YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Motoru tekleyen arabayı bırakalım"
"Motoru tekleyen arabayı bırakalım"
26 Haziran 2011 08:30
Erdoğan, tutuklu vekiller üzerinden yürütülen tartışmalarla ilgili sessizliğini bozdu. Çözüm için yeni anayasayı işaret eden Erdoğan "Motoru tekleyen bu arabayı bırakalım. Sıfır kilometre yeni bir araçla yolumuza devam edelim"dedi.

Başbakan Tayyip Erdoğan, BDP, CHP ve MHP'nin tutuklu vekiller üzerinden yürüttüğü sert tartışmaya dair ilk kez konuştu.

Son tartışmaların yeni anayasaya ve ciddi bir reforma ne kadar ihtiyaç duyulduğunu gösterdiğine işaret eden Başbakan, muhalefete şu çağrıyı yaptı: "Biz diyoruz ki kaportası yamulmuş, motoru sürekli tekleyen bu arabayı bırakalım ve sıfır kilometre yepyeni bir araçla yolumuza devam edelim. Önyargıları bırakalım, uzlaşmanın ürünü yeni anayasa metni hazırlayalım."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BDP, CHP ve MHP'nin tutuklu vekiller üzerinden yürüttüğü sert tartışmaya dair ilk kez konuştu. Dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin 18. Olağan Genel Kurulu'na katılan Erdoğan, çözüm için yeni anayasayı adres gösterdi. Son tartışmaların yeni anayasaya ve ciddi bir reforma ne kadar ihtiyaç duyulduğunu gösterdiğine işaret etti.

Aksi takdirde yılların yine tek tek sorunlar ve sıkıntılar içinde formül bulma arayışlarıyla geçip gideceği uyarısında bulundu. Ardından şu çağrıyı yaptı: "Biz diyoruz ki kaportası yamulmuş, motoru sürekli tekleyen, elektrik aksamı güven vermeyen bu arabayı bırakalım ve sıfır kilometre yepyeni bir araçla yolumuza devam edelim. Gelin, bütün önyargıları bir kenara bırakalım, ön şartları bir kenara bırakalım, geçmişteki olumsuzlukların ürünü refleksleri bir kenara bırakalım. Mümkün olan en geniş uzlaşmanın ürünü bir yeni anayasa metni hazırlayalım."

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran seçimlerine girerken en büyük projelerinin yeni bir anayasa olduğunu hatırlatarak şu mesajları verdi:

Yeni anayasa ile pek çok sorun ortadan kalkar: "Mevcut yapı içinde bile 8,5 yılda buralara gelebilen bir Türkiye'nin, kendi ihtiyaçlarımıza göre yeni baştan oluşturacağımız bir anayasa ile nasıl bir atılım göstereceğinin takdirini sizlere bırakıyorum. Yeni bir anayasa hazırlandığı zaman içine düşülen tartışmalar ve pek çok sorun ortadan kalkacaktır."

Gelin konuşalım, uzlaşalım: "Bu anayasanın geniş tabanlı bir uzlaşmayla yapılacağı konusunda açık taahhüdümüz var. Buradan, bütün muhalefet partilerine, sivil toplum kuruluşlarına, medyaya, konuyla ilgili herkese sesleniyorum; gelin, bütün önyargıları bir kenara bırakalım, ön şartları bir kenara bırakalım, geçmişteki olumsuzlukların ürünü refleksleri bir kenara bırakalım. Özgürce konuşalım, tartışalım, tekliflerimizi ortaya koyalım. Birbirimizin önünü kesmek değil, birbirimizi tamamlamak için çalışarak, mümkün olan en geniş uzlaşmanın ürünü bir yeni anayasa metni hazırlayalım. Türkiye olarak, en temel sorunlarımızdan biri olan anayasamızı, hiçbir zorlamaya maruz kalmadan, tamamen kendi irademizle sivil siyaset ve sivil kuruluşlar eliyle yapabileceğimizi dosta, düşmana gösterelim.''

İşin ucu kendilerine dokununca hukuku ve demokrasiyi hatırladılar: "Her reformda, her düzenlemede, her değişiklikte engellerle, engellemelerle, akıl almaz ithamlarla karşılaştık. Dün, bizim tek başımıza yürütmek zorunda kaldığımız reformlara karşı çıkanların, bugün işin ucu kendilerine dokununca hukuku ve demokrasiyi hatırlamaları manidardır."

Milli irade üzerinde hiçbir engeli tasvip etmiyoruz: "Bir kere, milli irade üzerinde hiçbir engeli, hiçbir vesayeti, hiçbir gölgeyi asla ve asla kabul etmiyoruz, tasvip etmiyoruz. Türkiye, bir hukuk devletidir."

Hep birlikte gereken değişiklikleri gerçekleştiririz: "Yasalara yönelik eleştirilerimiz var. Eleştirilerimizin olması, bunlara uymayacağımız, bunları yok sayacağımız, bunları çiğneyeceğimiz anlamına gelmiyor ve gelemez. Bu eleştirilerimizi konuşuruz, paylaşırız, istişaremizi yaparız ve hep birlikte gereken değişiklikleri de gerçekleştiririz.''

Diğer yüzde 50'den neden oy alamadığımızı sorguluyoruz: "Sandıkta verilen mesaja kulak tıkamak, dünün siyaset kültürüdür. Bugünün siyaset kültüründe ise sandıkta verilen mesajı en iyi şekilde okumak ve gereğini yapmak vardır, budur aslolan. Açık söylüyorum; bugün biz, AK Parti olarak, neden yüzde 50 oy aldığımızdan daha ziyade, diğer yüzde 50'nin bize niye oy vermediğini istişare ediyoruz. Bunun bilimsel araştırmalarını yapıyoruz. Aynı özeleştirinin, diğer siyasi partiler tarafından da samimi şekilde yapılmasını arzuluyoruz.''

Kılıçdaroğlu'na 'Stockholm Sendromu' cevabı: "Bugünün sandık sonuçlarını 1946 ya da 1950 refleksiyle okumak acı vericidir. Türkiye bu kadar değişmişken, bu kadar ilerlemişken, demokratik standartlar bu nokta ve hedeflere ulaşmışken, hâlâ milleti suçlamak, milletin zihniyle, beyniyle, tercihleriyle uğraşmak, millete birtakım sendromlar yakıştırmak talihsizliktir."

Zaman

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler