YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Nükleer için referandum yok
Nükleer için referandum yok
19 Mart 2011 11:30
Başbakan Erdoğan'ın bedelli için önerdiği referandumu, muhalefet nükleer için istedi... Yanıt Enerji Bakanı'ndan geldi: Enerji ihtiyacımız çok, referanduma gerek yok!

Büyüyen Türkiye'nin nükleer enerjiye ihtiyacı var, diyen Taner, üçüncü santralın da 'Deniz kıyısında' inşa edileceğini açıkladı

Japonya felaketi, Türkiye’deki nükleer enerji karşıtı duyarlılığı arttırdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, nükleer enerji konusunda çok dikkatli olunmasını ve uzman görüşlerine değer verilmesini istediler. Akkuyu ve Sinop köylülerinden, İstanbul ve İzmir’deki çevrecilere dek Japonya sonrası nükleer santraldan vazgeçilmesi gerektiğini öne sürenler sesini yükseltti. 

Enerji Bakanı Taner Yıldız konuyla ilgili Radikal'den Murat Yetkin'in sorularını yanıtladı...

(...) Bedelli halkoylamasıyla, nükleer değil
Enerji Bakanı Yıldız, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın nükleer santrallardaki sızıntı riskini tüpgaz patlamasıyla karşılaştıran ‘yatırım riski’ benzetmesi üzerine ‘Yorum yapmak istemediğini’ söyledi. Ama Başbakan’ın CHP’nin Meclis’e teklif verdiği halkoylamasını seçim sonrasına bırakabileceğini söylemesiyle akıllara gelen, nükleer santralların da halkoylamasına sunulup sunulmayacağı sorusunu yanıtladı. Bakan Yıldız’ın sorularımıza yanıtı şöyle oldu:
* Nükleer enerji herkesin hayatını etkiliyor. Referanduma sunulabilir mi sizce?
Nükleer santralları şu anda referanduma götürme gereğini görmüyorum. Çünkü büyüyen ve gelişen Türkiye’nin 2023 enerji ihtiyaçlarını karşılamak için mevcut kaynaklar yeterli değil. Nükleer enerji olmazsa her şey bitmez ama rakamlarımız büyüme hedefleri için nükleere ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.
Asker ihtiyaç rakamlarına bakılarak mı bedellide halkoylaması önerildi?
Onu bilemiyorum ama vatandaşların bize güvenmesini istiyoruz, Türkiye’de kurulacak santrallar, dünyada mevcut kurulmuşlardan daha güvenli olacak. Hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Şunu da söylemeliyim: Türkiye’de inşa edilecek santrallar Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi’nin (IAEA) tam kontrolünde olacak. Yani, öyle bir şey olmaz ya, Türkiye’de bir hükümet diyelim ki ucuz olsun diye eski teknolojiyi almak istese bile buna IAEA izin vermez. 

‘Japonya devam ediyor’
* Japonya olayından sonra Almanya, Çin gibi bazı ülkelerin bazı santralları kapatmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Birincisi, kapatılanlar eski tür santrallar. Bana kalırsa, dünyada 35-40 yaşını aşmış nükleer santralların kapatılması lazım. Ama onların kapatılması, yenilerinin kurulmaması anlamına gelmemeli. Nitekim Japonya’daki nükleer santrallar üretimine devam ediyor. Japonya’daki 54 reaktörün 27’sinde elektrik üretimi devam ediyor. 13’ü deprem öncesi bakım veya yakıt yükleme işlemleri nedeniyle kapalı. 8 ünite depremde kendisini otomatik olarak kapadı ama güvenli durumda. Sorun olan, Fukuşima’daki 6 ünitede; onlar da 1968’de tasarlanmış, 1970’te inşa edilmiş, eski teknoloji.
Ama o kadarı da dünyayı korkutmaya yetti.
Doğru ama ikinci nokta da var. Bakın dünyadaki 442 nükleer santralın yaklaşık yarısı ABD, Fransa ve Japonya’da. Bunlar dünyanın en gelişmiş ülkeleri. Fransa’da elektriğin yüzde 78’i nükleer kaynaklı, Belçika’da yüzde 82. Japonya’da yüzde 53. Dünyada halen 65 santral inşa halinde. Ekonomisi dünya ortalamasının üzerinde büyüyen, büyümek isteyen Türkiye bunun dışında kalamaz. Ama müsterih olun, alınması mümkün olan her türlü tedbir alınacak. 

* Akşam gazetesine Akkuyu ve Sinop’tan sonra üçüncü santralın da yerinin belli olduğunu açıklamış ama neresi olduğunu söylememişsiniz. Biz de soralım, nereye planladınız? 


Üçüncü santral da sahilde olacak
Bunu söyleyemem. Birincisi, henüz tam olarak belirlenmiş değil, birkaç nokta üzerinde duruluyor, teknik çalışmalara göre karar verilecek.
* Ama “Deprem riski olmayan bölge” demişsiniz. Türkiye’nin deprem riski haritasına bakınca, Orta Anadolu’nun büyük bölümü ve devamında Orta Akdeniz dışında Trakya’nın kuzey sahili, Orta Karadeniz sahili ile Trabzon’dan doğuya doğru Karadeniz sahili kalıyor geriye.
Spekülasyonlara yol açan bir şey söyleyemem. Ama nükleer santrallarda çok miktarda soğutma suyu ihtiyacı var. Türkiye’deki akarsular, Avrupa ya da Amerika’dakiler gibi her mevsim bol su sağlayamıyor, su rejimi düzensiz. O nedenle deniz kıyısında olacağını söyleyebiliriz. 

Acı itiraf: Radyasyon önlemi yok
* Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’nin radyasyon riskinin yalnızca Türkiye’deki santrallara bağlı olmadığını söylemek için sınırlarımızın hemen dışında, Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santralı’na dikkat çekti. Orada bir sızıntı halinde, Japonya’da gördüğümüz türden, kamu sağlığını düzenlemek üzere devreye girecek bir hazırlığımız var mı?
Doğru dürüst bir hazırlığımız yok maalesef. 

* Yani, Çernobil’den (1986) sonra da hazırlanmamış mı? Türkiye’nin radyoaktif serpinti, sızıntı olması durumunda halkın alacağı önlemler için bir yönetmeliği yok mu?
Maalesef yok. Biz yeni başladık. Bakanlığımız Çevre Bakanlığı ile birlikte bir yönetmelik üzerinde çalışıyor. 

* Peki, bu yönetmeliği hazırlamaya, nükleer santral projeleri ile birlikte mi başladınız, yoksa Japonya’daki felaketten sonra mı? 
Asıl olarak Japonya sonrasında diyebiliriz. 

* Ne zaman tamamlanır bu çalışma?
O konuda bir tarih verip kendimizi bağlamayalım ama elimizden geldiğince süratle çalışıyoruz.

Nükleer savaş gemileri de risk kaynağı
Enerji Bakanı Taner Yıldız, nükleer sızıntı tehlikesinin yalnızca santrallardan değil, nükleer reaktörlerle işleyen savaş gemilerinden de kaynaklandığına şu sözlerle dikkat çekti: 

* Dünya çapında nükleer reaktörlerle çalışan 124 denizaltı ve büyük kısmı uçak gemisi olmak üzere 12 savaş gemisi var. Bunlar bizim denizlerimiz dahil, dünya denizlerinde sürekli dolaşıyor. Kimse o tarafa bakmıyor ama bu gemiler de sızıntı riski oluşturuyor. Üstelik ne zaman nerede arıza çıkacağı da belli olmadan, gezici halde... Bunlara da ek önlem gerekiyor. 

* (Geçen yıl Antalya, bu yıl Marmaris limanlarına gelen Amerikan uçak gemilerini hatırlatmamız üzerine) Evet, onlar da nükleer reaktörle çalışıyorlardı. Biliyor musunuz, o liman ziyaretleri sırasında bizim Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ekiplerimiz oraya gidiyor ve sürekli ölçüm yapıyorlar; bir sızıntı var mı diye. (Radikal)

burnunun dikine gidenler...
 // ibrahim çelikoğlu
Kendi imkanlarını kullanmaktan aciz.Milletinin haklarını gasp yolunu seçmişler ve kendinden olmayan bir devlete gel elektirik üret biz satın alalım diyorlar.Yapılan tesis devlete ait değil.Yatırımın kendisini finanse edeceği hesabı yok.Rus,Türk'e ait bir yerde elektrik üretecek ve size satacak.Afet anında kendisine zararın gelmesi yok.Bütün zarar Türkiye'ye.Bulgarlardan elektirik alıyorken hiç olmazsa rizikosuzdu......
19 Mart 2011 12:55
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler