YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Masal gibi kurtuluş...
Masal gibi kurtuluş...
27 Ekim 2011 07:30
Van’da 2.5 yaşındaki kızı Hira Nur’la enkazdan kurtarılan anne Pınar Işık, soğuk betonlar arasında yaşadıkları 22 saati anlattı...

Deprem bölgesinde kurtarma ekipleri ölümle yaşam arasındaki ince çizgide tutunanları beton yığınları arasından çekip alıyor.  Pınar Işık (26) 22 saat sonra son hayat ışığına kavuşanlardan. Işık'ı soğuk ve karanlık beton yığınları altında hayata 2.5 yaşındaki kızı Hira Nur bağlamış. Kızının uyumaması için 22 saat boyunca masal anlatmış.

Pınar Işık o gün kayınvalidesi ve kızı ile birlikte yemek yiyormuş. Sarsıntı ile büyük bir şok yaşamışlar. Işık, o anları titreyen dudaklarıyla şöyle anlatıyor:

O KADAR SOĞUKTU Kİ

"Eşyalarımız birer birer devrilmeye başladı. Hemen kızımı kucağıma alıp evin içerisinde güvenli bir alan aradım. Duvarların çatlarken çıkardığı ses hala kulaklarımda. Sonra duvarların üzerime geldiğini gördüm. Evimiz yıkıldığında molozların arasındaki bir boşlukta kızımla beraberdim. Kayınvalideme seslendim ama cevap vermedi. Bu sırada kızımı sürekli konuşturmaya çalışıyor korkmaması için ona yanında olduğumu hissettiriyordum. Kızım bazen ağlıyor bazen de içinde bulunduğumuz durumu anlamaya çalışıyordu. 22 saat boyunca kızımın uyumaması için ona masal anlattım. Kurtulduktan sonra parka gideceğimizi söyledim. Zaman zaman ezberimde olan Yasin-i Şerif'i okudum. O betonlar o kadar soğuktu ki kızımın üşüdüğünü bilmek bana acı veriyordu. Bu nedenle dualarımda sadece kızımın kurtarılması vardı."

Hayvancılıkla uğraşan eşinin deprem anında Başkale ilçesinde olduğunu ifade eden Pınar Işık, enkazdan kurtarıldıktan sonra Van Bölge Devlet Hastanesi'ne getirildiğini söylüyor. Işık, kızının farklı bir hastaneye götürüldüğünü belirtirken onunla biraraya geldikten sonra tekrar masal anlatmak istediğini vurguluyor.

MAHİR'İ ÇEKMECE KURTARMADI

Sevilay Öner ve 8 aylık bebeği Mahir Çınar Arlı enkaz altında kaldı. Enkazdan çıkan anne depreme beşiğinde yakalanan Mahir’in kurtarılmasını istedi. Kurtarma ekipleri Mahir’i tarif edilen yerde bulamadı. Beşiğin yanındaki dolabın içinden ses gelmesi üzerine buraya bakan ekipler Mahir’i çekmecede buldu. Anne, “Mahir o çekmeceye nasıl girdi, kafasına o battaniye nasıl sarıldı anlamadım” dedi.

ENKAZ ALTINDAN MUHABİRİMİZE ACI HABER

7.2'lik depremin ardından gelişmeleri kamuoyuna aktarmak için Ankara'dan Van'a giden BUGÜN gazetesi muhabiri Tuğba Ergin, Erciş'te öğretmenlik yapan kuzeni Arzu Demirtaş (28) ve eniştesi Harun Demirtaş'ın (32) ölümüyle sarsıldı.

UYKUDA YAKALANDILAR

Ergin, Van'daki bütün hastanelerde ve afet yönetim merkezinde kuzeni ve eniştesini aradı. Bir süre sonra enkazın kaldırıldığını, akrabalarının cansız bedenlerinin çıkartıldığını öğrendi. Ergin, Sosyal Bilgiler öğretmeni olan kuzeni Arzu ve bilgisayar öğretmeni olan eniştesi Harun'un gece geç saatlere kadar öğretmen arkadaşlarıyla oturduklarını, depreme uykuda yakalandıklarını söyledi.

EL ELE YÜRÜMÜŞLER

Ergin şöyle devam etti: "Daha 2 yıllık evlilerdi. Birbirlerine sıkıca bağlı ve sevgi doluydular. Enkaz kaldırıldığında el ele bulunmuşlar. Van'daki felaketin izlerini sürerken sürekli iletişim halindeydim ama ne yazık ki vefat haberleri geldi."

Ölen öğrenci rüyama girdi: Beni niye kurtarmadın?

Mustafa, Kamuran, Harun ve Tahir. Çevre illerden Erciş'e üniversite okumak için gelen, aynı evde kalan, her yere beraber giden 4 arkadaş. Mustafa ve Kamuran hayata tutunmayı başardı. Harun ve Tahir'in bedeni ise yaşadığı ağırlığa dayanamadı. Öğrencileri enkazdan çıkartan Salih Çalış, bu olaydan çok etkilendiğini belirtirken "Ölen öğrencilerden Tahir rüyama girdi. 'Beni niye kurtarmadın' diyordu. Büyük bir sıkıntıyla uyandım" şeklinde konuştu.

Deprem yaralarını sarmaya çalışan Van ve ilçelerinde vatandaşlar bir yandan kendi sorunlarını çözüm arıyor diğer yandan kurtarma ekiplerine yardım ediyor. 40 yaşındaki Salih Çalış bunlardan birisi. Çalış, 6 katlı Dağ apartmanının enkazının üzerine çökmesi ile yıkılan 2 katlı bina yıkıntısında uzun süre ter dökmüş. 4 erkek öğrencinin kaldığı evden 'İmdat!' çığlıklarını duyarak düşünmeden kırıklar arasından içeriye girmiş. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin Erciş'teki fakültesinde işletme okuyan Mustafa, Kamuran, Harun ve Tahir bir odada birbirlerinin üzerine düşmüş.

KAZAĞINDAN TANIDI

Yardım görevlilerinden birinin yönlendirmesi ile ayağına ip bağlandığını söyleyen Çalış, enkaz altında uzun süre öğrencilerle sohbet ettiğini anlattı. Öğrencilerin üzerine düşen pencere ve beton yığınlarını temizlemeye çalışırken yaşadıklarını şöyle anlattı: "Biri, 'ben Mustafa, 4 kişiyiz yardım edin' deyince sesin olduğu yere yöneldim. Kafası açık bir alandaydı, arkadaşları üstüne kapaklanmıştı. Mustafa su istedi ama görevliler vermeyin dedi. Sigara istedi verdim. Ardından kollarından tutarak dışarı çıkarttım. Alan biraz genişledi. Harun'un sadece omuzu görünüyordu. Kız arkadaşı siyah bir kazak giydiğini söyledi ve içeriye girerek sevgilisini görmek istedi. Ben de kız arkadaşını içeriye soktum. Kız, kazağı görünce ağlamaya başladı. Ardından Harun'u yavaşça dışarıya çekmeye başladık. Nabzı atıyordu. Karnı sıcaktı. Dışarıya çektiğimde  burnundan yoğun şekilde kan geldi ve vefat etti."

BABASI SON ANLARINI DİNLEDİ

Harun'un 'Allah' diye inlediğini söyleyen Çalış, elleriyle enkazı açtığını ve 'uyumaması'nı telkin ettiğini anlattı. Harun'u dışarı çıkardığını ardından Tahir'e ulaştığını dile getirdi. Ancak onun hastanede vefat ettiğini kaydetti.
Çalış, "Çok uğraştık 4 öğrenciyi kurtarmak için ama maalesef ikisi hayata tutunabildi. Tahir'in babası beni buldu. 'Oğlum son anlarında ne anlattı?' diye sordu. 1,5 saat boyunca konuştuk ve bana teşekkür ettikten sonra sarılarak ağladı" ifadelerini kullandı.

Kesmeyin oğlumun bacağını

32 yaşındaki Ahmet Yıldız, tam 24 saat enkaz altında ecel teri döktü. Sağ bacağı beton yığını altında kalmıştı. Hastaneye ulaştığında doktorlar bacağının kesilmesi gerektiğini söyledi. Babaya imzalaması için onay belgesi götürüldü. Baba yüreği el vermedi. Doktorlar telaşla bilinci kapanmak üzere olan Yıldız’a koştu. 3 çocuğunu ve 10 gün sonra doğacak bebeği aklına geldi ve zor kararı verdi: “Yaşayacaksam kesin.” ‘Rıza’ kağıdına imza atarak olur veren genç adamın bacağı diz kapağının altından kesildi.

KÖR TOPAL BAŞIMIZDA OLSUN

Ahmet Yıldız’ın evinde gözyaşı var. Eşi Nigar, çocukları 10 yaşındaki Zeynep, 8 yaşındaki Azad ve 4 yaşındaki Havin ile birlikte kocasını bekliyor. Dördüncü çocuğa hamile olan Nigar Yıldız, 10 gün sonra bir bebek dünyaya getirecek. Üzgün, ancak eşinin sağ kurtulmasıyla teselli buluyor: “Ayağı kesildi ama yaşıyor o bize yeter. Kör topal olsun ama başımızdan eksik olmasın.” Zor zamanlarda kardeşi Ahmet’in yanında olan Harun Yıldız, kararı kardeşine bıraktıklarını söylüyor. Baba Beşir Yıldız ile anne Kıymet de üzüntülü. Baba oğlunun kendilerini teselli ettiğini artık bacağının kesilmesine üzülmediklerini dile getiriyor.

'Cepten kardeşimi aradım’

Ahmet Yıldız, enkaz altındayken sağ bacağını hissetmediğini söylüyor. Kurtarılış sürecini ise şöyle anlatıyor: “Bacağımın üzerinde bir kolon vardı. Cep telefonuyla kardeşim İmamettin’i aradım ve kahvehanede enkazın altında olduğumu söyledim. Yaklaşık bir saat sonra dışarıdakilerin sesini duydum ve bulunduğum bölgenin tespit edilmesi için onlara bağırdım. İlk saatlerde öleceğimi sandım, Daha sonra çocuklarımı düşünürek hayatta kalmaya çalıştım. Dışarıdan arama kurtarma ekiplerinin çalışma yaptıklarını duyuyordum. İş makinelerinin sesleri geliyordu. Zaman zaman kardeşimi arıyor kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi alıyordum.” (Bugün)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler