YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kürtler ve Türkler arasında bir savaş yok!
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan katıldığı televizyon programında Abdullah Öcalan’ın mektubunu ve çekilme çağrısını değerlendirdi.
Kürtler ve Türkler arasında bir savaş yok!
21 Mart 2013 / 22:32 Güncelleme: 22 Mart 2013 / 07:19

İşte Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan’ın konuşmasından öne çıkan kesitler:

Abdullah Öcalan'ı siyasetçi olarak değerlendiren Tan,  "Bence şu anda aktif siyaset yapan siyasetçilerin hepsinden daha tecrübeli bir siyasetçi. Bu siyasetçi derken bütün diğer siyasi liderlerle Abdullah Öcalan’ı aynı kefeye koyuyorum diye bir algı çıkmasın. Fakat sonuç olarak Abdullah Öcalan, silahlı bir siyasi mücadele verdi, yani silahlı boyutu da olan, terör boyutu da olan bir mücadele verdi " diye konuştu.

Abdullah Öcalan bu işe başladığından bu yana Türkiye’de çok sayıda Cumhurbaşkanı, çok sayıda Başbakan, çok sayıda İçişleri ve Savunma Bakanı, çok sayıda Genelkurmayı Başkanı değiştiğini belirten Tan,  PKK’nın tepesindeki adamların değişmediğini söyledi. Bu yüzden  birçok siyaset adamından daha tecrübeli bir siyasetçiyle karşı karşıya olunduğunun bilinmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’de silahların bırakılmasından daha  önemli olan şeyin  temel paradigmanın değişmiş olması olduğunu söyleyen Tan, " Önemli olanın Türkiye'nin Abdullah Öcalan’ın kabul etmiş ve kendi taraflarına da bunu lanse etmiş olmasıdır. Şimdi 4-5 sayfalık bu konuşma metnini başında Öcalan yazıyor, bir de sonunda yazıyor. Bugünkü konuşmayı şu ana kadar duymamış, ne olduğunu da bilmeyen biri üstünü ve altını ismi geçen kısmı kapatıp okusaydık eğer ve bu mesajı Başbakan Erdoğan’ın söylediğini ifade etmiş olsaydık herkes buna inanırdı. Yani Abdullah Öcalan’dan değil Başbakan Erdoğan’dan ve onun gibi düşünen insanlardan  yapılması beklenen bir konuşma metni olduğunu vurgulamak için söylüyorum. Dolayısıyla o mesajın tamamı gerçekten çok önemli bir mesaj. Konuyla alakalı düşünen, konuşan herkesin bu mesajı birkaç defa okuyup gerçekten anlamak için uğraşmasında fayda var." dedi

 Peki Abdullah Öcalan’ın mesajında ne var?

Abdullah Öcalan'ın mesajını değerlendiren Alper Tansembolik şeylerin olduğunu belirterek, " Mesaj hem Kürtçe hem de Türkçe okundu. Kürtçe kısmını, bir Kürt olan Pervin Buldan okudu. Türkçe kısmını da bir Türk olan Sırrı Süreyya Önder okudu. Yani orda sembolik bir şey var. Abdullah Öcalan’ın mesajındaki şu konu çok önemli. Türkiye büyük Millet Meclisi’nin ilk kuruluş aşamasına bir vurgu var.  Bizim o güne kadar pek sıkıntımız yoktu. Birinci meclisteki ruhu muhafaza etmek zorundayız ama Birinci meclisten sonraki süreçte işler bozuldu. Emperyalist ideolojiler devreye girdi. Türk, Kürt, Arap, Acem… Bunlar ayrılmaya çalışıldı. Ulusçuluk üzerinden bu topraktaki halklar parçalanmaya kalkışıldı. Bu da bu çatışmalı süreci doğurdu. Bu bir oyundu ama bu paradigma yerle bir oldu, yıkıldı. Yeni bir dönem başlıyor. Bizim bu döneme ayak uydurmamız gerekiyor. Eskiden ret, inkar, asimilasyon politikası vardı. Buna karşı biz silahlanmıştık, dağa çıkmıştır, örgüt kurmuştuk. Bu şekilde bir silahlı mücadele veriyorduk ama artık devletin paradigması değişti. Bütün bu yanlışlardan vazgeçen bir devlet var karşımızda. Dolayısıyla bunlardan vazgeçen devlete karşı silahlı mücadele etmenin zamanı dolmuştur, artık silahları bırakın ve sınır dışına çıkın. Bu mesaj çok önemli. Silahı bırakmanın da ötesinde o temel paradigma değişikliği görmüş, kabul etmiş ve bunu kendi örgütüne dikte eden bir duruma gelmiş olması bugünkü konuşmanın özüdür ve çok önemlidir." dedi.

"Şimdi bazı PKK tarafları diyor ki, ‘Ya biz ne elde ettik ki silahlı mücadeleye son veriyoruz.’ Diye düşünüyorlar. İşte öyle düşünenlere Abdullah Öcalan diyor ki ‘Bizim silahlı mücadelemiz bitti. Artık devletin paradigması değişti. Biz bundan sonraki aşamayı siyasetle,  demokratik mücadeleyle konuşup çözebiliriz. Silah olması gerekmiyor artık. Siz sınır dışına çekilin ve bize güvenin mesajı var. Bu mesajda sadece Kürtlerle Türklerin birlik ve beraberliği söz konusu değil. Burada bunu da aşan bir söylem var. O da nedir? Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Acemlerin, birlikte oturarak bir konferans düzenlemeleri ve kendilerine yeni bir model oluşturmaları gerektiğine dair bir vurgu var."

 Kutlamalarda neden bir Türk Bayrağı yoktu?

"Birlik beraberlik vurgusu yapılan bir mesaj okunurken neden Türk bayrağı yoktu? Türk bayrağı denilince ırki ya da etnik bir bayrak kestedilmemesi gerekiyor. Çanakkale’ye de vurgu yapıyor mesajında Abdullaj Öcalan. Bayrağımızın olmaması gerçekten büyük bir eksiklik. Ama sırf buradan yola çıkarak oradaki diğer olumlu atmosferi yok etmeye de çalışmamak lazım. Abdullah Öcalan’ın mesajının verildiği sırada arakadaki büyük ekranda Öcalan’ın fotoğrafının yer almasından hareketle bu olumlu atmosferi lekelememek lazım."

 Kürtler ve Türkler arasında bir savaş yok!

 "Ulus devletleri veya ulusçuluk ideolojisinin emperyalizmin bu kıtada yaşayan halkları bölmek için bir oyun olduğunu vurguluyor. Abdullah Öcalan’ın söylemiş olması çok önemlidir ve ilginç olduğu kadar da anlamlı. Son derece doğru bir noktaya geldiğini gösteriyor. PKK terörünün altındaki ana sebep de bu ulusçu zihniyetten kaynaklanıyor. Abdullah Öcalan da bunu vuruluyor. Peki ne elde etti de bu noktaya geldi? Diye bir soru akla gelebiliyor. Mesajına baktığınızda isim vermeden kendine dair de özeleştirilerde de bulunuyor. Yani ulusçuluk emperyalizmin bir oyunuysa bu oyuna PKK ve Abdullah Öcalan’ın da geldiğini de unutmamak lazım. Bu hatadan döndüğüne dair işaretler de taşıyor Abdullah Öcalan’ın mesajı. Bu bakımdan burası önemli. Bundan bir bağımsızlık talebi yok, bir özerklik talebi yok, bölünme talebi yok. Aksine birlik bütünlükte ortak bir süreçte demokrasiyle siyasetle ilerleme ve daha da büyüme talebi söz konusu. Burada illaki bir şey elde etmek gerekmiyor. Tırnak içinde eğer bu bir savaşsa bu kesinlikle Türkler ve Kürtler arasında bir savaş değil. Bu Kürtler ve devlet arasında bir çatışmadır. Yoksa Kürtler ve Türkler arasında bir savaş olmadı. Bu devletin kendi hatalarını görüp vazgeçmesiyle ve Kürtlerden esirgenen hakları tanımasıyla birlikte olumlu bir havaya dönüşmüştür. Zaten Öcalan’ın bu noktaya gelmesinde de ana sebep budur. Her iki tarafın yaptığı da savaşı ya da zaferi kazanmak değil. İki tarafın yaptığı da zarardan geri dönmektir. Burada PKK da bir zafer kazanmıyor, devlet de bir zafer kazanmıyor. Kürdistan kavramına çok da takılmamak gerekiyor. Tarihte bizim Kürtlerin fazlaca bulunduğu bölgeye Kürdistan denilmiş. Bunda alınganlık göstermemek gerekiyor. Bunu bölünmenin bir unsuru haline getirmemek gerekiyor. Sonuç olarak bir coğrafya adı."

 Bu çağrıyı Öcalan’ın yapması daha doğru

 "Önemli olan bugünkü Nevruz’un gerçekten ilk defa bayram olarak kutlanmasıdır. Nevruz Türkiye’de ilk defa bayram olarak kutlanıyor. Bundan önceki dönemlerde hep çatışma ve arbede olurdu, kan dökülürdü. Ne oldu? Ne kaybettik yani şimdiye kadar? O sarı-kırmızı renkleri yasakladık, Kürtçe’yi yasakladık, Nevruz’u yasakladık, Kürt yok dedik, ne elde ettik? Bu bakımdan vazgeçmek gerekiyor. Bir de şunu hatırlatalım. İlk defa bu sene Nevruz bayramında bu kadar bir kalabalık toplandı. Bu kalabalık şunu gösteriyor. Çatışma istemiyor. Kürdü de istemiyor, Türkü de. Artık huzur içinde yaşamak istiyorlar. Aslında bugün Diyarbakır’da yaşananlar 2009’da Habur’da yaşananlardan çok farklı değil. Habur’da da dağdaki teröristler silahı bırakıp dönmüşlerdi. Oradaki halk ‘İyi ki döndünüz’ demek için onları orda karşıladı. Tıpkı bugün Diyarbakır’da Nevruz meydanını dolduran kalabalıkta olduğu gibi. Ne yazık ki 2009’da devlet de hazırlıksız olduğu için PKK da bilinçsiz olduğu için bunlar yaşandı. O günden bu güne terörist de Mehmetçik de hayatını kaybetmeyebilirdi, şehit olmayabilirdi. O sebeple bu süreci Kürdüyle Türküyle herkesin bir huzur beklentisi var. Devlet de PKK’nın başındaki adam da bu noktaya gelmiş vaziyette. Bunu neden Öcalan yapıyor diye takılmayalım. Öcalan’ın yapması daha doğru olabilir. Daha kazsız belasız olabilir. Bundan sonrasında da inşallah bozulmaz bu hava."

Kanal A Haber

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler