YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Özal'ı mezarda bile rahat bırakmadık
Özal'ı mezarda bile rahat bırakmadık
03 Ekim 2012 14:28
TBMM Başkanı Cemil Çiçek,'Turgut Özal, bir inanç, düşünce, aksiyon adamıydı. Onu mezarda bile rahat bırakmadık.' dedi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, bu kadar zamandır terör belasıyla uğraşmış, insanını, imkanını, fırsatlarını kaybetmiş bir toplumda bu konuyla ilgili üniversitelerde bir enstitü kurulmamasını eleştirerek, ''Böylesine bir bela karşısında, bu belayı Türkiye'nin başına açmak isteyenler yüzlerce araştırma yapmış, bu belaya muhatap ülkemizin üniversitesinde, bilim hayatında bu konuya ilgi yok, araştırma yok'' dedi.

Turgut Özal Üniversitesi'nin yeni akademik yılı törenle açıldı.

Törende konuşan TBMM Başkanı Çiçek, Turgut Özal'ın, Türkiye'nin yetiştirdiği büyük devlet ve siyaset adamı olduğunu belirterek, Özal'ın, hizmetlerinden her zaman şükranla hatırlandığını, varlığının çok daha fazla özlendiğini söyledi.

Özal'ın Türkiye'ye çok şey kazandırdığını vurgulayan Çiçek, ''Bugün demokrasi, çağdaşlaşma, yenilik, değişim adına neye sahipsek bunun önemli bir kısmının öncüsü, ülkemize kazandırılmasında emeği geçen bir inanç, düşünce, aksiyon adamıydı. Onu mezarda bile rahat bırakmadık. Temenni ederim ki bu sıkıntılar bir an evvel sonların ve onu ebedi istirahatgahında rahmetle anmaya devam ederiz'' dedi.  

Çiçek, eylül ve ekim aylarında, ilköğretimden, üniversiteye 20 milyona yakın öğrencinin eğitim-öğretim hayatına başladığını hatırlatarak, bunun Türkiye'nin en kıymetli, en stratejik değeri olduğunu söyledi.


-''Üniversitelerimizin burada bir demokratik tövbeye ihtiyacı var''-


Dünya ülkelerinde Türkiye'nin yerinin neresi olacağını belirleyen en önemli unsurun eğitim kurumları olduğunu, bunların başında da üniversitelerin geldiğini söyleyen Çiçek, ''Bu ülkede doğan her çocuk milletimiz için önemli zenginliktir, iyi yetiştirebilirsek. Olmadığı takdirde de ne büyük problemler olacağını geçmişte yaşadık, gelecekte de yaşamak istemiyoruz'' diye konuştu.

Üniversitelerin ülkenin geleceği açısından en başta sorumluluk taşıyan kurumlar olduğuna işaret eden Çiçek, şunları söyledi:

''Gerçekten de hep sorumlu olmalıdırlar. Geçmişte üniversitelerimiz epey sorunlu oldu. Özellikle benim üniversitede okuduğum yıllar çok sorunlu yıllardı. Her türlü hesap, kumpas ve Türkiye'nin geleceğiyle ilgili tezgah üniversiteler üzerinden kurulur, üniversitelerde icra edilir, bu milletin çocukları birbirinin boğazına sarılırdı. Zannediyorum üniversitelerimizin burada bir demokratik tövbeye ihtiyacı var. Nerede yanlış yaptılar  O vicdan muhasebesini iyi yapmaları lazım gelir ki bundan sonraki işimizi doğru yapalım. Geçmişte iyi bir sınav veremedi üniversitelerimiz. Bugün 168 üniversitemiz var. Dolayısıyla biz devlet, hükümetler olarak ülkenin her köşesine bir meşale yakmak istedik. Bu meşaleleri de götürdük oraya koyduk. Bu meşalelerin ne kadar yanacağı, nasıl yanacağı, çevresini ne kadar aydınlatacağı, üniversitelerimizin sorumluluğundadır. Bunu hatırlatmak isterim.''


-''Diplomanın kaliteye tekabül etmesi lazım''-


Çiçek, üniversitelerin görevinin sadece mesleki bilgi vermekten ibaret olmadığını belirterek, insan kalitesinin bulunmadığı yerde, demokrasinin de kalitesiz olacağını vurguladı. Çiçek, ''Eğitimde kalite yok da diploma varsa, enflasyonist bir ortamda paranın değeri ne kadar olursa diplomanın değeri de o kadar oluyor. O halde diplomanın kaliteye tekabül etmesi lazım. Kalite yoksa bunun çok fazla anlamı da yok. Onun için üniversitelerimiz kaliteli eğitim-öğretim yapmaya mecburdur'' diye konuştu.

Çiçek, üniversitelerin öğrencileri, hayat şartlarına hazırlaması, sadece branş bilgisi değil, geçmişle gelecek arasında köprü kurması, iyi öğreten değil, kültürü geliştiren, gelecek kuşaklara aktaran kuruluşlar olması gerektiğine dikkati çekerek, bunu yapmayan üniversitelerin en önemli görevlerini yerine getirmemiş olacaklarını söyledi.


-''Farabi dediğinde sadece Çankaya'da bir sokak aklında kalıyorsa...''


Üniversitelerde tüm insanlığın sanatından, değerlerinden yararlanılması gerektiğini de kaydeden Çiçek, bunu yapmamanın ''ahmaklık'' olacağını belirtti. Çiçek, şöyle devam etti:

''Çağımızın değerleri neyse diyelim ki müzikten bahsediyorsak, Chopin'i bilebilir, sevebilir, Çaykovski'ye ilgi duyar, onu zevkle dinlemelidir, hoşlanıyorsa. Ama bunları dinlerken, ben 'Itri' dediğimde, sadece gözüme bakıyorsa, 'Dede Efendi' değimde sadece dedesi olarak anlıyorsa, 'Abdülkadir Meragi' dediğimde saf saf, melul melul bakıyorsa bir yerde bir yanlışlık var. Elbette Balzac'ı, Gothe'yi, Stendal'ı bilecek, okuyacak, okuması gerekir. Ama 'Ali Şir Nevai' dediğinde bakıyorsa gözünüze 'kim bu adam' diye, 'Kaşgarlı Mahmud' ona hiç bir şey ifade etmiyorsa, 'Maktum Kulu'nu Allah'ın kulu olarak kabul edip, onun bizim tarihimize, kültürümüze kattıklarından haberdar değilse, Gaspıralı İsmail'i, Ayvalık'ta mı, Aşağı Eğlence'de mi oturuyor, o bölgenin sakini olarak kabul edip, fikir hayatımıza kattıklarından haberdar değilse, elbette Montesquieu'yu, Jean-Jacques Rousseau'yu bilecek, Hobbes'ten haberdar olacak, ama İbn-i Haldun dediğinde ne ifade edecek, Cevdet Paşa ne ifade ediyor, Farabi dediğinde Çankaya'da bir sokak olarak sadece aklında kalıyor onun dışında hiçbir şey bilemiyorsa bu üniversiteler bunu veremiyorsa, İmam-ı Azam'dan hiç haberi yoksa bu nasıl hukuk okumaktır.''


-Üniversitelere eleştiri-


Türkiye'deki 168 üniversitenin, toplumdan kopuk olduğunu bildiren Çiçek, ''Adeta ayrı bir galaksidedir. Toplum ne düşünür ne bekler ne yapar halkla ilişkisi yok. Tam tersi zaman zaman halkla karşı karşıya, halkın kültürüyle, inancıyla karşı karşıya, kendisine maaşını veren, her türlü hizmeti veren, çocuklarını emanet ettiği halkla karşı karşıya üniversitelerimiz olmuştur. Sonuçta bugün çok ciddi ölçüde yaşadığımız toplumsal sorunların temelinde, üniversitelerin toplumdan kopukluğu, toplum sorunlarından kopukluğu yatıyor'' diye konuştu.

Türkiye'nin uzun yıllardır, ''can yakıcı, asrın vebası terörle uğraştığını'' ifade eden Çiçek, ''Bu kadar boyutlu, çok girift, matruşka gibi bir olay, çektikçe içinden başka sorunlar çıkıyor. Bu kadar üniversitemiz var. Geriye dönük baktım, bu kadar zamandır terör belasıyla uğraşmış, insanını, imkanını, fırsatlarını kaybetmiş bir toplumda bu konuyla ilgili doğru dürüst üniversitelerimizde bir enstitü olmadı'' dedi.

Çiçek, terör konusunda 48 araştırma bulunduğunu, bunların çok önemli bir kısmının, Polis Akademisi, Genelkurmay Başkanlığı gibi güvenlik birimlerince hazırlandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

''Böylesine bir bela karşısında, bu belayı Türkiye'nin başına açmak isteyenler yüzlerce araştırma yapmış, bu belaya muhatap ülkemizin üniversitesinde, bilim hayatında bu konuya ilgi yok, araştırma yok. Seçtiklerimiz düşünsün. Ben neye göre düşüneceğim, neyi neye göre yapacağım  Hangi tedbiri alacağım ya da tedbir olarak neleri uygulamaya koyacağım, bilim adamları, saha araştırmacıları, üniversitelerimiz, özellikle terör bölgesinde olan üniversitelerimiz veya imkanları olan üniversitelerimiz, şimdi yüzlerce araştırma olacaktı, yüzlerce tedbir geliştirilecekti, bu tedbirler güncelleştirilecekti, bizler de bunlardan bir politika çıkarmaya çalışacaktık. Toplumdan kopuk üniversiteler, aynı zamanda toplumun sorunlarından da kopuk oluyor. Türkiye'nin önündeki mesellerin araştırılması üniversitelerimizin sorumluluğundadır.'' AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler