YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
OYAK, sessizliğini bozdu
OYAK, sessizliğini bozdu
03 Mayıs 2010 11:10
OYAK, ''Danıştay saldırısıyla ilgili görüntülerin silindiğine ilişkin TÜBİTAK raporunun'', TÜBİTAK Kurumu'ndan alınan bir rapor olmadığının anlaşıldığını savundu.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) raporuyla Danıştay'daki kamera görüntülerinin silindiğinin ortaya çıkması nedeniyle gözlerin çevrildiği OYAK Güvenlik, uzun süren sessizliğini bozdu. OYAK Savunma ve Güvenlik Sistemleri Anonim Şirketi adına yapılan yazılı açıklama şirket kendini savundu.

'TÜBİTAK Raporu' olarak anılan ve bazı medya mensuplarının elinde olduğu ifade edilen raporun TÜBİTAK Kurumu'ndan alınan bir rapor olmadığının anlaşıldığının iddia edildiği açıklamada, şirketlerinin hukuken ve usulen tarafı olmadığı bir davada alındığı anlaşılan bu rapor ve eklerinin varsa yargı organlarınca şirketlerine tebliğ edilmediği belirtildi. Açıklamada, "Tarafımızca gösterilen çeşitli çabalara rağmen,  maalesef, resmî imzalı bilirkişi raporuna ulaşılamamış ve ekleri de halen temin edilememiştir" denildi.

Bir süreden beri bazı yazılı ve görsel medyada şirketlerinin adının da anıldığı bir 'Bilirkişi Raporu'nun gündeme getirilerek çeşitli haberler, görüşler, yorumlar ve beyanların yer aldığının hatırlatıldığı açıklamada, konunun yakinen izlendiği vurgulandı. OYAK, sessizliğinin nedenini ise "Bugüne kadar bekleyip, raporun içeriği hakkında resmen bilgi sahibi olarak değerlendirip, yorumladıktan sonra açıklama yapmayı tercih etmemize ve hâlâ resmen göremediğimiz bilirkişi raporu ve ekleri hakkında yeterli savunma ve sağlıklı yorum yapılabilmesinin olanaksızlığını bilmemize rağmen, şirketimiz hakkında bir kısım medyada sürdürülmekte olan haksız, yersiz, hatta yer yer etik kurallara aykırı ve serbest ticarî rekabet kurallarını ihlâl eden yayınlar ve beyanlar nedeniyle, artık makul bir süre de beklenildiği değerlendirilerek, şirketimize herhangi bir tebligat yapılmasını beklemeden kamuoyuna aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." ifadeleriyle özetledi.
 Danıştay hizmet binası içindeki kapalı devre kamera sisteminin şirketleri tarafından 23 Aralık 2005 tarihinde montajı tamamlanarak devreye alındığının dile getirildiği açıklamada, sistemin esas itibariyle 1 adet video kayıt ve görüntüleme cihazı ile 8 kameradan oluştuğu belirtilerek; "Sistemde tavsiyemiz hilâfına, kesintisiz güç kaynağı yoktur. İşin bedeli, 11.000 TL + KDV'dir." denildi.

Anlaşma uyarınca şirketin Danıştay'a karşı yükümlülüğü, sistemi kurmak ve 2 yıllık garanti sağlamaktan ibaret olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Sisteminin işletilmesi tamamen müşteriye ait bir iş olduğundan, Danıştay'da şirketimiz personelinden herhangi bir kimse, koruma işleri de dâhil, görev yapmamakta ve çalışmamaktadır. Bu vesileyle bir kez daha büyük nefretle andığımız ve kınadığımız, Danıştay saldırısının vuku bulduğu 17 Mayıs 2006 tarihinin öncesindeki ve sonrasındaki durum da böyledir. Sistemin işleyişi sırasında zaman zaman ortaya çıkan arızalarda, işçilik/malzeme hatasından kaynaklanan iki yıllık garanti yükümlülüğümüz ve ayrıca müşteri memnuniyeti çerçevesinde Şirketimiz yetkilileri, müşterinin talebi üzerine derhal gerekli onarımları yapmakta ve gerekirse parça da değiştirmektedir. Bu tür durumlarda bütün piyasada uygulanmakta olduğu üzere 'servis formu' doldurulmakta ve bu forma, çağrı nedeni, tespit edilen arıza, yapılan işlem ve yapılması gereken hususlar yazılarak, formun altı şirketimiz ve müşteri yetkilileri tarafından imzalanmaktadır. Bunun yanı sıra, çağrı üzerine gidilen yerde, arızanın yerinde tamir edilememesi veya elde yedek parça bulun-maması gibi hallerde, arızalı aletler yerinden sökülmekte ve her iki tarafın imzasını taşıyan teslim/tesellüm tutanağı düzenlenerek şirkete götürülmektedir. Burada sözü edilen usuller, rekabetçi piyasada benzeri şekilde faaliyet gösteren tedarikçi şirketlerin uygulamakta olduğu usullerle tamamıyla paralellik göstermektedir." ifadeleri kullanıldı.

 ADLİ MAKAMLAR İSTERSE ARIZALI CİHAZ VERİLEBİLİR

Saldırıdan bir önceki gün olan 16 Mayıs 2006 günü de (daha önce 6 kez yaptıkları gibi), çıkan arıza sebebiyle Danıştay yetkilisi tarafından yapılan davet üzerine şirket yetkililerinin 7'nci defa Danıştay'a gittiklerinin anlatıldığı açıklamada, kayıt cihazının arızalı olduğu ve yerinde onarılamayacağının tespit edildiği kaydedildi.

Saat 16.00'da bir tutanak düzenleyerek cihazın teslim alınıp şirkete getirildiğinin belirtildiği açıklamada, 17 Mayıs 2006 günü saat 15.05'de arızalı kayıt cihazının yerine geçici olarak bir kayıt cihazı takılarak çalışır vaziyette teslim edildiği vurgulandı. "Yani, menfur olay bir yana bırakılacak olursa, 16 ve 17 Mayıs 2006 tarihlerinde de sistemde vukubulan arıza ve arızanın giderilmesi işlemleri bakımından, bundan önceki arızalarda usulen ne gibi işlemler yapılmış idiyse, rutin olarak aynı işlem tekrarlanmıştır." denilen açıklamada, şu görüşler ifade edildi: "Altını çizerek vurgulayarak belirtiriz ki, şirketimiz yetkilileri bundan önceki tarihlerdeki arızalarda da olduğu gibi, 16 Mayıs 2006 günü kendiliklerinden değil, Danıştay yetkilisinin vaki daveti üzerine Danıştay'a giderek işlem yapmışlardır. 17 Mayıs 2006'da vuku bulan menfur olay üzerine, şirketimiz nezdinde bulunan arızalı cihaz, basiretli/deneyimli bir güvenlik şirketi olma hasebiyle olayın özelliği de düşünülerek ve adalete yardımcı olmak amacıyla adlî makamların olası talebi halinde kendilerine teslim edilmek için, muhafaza altına alınmıştır. Ancak 25 Eylül 2009 tarihine kadar adlî makamlar tarafından bu cihazla ilgili olarak şirketimizden herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Vurgulanması gereken önemli bir husus; aradan geçen yaklaşık 3,5 yıla rağmen şirketimizin, bu cihazları elden çıkarmamış, atmamış ve faaliyette bulunduğu alan bakımından kolaylıkla başka işlerinde de kullanabilecek iken bu yola da gitmemiş olduğudur."

SİSTEM DİSKİ VE KAYIT DİSKİ TESLİM EDİLDİ

Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün şirketlerine muhatap ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ilgili talebine atıf yapan 25.09.2009 tarihli yazısı üzerine şirketleri muhafazası altında bulunan 1 adet sistem diski, 1 adet kayıt diski yanında ilaveten 2 adet DVD'nin aynı gün düzenlenen bir tutanakla İl Emniyet Müdürlüğü yetkililerine teslim edildiğinin belirtildiği açıklamada, Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün şirketlerine gönderdiği 24.11.2009 tarihli başka bir yazı ile 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ilgili talebi çerçevesinde açılamayan DVD programının nasıl açılıp kullanılacağına ilişkin belgelerin istendiğini, bunun üzerine düzenlenen bir tutanakla talep edilen kullanım kılavuzları ve ilgili CD'lerin şirket tarafından İl Emniyet Müdürlüğü yetkililerine teslim edildiği kaydedildi.
 Şirketlerinin konu ile ilgisi, bilgisi ve dahlinin, yalnızca belirtilenlerden ibaret olduğu savunulan açıklamada, bütün bu hususların yazılı delillerle sabit olduğu ileri sürüldü.

Durum bu kadar açık seçik ve şeffaf iken; bir kısım yazılı ve görsel medyada şirketleri hakkında üretilen yalan-yanlış hayalî haberleri ve içinde kesinlikle bulunmadıklarının iddia edildiği açıklamada, "Akla şaşkınlık veren komplo teorilerini ve bu arada 'bazı şeyleri gizlemek amacıyla kayıt silme' iddiası gibi tümüyle aşağılık iftiraları şiddetle reddediyor ve şirketimizin insaf ölçülerini zorlayan büyük bir haksızlıkla karşı karşıya bulunduğunu değerlendiriyoruz. Şirketimiz 2000'de Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kurulan, tüm mevzuata titizlikle uyan, şeffaf, her türlü yasal denetime ve faaliyet alanı gereği emniyet makamlarının devamlı denetimine tâbi bir kuruluştur. Bunun gereği olarak elinde bulunan bütün belgeleri, o tarihten itibaren adlî talebin geldiği yaklaşık 3,5 yıl sonrasına kadar muhafaza etmiş ve bunları talep üzerine, olduğu gibi, adlî organlara teslim etmiştir. Adlî açıdan büyük önem taşıyan bu durum, Şirketimizin iyi niyetinin ve hassasiyetinin göstergelerinden yalnızca bir tanesidir. Bu hususu, belki bilmemesi sebebiyle değerlendiremeyen veya bilmesine rağmen gözden kaçıran sağduyulu kişilerin dikkatlerine özellikle sunmak isteriz. Medyada yer alan haberlerden, yargıya sevk edildiği anlaşılan konuyla ilgili olarak, her türlü savunmamızı mahkeme önünde yapmaya hazır olduğumuzu, verilemeyecek hiçbir hesabımızın bulunmadığını beyan eder, medya da dâhil herkesi, Anayasamızın ve iç mevzuatımızın bir parçasını oluşturan uluslararası temel hak ve özgürlüklerle ilgili sözleşmelerin vazgeçilemez buyruğu olan,  hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesi çerçevesinde hareket etmeye davet ederiz." denildi.
Cihan

İLGİLİ KURUM KAYITLARI SİLDİMİ SİLMEDİMİ ?
 // ASIM
OYAK Güvenlik şirketi arıza varsa yedek cihazı niçin takıpta tamiri denemedi ? Keşif kayıtlarını niçin sildi ? Peki niçin güvenlik donduruldu bunlarında cevabını bekleriz....
03 Mayıs 2010 12:34
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler