YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Orucu bozan sensin
Orucu bozan sensin
08 Haziran 2012 17:34
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eleştirilerine cevap verdi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşmesini olumlu bulduğunu belirterek, ''Bu inşallah senede bir defa olmaz. Fırsat olur, imkan olur, daha sık görüşürlerse, tansiyon da düşer'' dedi.

Çiçek, gündemdeki konulara ilişkin soruları cevaplandırdı.

Kılıçdaroğlu'nun, Kürt sorununun çözümüne ilişkin Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Çiçek, ''Görüşmeyi olumlu buldum. Bu inşallah senede bir defa olmaz. Fırsat olur, imkan olur, daha sık görüşürlerse, tansiyon da düşer, anlamak da kolay olabilir. Birlikte sorun çözme imkanları da artar'' diye konuştu.

Çiçek, tutuklu milletvekilleri konusunda, geçmişte Kılıçdaroğlu'nun kendisini suçladığını belirterek, şunları kaydetti:

''Sayın Kılıçdaroğlu beni suçladı hiç durmadan. Hatta, orucu kendi bozdu, kefaretini bana ödettirmeye çalıştı. Böyle de bir kurnazlığı oldu. Bu çok doğru bir şey değil. Cemil Çiçek'ten kaynaklanan bir sorun değil, ben baştan beri öyle tribünlere oynamadan, basın konusu olmadan bir şeyler yapmaya çalıştım. Peki terör konusu, Kürt sorunu, ne diyorsak; herkes kendine göre isimlendirebilir. Sayın Başbakan'la görüşüldü. Çok doğru bir şey yapıldı. Peki bunu da bir demokrasi sorunu kabul ettin, 9 aydır niye bu konuyu gündem maddesi olarak kabul edip de görüşme yolunu aramadın ki. Ben bunu müteaddit defalar söyledim.''

Çiçek, tutuklu milletvekilleri meselesinin, Sosyalist Enternasyonal'de, AB yetkilileriyle ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ile de konuşulduğunu söyledi.


-''Makam odaları 30-40 metre mesafede''-


Çiçek, Başbakan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu'nun makam odalarının Meclis'te birbirine 30-40 metre mesafede olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:

''Niye bir gün bunu konuşup da benim işim kolaylaştırılmadı  Nerede konuşuldu  Grup toplantılarında. Hem de çok ağır ifadelerle konuşuldu. Hem hakaret edeceksin hem sorun çözeceksin, nasıl olacak  Keşke bu tavırlar netleşmeden, bu görüşmeler yapılabilseydi, bir çıkış yolu bulunabilirdi. Ben bu noktada hukukun imkanı neyse onu söylemeye çalıştım. Ama buna karşı da polemikler başladı. Yeri geliyorsa ölüm orucu da tutacaksın vesaire...

İşte ben onun üzerine dedim ki, 'orucu bozan sensin, kefaretini de bir başkasına ödettiriyorsun'. Dünyanın neresinde böyle bir kurnazlık var. Tekrar tartışma başlatmak adına söylemiyorum. Taşları yerli yerine oturtalım. Madem bu böyle kabul ediliyorsa, bir başka randevu alsın, partiler birlikte bu işleri görüşebilsin, ben de üstüme düşeni yapayım. Yoksa benim Meclis'ten tek başıma 'kanun çıkarmak, karar çıkarmak, kural koymak' diye bir yetkim yok. Nitekim yetkimin olmadığını kendileri de söylüyor yeri geldiğinde. Bunu sorun olarak kabul edenlerin hepsi bir araya gelip birlikte bir çözüm araması lazım.

Bana düşeni de ben bu güne kadar yaptım, bundan sonra da yapmaya devam ederim. Ama politika dediğiniz şey de mümkün olanı yapmaktır. İmkanlar neyse onu açıkça ortaya koymak lazım. Yoksa sadece inisiyatif alsın, inisiyatif alsın, inisiyatif alsın... bunun için doldurulamadığı sürece belli cümleyi tekrardan ibaret olur.'' AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler