YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mertliği bozan tüfekler tank ve jetlere dönüştü
Mertliği bozan tüfekler tank ve jetlere dönüştü
06 Şubat 2008 13:02
Mertliği bozan tüfekler tank ve jetlere dönüştü

Eski savaşların kılıç ve kalkan mertliği, tüfek icat edildikten sonra bozuldu. Tüfekler de önce topa, sonra da tank ve savaş uçaklarına dönüştü. Yaşadığımız dönemde ise uzaktan kumandalı, güdümlü silahlar, uydu sistemleri, nükleer, biyolojik silahlar ve çeşitli elektronik savaş metotları kullanılıyor. Mertlikten eser kalmadı. Cephe savaşları ise en az tercih edilen savaş biçimi. Çünkü daha farklı ve kalleş savaş yöntemleri kullanılıyor artık.


Uluslararası terör örgütleri, yeni dönem savaş metotlarının en tercih edilen şekli. Ekonomik savaşlar ise diğer bir usul. Gücü ve imkanı olan devletler, hasım gördükleri ülkelerle terör örgütleri vasıtasıyla savaşmayı daha ekonomik, daha kolay ve daha sakıncasız görüyorlar. Devletlerle kullandıkları örgütler arasında bazen doğrudan ilişki olduğu gibi, bazen de çapraz ilişkiler bulunabiliyor. Bu yöntemlerle devletlerin doğrudan yapamadıklarını, örgütler dolaylı şekilde gerçekleştirebiliyorlar. Böylece bazen işgal edilmeden, hasım ülkelere zarar verilebiliyor. Bazen de bu örgütlerin oluşturacakları bahane ve gerekçeler sebep gösterilerek hedef ülkeler açıkça işgal ediliyor. Amerikanın Afganistan ve Irak işgallerini bu çerçevede görmek gerekir. Amerikan derin devleti ile El Kaide arasında böyle çapraz bir gizli ilişki mevcut. Washington, akim kalan BOP’un zeminini 11 Eylül olayından başlayarak El Kaide eliyle hazırlamıştı.


ABD, Avrupa ve dünyanın başka yerlerinde oluşturduğu gizli açık çeşitli örgütler eliyle ülkelerin içleri ile sürekli oynamaya çalıştı. 1950’lerden sonra bu örgütlenmelerde NATO aktif rol aldı. Türkiye başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde çeşitli gizli yapılar ve ilişkiler ağı kuruldu. Bunun İtalya’daki adı Gladio idi. Diğer ülkelerde de vardı ama isimleri İtalya kadar öne çıkmadı.


Bu örgütlenmenin en dehşetli ve en derin olanı ise Türkiye’de idi. ABD, Türkiye’den söz ederken “stratejik müttefik” ifadesini kullanıyordu. Halbuki kastedilen stratejik müttefik ülkemizin görünür ve meşru demokratik devletinden ziyade Türkiye’deki “gizli iktidar” idi. Hemen belirtmek gerekir ki gizli iktidar veya “derin devlet” deyince TSK’yı anlamak yanılgısına düşmemek gerekir. Böyle bir algı gerçeği kavramayı zorlaştırır. Çünkü TSK’yı da aşan bir irade söz konusuydu. Bu gizli iktidarın paydaşları arasında çok çeşitli kurumlardan ve kesimlerden işbirlikçiler vardı. Bunlardan bir kısmı halen bulundukları mevkilerde yerlerini koruyorlar ve görevlerini yapıyorlar.


Türkiye’nin demokratik iktidarları ile Washington’un stratejik ortağı “gizli iktidar” çoğu zaman az çok mücadele içinde oldu. 1 Mart tezkeresinin reddinden itibaren ABD gizli iktidarı hızla güç kaybetmeye başladı. 2006’nın ortalarından itibaren de dağıldı. Şimdi Türkiye’nin gerçek devleti, beyni dağılan gizli iktidarın uzantılarını deşifre etmeye ve temizlemeye çalışıyor.


Şimdi sözüm ona ulusalcı çetelerle Amerika-NATO arasında çapraz ilişkiler olup olmadığının çok iyi araştırılması gerekir. Diğer taraftan da ismi ve ideolojisi farklı farklı gibi görünen örgütlerin, çetelerin yukarılarda aynı yerden koordine edilip edilmediğinin de açıklığa kavuşması gerekiyor. Her olayı ayrı ayrı değerlendirerek gerçek faili bulmanın mümkün olmadığını görmemiz lazım. Bu çetelerin tam bir çapraz entegrasyon içinde olup olmadığının aydınlatılması ile Türkiye’de on yıllardır devam eden fail-i meçhullerin belki de hepsinin şifresini çözebiliriz.


Şu an yargının önünde olan bir konu için peşinen ve kesin şeyler söylemek elbette doğru değil. Ancak konuyla ilgili çok önemli bilgiler ve belgeler olduğu anlaşılıyor. O nedenle bu konunun tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarılması, tüm bağlantıların açıklanması, varsa NATO-ABD ilişkilerinin açıklanması gerekir.


Çünkü İtalya'da 1969-80 arasında 4.298 terör olayı meydana gelmiş, yapılan soruşturmalar sonucu, bunların önemli bir bölümünden Gladio sorumlu gösterilmiştir. Gladio, bazı eylemleri bizzat yapmakla, bazısında patlayıcı ve silah sağlamakla, bazısında da tahrik ve yönlendirme yapmakla suçlanmıştır. GLADİO soruşturmalarının ünlü yargıcı Felice Casson, gizli servis arşivinde yaptığı incelemelerde, İtalya’daki bazı bombalamaların kesinlikle NATO destekli bazı gizli örgütlerce yapıldığı sonucuna ulaşmıştır.


Avrupa Parlamentosu ise bu sorunla ilgili karar tasarısında şu sözlere yer veriyor: "Avrupa Topluluğu'na üye pek çok ülkede gizli, paralel istihbarat ve silahlı operasyon örgütlerinin 40 yıldır var olduğu Avrupa hükümetleri tarafından ortaya çıkarılmıştır. Kırk yıldır bu örgütlerin demokratik kontrolden kurtulduğu ve NATO ile işbirliği halinde ABD gizli servislerince yönetildiği anlaşılmıştır."


Şimdi yasakçı, organize malum bir kesim, Ergenekon konusunu türbanla örtmeye çabalıyor. Her gün türban konuşarak çetelerle ilgili gerçek gündemi perdeliyor. Hükümeti, Parlamentosu, askeri, yargısı, medyası ve kamuoyu olarak bu defa da savsaklarsak, hiç kimse ülkedeki derin operasyonlardan şikayet etmemeli.


Alper TAN


5.2.2008

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler