YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mumcu suikastında sahte belgeyle hedef ŞAŞIRTMA
Mumcu suikastında sahte belgeyle hedef ŞAŞIRTMA
Mumcu suikastında sahte belgeyle hedef ŞAŞIRTMA
14 Ağustos 2008 / 09:20 Güncelleme: 14 Ağustos 2008 / 00:00

Ergenekon iddianamesi suikastlara ışık tuttu. Danıştay saldırısını örgütün yaptığı belgelenirken, Rahip Santoro ve Dink cinayetleri için de ciddi şüphelerin bulunduğu kayıtlara geçti. Savcı, "Ergenekon, kanlı eylemlerini planlamaya devam ediyor." diye uyardı.


'CHP yönetimi, PKK kadrosuyla görüştü' iddiası


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen ve ekleriyle birlikte binlerce sayfadan oluşan Ergenekon iddianamesinde Türkiye üzerinde oynanan kirli oyunlar delilleriyle birlikte sıralanıyor. Son birkaç yılda, ülkeyi karıştırmak, toplumda infial oluşturmak için işlenen suikastlara özel vurgu yapılırken, bunların Ergenekon'la irtibatı ortaya konuluyor. Örgütün gerçekleştirdiği belgelenen Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması gibi eylemlerin yanında delillendirilemeyen ama Ergenekon izine rastlanan cinayetler de belirtiliyor. "Rahip Andrea Santoro cinayeti, gazeteci Hrant Dink cinayeti, Malatya'daki Zirve Yayınevi çalışanlarının öldürülmesi, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e suikast girişimi" bu listede bulunuyor. 'Eylemlerin amaç ve neticelerine bakıldığında aynı merkezden yönlendirildiği, kaos, anarşi çıkarılan Türkiye'nin uluslararası arenada da sıkıntıya sokulmasının hedeflendiği' tespitine yer veriliyor. Ergenekon'u işaret eden ciddi şüphelerin yeterince delillendirilememesinin sebebi ise şöyle açıklanıyor: "Örgütün gizlilik prensibi ve hücre yapılanması bunu engelledi. Tetikçi kanat hücreler şeklinde yapılandırıldığı için ele geçirilen tetikçilerin diğer hücrelerden hatta kendilerini azmettiren, yönlendirenlerden bile haberleri olamamaktadır."


Cumhuriyet savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlanan iddianamede, Ergenekon terör örgütünün 1999'da re-organize edilerek sivil açılımlarını gerçekleştirdiği ve faaliyetlerine hız verdiği anlatıldı. Özellikle 2002 yılında yapılan genel seçimlerinden sonra Ergenekon dokümanında belirtilen yöntemlerin tek tek uygulamaya konularak hükümeti ortadan kaldırmak için her türlü yola başvurulduğu, ülkede ekonomik ve siyasi kriz, terör ve kaos ortamı oluşturacak eylemlere girişildiği ifade edildi. Bu kapsamda öncelikle yapılanmasındaki bir hücreye 5-10-11 Mayıs 2006 tarihlerinde üç defa Cumhuriyet Gazetesi'ne el bombası attırıldığı ve arkasından da 17 Mayıs 2006 tarihinde de Danıştay 2. Dairesi'nde görev yapan yüksek yargıçlara yönelik silahlı bir eylem gerçekleştirildiği dile getirildi. Ancak bu eylemlerin yanı sıra Rahip Santoro, gazeteci Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi cinayeti, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e suikast girişiminin de Ergenekon terör örgütünün faaliyetleri arasında olduğu ileri sürüldü. İddianamede, "Ülkemizde son birkaç yılda meydana gelen benzer olaylara bakıldığında, Danıştay saldırısından önce ve kısa bir süre sonra benzer olayların zincirleme bir şekilde devam ettiği ve hemen hemen birçok olayda Ergenekon terör örgütünü işaret eden ciddi şüphelerin bulunduğu görülmektedir." denildi. Fakat örgütün temel prensibi olan gizlilik ve hücre yapılanması nedeniyle olayların birbirleri ile benzerlik gösterdikleri görülse de yeterli delil edinmesinin mümkün olmadığı kaydedildi. Eylemlerin amaç ve neticelerine bakıldığında ise 'aynı merkezden yönlendirildiği, ülkede kaos, anarşi, terör, kargaşa, huzursuzluk çıkarmayı ve ülkemizi uluslararası arenada sıkıntıya sokmayı' hedeflediğinin net olarak görüldüğü vurgulandı. Eylemlere bir bütün olarak bakıldığında, bir an evvel ülkede iç çatışma, anarşi, terör ve kaos oluşturup askerî müdahale için gerekli ortamın hazırlanmasının amaçlandığı değerlendirmesinde bulunuldu. "Ergenekon terör örgütü özellikle tetikçi kanadını hücreler şeklinde yapılandırdığı için ele geçirilen tetikçilerin çoğu zaman diğer hücrelerden hatta kendilerini azmettiren, yönlendiren şahıslardan bile haberleri olamamaktadır" denilen iddianamede, soruşturma kapsamında elde edilen diğer delillerden de örgütün darbe zemini oluşturma yolunda kanlı eylemlerini planlamaya devam ettiği bildirildi.


Mumcu suikastında sahte belgeyle hedef saptırılmış


Ergenekon terör örgütünün, Uğur Mumcu suikastında hedef saptırmak için sahte belge düzenlediği ortaya çıktı. Ergenekon iddianamesinin eklerinde yer alan MİT raporunda, Veli Küçük ve Doğu Perinçek'in evlerinde yapılan aramada ve Tuncay Güney'den elde edilen dokümanlarda Uğur Mumcu cinayetinde hedef saptırmak için hazırlanan iki adet sahte MİT belgesinin bulunduğu belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 23 Haziran 2008 tarihinde gönderilen MİT raporu, Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerinde yer aldı. Raporun dikkat çeken bölümlerinden biri de, Uğur Mumcu cinayetinin failleri hakkında hazırlanan sahte MİT belgeleri. Sönmez Köksal imzası kullanılarak, 2 Şubat 2003 tarihinde hazırlanan sahte belgeyle ilgili, "Bahse konu yazıda, MİT başlıklı kağıda MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal imzasıyla sahte tarih ve sayı kullanılarak 'CIA denetiminde İsrail'de eğitim gören bir timin MİT'in haber kaynaklarından Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand'ı öldürme göreviyle Türkiye'ye girdiği' ifade edilmektedir. Yapılan incelemede; bu belgede geçen imzanın doğru olduğu, ancak başka bir belgeden alınarak bu yazının altına monte edildiği tespit edilmiştir. Mumcu suikastıyla ilgili hazırlanan iki adet sahte belgenin MİT tarafından yazıldığı izleniminin verilmeye çalışıldığı, dezenformasyon çalışmasının Mumcu suikastının gerçekleştirildiği tarih itibarıyla faillerin tespitine ilişkin hedef saptırmak amacıyla ortaya çıkarıldığı izlenimi edinilmiştir." denildi. Diğer sahte MİT belgesinde ise; yine Sönmez Köksal imzasının kullanıldığı, Uğur Mumcu cinayetinde İran istihbarat örgütü SAVAMA'nın bazı kollarının kullanıldığı bilgisi yer alıyor. Cemalettin Çandır, İstanbul


Dink'i bizim arkadaşlar öldürdü


Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi'nin bulunduğu Şişli Caddesi'nde öldürüldü. VKGB Derneği Konya Şube Başkanı Vehbi Şanlı, Nejat Mete adlı kişiyle yaptığı telefon görüşmesinde, 'Bizim arkadaşların işi mi dün zıbartılan adam?' sorusuna şöyle diyordu: "Bizim arkadaşlar." ZAMAN

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler