YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mahkemeyi, Alman derin devleti mi yönlendirdi?
Mahkemeyi, Alman derin devleti mi yönlendirdi?
Mahkemeyi, Alman derin devleti mi yönlendirdi?
13 Eylül 2008 / 17:09 Güncelleme: 13 Eylül 2008 / 00:00

Almanya'da görülen Deniz Feneri davasının, Alman derin devletinin yönlendirmesiyle Türkiye aleyhine kullanıldığı ileri sürüldü. Bir dönem Tansu Çiller'in danışmanlığını da yapan Yeni Asır gazetesi yazarı Hüseyin Kocabıyık'ın, "Alman mahkemeleri hiç tekin değil!" yazısı şöyle:


Perşembe günkü yazımda Tansu Çiller'in Alman mahkemelerinde nasıl bir iftiraya uğradığını ve o iftira üzerinden Türkiye'yi nasıl dünyaya rezil ettiklerini anlatmıştım. Bir kere şu hususu bilelim: Hiç kimse sanmasın ki Alman mahkemeleri bağımsız, tarafsız. Bu doğru değil, tam aksine, Alman yargı sisteminin bir bölümü inanılmaz bir biçimde Alman derin devletinin ve meşhur "Alman Anayasasını Koruma Teşkilatı"nın yönlendirmesine ve tesirine açık.


SİCİLİ BOZUK ALMAN MAHKEMELERİ


Bunun için "Berlin'de hakimler var" lafının bir şehir efsanesi olduğuna rahatlıkla inanabilirsiniz. Perşembe günkü yazımda anlattığım olay bunun en açık kanıtı zaten. Yine hiç kimse sanmasın ki, ben Deniz Feneri davasındaki iddiaları hepten yalan ve düzmece sayıyorum. Hayır, ben mahkeme sonucunu beklemeye kararlıyım. Bu insanların söylenen bu işleri yapma ihtimallerini peşinen lanetledim zaten. Ama alemin salağı biz değiliz. Bu sicili bozuk Alman mahkemelerine hiç güvenmek zorunda değilim ben. Bu davada Türkiye'nin iç siyasetini karıştırmaya ve ulusal çıkarlarını baltalamaya dönük bazı niyetler hissediyorum ve hatta tespit ediyorum. Bunları okuyucularımızla paylaşmak benim görevim.


EROİN DAVASI İLE DENİZ FENERİ ARASINDAKİ İLGİNÇ BENZERLİK

Bir kere şunu bilelim; bu Deniz Feneri Dernekleri dünyanın en büyük yardım kuruluşlarından birisi haline gelmiştir. Yeryüzünde nerede bir doğal felaket varsa orada bu organizasyonu görebilirsiniz. Gidiyorlar ve Türk bayrağını dikiyorlar oraya. Öyle Kızılay gibi sadece maddi yardım da götürmüyorlar; aynı zamanda, gittikleri yerlerde Türkiye'nin propagandasını yapıyor bu insanlar. Şüphe duyduğum nokta şurası: Böylesine küresel bir etkinlik Alman derin devletini rahatsız etmiş olmasın? Üzerinde düşünmeye değmez mi? Diğer yandan, 11 yıl önce Tansu Çiller'in isminin bulaştırıldığı Eroin Davası ile Deniz Feneri davasının arasında ilginç benzerlikler dikkat çekiyor.


Birincisi her iki davada Frankfurt Mahkemesinde görülüyor. İkincisi her iki dava da uzunca bir süredir devam ediyor ama basın bu davaları canı istediği zaman gündeme getiriyor. Her iki davanın hakim ve savcıları söz konusu davaya Türk başbakanların isimlerini de bulaştırıyor ve sonra inkar ediyorlar. Nitekim Deniz Feneri davasının savcısı "Türk Başbakanının ismi oraya nasıl girmiş bilemiyorum" gibi absürt bir laf etti. Her iki davada iç siyasette aynı çevreler tarafından kullanıldı.


ALMAN MAHKEMESİ'NDEN ÇİLLER'E EROİN KAÇAKÇILIĞI SUÇLAMASI

Bütün bu benzerliklerden hareketle, Deniz Feneri Derneği'nin işlediği iddia edilen suçlardan bağımsız olarak bende şöyle bir şüphe oluştu: Aydın Doğan'ın Almanya'daki müthiş örgütlü yapısı ile işbirliği yapan çevreler Türkiye'de hükümeti devirmeye karar vermiş olabilirler mi? Nasıl devrilir Hükümet? En kolayı yeni bir kapatma davası açtırmak. Peki nasıl? Basit, şayet Ak Parti'nin Deniz Feneri Derneği'nden para aldığı ortaya konabilirse SPK'na göre başsavcı doğrudan kapatma davası açabilir. Nitekim Sabih Kanadoğlu bu yönde çoktan fetvayı verdi bile. Tayip Bey'in kızgınlığının sebebini işte burada arasın herkes.
Bir de böyle düşünmenin ne zararı var?(13-Eylül-2008)



Kocabıyık'ın "Eroin işinden Deniz Feneri'ne.." yazı ise şöyleydi:


Hiç unutamadığım bir andır o; Tansu Çiller'in öfke dolu bir sesle aradığı sabah. 22 Ocak 1997 sabahı ağlamaklı bir öfkeyle arayan devrin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller "Beni eroin kaçakçılığı ile suçluyorlar. Ne oluyor, kim bu şerefsizliği yapan?" diye feryat ediyordu. Bu arada göz ucuyla gazetelere baktım ve korkunç manzarayı gördüm. Türkiye'nin ilk kadın başbakanı Alman mahkemesi tarafından resmen eroin kaçakçılığı ile suçlanıyordu.


DOĞAN'IN ADAMLARINDAN ÇİLLER'E 'MAFYA BESLİYOR' SUÇLAMASI


Tansu Çiller'e, Aydın Doğan'ın adamları, askerleri de yanlarına alarak her türlü iftirayı atmışlardı. "CIA ajanı" dedilerdi, "mafya besliyor" dedilerdi, "adam öldürttü" dedilerdi, "özel örgütü var" dedilerdi... Dedilerdi ama bu kadarı da olamazdı: "Tansu Çiller eroin kaçakçılığı yapıyor." Ben o sabah Tansu Hanım'ın öfkesini yatıştırmak için herhalde hayatımın birkaç senesini vermişimdir. Sonunda resmi kanalları harekete geçirmeye karar verdik. Zamanın Dışişleri Müsteşarı Onur Öymen, Alman hükümeti nezdinde resmen girişimde bulundu.

Olay neydi? Söz konusu olayı 22 Ocak 1997 tarihli Sabah Gazetesi'nden Uğur Ergan'ın haberinden izleyelim: "Almanya'nın Frankfurt Eyalet Mahkemesi, dün inanılmaz bir iddia ortaya attı. İkisi Türk üç uyuşturucu kaçakçısını yargılayan mahkemenin 17'nci Ceza Dairesi, Türkiye'yi uyuşturucu ticaretinin üzerini örtmekle suçladı. Daire Başkanı Rolf Schwalbe, ayrıca uyuşturucu kaçakçılığı yapan ailelerin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller'le "kişisel ilişki" içinde olduğunu söyledi. Frankfurt'taki dava, bir yıldan fazla sürüyordu. İkisi Türk, biri Belçikalı, biri de İtalyan dört sanık, uyuşturucu kaçakçılığı yaparken yakalanmıştı. Mahkeme Başkanı Rolf Schwalbe, kararı okumaya başladı. İki Türk ve bir İtalyan 5 ile 9 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı.


ÇİLLER'LE İLGİLİ İDDİALARA SAHTE BELGELER DÜZENLENMİŞ


Ancak Schwalbe kararı okumaya devam ettikçe, salondakiler kulaklarına inanamaz oldu. Mahkeme Başkanı, davanın geçen yılın Ekim ayından beri sürdüğünü söyleyen Schwalbe, sözlü olarak açıkladığı kararın son bölümünde, uyuşturucu kaçakçısı ailelerinin "bir bayan bakanla" kişisel ilişki içinde olduklarını da söyledi. Alman Haber Ajansı muhabiri Hans Bilger, kararın okunmasından sonra Mahkeme Başkanı'na "bu bakanın kim olduğunu" sordu. Schwalbe, bunun üzerine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller'in adını açıkça ifade etti"

O günleri hatırlayanlar bilirler, bu olay dünya medyasında günlerce haber olmuştu. Hem de nasıl bir haber. Bir Türkiye haritası, yanında Türk bayrağı ve bütün bunların üzerinde de bir eroin şırıngası. Rezil etmişlerdi Türkiye'yi. Bunu yapanlar şimdi Tayip Erdoğan'ın kavga ettiği adamlarla onların Almanya'daki işbirlikçileriydi. Bir süre sonra da bu işleri yapanlar hedeflerine ulaşmıştı zaten. Refah-Yol hükümeti çökmüştü. Merak edenlere söyleyelim: O eroin kaçakçılığı davasında Çiller'le ilgili iddiaların sahte belgelerle yapılmış düzmece bir iddia olduğu ortaya çıktı. Yarın Deniz Feneri'yle devam edeceğiz. (11 Eylül 2008)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler