YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
“Kutsal olan haklardır, ayrılmaz aidiyetlerdir, ki
“Kutsal olan haklardır, ayrılmaz aidiyetlerdir, ki
“Kutsal olan haklardır, ayrılmaz aidiyetlerdir, ki
06 Haziran 2008 / 12:45 Güncelleme: 07 Haziran 2008 / 00:00

Diyanet İşleri Eski Başkan Yardımcısı Hamdi Mert, Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsüne dair verdiği red kararını sert dille eleştirdi. Kendilerini devletin yegâne sahibi olarak görenlerin yargı aracılığıyla çoğunluk üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün, hukukun üstünlüğüne ve kutsiyetine olan inancın zayıflamasına neden olduğunu belirten Mert, “Bir ‘Yargıç’, Cenab-ı Hakk’ın adı ile kutsanmış aidiyetler hakkında karar verirken, kendi temiz vicdanı ile değil de, kendini oraya getirenlerin ‘Tembih’leri ile karar veriyorsa, siz o karara güven duyar mısınız?” dedi.


İşte o yazı…


Hukukun değil kişilerin kararı


Devlet, rejim ve sistemler insan içindir.


İnsan, devlet-rejim ve sistemler için değil..


Kimse bana “Hak”tan, “Hukuk”tan bahsetmesin!. Kimse bana “Hukukun üstünlüğü” falan gibi ukalaca laflar etmesin!. Hele de kimse bana “Devlet kutsaldır”; “Hukuk kutsaldır” demeye kalkmasın!.


“Hak”, bir adı da o olan Cenab-ı Hakkın sıfatıdır.. İnsanların, hayvanların, nebatat ve cemadatın kendi aidiyetleri; mahremiyetleri; o aidiyet ve mahremiyetlerin dokunulmazlığı.. Canları, malları, tercihleri.. Bunlar üzerindeki kimlik ve onundalık..


İşte “Kutsal” olan odur/onlardır..


Onun için onlara Cenab-ı Hakkın bir sıfatına atfen “Hak-Hukuk” denilmiştir..İnsanüstü olsun; sahibinden başkasına ait olmasın; dokunulmasın diye..


İnsanların bir kısmı, insanların diğer kısmı üzerinde hak-hukuk dağıtmaya kalktığında; insanların bir kısmı, insanların diğer kısmının hak-hukukları üzerinde söz sahibi kılındığında; isanların bir kısmı, insanların diğer kısmının aidiyetleri yani kutsalları üzerinde oynama yetkisiyle donatıldığında…hangi “Kutsal”lar üzerinde durduğunu bilmiyor da, kendisinde ve tercih ve kararında “Kutsal”lık vehmetmeye kalkıyorsa ben ona “Kutsal” falan demem..


Kutsal olan; “Hakk”ında karar verilenin hak-hukukudur..Karar veren mi, o/onlar diken üzerindedirler.. Onların karar ve tercihleri, haklarında hüküm verdiklerinin kutsal olan hak-hukuklarına riayet ettikleri ölçüde bir değer ifade eder..


..Ve bir bilgenin bilgece sözü ile “Zamanlardan bir vakit gelir de iyiler bir yere; kötüler bir başka yere toplanacak olursa, kötülerin çoğunluğu başkası hakkında hak ihlali yapanlardan oluşacaktır”..


“Kul hakkı” onun için kutlu ve kutsaldır.. Dikkat!. Kulun kendisi değil, hak-hukuku..


Karar verme makamında olanlar, onun için diken üstündedirler.. Kendilerinde bir kutsallık falan yoktur ama kararları, o diken üstündelik bilinci ile verilen karar olmalıdır..


NEYİ ANLATMAK İSTİYORUM?


Bir “Yargıç”, Cenab-ı Hakk’ın adı ile kutsanmış aidiyetler hakkında karar verirken, kendi temiz vicdanı ile değil de, kendini oraya getirenlerin “Tembih”leri ile karar veriyorsa, siz o karara güven duyar mısınız?


Bir “Yargıç”, insanların hak-hukukları ile ilgili olarak karar verme donanımı ile oturduğu kürsüden “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor” deme cesaretini gösterecek kadar hak-hukuktan uzaksa, siz o karara ”Kutsal” gözü ile bakabilir misiniz?.


“İnsan” eli ve aklı ile olan hiçbir şeye kutsallık izafe etmeyiniz..Kutsal olan haklardır, ayrılmaz aidiyetlerdir, kimlik ve kişiliklerdir..


Dinler bunun için vardır.. Devletler, rejimler, sistemler bunun için vardır.. Yargılar, yargıçlar, mahkemeler bunun için vardır..


“Hakk”ı, kutluyu/kutsalı korumak için..


Dinlerin de, Devlet/rejim ve sistemlerin de, yargı ve kurumlarının da amacı insanı mutlu kılmaktır..Mutsuz, huzursuz, umutsuz kılmak değil..


İnsanı insanın zulmünden kurtarmaktır.. “Ya kendisi zulmediyorsa…” dedirtmemektir..


“Zulüm” payidar olmaz.. Zalimler unutulur; toz-toprak olur-gider ama mazlumlar unutulmaz..


NOT: Bu yazı 1961 yılında bir Başbakan ile iki Bakan’ın idam kararından sonra ve idamlardan önce yazılmıştır.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler