YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kurtarma planının sırrı
Askeri savcılığın iddianamesi meçhul subayın 'Çiçek'i kurtarma' planını deşifre eden mektubunu yeniden gündeme getirdi.
Kurtarma planının sırrı
14 Temmuz 2010 / 07:57 Güncelleme: 14 Temmuz 2010 / 07:59

Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame kafaları karıştırdı. Çiçek dışında tüm askerlerin aklandığı iddianamede, Çiçek’e yöneltilen suçlama ‘Astlık üstlük ilişkisini zedelemeye’ indirgendi. İddianame belgenin orijinalini savcılara gönderen subayın Kasım 2009’da yazdığı mektupta yer alan planın aynen işlediğini de ortaya koydu.

Planın son maddesi şöyle: “Bu girişimlerden sonuç alınmazsa, Genelkurmay Askeri Savcılığı aracılığı ile suçluların sadece Albay Çiçek ve birlikte çalıştığı alt kademe personel olduğu şeklinde karar aldırmak. Bu personelin mümkün olan en hafif ceza ile cezalandırılmasını sağlamak. Yargılama sürecinin, emir vererek çalışmaları başlatan ve yönlendiren komuta kademesine sıçramasına engel olmak."

SAVCI BAŞBUĞ’U TEKZİP ETTİ

İddianame ile Genelkurmay Başkanı Başbuğ yalanlanmış oldu. Başbuğ geçtiğimiz hafta katıldığı Arena programında, belgenin polis tarafından Taraf gazetesine sızdırıldığını iddia etmişti. Savcı Şentürk ise 2007 yılı YAŞ toplantılarında amiralliğe terfi edemeyen Çiçek'in, kırgınlık ve kızgınlık sonucu,  planı hazırladığını ve bizzat sızdırdığını iddia etti.

2007’de terfi edemeyen Çiçek’in, planı niçin Nisan 2009’da hazırladığı ise izaha muhtaç. Çiçek’i terfii ettirmediği iddia edilen komutanlar 2009’da emekli olmuştu. 2007’de Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt iken plan hazırlandığı sırada komutan Org. Başbuğ idi. Çiçek’in kadrosunun bulunduğu Deniz Kuvvetleri Komutanı da değişmişti. Bu tablo, savcının iddialarını çürütüyor.

'KIZGINLIK'LA CEZA İNDİRİMİ!

Askeri savcının hazırladığı iddianamede, Silivri’deki mahkemede darbecilikle suçlanan Çiçek ‘Astlık üstlük ilişkilerini zedelemek, komutanlara güven hissine yok etmeye çalışmak’ gibi basit iddialarla suçlanıyor. Uzmanlar savcının Çiçek’i suçlarken ‘Kızgınlıkla yaptı’ demesinin de bir taktik olduğu görüşünde. Zira Askeri Ceza Kanunu'na göre bir suçun ‘kızgınlık’ sonucu işlenmesi ceza indirimi getiriyor. Çiçek’in yargılanmasına başlanmasının ardından, konunun Uyuşmazlık Mahkemesi’ne götürülerek dosyanın Silivri’den alınmak istenebileceğine dikkat çekiliyor.

'HAFİF CEZA VERELİM'

Meçhul subay, Kasım 2009’da savcılara gönderdiği ihbar mektubunda, Çiçek’in yalnız olmadığını ve komutanların emriyle planı hazırladığını ifade etmişti. İhbarcı subay cuntanın olayın üstünü kapatma planını da deşifre etti.  'Sayın Savcım' diye başlayan mektupta belirtilen aşamaların hepsi gerçekleşti.

KOMUTAYA SIÇRAMASIN

İlk olarak belgenin içeriğinden çok şekli unsurlarının tartışılması sağlandı. Ardından belgenin gerçek olduğunu ortaya koyan Adli Tıp Kurumu yıpratıldı. Belgenin orijinalini sivil savcılıktan alınarak delil yok edilmeye  çalışıldı. İhbarcı subay, imza makinesi uyarısında da yanılmadı.  Önce bir CHP milletvekili duruşmada Çiçek’in avukatları imza makinesi ile savunma yaptı. Mektuptaki son madde şöyleydi: “Bu girişimlerden sonuç alınmazsa, Genelkurmay Askeri Savcılığı aracılığı ile suçluların sadece Albay Çiçek ve birlikte çalıştığı alt kademe personel olduğu şeklinde karar aldırmak. Bu personelin mümkün olan en hafif ceza ile cezalandırılmasını sağlamak. Yargılama sürecinin, emir vererek çalışmaları başlatan ve yönlendiren komuta kademesine sıçramasına engel olmak."

PAZARLIK MI YAPTILAR?

Albay Dursun Çiçek, jandarma kriminalin raporunun ardından Genelkurmay'a tavır almıştı. 31 Mart'ta internete düşen ses kaydında Çiçek, şöyle diyordu: "Bir kazık yedim. Ha ileri bir adım atmak için o kazığa razıyız. Tek şüphem işte pazarlıklar falan, centilmenlik anlaşması mı yaptılar? Bu konuda çok kırgınım. Hıfzı Paşa zaten k..ından korkuyor. Eşşek kadar kurum pazarlık yapıyorsa yazık yani."

BAŞBUĞ, 'KAĞIT PARÇASI' DEMİŞTİ          

Askeri savcılık, belge kamuoyunda tartışılırken farklı bir tavır sergilemişti.  Ali Tıp, Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK'ın raporlarına rağmen 24 Haziran’da “Belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli (Albay Çiçek) hakkında delil bulunmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına  karar vermişti. İki gün sonra da Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, “kâğıt parçası” tabirini kullanmıştı.

Erzincan’da yüzlerce delil var

Başsavcı Cihaner ve Orgeneral Berk'in suçlandığı 14 ek klasörlü Erzincan iddianamesinde, eylem planının hayata geçirildiğine yönelik yüzlerce delil var.  Üsteğmen Ersin Ergut'ta ele geçirilen "Ddl.doc" isimli dosyada mühimmatın evlere nasıl yerleştirileceği ve bu konuda 3. Ordu imkânlarının seferber edileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor. "Sol terör örgütlerinin faaliyetleri artırılacak." şeklindeki el yazısı da dikkat çekici. Erzincan Çatalarmut Baraj Gölü'nde 27 Ekim 2009'da bulunan 13 adet el bombası ile 350 civarında merminin polise komplo kurmak için yerleştirildiği tespit edildi.  Şüpheli Ahmet Saraçlar'ın bilgisayarında başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın eşleri olmak üzere çok sayıda milletvekili ve bakanın eşleri hakkında değerlendirme raporlarının yer aldığı fişleme dosyası bulundu.  6 numaralı klasörde şüpheliler Nedim Ersan, Ersin Ergut, Orhan Esirger ve Ergin Soysal'ın Ergenekon sanıklarıyla irtibatına ilişkin tespit tutanağı var. Gizli tanıklara yapılan baskılar ve bazı CHP'li milletvekillerinin  içinde yer aldığı gizli görüşmeler de hafızalarda.

'CİHANER VE BERK MAĞDUR'  İFADESİ HUKUK DIŞI

Askeri savcılığın hazırladığı iddianamenin en dikkat çekici bölümü, aralarında 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Albay Ali Tapan, Albay Recep Gençoğlu'nun bulunduğu Ergenekon'un Erzincan ayağının davasının sanıklarının 'mağdur' olarak gösterilmesi. Planın 'hiyerarşik yapı' içinde hazırlandığı kabul edilerek 14 kişinin suçlandığı ve haklarında dava açıldığı ileri sürüldü.  Hukukçular bu ifadenin iddianamede yer almasına tepkili. Görüşler şöyle:

İDDİANAMEDE YER ALAMAZ

Emekli Askeri Hakim Yusuf Çağlayan: Savcı eylemi anlatır, eylemin tarihini belirtir, bu eylemin nasıl oluştuğunu anlatır, buna göre cezalandırma talep eder. Ancak Cihaner ve Berk ile ilgili değerlendirmeler bir iddianamede yer alacak ifadeler değil. Bunlar kişisel görüşlerdir. 'Görevi suistimal suçu',  Çiçek'in eylemi açısından değerlendirilmeliydi. Bu iyi bir müdahale değil.

ZORLAMA BİR YORUM

Emekli Askeri Hakim Faik Tarımcıoğlu: Cihaner ve Berk ile ilgili değerlendirmenin bir başkasıyla ilgili bir iddianamede yer almasını doğru bulmadım. 'Mağduriyet olmuştur' derken yani ne olmuştur? Bir kere Erzurum'daki davanın delillerini bilmiyorsun ki. O dosyalardaki delillerden Dursun Çiçek'le ilgili davada mağdur olup olmadığını nasıl biliyorsun? Zorlama bir yorum. İddianameyi de zayıf buldum. (Bugün)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler