18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Altın155,771
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1428
  • İstanbul8 °C
  • Ankara9 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya7 °C
  • Adana11 °C
  • Antalya15 °C
  • Diyarbakır6 °C
  • Bursa10 °C
  • Kayseri1 °C
  • Kocaeli11 °C
  • Şanlıurfa8 °C
  • Gaziantep8 °C
  • İçel14 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Orakoğlu'ndan çarpıcı açıklama
28 Şubat soruşturması kapsamında ikinci dalga bugün gerçekleştirildi. Dönemin önemli ismi emekli Tümgeneral Erol Özkasnak gözaltına alındı. 28 Şubat soruşturmasına ilişkin Bülent Orakoğlu, Nazlı Ilıcak ve Süleyman Soylu'dan çarpıcı açıklamalar geldi.
Orakoğlu'ndan çarpıcı açıklama
19 Nisan 2012 / 15:17 Güncelleme: 19 Nisan 2012 / 15:41

28 şubat soruşturması kapsamında gerçekleştirilen ikinci dalgada gözaltı kararı çıkarılan 4’ü muvazzaf 8’i emekli 12 askerin arasında dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın adı ön plana çıktı.

Kanal A’da yayınlanan Haber Merkezi programında 28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu’nu deşifre eden ve o dönem Emniyet İstihbarat Daire Başkanvekilliği görevini yürüten Bülent Orakoğlu, askerin baskısıyla işinden olan Gazeteci-Yazar Nazlı Ilıcak ve eski DYP Genel Başkanı Süleyman Soylu önemli bilgiler verdi.

ORAKOĞLU: İKİNCİ DALGA BÇG’NİN ASKER-MEDYA-STK İLİŞKİLERİNİ ORGANİZE EDEN ASKERLERE YÖNELİK YAPILDI

Orakoğlu o dönem Cumhurbaşkanı Demirel’e de sunulan istihbarat raporunda Türkiye’yi darbe şartlarına götürmeyi hedefleyen bir grubu tespit ettiklerini söyledi.

“Bu Batı Çalışma Grubu’dur. Siviller de kullanıldı bu grup içerisinde. Tüm Türkiye’de namaz kılan, eşi başörtülü olan ya da bu şekilde harcamak istenen birçok asker 2 bine yakın asker tamamen anayasaya aykırı bir şekilde, BÇG tarafından fişlenmiş ve ordudan ihraç edilmişlerdir. EMASYA komutanlıkları 28 Şubat’ı bin yıl yaşatacak olan bir protokoldür. Valilerin yetkilerini gasp eden bir protokoldür. Askeri vesayeti ülke genelinde yaygılaştıracak bir çalışmadır. Dünya konjonktürüyle ilgilidir.”

Bülent Orakoğlu Genelkurmay ikinci Başkanı Çevik Bir’in de tutuklandığı ilk operasyonun bu merkeze yapıldığını belirtti, savcıları Çevik Bir ismine götüren belgelerin ise Genelkurmay tarafından verildiğinin altını çizdi. 

“İlk operasyon bu merkeze yapılmıştır. İşte bu ilk operasyon Çevik Bir’in öncülüğündeki bu ekibe yapılmıştır. Özel yetkili savcılar BÇG ile ilgili kozmik odadaki yazışmaları istemişlerdir. Genelkurmay 5 tane belge gönderdi. 4 tanesi Çevik Bir, 1 tanesi Çetin Doğan imzalı 5 BÇG belgesi savcılara iletildi. Özel yetkili savcıların ilk yaptığı operasyon bu hususta imzası olan ve emirleri bütün Türkiye’deki BÇG’nin altyapılarına gönderen askerlerle ilgilidir.”

ORAKOĞLU: EROL ÖZKASNAK ASKERİN ETKİSİ DIŞINDAKİ MEDYA VE STK LİDERLERİNİ TEHDİT EDEN KİŞİDİR”


“Erol Özkasnak medya ayağını yürüten bu sürece dahil olmayan gazetecileri tehdit eden ekibin başındadır, hem de bu sürecin psikolojik ayağını yürüten bir isimdir.”

Orakoğlu ikinci dalganın ise Batı Çalışma Grubu’nun medyayı, iş dünyasını ve sivil toplum örgütlerini hedef alan ikinci kısmına yönelik yapıldığını vurguladı.

“İkinci operasyon ise BÇG’nin psikolojik harekatı uygulayan, medyada yönlendirme ve kara propaganda yapan, andıç ve Erdoğan’ın hapse girmesi gibi faaliyetlerde bulunan operasyonel ayağına yapılmıştır. Hasan Celal Güzel bir partinin genel başkanı olmasına rağmen bir takım bilgileri yayınladı diye, evi basıldı, gözaltında tutuldu, baskı altına alındı, yargılandı.” 

ORAKOĞLU: BÇG’YE YÖNELİK KÜÇÜK BİR OPERASYON DAHA YAPILABİLİR, AMA ÖZEL YETKİLİ SAVCILARIN BUNDAN SONRAKİ HEDEFİ 28 ŞUBAT’IN ÜNİVERSİTE VE STK AYAĞI OLACAKTIR”

Bülent Orakoğlu: Bundan sonraki operasyonlar darbeciler kadar ön plana çıkan medya ve üniversite ayağına yönelik olabilir.

ILICAK: ÖZKASNAK KARAMEHMET’E BENİM İŞTEN ATILMAM İÇİN BASKI YAPTI

'Haber Merkezi' programına katılan ve 28 Şubat sürecinde Akşam gazetesi’nden nasıl kovulduğunu anlatan Nazlı Ilıcak da şunları söyledi:

“Erol Özkasnak yürütüyordu basınla tehdit işlerini. Akşam gazetesinde çalışıyordum. Patronumuz Karamehmet’i Ankara’ya davet etmişler. Ben söylentileri ciddiye almıyordum. Kapıda bekletmişler kendisini, Erol Özkasnak bir telefonla konuşuyormuş, sonra öğrendik ki Teoman Koman ile görüşüyormuş. O telefon konuşmasında alaycı bir şekilde “işte efendim geldi Karaahmet midir, Karamehmet midir, şimdi kapıda, az sonra vereceğiz talimatı Nazlı Ilıcak ile ilgili” ifadeleri yer aldı. Sonra işten çıkarıldım. Baskı altında Karamehmet beni işten atmak zorunda kaldı. Teoman Koman bana neden tepkiliydi? Teoman Koman Cavit Çağlar’ın bankasında yönetim kurulu üyesi oldu. Ben o zaman “oh ne ala yeşil sermayeyi karalayacaksınız sonra da laik sermayenin yanında hizmete gireceksiniz” Bu yazılar çan sıkan yazılar olmuş anladığım kadarıyla…”   

SOYLU: O GÜNKÜ GAZETECİLER O GÜNKÜ DARBENİN ORTAĞIDIRLAR

“Haber Merkezi” programına konuşan eski DYP Genel Başkanı Süleyman Soylu da rövanş edebiyatı yapan kesimlere seslendi.

“Meşhur bir köşe yazarı o dönem şöyle yazıyor: “Nasıl hac bir ibadet ise bugün darbe de bir ibadettir” Bu anlayışı bu kadar ileri götürmüş, Türkiye’de halkın oylarıyla iktadara gelmiş bir sivil iktidarı önemli ölçüde ortadan kaldırmaya yönelik BÇG’nin hamlesi tek başına yapılabilecek bir hareket değildi. O günkü gazeteciler o günkü darbenin ortağıdırlar, o günkü medya patronları o günkü medya patronları Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasının ortağıdırlar. O günkü iş camiası ve STK’lar 1997-2001 arası Türkiye’nin borç yükünün artmasından ortaya çıkan 150 milyar dolardan sorumludur. Bu nedenle bugün “siz bunu bir cadı avanı döndürmeyin” diyemezler. O gün inançlı insanları fişlediler, en temel siyasi merkezlerden DYP’yi tasfiye ettiler, Anadolu sermayesinin önünün kesmek için ellerinden geleni ortaya koydular. Eğitim sisteminde genç kızların okumasını engellemek, hem de orta boy işletmelerin ihtiyacı olan ara eleman ihtiyacını ortadan kaldırmak için eğitim sürecini kestiler. Bütün bunları kışlanın içindeki askerin yapma imkanı yok. Askerin iş ortakları var. Moda tabirle proje ortakları söz konusu.”

SOYLU: DEMİREL SÖZÜNÜ DİNLEMEYEN DYP’NİN BAŞINDAKİ ÇİLLER’DEN 28 ŞUBAT’TA ASKERİ BÜROKRASİYLE, BEŞLİ ÇETE İLE BİRLİKTE HAREKET EDEREK RÖVANŞ ALMIŞTIR

Soylu ayrıca dönemin Cumhurbaşkanı Demirel’in 28 Şubat sürecindeki rolünü de belirtti.
“Tek taşla duvar olmaz, 28 Şubat birçok taş örülerek temeli sağlamlaştırılmıştır. DYP gibi bir büyük siyasi partiden 47 tane milletvekili transfer edilmiştir. Bunların bir kısmı tehditle bir kısmı şantajla bir kısmı maddi bir takım imkanlar önlerine getirilerek DYP’den ayrılmışlardır, ondan sonraki yıllarda da sayın Demirel’le işbirliği içinde olan siyasi birliktelik içinde olan insanların önemli bir bölümü olan o gün adı şemsiye partisi denilen DTP’yi kurmuşlardır. Hiçbir şeyde rolü yoksa - ki ben çok rolü olduğu kanaatindeyim – bu transferlerde o günkü Çankaya Köşkü’nün veya Güniz Sokağı’nın çok önemli rolü olmuştur. O gün Köşk’e çıkan milletvekillerinin hangi tür akıllarla karşı karşıya bırakıldığı çok nettir. O gün “DYP’de bulunanların neden ürkebilirler, hangi tür hassasiyetleri var, nasıl DYP’den ayrılırlar ki Türkiye’de ara bir dönem, ara bir rejim başlatabiliriz” gibi onların kodlarını bilmeye ihtiyaç var. Onları en iyi bilen de o partiyi en iyi bilendir. Bu partinin en iyi bileni de o günkü Cumhurbaşkanı Sayın Demirel’dir. Ben hem Sayın Çiller’e olan kızgınlığından hem de DYP’nin 1993 kongresinde kendi istediğini yapmamasından kaynaklanan rövanşı 28 Şubat’ta o günkü askeri bürokrasiyle, o günkü iş camiasıyla, 5’li çete dediğimiz organizasyonla birlikte olarak bunun da siyasal ağlarını iyi örerek aldığı kanaatindeyim.”

Osman YILMAZ/ Kanal A
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler