul 29 Ekim 1999 Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi'' isimli dokümandan ve soruşturma evrakı genelinden Ergenekon terör örgütünün bu dokümanın yazım tarihi olan 1999 yılından da öncesine dayanan, gizli örgütlü faaliyet içerisinde bulunduğu, yönetici ve üyelerinin örgütü 'derin devlet' kabul edip dışa karşı da bu şekilde gösterdikleri anlaşılmıştır.''


 


-''SÖZDE DEVLET ADINA...''-


 


''Yasal dayanağı bulunmayan, esasen bir hukuk devletinde yasal olarak bulunması da mümkün olmayan bu örgütlü yapının, anayasal kurumların yetki ve sorumluluklarını hiçe sayarak sözde devlet adına, devlet ve millet yararına hareket ediyormuş görüntüsü vermeye çalıştığı'' ileri sürülen iddianamede, şöyle devam edildi:


''Bu yöntemle kamu kurumlarını baskı altına alıp, devlet yönetiminde etkili olmayı, sivil toplum kuruluşlarını da örgüt amaçları doğrultusunda yönlendirmeyi amaçladığı belirlenmiştir. Ergenekon terör örgütünün gizli bir yapılanması olduğu, legal ve illegal alanlarda örgütlendiği, deşifre olan örgüt üyesinin öldürülmesi derecesinde katı hiyerarşik kurallarının bulunduğu, askeri birimler dahil her türlü kamu kurumunun örgütün faaliyet alanında olduğu, bütün kamu kurumlarının kontrollerinin ele geçirilmesini amaçladığı, siyasal amaçları doğrultusunda da sözde devlet ve millet yararına olduğu kabulü ve hemen herkesçe itiraz edilmeyecek milli değerlerin istismarı, propagandası ile kasten öldürme dahil yasalarda suç olarak tanımlanan her türlü eylemin gerçekleştirilebileceği anlayışına sahip olduğu ve bu kapsamda da bir çok eylemi de gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.''


 


-ÖRGÜTÜN YAKIN AMACI-


İddianamede, ''örgütün yakın amacının, ülkede yönetim zafiyeti oluşturacak derecede eylemler yapıp, kamu düzenini bozacak kargaşa ortamı meydana getirmek, nihai amacının da oluşacak kargaşa ortamı ile yönetime karşı yapılacak hukuk dışı bir müdahalenin kamuoyunda kabulü ve haklılığını temin edip, hukuk dışı bir müdahale ile yönetimi ele geçirmek olduğu tespit edilmiştir'' denildi.


-İDDİANAMEDE OLAYLAR NASIL ANLATILDI?-


 


İddianame soruşturmanın, kronolojik gelişimine uygun şekilde gelişen olayların, elde edilen delillerin ve delillerden şüphelilere ulaşılması aşamasının, örgüt dokümanlarının, örgütün yapısının ve bağlantılarının, örgütün gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmeyi tasarladığı eylemlerin açıklanması sistematiğinde düzenlendiği anlatıldı.


Metnin oldukça uzamasının çeşitli sakıncalarının da göz önüne alındığı belirtilen iddianamede, hazırlama sürecine ilişkin şu bilgiler yer aldı:


''İddianamenin ve 420 klasör 3 DVD'den oluşan soruşturma evrakının mahkeme tarafından incelenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesiyle her bir şüpheliye hangi suçun yüklendiğinin, savunmalarının, elde edilen delillerin, örgüt irtibatlarının, tanıklar ve diğer şüpheli beyanlarının ve tüm bunların değerlendirilmesi sonucu elde edilen kanaate göre tayin edilen hukuki durumun başlıklar halinde açıklandığı müstakil bölümlere yer verilmiştir.


Anlatımda, örgütün yapısını ortaya koyan önemli dokümanlar hacimli olmaları nedeni ile özetlenerek iddianame metnine aktarılmıştır. Soruşturma evrakına ekli örgüte ait bazı dokümanlarda açık ve anlaşılır bir şekilde kişilere ait isimler, özel hayata ilişkin istihbari yazı ve fişleme tarzı notlar, haklarındaki örgütsel değerlendirmeler yer almakta ise de bunların ismi geçen kişilere hakaret konusu olabileceği veya hedef gösterilebilecekleri değerlendirilmesi ile zorunlu olmadıkça iddianame metnine yazılmamıştır.


Yine soruşturma kapsamında ele geçen, gizlilik dereceleri ilgili resmi kurumlardan sorularak tespit edilen,bazılan soruşturma evrakına ekli, bazıları ise adli emanette muhafaza edilen dokümanlara aynısı ile iddianame metninde yer verilmeyerek, hukuki nitelendirmelerine yetecek derecede içerik ve mahiyetlerinin özetlenmesi yolu tercih edilmiştir.''


Ergenekon davası iddianamesinde, sanık Fikret Emek'ten ele geçirilen silah ve patlayıcı maddelere ayrıntılı olarak yer verildi.


İddianamenin ''soruşturmanın özeti'' bölümünde, şüpheli Muzaffer Şenocak'ın yapılan sorgulamasında, söz konusu gizli askeri belgeleri, daha önceki yıllarda Ankara'da birlikte özel güvenlik şirketi çalıştırdıkları ''Şamil'' binbaşı olarak bildiği, emekli Binbaşı Fikret Emek adlı kişinin bilgisayarından kopyaladığını, bu bilgilerin Aydın Yüksek adlı kişiye kendisinden geçtiğini beyan etmesi üzerine, şüpheli Fikret Emek'in Eskişehir'de yakalandığı belirtildi.


Fikret Emek'in ikamet ettiği annesine ait Eskişehir'deki Hayriye Mahallesi Dumruloğlu Sokak'taki evde yapılan aramada uzun namlulu silahlar, el bombaları, patlayıcı maddeler, bomba düzenekleri ile birçok askeri mühimmat ve malzemenin ele geçirildiği kaydedilen iddianamede, bunlar şöyle sıralandı:


''1 adet Kanas marka silah ve dürbünü, 1 adet Kalaşnikof marka otomatik silah, 1 adet 7,65 mm çapında Lama marka tabanca ve susturucusu, 1 adet el yapımı kesik eski tüfek, çeşitli çap ve markalarda bol miktarda fişek, 12 adet savunma ve taarruz tipi el bombası, 2 kilogram orijinal kutusunda C-3 plastik patlayıcı, 210 gram ağırlığında 12 adet TNT kağıdına sarılı vaziyette malzeme, 6 adet yabancı menşeli 1'er librelik TNT, 3 adet 1'er librelik TNT, 1 adet teneke kutu içerisinde 1360 gram ağırlığında üzerinde 3 adet ateşleme yuvası bulunan tahrip kalıbı, 1 adet 17 cm metalden mamul imha kiti (içerisi patlayıcılı), 1 adet 13 cm imha kiti (içerisi patlayıcılı) ile birçok CD.''


İddianamede, yine şüpheli Fikret Emek'in Ankara Çankaya Cevizlidere Caddesi'ndeki adresinde yapılan aramada da bilgisayar, silah ve muhtelif örgütsel doküman ele geçirildiği ifade edildi.


-''KUVVA-İ MİLLİYE TEŞKİLATI''-


İddianamede, şüpheli Oktay Yıldırım'dan ele geçirilen dokümanlarda ve soruşturma aşamasında ölen Kuddusi Okkır'ın beyanlarında ''KMT teşkilatı'' olarak ifade edilen kuruluşun, ''Kuvva-i Milliye Teşkilatı'' olduğunun belirlenmesi ve bunun Ergenekon terör örgütünün yerin üstündeki legal kurumu olarak vasıflandırılması üzerine, İstanbul İl Başkanlığını Oktay Yıldırım'ın yaptığı Kuvva-i Milliye derneklerinde yapılan aramalarda, Ankara dernek başkanı Bekir Öztürk'ün bilgisayarında ele geçirilen bilgi ve belgelerde, şüpheli Tuğrul Derme'nin, Ergenekon-Lobi dokümanına uygun olarak gençleri örgütlediğinin anlaşıldığı anlatıldı.


Şüpheli Bekir Öztürk'ün bilgisayarında yapılan incelemede, yapılan örgütlenmenin anlatıldığı e-maildeki ifadeler iddianamede, şu şekilde yer aldı:


''Merhabalar Kuvvai Milliye, her şeyden önce size çok rahatsız olduğum ve üzüldüğüm bir konuyu belirtmek isterim. Sayın Ümit Sayın'a acil ulaşmam gerekirken, Ümit Sayın'dan halen cevap alamamış bulunmaktayım. Bu durumu bilgilerinize arz eder ve en yakın zamanda kendisine ulaşmak dileğimi yinelerim. Bir rahatsızlığımı daha özenle belirtmem gerekir ise sürekli belirttiğim halde, bu tip hareketlerde bana aktif görev verilmemesi beni derinden sarsmıştır. Kuvva-i Milliye'ye katılmak istememin elbette birçok sebebi vardır, ancak bunların arasında en baskını şüphesiz, ülkemi ve kendisi de emekli bir Hat Komutanı olan değerli TSK personeli babamı çok sevmemdir. Bu hareketin Balıkesir kanadını, tamamen gizli bir şekilde aktif olarak yürütmek istiyorum. Gizli olmasının sebebi, Balıkesir'in küçük ve tehlikeli bir şehir olmasıdır. TSK'ya ve sayın Ümit Sayın'a da halen sunmak için beklediğim GTA hareketi ile Kuvva-i Milliye'nin içinde 18'li Gençler olarak ayrılmak isteğime cevap beklemekteyim. Aktif, ancak gizli liderliğimde gençleri toplayabilecek bir hücre, yani bir toplantı odasına da sahibiz. İlgilerinize arz eder ve heyecan ile cevabınızı beklerim.''


İddianamede, e-mail'de şüpheli tarafından, Kuvva-i Milliye Teşkilatı Başkanı şüpheli Bekir Öztürk'e örgütlenmenin yapısının anlatıldığı, bu yapılanmanın şüpheli Habip Ümit Sayın'ın yönlendirmeleriyle yapıldığının açıkça anlaşıldığı kaydedildi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler