YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Latif Erdoğan'dan şok açıklamalar
Latif Erdoğan, Gülen Hareketi'nden, paralel yapı, Gülen'in Bediüzzamanla özdeşleşme gayreti, himmet toplantılarından ve paralel yapının geldiği son noktaya kadar bir çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Latif Erdoğan'dan şok açıklamalar
26 Haziran 2014 / 11:43 Güncelleme: 26 Haziran 2014 / 12:01

Gülen Hareketi içerisinde 45 yıl kalmış bir isim olan Yeni Akit Gazetesi Yazarı Latif Erdoğan, Kanal A'da yayınlanan Fatih Şahin'in sunduğu 'Çerçeve' programına katıldı.

Latif Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Cemaat, ikiden fazla kişinin bir gaye ve hedef uğruna bir araya gelmesidir. Cemaat belli bir statü ve hiyerarşi yapı içinde bir araya gelen topluluk. Yani bir yapılanma var ve statüleri ve hiyerarşiyi doğuruyor. Bu cemaattir.

Diğeri harekettir. Harekette yine topluluk, insan, birey ve hedef var ama herkes teker teker varlığı içinde, o hareketin içindedir. Bireyleri eritmek yoktur. İşin tehlikeli tarafı burada başlıyor. Küçükken bu yapının tehlikeli boyutları hissedilemeyebiliniyor. İşin içine girdikten sonra 'cemaat körlüğü' denilen bir hal alıyor. Etrafta ondan başka şey göremez hale geliyor. İş büyüdükçe statü ve hiyerarşi artıyor ve yapı devlet nizamı içinde idare ediliyor. Bu sefer  de dikey büyüme devlete kadar uzandıysa çatışmalar başlıyor. En tehlikeli tarafı da (17 Aralık ve 25 Aralık'ta yaşadığımız süreçte gördüğümüz gibi) devlet biriminde çalışan kişiler emri örgüt liderinden alıyor.

Paralel yapı için cemaat kelimesi kullanılabilir mi? Bunlar bir cemaattir denilebilir mi?

Gülen hareketi denilen şey, tarif ettiğim yapıya uyuyor. Yani cemaat bireylerini esas alan, cemaat bireylerine iş veren, ehliyete bakmayan, gücü bulduğu zaman o güce cemaat fertlerini yerleştiren bir yapı. İşi yapabilir mi, yapamaz mı ona bakmaz. Böyle bir yapı. Bu devlet içinde veya diğer sosyal kuruluşlar içinde olur ve yayılmanın da sonu yok. Sadece devlete sızma, devlette büyüme değil, diğer cemaatler de bu şekilde kuşatılmış durumda.

Cemaat kimliği ile toplumun karşısına çıkma durumları var ve bu çok tehlikeli bir durum. Bu yapılanmada bilhassa, statü, hiyerarşik yapı, bu hedefler noktasında, herkesin kendine çeki düzen vermesi lazım. Hiçbir devlet böyle sosyal yapı veya sivil toplum kuruluşları görünümünde olsa dahi bu tür faaliyetlere yüzde 5-10'dan fazla iltimas tanımaz. Bu dünyanın her yerinde böyle olur.

Türkiye Devleti de 5 bin yıllık geleneği olan bir devlet. Gülen'i de onunla çalışanlarını da baştan beri tespit etmiş durumda. İşi nereye kadar götüreceklerini biliyorlar. Ama bir yerde kendileri de buna maalesef özne olarak, işi yıkıma götürdüler. Bugün artık cemaat kavramının içi tamamen boşalmış durumda. Yapılan şeyler terörle özdeş şeyler. Darbe vs. Bundan birkaç sene önce söylenseydi kimse cemaate yakıştırmazdı.

"F.Gülen'in Bediüzzamanla özdeşleşme gayreti var"

Bu  noktada Bediüzzaman'ın taklidi aslında yapay bir şeydir, fıtri bir durum değildir. Kendisi birçok kitap yazmış olabilir, alim bir insan olabilir ama ne kendisi bir Bediüzzaman'dır ne de yazdıkları Risale-i Nur'dur.

"'Paralel' yapılanma var"

Gezi olaylarına kadar, 17-25 Aralık olaylarına, beddua seanslarına kadarki süreçte, F.Gülen'i 15 yıldır bildiğim kuşatmanın dışında gördüm. Yanlış bir yapılanma var, 'paralel' yapılanma var. Onlar açısından baktığımızda bu dinden, imandan, ahlaktan uzaklaşma sürecidir. Bunu F.Gülen'e yakıştırmak mümkün değil. Ama Gezi ve 17-25 Aralık olaylarına baktığımda kendisi de aynı kulvarda koşuyor ve bunu reddetmiyor da. Bu süreçten sonra F.Gülen güvenirliliğini kaybetmiştir.

"Ben Gülen'den 'kalleşlik' gördüm"

Bir liderde en önemli vasıf güvenirlilik, itimattır. Bir insana sırtınızı dönemezseniz o insana güvenebilir misiniz? Kişisel olarak aramızda çok mesele geçti, altını çizerek söylüyorum ben çok 'kalleşlik' gördüm ondan. Sesimi çıkarmadım, çünkü bireysel meselelerdi. Şahsıma 'kalleşlik' gördüm. Hayır desin, buyursun. Örnek veremem ama kendisi hayır derse örnek veririm.

"F.Gülen 'Ben abilerin ölmesini bekliyorum' dedi"

1974'lü yıllarda tamamen koptu. Kimse koordine içinde değil. F.Gülen o kopmayı bilerek yaptı. Çünkü abiler hep müdahale edecekti. Bana 80'li yıllarda 'Ben abilerin ölmesini bekliyorum' dedi. O zamanlarda F.Gülen'in ismi toplumda yoktu ama diğer abilerin  durumaları önemliydi. Topluluk her şeyiyle onları dinliyordu. Demek ki aralarında bir müdahil, ikaz oldu ki bana böyle bir şey söyledi.

45 sene emeği geçmiş bir insan olarak söylüyorum ki Gülen'in samimiyeti sorgulanmalıdır. Gerçeklerle yüzleşmekten kaçmayalım. Aldattıysa kendisi utansın.

"Gülen'in itibarı onda bire indi "

Gülen'in tabanı onu savunmuyor. F.Gülen hareketi içindeki güvenilirlik itibarını dahi onda bire indirmiştir. Onları bağımlı yapan ise ekonomik veya belli noktalardaki insanlara biat yemini ettirilmesidir. Talat dediğimiz, eğer yeminini bozarsa karısını kendisinden boş olması yemini de buna eklenmiştir. Kısaca insanların ona bağımlılığı hanımına olan sevgisi, ikincisi ise ekonomiktir. Bu hali böyle devam ederse itibarı sıfırlanacak.

Bir paralel yapı, bir de cemaat vardır. Paralel yapı dış güçlerle iş birlikleri içinde çalışan, cemaati de kuşatan ve ele geçirmiş bir güçtür bunlar. Bunların sayısı çok azdır ama inisiyatif bunların elindedir.

Devlet paralel yapıdan cemaati ayrıştırmaya çalışıyor. Bu durumdan karlı çıkacak olan cemaattir.

"F.Gülen'in Tayyip Erdoğan'la ilgili mülahazası hep menfidir "

F.Gülen Ak Parti'nin kurulma aşamasında partiye başarı ihtimali vermiyordu. En azından 'iktidara gelse bile ordu bunlara izin vermez ' cümlesini kendi ağzımla kaç kere duydum.

"Gülen, Erdoğan'ı sevmiyordu"

Gülen Erdoğan'ı sevmiyordu, aralarında kan uyuşmazlığı var. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanılığı'ndan beri bu böyle. Ak Parti başarı elde ettikten sonra Gülen hareketi, dikey büyüme devlete yaslandı. Ak Parti kazanım ve başarılarıyla sempati ve siyasi alanını doldurdu. Burada bir boşluk yok. Bu görüldüğünde de Ak Parti'yle beraber ortak görünümüne gelindi. Gülen hareketi açısından sinsi bir ortaklık bu.

"Ak Parti'yi hançerlediler"

Gülen hareketinin gücünü Ak Parti'nin bilmemesi mümkün değil. Aynı secdeye baş koymuş insanların Ak Parti'yi hançerlemesini kimse beklemiyordu. Ak Parti, Gülen hareketinin geldiği noktayı bilememiş olabilir. Nereye kadar uzandığını bilememiş olabilir. Bu yüzdenden de gelinen noktadaki tehlike bilinememiş olabilir. Bu tehlikeyi sezdikten, bildikten sonra hükümetin yumuşak davranması affedilemez. Bunu sadece Tayyip Erdoğan meselesi görmek, kişiselleştirmek yanlıştır.

F.Gülen tehlikesini Oslo sürecinde ilk defa kendini göstermişti. Hakan Fidan'ın yerine kendi arkadaşlarını teklif etmeleri veya oradaki görüşmeleri deşifre etmeleri noktalarında açıkça görüldü. Oslo görüşmelerini paralel yapı deşifre etti.

Bundan sonraki süreçte Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olursa (ki önce aday olursa), kendisinin ekibini çok iyi gözden geçirmesi lazım. Şu süreçte gel git yaşayanların hiçbiri önemli kadroda olmamalıdır. Devletin bekası meselesi bu.

Çatı adayı konusu

"İhsanoğlu'nun hiç şansı yok"

İhsanoğlu'na şahıs olarak bir şey demiyorum, saygındır ama geldiği kulvar çok yanlış. Hiçbir şansının olmadığı bir noktada şansını zorlayacak. Ama Ekmeleddin İhsanoğlu ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne MHP liderinin aklına gelebilecek bir isim değil. Bu kimin aklına gelebilir? Bu kesinlikle paralel yapı dediğimiz yapının önerisidir. Sadece F.Gülen'in de değildir, onay vermiştir ama o yapının önerisidir. Bundan sonra Türkiye'nin başına örmek istedikleriyle İhsanoğlu isminin arasında irtibatlı bir tercih vardır. Tayyip Erdoğan'dan isteyemeyecekleri şeyleri ondan isteyecekler.

"Paralel yapı aktif hezeyanda"

Paralel yapı aktif hezeyanda. Son enerjilerini artık çılgınca kullanabilirler. Ama Tayyip Erdoğan'ın ve onun yanında bu noktada yer alan insanların gayretleriyle çok ciddi bir enerji kaybına uğradılar. Recep Tayyip Erdoğan'ın meydanlardaki konuşmaları tarihe geçmesi gerekir. Aktif hezeyan içindeki bir topluluğun bitiş ve tükenişini bize yönlendirdi. Bundan sonra paralel yapının çok uzun süre bir varlık koruyabilecekleri kanaatinde değilim.

"Gülen hareketinin CHP'ye oy vermesi sapıklıktır"

Benim açımdan Gülen hareketinin CHP'ye oy vermesi sapıklıktır. CHP'lileri kastetmiyorum. Burada bir sapma görüyorum. Siyasetle bu kadar içli dışlı olmak bir sapmadır, siyasi anlamda sapmadan bahsediyorum. Yapısı itibariyle bu insanların, geçmişteki bütün kültür müktesebatlarıyla CHP'ye oy vermeleri mümkün değil ki. Tersinde de durum böyle.

30 Mart seçimlerinde F.Gülen'den CHP'ye oy verilmesi için emir verildi. Yoksa ev ev dolaşıp o Gülen hareketi mensupları oy toplamazlardı.

"Gülen Hareketi başından beri insanları kayıt dışı çalıştırıyor"

Kayıt dışı çalışmak yolsuzluksa bunu Gülen hareketi en başından beri yapıyor. Burada güven esasına göre yapılıyor. Belli bir süreye kadar bu karşılıklı güven devam etti. Ama sonra işin şekli değişti. Bu insanlar sorgulanmıyor, sorgulanamıyor. Net, açık olmak lazım. Yardım eden insanlara doküman verilmesi lazım. Himmet toplantıları yanlıştır demiyorum ama bu şeffaflaştırılsın diyorum.  Bunun suiistimal edilmemesi lazım. Devletin buna el atması lazım. Hangi vakıf adından toplanıyorsa, her şey kayıtlarıyla ortaya dökülsün.

 

KANALAHABER.COM

 

 

 

17:18
 // IŞİD FETHULLAHCILARA ÇALIŞIYOR
Aslında ikisi de aynı bezin larciverdi. IŞİD= radikal islam, CEMAAT= Ilımlı islam... Bu ikisi arasında müslümanların bir seçenek yapması isteniyor. IŞİD, vahşet ve radikalizm yaparken, aslında Feto'yu besliyor. Şöyle bir algı oluşuyor: ''Fethullahçılar ılımlı olduğu için, barış ve huzurun teminatıdır'' işte IŞİD bunu algıyı oluşturuyor. Kimse evde kuduz köpek beslemek istemez. Ama netice de her iki köpek de, hastalık yapar. Biri hızlı ve vahşice öldürür, diğeri sinsi ve sevecen bir biçimde....
26 Haziran 2014 17:18
foto ne diyecekki...
 // alemci
kendisine ve siyonist ağababalarına itaat etmeyen bağış yapmayan herkes ölsün der o kafadan ne bekliyorsunuz hala....
26 Haziran 2014 Perşembe 13:57
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler