YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kürsü hakimleri HSYK'dan rahatsız
Kürsü hakimleri HSYK'dan rahatsız
29 Haziran 2010 08:43
Mevcut HSYK'yı eleştiren Asliye Hukuk Hakimi Kemal Şahin, "Bugünkü HSYK kadını erkek, erkeği kadın yapma dışında her tasarrufa sahip" yorumunu yapıyor.

Önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesi'nin gündemine gelecek olan Anayasa değişikliği paketinin iptal istemi toplum tarafından destek görmüyor. Pakette önemli tartışmaların yaşandığı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı ile ilgili değişiklik kürsü hakimleri ve savcıları tarafından eksik ama önemli bir adım olarak görülüyor.

Asliye Hukuk Hakimi Kemal Şahin, asıl yargılama faaliyetinin kürsü yargıç ve savcıları tarafından gerçekleştirildiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

"Biz bu değişikliği mevcut yapıdan çok daha ileri bir aşama olarak görüyoruz. Özellikle toplumsal demokratik meşruiyetin, mesleki demokratik meşruiyetin sağlanması, toplumsal çoğulculuğun renklerinin o kurulda temsil edilmesi olumlu. Venedik kriterlerine ve Avrupa Hakimler Kanunu'na uygundur."

SADECE BAKAN SEÇİMLE

HSYK'nın şu anki yapısının 1983 yılındaki kanunla darbe anayasasını yapanların oluşturduğunu söyleyen Şahin, şunları söyledi: "Bu kurumda Yargıtay'dan 3 üye geliyor, Danıştay'dan 2 üye geliyor. Yargıtay ve Danıştay üyeleri kendi üyeleri arasından seçerek gönderiyor. Bakan ve müsteşar da doğal üyeleri. Bugünkü HSYK'nın içerisinde bulunan bakan ve müsteşar da dahil seçimle gelen sadece bir tek kişi var. O da genel seçimlerde yargıç ve savcıların oy kullandığı bakan. Bugün bu HSYK kürsüdeki 12 bine yakın yargıç ve savcı ile ilgili her türlü tasarrufu yapma hakkına sahip. Yani bugünkü HSYK kadını erkek, erkeği kadın yapmak dışında her türlü tasarrufa sahip bir yapıya sahip. Parlamenter demokrasilerde, demokratik toplumlarda temel unsur şudur: Eğer bir karar organı kimlerle ilgili karar verecekse veya o karar organının vereceği karar kimleri etkileyecekse o etkilenenlerin bu karar organlarında söz sahibi olmalarıdır. Bu demokratik ülkelerde temel ilkedir. Bir kere bu ilke bütünüyle yok sayılmış."

MEŞRUİYET KISMEN SAĞLANIYOR

"Yapılan değişiklikle kürsü yargıç ve savcılarından idari yargıdan 10 asli üyenin ve 6 yedek üyenin yine yargıç ve savcılarla seçimi öngörülüyor. Toplumun adalet beklentilerini, özlemlerini karşılayacak yer buralar. Kürsü yargılamalarıdır. Adliyelerdir. Bir kere bu yargıçların kendileri hakkında karar verecek kuralda yer almaları seçilmeleri, seçmeleri Venedik Kriterleri'ne uygundur. Yani demokratik meşruiyeti sağlıyorsunuz. Diğer yandan Cumhurbaşkanının 4 üyeyi seçmesi, özellikle Cumhurbaşkanının 2007 yılında yapılan değişiklikle halk tarafından seçilmiş olması aynı zamanda toplumsal meşruiyeti kısmen de olsa sağlıyor. Kurul kararlarından ihraç yargı denetimine tabi tutuluyor bu da olumlu bir gelişmedir. Biz bu değişikliği Demokrat Yargı olarak mevcut yapıdan çok daha ileri bir aşama olarak görüyoruz."

MAHKUM OLURUZ

"Biz bugün bu değişikliği eksiklikleri bahane ederek değişikliği engellemeye çalışırsak bugünkü yapının aynen muhafaza etmesinden yana olduğumuzu da beyan etmiş oluruz. Oysa ki bugünkü yapıdan çok daha ileridedir. İtirazlar tamamen bugünkü yapının korunması için yapılan itirazlardır. Eğer bu itirazları dikkate alırsak bu anayasanın hiçbir zaman değiştirilemeyeceği anlamına gelir. Bu toplumun bu anayasaya mahkum olması anlamına gelir."

 

İçtihat değil utanç duymamız gereken kararlar

 

Anayasanın 148. Maddesinde Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişikliklerini nasıl denetleyeceğinin çok net olarak çizildiğini söyleyen Hakim Şahin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Sadece şekil denetimi yapabilir demiş. Şekil değişikliğinin bile çerçevesini çizmiştir. Anayasa Mahkemesi denetim yapacağı hususlar sadece bunlar. Anayasa Mahkemesi anayasa değişikliklerinde esastan denetim yapamaz. İşte deniliyor ki Anayasa Mahkemesi'nin içtihatları var. İçtihatlar dediğimiz ne? 10-42 türban yasası ile ilgili değişiklik ve 367 kararı. Bir mahkemenin hukukun dışına çıkarak, anayasayı dahi ihlal ederek karar vermesi içtihat olabilir mi? Aslında bunu savunanların o kararlardan utanç duyması lazım. Yani utanç duymamız gereken kararları biz içtihat olarak niteliyoruz. Bugün iptal edilebilir yönündeki tedirginlik de Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte verdiği utanç duymamız gereken kararlar nedeniyledir."

KANTARCIOĞLU YORUMU

Anayasa Mahkemesi üyesi Fulya Kantarcıoğlu'nun eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay ile yaptığı ve teknik takibe takılan konuşması ile ilgili olarak Kemal Şahin şunları dile getirdi: "Anayasa Mahkemesi büyük ihtimalle toplanıp bu konuda bir karar verecek. Ancak yargıçlar önlerine gelecek bir dava ile ilgili yorum yapamazlar. Eğer iddialar doğruysa tarafsızlık sorunu gündeme gelebilir. Bunu da mahkeme değerlendirecek. Ben Asliye Hukuk Hakimi olarak önüme gelecek bir dava dosyasıyla ilgili hiç kimseye bir yorumda bulunamam. Yorum yapmam ihsas-ı rey anlamı taşır benim o davaya bakmamam sonucunu doğurur."  (Yeni Şafak)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler