YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mersin'de valilik desteğiyle üniversite sordu
Taş atan çocuklar ev hallerini anlattı: ?Bütün aile bir odada yaşıyoruz. Yerde ders çalışıyorum. Burada ders çalışanların beli ağrır...
Mersin'de valilik desteğiyle üniversite sordu
24 Kasım 2010 / 08:14 Güncelleme: 24 Kasım 2010 / 08:16

Mersin Valiliği ve Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin birlikte yürüttüğü ‘Taş Atan Çocuk Fenomeni: Mersin’in Banliyölerinde Öfke Patlaması Projesi’ kapsamında taş atan çocukların yaşamı ve öfkelerinin kökeni incelendi.

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nurdan Akıner ve ekibi Mersin’in Akdeniz ilçesi sınırları içinde yer alan ve Türkiye’nin gündemine sık sık sokak eylemleriyle gelen Şevket Sümer, Güneş, Gündoğdu, Siteler, Çay ve Çilek mahallelerinde 250 çocuk ve ailesiyle, ev ortamında bir araya gelerek araştırmayı gerçekleştirdi. Akıner’in, ‘etnik kimlik ekseninde ötekileştirilenlerin Mersin’in banliyölerindeki öfke patlamaları; çocuklarla devletin arasındaki uçurumun nedenlerini’ belirlemek üzere yaptığı araştırma, bu mahallerin 7’den 77’ye ‘biz de varız, bizi de görün’ haykırışını ortaya koyuyor.

‘Dolu odalardaki detay’
İçinde bulundukları yoksulluk ve yoksunluğu Şevket Sümer Mahallesi’nden ilköğretim öğrencisi 12 yaşındaki İnci, “Amcamlarla aynı evi paylaşıyoruz, toplam 12 kişi hep beraber yaşıyoruz. Dört tane kardeşim var ve ben ders çalışmakta çok zorluk çekiyorum. Nereyi sessiz bulursam orada ders çalışıyorum ama yerde ders çalışmaktan belim çok ağrıyor” sözleriyle ifade ediyor. Bu mahallelerde yüzlerce İnci var.

Nazende (14) Diyarbakır doğumlu, ilköğretim okulu öğrencisi: Büyüyünce doktor olmak istiyorum. Ama evde ders çalışamıyorum. Ders çalışmak için evde sessiz sakin bir yer arıyorum. Bulduğum yere oturuyorum ama ders çalışırken çok belim ağrıyor.

Elif (12) Şanlıurfa doğumlu, ilköğretim okulu öğrencisi: Yerde ders çalışıyorum. Buralarda bütün çalışkan çocukların yerde ders çalışmaktan belleri ağrır; benim de belim çok ağrıyor ders çalışırken. Bu mahallede yaşamaktan bıktım. Sabaha kadar gürültü kesilmiyor, istediğim gibi ders çalışamıyorum.

Gizem (12) Evde 12 kişiyiz, annem tarım işçisi. O yüzden ev işlerine bakıyorum. Okuldan dönünce evi silip, süpürüp, bulaşık yıkıyorum, çocuklara bakıyorum. Kendime ait odam yok, yatağım bile yok. Bütün gün televizyonun sesi sonuna kadar açık, üstelik ders çalışırken kardeşim kitaplarımı yırtıyor.

Alev 12 Annem bir fabrikanın deposunda çalışıyor. O yüzden kardeşlerime ben bakıyorum. Evde 10 kişiyiz, ev işlerini ablamla beraber ben yapıyorum. Okuldan dönünce evi silip, süpürüp, bulaşık yıkıyorum, çocuklara bakıyorum. Kardeşlerimle beraber yerde yatıyoruz. Tek bir odanın içinde hem yaşıyor, hem ders çalışıyoruz. Bütün gün televizyonun sesi sonuna kadar açık, susun veya televizyonun sesini kısın diyorum, bir süre sessiz kalıyorlar ama sonra devam ediyorlar. Gürültüden ders çalışamıyorum.

Çarşı başka bir dünya
Hakan (12) Mersin doğumlu, ilköğretim okulu öğrencisi: Evde kardeşlerim, annem ve babamla beraber toplam beş kişiyiz. Yerde kardeşlerimle beraber uyuyoruz. Evdekilere ben ders çalışırken susun diyorum, biraz susar gibi yapıyorlar sonra tekrar konuşmaya başlıyorlar. Dua ederken Allah’a, lütfen bize yardım et; bizim gibi çocukların da çarşıda yaşayan çocuklar gibi her şeyleri olsun diyorum. Bir odamın ve yatağımın da olmasını istiyorum. Çarşıdaki çocukları görünce kendimden, yaşadığım yerden utandım.

Araştırmaya göre Küçük yaşta, ‘odam yok, ders çalışamıyorum’ şeklinde ifade bulan sosyal eşitsizliklere yönelik masum tepkiler, ilerleyen yaşlarda daha sert tepkilere dönüşüyor. Devletin kendilerini görmezlikten geldiği, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmayı sorguladıkları, toplumdan dışlandıklarını ifade etmeye başlıyor mahalleliler:

Sarp (17) Mersin doğumlu, ilköğretim okulu mezunu: Evde yedi kardeş, aynı odada, yerde yatıyoruz. Sokaklarda ise kavga ve gürültü var. Mersin’de doğsam da kendimi bu şehre ait hissetmiyorum. Mersin’in merkezinde ise kimliğimizden dolayı ayrımcılığa uğruyoruz. Büyük bir alışveriş merkezine girerken kapıdaki güvenlik görevlisi bile şüpheli bakışlarla sizi süzüyor, üzerinizi Batılı gibi görünen beyaz tenli erkeklere oranla daha detaylı arıyor. Potansiyel suçlu gibi görülmek istemiyorum.

Tansel (24) Mersin doğumlu, ilkokul mezunu: Ailem 70’li yıllarda kan davasından kaçmak için gelmiş Mersin’e. Mersin’de bir yere iş istemeye gittiğimde, “nerede oturuyorsun, “nerelisin” diye sorulduğunda rahatsız oluyorum. Anaların yürekleri çocukları okuldan, kocaları işten gelene kadar, ağızlarındadır bu mahallelerde.
Feride (15) Mersin doğumlu, bekâr ve ilköğretim okulu mezunu: Bir gün Mersin’deki büyük bir alışveriş merkezine gittim. Oradaki insanları çok garipsedim, bir daha oraya gitmek istemiyorum. Kıyafetlerimiz dahil her şey çok farklıydı. Yaşadığımız yere uzak değildik ama sanki bir başka dünyadaydık.
Mahalleni söylersen

Mustafa (22) Mardin doğumlu, okuryazar değil, bekâr: Evde sekiz kişiyiz ve hepimiz aynı yerde yatıyoruz. Uzun süredir işsizim. İş istemek için nereye gitsem önce nerelisin ya da nerede oturuyorsun diye soruyorlar. Hele oturduğum mahalleyi söylersem hiç şansım yok. Ayrımcılıktan nefret ediyorum.

Yıllık 3 bin 500 lira gelirli aileler
142’si kadın, 108’i erkek toplam 250 kişiyi kapsayan araştırma, araştırmaya katılan kişilerin 140’ının yaşları 7-14; 40’ının yaşları 15-18; 70’inin yaşları 18 ve üzeri arasında.

Araştırmaya katılan kişilerin 158’i  ilköğretim okulu, 22’si ise lise öğrencisi. Deneklerin 12’si ilköğretim okulu, 22’si ilkokul, 4’ü lise mezunu; 14’ü ilkokul terk, 18’i ise okuryazar değil.

Toplam 250 kişiden 46’sının ailesinin yıllık geliri 3500 TL’den az.
Araştırmaya katılan 180 kişi doğum kontrolünün günah olduğuna inanıyor.
Araştırmaya katılan kişilerden 32’si töre için cinayet işlemeye hazır.
90’ı yaşadığı çevre sınırları içerisinde polise en az bir kere taş atmış veya atmaya devam ediyor; 160 kişi ise hayatı boyunca böyle bir eylemde bulunmamış.
Araştırmaya katılan kişilerden 208’i yaşadıkları mahallelerde sözlü veya fiziksel polis şiddetine, gaz bombasına maruz kalmış.
Araştırmaya katılanların 222’sine göre, ulusal medya kendilerini adil bir şekilde temsil etmiyor.

Araştırmaya katılan 160 kişiye göre polise, karakola ve trene taş atılmasını nedeni politik bir duruş. (Radikal)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler