24 Temmuz 2017 Pazartesi
  • Altın142,669
  • BIST106.843
  • Dolar3,5367
  • Euro4,1209
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5947
  • İstanbul25 °C
  • Ankara19 °C
  • İzmir28 °C
  • Konya20 °C
  • Adana28 °C
  • Antalya30 °C
  • Diyarbakır29 °C
  • Bursa18 °C
  • Kayseri18 °C
  • Kocaeli16 °C
  • Şanlıurfa26 °C
  • Gaziantep27 °C
  • İçel28 °C
YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR?
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kürtaj yasağı anayasaya aykırı
Başbakan Erdoğan'ın her kürtaj bir Uludere'dir yorumu ile başlayan Sağlık Bakanı Akdağ'ın bununla ilgili bir yasa çalışması olduğuna diar sözleri ile alevlenen Kürtaj tartışması gitgide büyüyor. Peki hukukçular bu konuda ne söylüyor...
Kürtaj yasağı anayasaya aykırı
02 Haziran 2012 / 10:04 Güncelleme: 02 Haziran 2012 / 10:08

KADINLARI RENCİDE EDİCİ
PROF. DR. İBRAHİM KABOĞLU: Kürtajın yasaklanmasına ilişkin bir yasal düzenleme, 1982 Anayasası’nın hükümleri, başta Avrupa Sözleşmesi (İHAS) gelmek üzere Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve bunları uygulayan organların kararlarına ve insan hakları kuramının genel ilkelerine aykırılık oluşturur. 1982 Anayasası’nın, kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı (md.17), özel hayatın gizliliği (md. 20), sağlık hakkı (md. 56)’nı güvencelemek ve insanın maddi-manevi gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla yükümlü olan devlet, ‘kürtaj hakkı’nı yasaklamaktan çok, annenin tercihleri ve yaşam hakkına saygıya öncelik vermesi gerekir. Aynı anayasa, başlangıç kısmında ‘doğuş’, hak ve özgürlükler için ölçüt olarak belirlenmiştir.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) yaşam hakkı başlıklı 2’inci maddesindeki “herkes yaşam hakkına sahiptir” şeklindeki düzenlemeyi yorumlayan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin, ‘cenini’, hak öznesi olarak kabul etmiyor.

Türkiye’nin taraf olduğu diğer uluslararası sözleşmeler kürtaj hakkını güvence altına alıyor. Kürtaj hakkının anayasal güvenceleri ve uluslararası güvenceleri yanısıra, kazanılmış bir hakkın geri alınması, insan hakları genel kuramı açısından tartışmaya açıktır. Konuya, insan onuru açısından bakıldığı zaman, birkaç gündür erkeklerin, kadınlara yönelik tartışma tarzı bile, kadınların haysiyetini rencide edicidir.

1983 DÜZENLEMESİ YERİNDE

ESKİ ADALET BAKANI, PROF. DR. HİKMET SAMİ TÜRK: Eski TCK’da çocuk düşürtme her biçimde suçtu. 1983’te yapılan değişiklikle 10 haftaya kadar kürtaj yapılma olanağı getirildi. İstenmeyen çocuk gibi durumlar oluyor, tecavüz ya da başka olaylar sonunda. Böyle durumlarda herhalde çocuğun aldırılmasına olanak tanımak gerekir. Bir de bazı durumlarda, örneğin doğacak çocuğun sağlıklı olmayacağı gibi, ne çocuk için ne ebeveynler için doğru olmayacak bir halde olanak tanımak gerekir. O dönemde de yapılmayan bir şey değildi. Gizli olarak yüksek fiyatlara yapılıyordu.

Anneyi ve doğacak çocuğu korumak bakımından buna olanak tanımak gerekir. Bu tartışma anlamsız, çünkü 1983’te bir çözüm bulunmuş zaten. Uluslararası sözleşmelerde kürtajı engelleyen bir düzenleme yok. Burada “ceninin” bir varlık olduğu görüşü var.
Bu bir görüş. Bu 1983’teki düzenlemeyi yeniden kurcalamayı kamuoyuna yönelik bir istismar olarak düşünüyorum. Annenin herhalde dünyaya getireceği çocuk üzerinde bir hakkı vardır.

4 HAFTA YASAKLA EŞDEĞER

PROF. DR. NECMİ YÜZBAŞIOĞLU: Batı bunu yüzyıl kadar önce çok tartışmış. Katolikler özellikle kürtaja karşı. Günümüzün insan hakları açısından baktığımızda iki görüş var. Birincisi kadının beden bütünlüğü ve kişilik hakları, diğeri çocuk hakları. Bir de toplumun bakışı var. Bu bence arka planda kalması gereken görüş. Özgürlükçü demokrasilerde toplum baskısını değil, hak ve özgürlükleri öne almalıyız.

Çocuk haklarının daha geri planda olduğu dönemlerde, dini bakışlar dışında kürtaja daha esnek bakılıyordu. Çocuk hakları ile beraber iki hakkın çatışması söz konusu hale geldi.
Kadın ve çocukların hakları. Kadının bedeni üzerindeki hakkı mı çocuğun yaşam hakkı mı sağlıkçılar ve hukukçular açısından tartışılıyor. İşin bir defa sağlık boyutu var. Her halükarda kürtaj yasaktır diye bir düzenleme olamaz. İrade dışı gebe kalmalar var, tecavüz var. Özellikli durumlar öncelikle dikkate alınmalı. Çocuktan çok kadının haleti ruhiyesine önem verilmeli. Bu durumlarda kadının kürtaj hakkı olmalı. Bir de zaman hikayesi var.
Şu an 2,5 aya kadar mümkün. Cenin ne zamana kadar canlı sayılır. 4 hafta deniliyorsa çok kısa bir süreç. Birçok kadın, 4 haftadan sonra anlayabiliyor. Bunların hepsini görüp, anayasaya aykırılığını ondan sonra tartışmak gerekir. Kısıtlılık ne kadar olacak, bunların hepsine bakmak lazım. Tartışma konuları da zaten ortada. Dengeli bir düzenleme olursa, uzun ömürlü bir yasa olur. Bunlar ihmal edilirse, daha çok zarar görülen, kadınların daha çok zarar gördüğü bir ortam yaratırsınız.

DEVLET BUNA KARIŞMAZ

ESKİ ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANVEKİLİ GÜVEN DİNÇER: Anayasaya göre insanların gelecekleri ile karar verme hakkı vardır. Kürtaj, kişisel dünya ile ilgili bir konu. Devlet buna karışmamalı. Devlet buna ancak sağlık nedenleriyle karışabilir. Yoksa, bunun bir yasak konusu olması çok gerilerde kalmış bir düşünce. Bu konular devletçe düzenlenmemeli. Hastanelerin denetlenmesi, kurallar konulması, belirli bir sürenin teknik hesapla belirlenmesi. Yoksa, devlet sağlık yönü dışında buna karışamaz.

PROF. DR. ÜLKÜ AZRAK: Kişilerin özel alanına bir müdahale yapılacak gibi gözüküyor, kişisel yaşama. O bakımdan hukuken kabul edilebilir değil. İstisnaları bile fazla tartışmadan konuyu böyle ele almak gerekir. (Milliyet)

kurtaj
 // zeynep
tayyip mi bakacak bütün doğan çocuklara gunde kaç tane istenmeyen gebelık ortada biz bir tane cocuga bakamıyoruz tabi onlar kadar rahat değiliz...
03 Haziran 2012 00:10
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler