YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Örgütün haraç timi ‘Amedliler kliği‘
Örgütün haraç timi ‘Amedliler kliği‘
24 Ağustos 2015 20:12
7 Haziran seçimlerinden sonra Doğu ve Güneydoğu’daki baskısını arttıran PKK/KCK’nın para trafiği “Amedliler kliği” tarafından yürütülüyor.“Amedliler kliği”, şirket sahiplerinden bağış adı altında haraç topluyor.

PKK/KCK ve HDP'nin Doğu ve Güneydoğu'da şehir ve kırsal alandaki nüfuzu ve baskısı çözüm sürecinin başladığı 2012 yılı sonlarından itibaren tartışılıyor olsa da 7 Haziran seçimleri sonrası daha çok görünür hale geldi, PKK/KCK'nın, kurulan mahkemelerde yargılama yapması, oluşturduğu nüfuz sayesinde halkı sindirmeye çalışması, kimi işadamlarından vergi/bağış/haraç adı altında para alması, yol ve baraj yapımındaki şantiye araçlarını yakması, asker-polis-kaymakam kaçırması, yol kontrolü yapması gibi toplumsal, siyasal ve askeri alandaki girişimleri bölgede tek hegemonik güç olmaya çalıştığını gösteriyor.

KENDİNDEN OLMAYANA ŞİDDET

7 Haziran seçimleri sonrasında etkisi daha çok görülen KCK/PKK ve HDP'nin bölgedeki nüfuzu ve baskısı, giderek kendileri dışındaki Kürtlere karşı bir tür şiddete, bölgenin “tek sahibi veya tek aktörü" gibi siyaseten otoriter ve dışlayıcı bir noktaya götürdü. Bunun daha eskilere dayalı olduğu gerçeğini de yadsımadığımızı belirtelim. Silahlı militanların şehir ve kırsalda oluşturduğu “despotik yaptırımlar" özellikle “kurtarılmış bölgeler"de kendini daha çok hissettirdi. Bunların başında Hakkâri ve Şırnak'ta “pilot uygulama" girişimleriyle bir nevi pratiğe geçildi.

DESPOTİK UYGULAMALAR

Despotik ve korkutucu uygulamaları PKK/KCK muarızlarının bir önyargısı mı yoksa bölgede fiili olarak yaşanılan gerçekler olarak mı görmek gerekir? Bu tartışmalara katkı olması bakımından bundan sonra yaşanılan kimi somut örnekler verilerek 90'larda devletin Kürtlere uyguladığı şiddetin o günün mazlumları tarafından bugün için de uygulayıp uygulamadığı bu satırları okuyanların takdirine bırakılacak.

SİYASETE DOLGU

Merkezi iktidara giden yolun bir nevi yerel iktidarı ele geçirmekle olduğunu düşünen her parti, bunun yolunun finansal kaynağa sahip olmaktan geçtiğini de bilir. Bu Türkiye'de bu işlerle ilgilenen herkesin malumudur. Konumuz bölgedeki uygulamalar olduğundan önceki adı BDP, şimdiki adı ise Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) üzerinden örnekler verilecek. Medyaya yansıyan Diyarbakır Kırklar Dağı civarındaki konut projesinde firma sahibinin savcılığa şikâyeti üzerine ortaya çıkan ve Sur Belediyesi'ne tahsis ettiği 47 daire, 4 taziye evi ve bir filme bağış adı altında verilen 500 bin TL'lik vergi haberinin dışında medyaya yansımayan çokça örnekler mevcut. Bu örnek bile Kürt sorununun ne denli “siyasete dolgu" malzemesi yapıldığının bir göstergesi.

İŞ İÇİN HARAÇ

Ankara-Batman ortaklığına dayalı yol ve baraj inşaatı yapım işleriyle uğraşan bir inşaat firmasından, Tokat, Diyarbakır ve Batman'da aldığı kimi yol yapım işleri karşılığında yüzde 3-7 arasında sözleşme muhammen bedeli üzerinden bir tür vergi/bağış istendiği ve firma yöneticilerinin işlerinin aksamaması için bu parayı verdiği söz konusu olayın geçtiği şehirde tüm iş çevrelerince biliniyor.

PARALAR KANDİL'E

Başta Diyarbakır, Batman ve Mardin belediyelerinin gerek Kentsel Dönüşüm Projeleri gerekse de inşaat ruhsatları karşılığında müteahhitlik firmalarından bazen İl KCK sorumlularının bazen de Bölge KCK sorumlularının aldıkları ve Kandil'e gönderdikleri vergiler bulunuyor.

Batman'da şu anda 7 Kentsel dönüşüm projesi, Diyarbakır'da 30 bin Konutluk Kentsel Dönüşüm projesi, Suriçi, Yenişehir ve Kayapınar ilçelerinde inşaat yapım izni karşılığında kimi zaman nakit paralar, kimi zaman sivil toplum kuruluşlarına yapılan bağışlar, kimi zaman daire karşılığı adı altında vergiler alınıyor. Batman'da Siirt-Çevre yolu üzerinde yapılan ve Batman'ın en büyük projesi olan Kentsel Dönüşüm projesinde firma sahibinin 4-6 milyon lira vergi/bağış/haraç vererek inşaat yapımını tamamladığı konuşuluyor. Yine aynı şehrin aynı bölgesinde talep edilen parayı veremeyen kimi inşaat projeleri ya süründürülüyor ya da geciktirilerek ağır aksak ilerlemesine neden olunuyor. Bu tip kayıt dışı para alımları, Batıda diğer belediyeler tarafından da yapılabiliyor. Buradaki farklılık, KCK'nın bunu fahiş miktarlarla yapmasından ve bunların büyük bir kısmının silahlı örgüte aktarılmasından kaynaklanıyor.

İCAZET AMEDLİLER'DEN

Bölgede inşaat işlerinden dolayı işi, belediyeye düşenlerin kolaylıkla bildiği gibi “Amedliler Kliği" bu tür iş ve işlemleri KCK adına yürütüyor. Belediyelerin yönetiminde bir “Amedliler" ağırlığı hissediliyor ve pazarlıkların-icazetlerin bu klikten alındığı biliniyor. Hakkâri-Yüksekova Havaalanı'nın yapımı süresince PKK tarafından inşaat firmasına ait araçların yakıldığı, çalışanların tehdit edildiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, havaalanının resmi açılış töreninde dillendirilmişti.

BÖLGEDEKİ HERKES BİLİYOR

Tüm Türkiye'de tanınan büyük inşaat firmalarının Siirt, Bitlis, Kozluk, Batman, Şirvan gibi yerlerdeki baraj, yol ve sulama kanallarındaki ihalelerinden PKK'ya verdi adı altında bağışlar yapıldığı da bölge insanı tarafından biliniyor. Baraj inşaatlarının bitirilmesi karşılığında PKK'nın aldığı vergilere göz yumulduğu bölge insanı tarafından sürekli konuşuluyor. Zaman zaman bağışların gecikmesi veya yapılmaması durumunda, işadamlarının tehdit edildiği, patlayıcı atılarak uyarıldığı, iş makinelerinin yakıldığı ve çalışanlarının tehdit edildiği de söz konusu illerin yerel gazetelerin de haber olarak yer alıyor.

BAĞIŞLARA PERDELEME

Bunların yanı sıra Diyarbakır, Batman, Mardin ve Van başta olmak üzere bazı illerde tüm büyük inşaat firmaları, büyük alışveriş merkezi sahipleri ile özel hastane sahiplerinden vergi adı altında KCK tarafından paralar alınıyor. Zaman zaman arsa takasları ile parklar, taziye evi, sportif ve sosyal tesisler yapılarak alınan bağışlar perdeleniyor. Tüm bu baskıların gözönünde olmama sebebi ise insanların silah zoruyla sindirilmesi. Bölge halkı bu baskıları dillendirmekten korkuyor.

MAĞARALARDA İNFAZ

Bağış yapmayan/vergi vermeyen kimi iş adamları, önce her ildeki silahlı militanların kaldığı mıntıkaya, bazen de Erbil, Zaho, Diyarbakır, Kato Dağı, Hakurk, Kanireş, Avaşin bölgelerine kuryeler veya telefonlarla çağrılıyor. İşadamlarından hesap soruluyor ve tahsil edilemeyen paralar için sorgulamalar yapılıyor. Vergi/bağış toplamaları için önce Cilo Dağı eteklerindeki mağaralara çağrılan Hakkâri-Yüksekova-Şemdinli bölgesindeki işadamları, gerekli görülmesi halinde Beytüşşebap-Irak sıfır noktası olarak bilinen Kato-Haftanin bölgesindeki kamplara da götürülüyor. Şırnak-Cizre-Silopi hattındaki işadamları ise vergi toplamaları için Cizre/Cudi dağı veya Küpeli dağı eteklerine, yeterli görülmemesi halinde ise bölge insanının tabiriyle “aşağıya" yani Güney Kürdistan'a çağrılıyor. İşadamlarının çağırıldığı mağaralar, yargılama ve infaz yerleri olarak da biliniyor.

ERBİL'DE SORGULANDI

Batman'da elektrik-trafo hizmetleri ihalesini alan ve HDP'ye yakınlığıyla bilinen bir firma sahibinin KCK tarafından kendisinden talep edilen 50 bin liralık parayı vermediğinden dolayı Erbil'e çağrıldığı ve buradaki sorgulamanın ardından parayı ödemek zorunda kaldığı iş çevreleri tarafından biliniyor.

Hedef Kürt sosyolojisiydi

Bölgede 2,5 yıllık çözüm süreci boyunca devlet, bütün kurumlarıyla birlikte başta havaalanı, duble yol, eğitim ve sağlık tesislerini artırma gibi hizmetlerle PKK ve HDP'nin desteklediği kitleleri de içine alacak bir “Kürt sosyolojisini" kazanmayı hedefliyordu. Nitekim büyük bir oranda bunları yaptı ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 7 Haziran öncesi Van'da yaptığı bir konuşmada dillendirdiği gibi “Kimi Kürt kardeşlerim bizi anlamadı" diyerek acı gerçeği de bir nevi açıklıkla ortaya koydu. AK Parti'nin bölgedeki il ve ilçe teşkilatlarının da bu hizmetleri anlatamaması sebebiyle “Kürt sosyolojisine" dayalı olan duygusal bağlarını bir tür aidiyet bağlarına dönüştüremedi. Bölgede AK Parti'ye yakın olan sivil toplum kuruluşları da bir varlık gösteremedi. AK Parti 7 Haziran seçiminde bölgedeki aday seçimi gibi kimi faktörlerin de etkisiyle 7 Haziran seçimlerinde bölgede kötü bir sonuç aldı.

Süreç suistimal edildi

2012'nin son aylarında başlayan çözüm sürecini akamete uğratmaya yönelik tüm girişimlere karşı devlet anaların ağlamaması için “baldıran zehiri içmek"ten yana tavır koydu. Sürecin zarar görmemesi için asker ve polis operasyon yapmadı, PKK/KCK'nın şehir ve kırsalda toplumsal-siyasal örgütlenmesi ise devletin hep gözetimindeydi. HÜDA-PAR çevresi başta olmak üzere bölgedeki diğer sivil toplum yapıları bu durumdan kaygılarını sıkça dile getirdi. Ancak PKK/KCK, barış sürecinin zarar görmemesi için yapılan tüm iyi niyetli uygulamaları terör adına fırsata çevirme çabasından geri durmadı. Devlet ile bir tür “Dolmabahçe mutabakatına" kadar giden demokratik ve siyasi diyalog sürecini kuran PKK/KCK bu şekilde siyasi-demokratik kazanım elde etmeyi arzuladı. 24 Temmuz 2015 tarihinden itibaren başlayan Kandil operasyonları ile şehirlerdeki tutuklamalara karşı hem HDP hem de Kandil'in “Dolmabahçe mutabakatına" geri dönülmesini talep ediyor olmasının sebebi olarak PKK-KCK'nın bölgedeki rahatlığının elinden alınması gösteriliyor.

Barış umutları yeşerdi

Çözüm sürecinin Türkiye açısından iki kazanımı söz konusuydu. Ölümlerin yaşanmadığı, kanın dökülmediği yaygın bir söylemle ifade etmek gerekirse “Anaların ağlamayacağı" bir süreç, özelde bölgede genelde ise tüm yurtta “barış' umutlarını yeşertmişti. AK Parti'nin oldukça riskli olan bu süreçte Türkiye adına elini taşın altına koyması Milliyetçi seçmenin yoğun olduğu bölgelerde dahi olumlu karşılık buldu ve çözüm süreci büyük destek gördü. Çözüm sürecinin Türkiye için en önemli kazanımı ise şüphesiz ki Türk, Kürt hiç bir etnik farklılık arzetmeden 2023'e güçlü bir devlet olarak uzanmasını sağlayacak olmasıydı.YENİ ŞAFAK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler