YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mehmet Görmez: Cemaat tarafgirliğine girilmesin
Ankara Bilkent Otel'de üç gün süren İl Müftüleri Toplantısı, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez önemli açıklamalarda bulundu.
Mehmet Görmez: Cemaat tarafgirliğine girilmesin
22 Ocak 2014 / 21:35 Güncelleme: 22 Ocak 2014 / 21:40

Ankara Bilkent Otel'de üç gün süren İl Müftüleri Toplantısı, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından okunan sonuç bildirgesiyle sona erdi. 81 il müftüsünün ve Diyanet İşleri Başkanlığının üst yönetiminin katıldığı son oturumda kamuoyu ile paylaşılan sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi.

"Başkanlığımız özeleştiri yapmanın geregine inanmaktadır"

Ülkemizin dört bir tarafında Din-i Mübin-i İslâm'ın yüksek hedefleri için gayret gösteren başta müftülerimiz olmak üzere Başkanlığımızın bütün mensupları, görev ve sorumluluklarını müdrik olarak halkımıza hizmet götürmekte, onların ihtiyaç duydukları hususlarda dini ve manevi rehberlik yapmakta, birlik ve beraberliğimizin güçlendirilmesinde azami çaba sarf etmektedir. Ancak Başkanlığımız, olabilecek hizmet kusurlarını yerinde ve zamanında tespit ederek gerekli tedbirleri alma konusunda bir öz eleştiri yapmanın gerekliliğine inanmaktadır.

"Suriye'de yaşanan bu dram..."

Başta Suriye olmak üzere Ruanda, Orta Afrika, Myanmar gibi üzere dünyanın pek çok yerinde yaşanan Müslümanlara yönelik hak ihlalleri her vicdan sahibini derinden sarsmaktadır. Suriye'de yaşanan dram, ülkemizde her hanede derinden hissedilecek bir boyuta ulaşmıştır. Vahşet ve trajedinin boyutları ne yazık ki geç de olsa basına yansıyan fotoğraflarla dünya kamuoyuna mal olmuştur. Ülkemize sığınan Suriyeli mağdurların ihtiyaçlarını karşılamak, insani ve dini sorumluluğumuzun, milli hasletlerimizin bir icabı olarak elimizdeki tüm imkânları seferber etmek ve hayatta kalma çabalarına kayıtsız kalmayarak onlara el uzatmak, hem ahlaki hem de vicdani sorumluluğumuzun gereğidir. Mamafih Başkanlığımız büyük çoğunluğu kamplar dışında yaşayan mazlum ve mağdur kardeşlerimize hem maddi hem de manevi desteğini düzenli bir şekilde sürdürmektedir. Özellikle masum yavruların din eğitimi konusunda ihtiyaçlarını karşılamak için özel projeler geliştirmektedir.

"İslamafobi'den kurtulmanın yegane reçetesi..."

Modern dünya maalesef sözde İslâm korkusunu ve İslâm düşmanlığını körükleyen küresel bir hastalık (İslamofobi) üretmiştir. Her türlü olumsuzluğa rağmen Müslümanları ve insanoğlunu içine sürüklendiği bu girdaptan kurtaracak yegâne reçete, İslâm'ın evrensel rahmet mesajlarında mündemiçtir.

Yeni gelişmeler ve küresel ölçekte artan sorumluluklar dikkate alındığında Başkanlığın bu duruma uygun gelişim ve dönüşümünü zorunlu kılmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının dini ve ilmi özerkliğini teminat altına alacak ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum statüsüne kavuşturacak gerekli düzenlemeler daha fazla ertelenmemelidir.

Tarihsel varlığımızdan gelen ve bize miras olarak bırakılan özellikle din hizmetleri ve din eğitimi kapsamında olan vakıf değerlerimizin Diyanet'le ilişkisi yeniden kurulmalıdır.
"Farklı talepleri olan dini anlayış ve yaklaşımlara hukuk çerçevesinde hizmet yapabilme imkânı sağlanmalıdır..."

İslam içi tüm anlayış ve yorumlar, mezhepler üstü yaklaşımı kurumsallaşmış olan Diyanet İşleri Başkanlığının çatısı altında hizmet alabilme ve üretebilme imkânına sahiptir ve bu alanların genişletilmesi için her düzeyde çaba gösterilmelidir. Farklı taleplerde bulunan dini anlayış ve yaklaşımlara da hukuk çerçevesinde hizmet yapabilme imkânı sağlanmalıdır.

Müslümanlarınn cemaat tarafgirliğine girmesi kabul edilemez

Kur'an-ı Kerim'in evrensel mesajları, Peygamber Efendimizin çağlar üstü örnekliği istikametinde hak, hakikat, adalet ve erdem yolunda hizmet etmesi gereken Müslümanların bugün mezhep, meşrep, cemaat ve hizip tarafgirliğine savrulması, grupların kendilerini hakikat yerine ikame ederek kardeşlik ahlakını ve hukukunu yok sayması kabul edilemez.

"Son günlerde tırmanma eğilimi gösteren ve aziz milletimizi kendi içinde farklı kamp ve kulvarlara savurma tehlikesi içeren gerilim zemini halkımız tarafından endişe ile izlenmektedir..."

Son günlerde tırmanma eğilimi gösteren ve aziz milletimizi kendi içinde farklı kamp ve kulvarlara savurma tehlikesi içeren gerilim zemini halkımız tarafından endişe ile izlenmektedir. Gerçekte sosyo-politik mülahazalarla varlığını sürdürmekle birlikte dini ve milli terminoloji ile kültürel referans ağlarımızın büyük bir hevesle kullanıldığı bir ortamda serdedilen beyan ve değerlendirmelerden Din-i Mübin-i İslâm'ın yüksek şeref ve itibarına hiçbir halel gelmemesi için herkesin azami gayret sarf etmesi gerekir..

İslam'da ruhban sınıfı yoktur, imtiyazlı din adamı statüsü de hiç kimse için söz konusu değildir. Herkes insani, İslami ve ahlaki ödevlerini, yükümlülüklerini yerine getirmede eşittir ve aynı derecede sorumluk sahibidir. Bu nedenle hiç kimse iradesini, aklını, kalbini ve vicdanını kendisi gibi beşer olan, beşeri zaafları bünyesinde barındıran ve ölümlü olup hesap verecek olan hiçbir faniye kayıtsız şartsız teslim edemez. Her Müslüman Kur'an, Sünnet, akıl ve vicdanın rehberliğinde İslam medeniyetinin zengin bilgi mirası eşliğinde sorumluluğunu idrak etmelidir.

Başkanlığımızın 2013 yılı Ramazan ayı temasını "Helal Kazanç, Helal Lokma" olarak belirlediği ve muhtelif vesilelerle bu temaya atıfta bulunduğu kamuoyunun malumlarıdır. Kamu malının dokunulmazlığı ve manevi mesuliyeti, en az özel mülk kadar dinen ve manen hassas bir konudur. Bu itibarla kamudaki istismarların, usulsüzlük ve hak ihlallerinin hem pozitif hukukta hem de mahkeme-i kübrada karşılıksız kalmayacağı açıktır. Aynı şekilde kamu güveninin istismar edilmesi değil hukuk mekanizmalarının istismarının da toplumsal güveni yaralayacağı unutulmamalıdır. Yargıya intikal eden her türlü iddianın er ya da geç kamu vicdanında da karşılığını bulacağı kesindir.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler