YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
ODTÜ Rektörü, o saldırı hakkında konuştu
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar, ''Konu hakkındaki rektörlük duyurusunda da açıkça belirttiğimiz gibi, söz konusu olayın başı örtülü öğrencilerin öğrenim hakkının kısıtlanması ile ilgili bir yönü yoktur'' dedi.
ODTÜ Rektörü, o saldırı hakkında konuştu
23 Eylül 2013 / 13:40 Güncelleme: 23 Eylül 2013 / 13:48
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar, başörtülü öğrencilere sözlü saldırıya ilişkin, ''Birçok basın organında yer alan şiddetli ve yaygın suçlama ve çağrılar, toplumumuzdaki önyargı ve kutuplaşmanın ne kadar derin olduğunu ve daha da derinleştirecek ölçüsüz ve temelsiz tepkilerin ne kadar kolay verildiğini göstermektedir'' dedi.
 

Acar, bu tür olaylara hınçla yaklaşmanın toplumu daha da gereceğini gördüklerini belirterek, ''Öncelikle siyasetçilerimizin ve fikir önderlerinin, tutum ve davranışlarıyla ve uyguladıkları politikalarla kutuplaşmaların artması için değil, azalması için örnek olmalarını bekliyoruz'' diye konuştu. 

''Kutuplaşmalar sona erdirilmeli''

Evrensel standartlarda demokratik bir ülke olmanın önündeki en önemli engelin toplumdaki kutuplaşmalar olduğunu ifade eden Acar, ''Din, inanç, mezhep, milliyet-etnisite üzerinden oluşan fay hatları, toplumumuzun siyasi ve sosyal dinamiklerini derinden etkilemektedir. Son dönemde toplumumuzda yaşanan tartışma ve çatışmaların ağırlıklı olarak bu kutuplaşmalar temelinde yürüdüğünü ve maalesef kamplaşmayı artıracak siyasetlerin çok daha kolay taraftar bulduğunu görüyoruz'' diye konuştu.

Toplumun her kesiminde artan eşitlik, hak ve özgürlük taleplerinin karşılanması için öncelikle bu kutuplaşmaların sona erdirilmesi gerektiğini belirten Acar, bağımsız düşünmek yerine bir tarafa bağlı olmanın, toplumdaki kutuplaşmaları sürekli kıldığını ve önemli sorunların çözümünü zorlaştırdığını söyledi.

Acar, ''Biz ve siz ayrımı içinde düşünenlerin, 'biz'den olanların her yaptığını doğru bulması ve savunması, 'biz'den olmayanların ise her yaptığını reddetmeye ve hatta lanetlemeye hazır olması siyasi ve sosyal yaşamımıza damgasını vurmaktadır'' dedi.

Bu engellerin aşılması için iki çıkış yolunun önemli olduğunu düşündüğünü ifade eden Acar, bunlardan birincisinin eğitim olduğunu söyledi. Toplumda bağımsız ve rasyonel düşünebilen bireylerin yetişmesi için yükseköğretim kurumları da dahil, tüm eğitim sisteminin iyileştirilmesinin hayati önem taşıdığını belirten Acar, ikinci yolun ise çoğulcu demokrasi anlayışının toplumun geniş kesimlerine yaygınlaştırılması olduğunu kaydetti.

''Hak ararken şiddeti yöntem olarak kullanmak...''

Prof. Dr. Acar, şöyle devam etti:

''Çoğulcu demokratik toplum olabilmemiz için özellikle iktidar sahibi olan kesimlerin toplumun her yönüne hakim olma amacı gütmemesi, tam aksine farklı görüş ve yaşam tarzlarına alan açmaya hazır olması gerekir. Kamu aktörlerimizin ve siyasi liderlerimizin bu dünya görüşünü yansıtan tutum ve davranışları sergilemeleri çok önemlidir. Çünkü toplumumuzda geniş kesimler bağlı oldukları liderleri model olarak almakta, algıladıkları tutum ve davranışları yaşamlarının her noktasında örnek olarak kullanmaktadırlar.''

Farklı kesimlerin karşılanmayan isteklerini savunmaları ve hak aramalarının, protesto eylemleri düzenlemelerinin demokratik rejimin doğasında olduğunu kaydeden Acar, ''Ancak, toplumda hak aranırken, tarafların şiddet ve zorbalığı bir yöntem olarak kullanması çoğulcu demokratik bir toplum olma yolunu tıkamaktadır'' dedi.

''Demokratik bir toplumda yasaların meşruiyeti, ancak evrensel hak ve hukuk ilkelerinin yerleşmesi ve yaşamın her alanında özgür ve katılımcı karar süreçlerinin geçerlik kazanması ile mümkündür'' diyen Acar, Anayasa ve yasaların bu yönde iyileştirilmesinin topluma önemli kazanımlar sağlayacağını kaydetti.

Acar, ''Yasaların uygulanmasında ise yetki kullanan kişi ve kurumların 'taraf' olmayacağına güven duyulması, vatandaşların talep ve davranışları ne olursa olsun devlet gücünün her zaman yasal ve meşru zeminde kalacağının bilinmesi toplum barışı için çok önemlidir'' diye konuştu.

Yol tartışması

Son dönemde Türkiye'nin ve üniversitenin gündeminde önemli yer tutan olaylara da değinen Acar, Anadolu Bulvarı'nın devamı olan yolla ilgili yaşanan sorunlara yönelik açıklamalarda bulundu. 

Demokratik toplumlarda, yerleşik mahalleler içinden yol geçirilmesi veya kentsel çevreyi olumsuz şekilde etkileyecek bir tesisin yapılmasının, yönetim ile etkilenen kesimler arasında ciddi tartışma ve hatta çatışma konusu olabileceğini belirten Acar, şunları kaydetti:

''Bunun binlerce örneği ve anlaşmazlıkların nasıl çözüldüğü literatürde yer almaktadır. Ancak bu tür sorunlarda şiddet kulanarak hak elde edildiği veya yönetimin dayatmayla sonuç aldığı örnekler demokratik toplumlarda yaygın değildir. Üniversite yönetimi olarak, bu yol projesinin yasal dayanağını kabul etmekle birlikte, uzun zamandır geciktirilmesi nedeniyle bugün yaşanan sorunların, ilgililer arasında tartışılarak ve ortak bir çözüm bulunarak sonuçlandırılması gerektiğini savunuyoruz.''

''Olayın öğrenim hakkının kısıtlanmasıyla ilgili bir yönü yok''

ODTÜ'ye yeni gelen öğrencilerin kayıtlarının ikinci gününde yaşanan bir olay nedeniyle üniversitelerini hedef alan tepkilerin düzeyi ve niteliğine de değinen Acar, ''Konu hakkındaki rektörlük duyurusunda da açıkça belirttiğimiz gibi, söz konusu olayın başı örtülü öğrencilerin öğrenim hakkının kısıtlanması ile ilgili bir yönü yoktur'' dedi.

Olayın adli makamlara yansıdığını belirten Acar, üniversitenin de bu konuda bir ön soruşturma başlattığını anımsattı. Acar, şöyle devam etti:

''Ancak birçok basın organında yer alan şiddetli ve yaygın suçlama ve çağrılar, biraz önce anlattığım anlamda, toplumumuzdaki önyargı ve kutuplaşmanın ne kadar derin olduğunu ve daha da derinleştirecek ölçüsüz ve temelsiz tepkilerin ne kadar kolay verildiğini göstermektedir. Bu tür olaylara hınçla yaklaşmanın toplumumuzu daha da gereceğini görüyoruz. Öncelikle siyasetçilerimizin ve fikir önderlerinin, tutum ve davranışlarıyla ve uyguladıkları politikalarla kutuplaşmaların artması için değil, azalması için örnek olmalarını bekliyoruz.''

''ODTÜ'lüler sorumlulukla davranacaklar''

Taraf olanların yaşadıkları gerginliklerde sembollere ve somut hedeflere ihtiyaç duyduklarını belirten Acar, bu olaylarda da ODTÜ'yü bir sembol ya da hedef olarak tanımlama ve toplumdaki sürtüşme ve anlaşmazlıkların odağı haline getirme çabalarını gördüklerini söyledi.

Acar, ''Bu çabaların başarısız kalması için tüm ODTÜ'lülerin sorumlulukla davranacaklarını biliyorum. Üniversitemizin ve ülkemizin bu zorlukları da aşacağına ve çok daha aydınlık bir dönemin bizi beklediğine inanıyorum'' dedi.

Rektörden öğrencilere mesaj

ODTÜ'nün dünyanın en seçkin eğitim kurumları arasında yer aldığını ifade eden Acar, öğrencilere şöyle seslendi:

''Farklı fikirleri dinleyin ve anlamaya çalışın, farklılıklara karşı hoşgörülü olun, insanlara anlayış ve saygı ile yaklaşın. ODTÜ'nün başarısı ve sizin bu üniversiteden alacaklarınız ODTÜ'nün özgür akademik ve sosyal ortamının korunmasına bağlıdır. Özgürlük sorumlu olmayı gerektirir.

Ne tür ve hangi nedenle olursa olsun şiddet içeren ve başkalarının seçeneklerini kısıtlayan davranışlar, üniversitenin faaliyetlerine ve çevreye zarar veren eylemler özgürlük kavramıyla bağdaşamaz. Bu tür davranışların sergilendiği ve eylemlerin yaşandığı yerlerde özgürlükten bahsetmek ve özgürlük ortamını sürdürmek mümkün olamaz. Özgürlük ortamımızın tüm ülkeye örnek olacak şekilde korunması ve geliştirilmesi için hepimiz sorumluluklarımıza titizlikle sahip çıkmalıyız.''

Rektör Prof. Dr. Acar'ın konuşmasının ardından üniversitenin bazı yeni öğrencileri de birer konuşma yaptı. Müzik dinletisinin sunulduğu törende, ''Eymir Beni Çağırıyor'' isimli kısa film de gösterildi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler