25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-3 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya5 °C
  • Diyarbakır0 °C
  • Bursa5 °C
  • Kayseri-3 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa1 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel10 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kürt açılımını kim nasıl yorumladı?
Kürt açılımında Türkiye modeli.. Dünyadaki örneklerine de benzemeyecek. Peki yazarlar yeni süreci nasıl gördü?
Kürt açılımını kim nasıl yorumladı?
30 Temmuz 2009 / 11:23 Güncelleme: 30 Temmuz 2009 / 00:00

İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın cesur açıklamaları büyük yankı uyandırdı. Hükümet Kürt açılımının içeriğini vermedi ama ipuçlarını verdi. İktidar yavaş ama kararlı bir görüntü çizdi.






TÜRKİYE MODELİ


Atalay dünkü toplantıda şunları söylemişti: Bazı ülkelerin tecrübelerini incelemeye aldık. İsveç ve İspanya İçişleri Bakanı ile bazı konuları paylaştık. Ancak, hiçbir ülkenin benimsediği yöntemi aynen uygulamak gibi bir düşüncemiz yok. Kendimize özgü, kendi modelimizi uygulamaya çalışıyoruz. İnşallah dünyaya örnek olacak bir Türkiye modeli oluştururuz.


Atalay'ın bahsettiği ve herkesin sürece dahil olacağı 'Türkiye modeli' çözümün anahtarı olarak sunuldu. Şimdilik içerik yok ama verilen ipuçları heyecan ve merak uyandırdı


25 yılı aşkın süredir sorunun bitmesi adına en olumlu hava yakalanmış görünüyor. Bu süreçte entelektüel çevrelerin, STK'ların, meslek odalarının, aydınların ve önde gelen yazarların da görüşü alınacak. Kısacası herkesten elini taşın altına sokması istenecek.


DTP'ye açık kapı


Atalay'ın DTP'ye açık kapı bırakması dikkat çekti. Dünkü basın toplantısında DTP ile ilgili bir soruya Atalay, "Bizim çabamız olumlu atmosferi, pozitif sonuçlara doğru götürmek. Bu gayreti herkesten bekliyoruz. Başbakan’ın DTP’ye randevu verip vermemesi kendi takdiridir" karşılığını verdi.

Tarihe 29 Temmuz süreci olarak geçecek dünkü açıklamalar sonrası gözler yazarlara çevrildi. Yazarlardaki genel hava olumlu..


İşte bazı yazarların hükümetin 'Türkiye modeli' ile ilgili görüşleri


Taraf gazetesi yazarı Ahmet Altan 'Umut' ismiyle kaleme aldığı yazısının başlığından da anlaşılabileceği gibi yeni açılıma ve gelişmelere umutla bakıyor 


"Bu toplum umutlu bir yolda ilerliyor.
Ergenekon türü örgütler temizleniyor.
Ordu, olması gereken çizgilerin içine çekiliyor.
Barış, hayatımızda ciddi bir ihtimal olarak gittikçe daha sağlam bir yer ediniyor.
Otuz senemiz kayboldu.
Ama bugün yeni bir dönemin başlamakta olduğunu görecek noktaya vardık."


Sabah gazetesinin tepe ismi Erdal Şafak, Kürt sorununda devletin geldiği noktayı özetledi! İşte Şafak'ın yazısından bazı önemli noktalar...


Özetlersek, hiç değilse çözümün hangi temellere oturtulacağını artık biliyoruz: "Türkiye'nin iradesi" ve "Türk modeli."
Sıra "Subasman" ilkelerine geldi:
Bu sorun Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğine, devletin tekliğine, vatanın bölünmez bütünlüğüne zerrece halel getirmeden çözülecek.
Bu sorun Türkiye Cumhuriyeti halkını oluşturan tüm kesimlerin desteğine dayalı olarak çözülecek.
Bu sorun hak ve özgürlüklerin alanının genişletilmesiyle, bir başka deyişle, daha çok ve daha kaliteli demokrasiyle çözülecek.
Bu sorun sadece devlet kurumlarının değil siyasi kadroların da mutabakatıyla çözülecek.
Bu sorun Türk halkının iradesinin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çözülecek.


Milliyet gazetesi yazarı Hasan Cemal ise hükümetin konuya ihtiyatlı yaklaştığını ve bunun en doğru adım olduğunu düşünüyor...



"İçişleri Bakanı Atalay’ın dediği gibi ‘konunun hassasiyetleri’ vardır. Bu yüzden, “işi aceleye getirmeden süreci yönetmektir” doğru olan...
Beklenti çıtası zamansız ve gereksiz yere yükseltilirse, bunun yol açabileceği hayal kırıklıkları da çok büyük olur. Onun için yutkunarak konuşmak ya da yoğurdu üfleyerek yemeye başlamak daha isabetli bir tavırdır.
Daha önce de belirtmiştim.
Bu aşamada önemli olan silahların -bırakılması değil- susması, yani ‘parmakların tetikten çekilmesi’dir."


Bugün gaztesinden Ahmet Taşgetiren'e göre dünkü açıklama beklentileri karşılamadı yani kısaca "dağ fare doğurdu"


"Evet, üzerine büyük beklenti yüklenen "Açılım"ın, o beklentileri karşıladığını söylemek zor. Hatta "Zor"dan öte, öze ilişkin hiçbir şeyin bulunmaması, boşuna bir beklenti oluşturulduğunun da ifadesi. Bu meselede sık sık beklentiler oluşturulduğu için, yine sık sık "Dağ fare doğurdu" sözü hatırlanmıştır, bu defa da öyle olacaktır. Tabii, beklentiyi kim oluşturdu ise vebali o taşır ama burada hükümete yönelik eleştirilerin gelmesi de kaçınılmazdır."


Mehmet Ali Birand da Hasan Cemal gibi düşünenelerden. Evet diyor beklenti karşılanmadı ama o da bu açıklamayı olumlu buluyor...


"İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın dün yaptığı açıklama, bazılarında hayal kırıklığı yarattı. Zira genel olarak beklenen, Atalay'ın Kürt sorunu ve PKK konusunda bir yol haritasını açıklamasıydı. Oysa bakan, sadece yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler verdi ve planın içeriği hakkında konuşmadı. Zira çalışmaların devam ettiğinin işaretini verdi. Ben bu açıklamayı dahi olumlu buldum. Nedeni de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin artık bir Kürt ve PKK sorunlarının varlığını kabul etmesi ve çözüm için kapsamlı bir çalışma başlatmasıdır.
Şimdiye kadar, bu sorunlar hem kabul edilir, hem de görmezden gelinirdi. Hele temele inen çözümler aranmaktan kaçınırdı."


Konuya değinen diğer bir isim ise Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül ona göre ise ilk defa Kürt sorunun çözümüne yönelik böylesine bir kararlılık var... Ancak Karagül konuya biraz daha temkinli yaklaşıyor... Bunuda şu sözlerle dile getiriyor:


"Ancak;


Türkiye'de ne zaman olumlu, sevindirici, ümit verici bir gelişme olsa birileri, bir yerler harekete geçer ve bu ümit bir anda derin bir hayalkırıklığına dönüştürülür. Ne zaman bir şeyler yoluna girmeye başlasa süreci boşa çıkaracak bir olay olur. “Kürt açılımı” tartışmalarının yoğunlaştığı dönemlerde saldırıların ivmesi bir anda yükseliyor. Bölgeden acı haberler gelmeye başlıyor. Anadolu'nun her köşesinde evlerde ağıtlar yakılır oluyor. Bazen Dağlıca saldırısı gibi, Aktütün saldırısı gibi Türkiye'yi yasa boğan, bildiğimiz terör saldırılarının ötesinde anlamlar içeren, çokuluslu planlama işaretleri veren saldırılar gerçekleşiyor."


Zaman gazetesinden Mümtaz'er Türköne daha genel çerçevede konuyu değerlendirdi ve o da Bakan Atalay gibi herkesi sorumlu ve dikkatli olmaya çağırdı Türköne MHP lideri Bahçeli'nin bugünkü yazısında sert bir dille eleştirdi


"MHP liderinin "madem öyle, terör örgütünün belini kır, kökünü kazı" söyleminin MHP tabanında bile hiçbir karşılığı olmayacak. İçişleri Bakanı yeni bir başlangıçtan, geçmişe sünger çekmekten bahsediyor. "Terör örgütünü yok etme" formüllerinin, yeni "şehit cenazeleri" davetiyesi dışında hiçbir anlamı yok. Kürtler bu ülkede kendilerini eşit ve onurlu vatandaşlar olarak hissedecek. "Daha çok Türk olmak" Kürtler için "daha çok Kürt olmak" anlamına geliyor."


Sabah gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak da olumlu atmasforden etkilenenlerden. O da son gelişmeleri ümit verici olarak yorumladı... Ancak Ilıcak'a göre eğer AK Parti böyle bir hava yakaladıktan sonra gereken adımları atmazsa inandırıcılığını kaybeder...


""Muhatap kim olacak?" sorusu da sık sık soruluyor. Abdullah Öcalan'la teması politik ortam kaldırmaz fakat Demokratik Toplum Partisi'nin mutlaka devrede olması şarttır. Zaten, Beşir Atalay bu istikametteki bir soruya cevap verirken açık kapı bıraktı. "Başbakanın takdirinde bir değişiklik olabileceği" sözünü sarf etti.
25 yıl kan aktı. Sanki çözüme yaklaştık gibi. Unutmayalım ki, çözüm, büyük ölçüde partilerin işbirliği yapmasına bağlı. Akan kan üzerinden siyasi prim toplamaya çalışanlar olursa, AK Parti'nin de cesareti kırılacaktır."


Radikal yazarı İsmet Berkan bugünkü "Savaşı kazanmak mı zor, barışı kazanmak mı?" yazısında hem Türklere hem de Kürtlere bir hatırlatma yaptı:


"1.Türkler ve Kürtler, bu topraklarda yan yana yaşamaya devam edecekler.


2.Yan yana bile değil aslında iç içe yaşıyoruz. Ne bir coğrafi sınır var aramızda ne dil sınırı ne de din.


3.İç içe yaşarken kavga edemeyiz. Birlikte barış içinde yaşamayı öğreneceğiz.


4.Eski defterleri, geçmişin hesaplarını bir aşamada geride bırakmayı başarabilmeliyiz. Bir tarafın diğer tarafa sürekli ‘Ama biz sizi yendik’ demesi, öteki tarafın da ‘siz bizi hep ezdiniz’ demesi uzun vadede barışa hizmet etmez.


5.Barışı kazanmanın önkoşulu, iki tarafın da galibiyet veya mağlubiyet gibi hislerden uzak tutulmasını başaracak bir sonucu hedeflemektir. Barışı kazanmak, birlikte barış içinde yaşamanın hukukunu oluşturmalıdır."



Son olarak Star gazetesinden Ergun Babahan ise bugünkü yazıısnda Kürt meselesinin Kürtlerin görüşü alınmadan hazırlanacak bir paketin etkili olma şansı olmadığını vurguluyor...


"Özetle, Kürt meselesinin çözümü için un var, şeker var, yağ var.


Tek eksik bunu helva yapma iradesiydi.


Bugün için Ankara’da o da var gibi görünüyor.


Haydi hayırlısı."


Kanalahaber.com



GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler