YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Kürdistan, Kürdistan olacak mı?"
Demirtaş, "Kürdistan diyoruz diken diken oluyorlar. En büyük inkar onun üzerinde. Eski isimleri iade edeceğiz diyorlar. Tunceli, Dersim olacak diyorlar. Hani inkarı bitirmiştin? İşte Dersim, Dersim olacak. Peki Kürdistan Kürdistan olacak mı?" dedi
"Kürdistan, Kürdistan olacak mı?"
28 Eylül 2013 / 22:35 Güncelleme: 28 Eylül 2013 / 22:44

Beraberinde BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, milletvekili Altan Tan, Tunceli Belediye Başkanı Edibe Şahin ve sanatçı Ferhat Tunç ile ilk mitingin yapıldığı Karakoçan'a gelen Demirtaş, ilçe meydanında yaklaşık 2 bin kişiyi Kürtçe selamladı. Mitinde 'Öcalan'a özgürlük, Kürtlere statü' pankartı açılırken Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı.

"Kararlılıkla barışın yolundan yürüyoruz"

BDP'nin gerçek halk partisi olduğunu ve tarihin değişmesini vaat ettiklerini söyleyen Demirtaş; şöyle dedi:

"Biz bunu halkımız bir söz olarak verdik. Şimdi o günlerin arifesindeyiz. Kimse halkımıza, insanımıza dininden, kültüründen dolayı hor bakamaz, hakaret edemez. Bakın şimdi çıkmış birileri, 12 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarı, 'Biz inkarı asimilasyonu bitirdik' diyor. Bu inkarın nasıl bittiğini Başbakan Erdoğan bilmez, bunu Mazlum Doğan'a sormak lazım, o bilir nasıl bitirildiğini. Bunları sanki, bunlar şimdiki iktidardakiler bahşetmişler gibi gösteriyor. İnancınızın gaspçıları çıkıp biz size bu hakları bahşettik diyorlar. Siz kimsiniz ki bu hakları bize bahşediyorsunuz?

Biz anamızdan doğmakla zaten bu haklara sahibiz. Bu ülkede başı kapalı olanlar da zulüm gördü. İslami gelenekten gelenler de horlandılar zulüm gördüler. Ama onlar geleneklerini temsil etmiyorlar. Kenan Evren’e ‘Biz senin tanklarının paleti olalım paşam’ diye methiyeler diziyorlardı. Yanlış yaptılar. Çünkü bu topraklarda Kürt'ü, Türk'ü, Alevisi, Çerkezi, Lazı da vardı. Bu topraklardan kimse Sünniyi de Aleviyi de süremez. Kürt'ü de, Kurmanci'yi de süremez. Bu toprakları kendi malları gibi görüyorlar.

Kürtler bu toprakları terk etsin diyorlar. Bu topraklar sana babandan miras da kalmamış. Kürt nerede yaşayacak o zaman? Çözüm için imkan sunduk kardeş kardeşi vurmasın diye. Halen kararlılıkla barışın yolunda yürüyoruz. Bu sizin bize verdiğiniz talimatın gereğidir. Yoksa biz bunların politikasına güvenerek politika yapmıyoruz. Bunlarda bu inanç olsaydı barışa saygılı olsalardı bu sorun çoktan çözülmüştü.

Bak benim Kürt'üm, Zazam, Kurmancim, Alevim yan yana durabiliyor. Ne kimse Türk’ün diline ne kimse Kürt’ün diline hakaret eder. Diyorlar ya nasıl çözülecek bu sorun işte böyle çözülecek. Başörtülü, Kurmanci, Zaza, Kürt yan yana duracak herkes birbirini saygıyla sevecek. Kimse kimseyi inancıyla horlamayacak. Çözüm budur formül budur."

"Devletin bu millete şükran borcu var"

Demirtaş, 90 yıldır cop, panzer, şiddet dışında bir şey görmediklerini öne sürüp şöyle dedi:
"Bu devlete hükümete saygı duymamız gerekiyormuş niye? Köylerimizi yakıp asıp kestiğiniz için mi size saygı duyacağız? Hiçbir yerde halk devlete köle olmaz, devlet halka hizmet eder kölesi olur. Biz niye bu devlete karşı eğmemişiz. Ya devlet kulun icadıdır?

"Hangi kul icadının önünde boyun eğilmişiz?"

Öyle bir hale getirmişler ki, devlet dedin mi akan sular duracak, devlete boyunu eğeceksin. Biz bunları değiştiriyoruz. Bizim dua etmemiz gerekiyormuş. Niye bizleri katlettiği, asıp kesip köylerimizi yaktığınız için mi? Size şükran minnet duyacağız. Kusura bakmayın bu devletin bu millete şükran borcu vardır. Hiçbir modern ülkede halk devlete minnet duymaz ama bizde tam tersi olmak istendi. Bunu kabul etmiyoruz. Biz bunu tersine çevirdiğimiz için öfkeliler. Halk mücadele ettikçe devlet halkın ayaklarının altına iniyor. Hizmetkardır devlet. Bizim hizmetkarımız olduğu müddetçe biz o devlete saygı duyarız. Zulüme saygı duyulmaz. Şimdi devlet artık gökten yere iniyor.

Devletin artık kutsal olmadığı ortaya çıkıyor. Devlet hizmetkar olacak. Tankıyla copuyla, panzer olmayacak. Kürt halkı zulüm devletine karşı direniş hakkını kullanmıştır. Topluma zulüm eden devlet olmayacak, olursa bunun adı devlet olmaz. Orada direniş hakkı doğar. Kürt halkı bunu yapmıştır."

Demirtaş, hükümetin inkar politikası yaptığını ileri sürerek, partilerinin kıvıran, lafı dolandıran bir parti olmadıklarını belirterek, şöyle dedi:

"İnkarı bitirdik diyorlar ya. Kürdistan diyoruz diken diken oluyorlar. En büyük inkar onun üzerinde. Eski isimleri iade edeceğiz diyorlar. Tunceli, Dersim olacak diyorlar. Hani inkarı bitirmiştin? İşte Dersim, Dersim olacak. Peki Kürdistan Kürdistan olacak mı? Başbakan kendisi diyor Osmanlı’da Kürdistan Eyaleti vardı. Başbakana Kürdistan’ın kalbinden soruyorum Kürdistan Kürdistan olacak mı? Başbakan benim Kürt kardeşimle arama kimse nifak sokamaz diyor. Kürtlerin bir tane federasyonu var.

Bu ismi de biz koymadık. Binlerce yıllık bir isim. Bunları kabul etmedikçe asla ve asla kabul etmiş olamazlar. Sen Hakkari Lalesi'ni İstanbul’a getirdiğinde onun adı Hakkari Lalesi olmaz. Sen o laleyi kabul ediyorsan toprağını da kabul edeceksin. Bu ülkede profesör olmuş kişiler hayatı boyunca Kürt'ün elini sıkmamış, orada politika yapmış. Kürt dili diye bir şey yoktur dediler ve Anadolu’nun bütün yoksul çocuklarını burada savaşa sürdüler, dağda taşta savaşa sürdüler köy yaktırdılar işkence yaptılar. O zamanki kuvvet komutanlarının, geçtim onları herhangi paşa, bakanın yiyeni bu dağlarda savaşmış mı? Var mı örneği yok. Buranın sıcaklığını görmemiş insanlar ‘Kürt yoktur’ dediler.

Yıllarca televizyonlara çıkıp ‘Kürt diye bir şey yoktur’ dediler. Dağda taşta Kürt çocuğuna işkence yaptırdılar. Herhangi bir Başbakan'ın, paşanın oğlu yeğeni gelip bu dağlarda savaşmış mı? Yok. Burada savaşan da onun üstüne saldıkları da garibanın emekçinin çocukları. Bu savaşta ölenler sizin evlatlarını değil tabi ki sizin tuzunuz kuru.

O kadar rahat tezkere geçirdiler ki bir tanesi de çıkıp demedi biz tezkere geçiriyoruz , emekçinin çocuklarını savaştırıyoruz ama savaştırdıklarımız bizim çocuklarımız değil demediler. CHP'de demedi. Cesaretleri yetmedi. Her yerde Kürt kendi dilini konuşup okulunda da eğitimini görecek. Diyorlar ya rahat rahat cezaevinde Kürtçe konuşuyorlar analarıyla babalarıyla diye. Bunu bir hak olarak görüyorlar. Bunu söyleyene diyorum ki 'İnşallah o hakkı sen kullanırsın da ananla babanla cezaevinde bol bol Türkçe konuşursun.’ Bölünmek ayrılmak istesek çıkar derdik ki; biz ayrı bir Kürdistan istiyoruz. Kimseden korkumuz yok savcılardan mı korkacağız. Biz şimdi birlik beraberlikten yanayız."

"Ana dilimiz, seçme seçilme hakkımız her şeyin üstünde"

Demirtaş, halkın seçtiklerine güç vereceklerini belirterek, "Halkın seçmediğini kaymakamları bir tane imzayla buraya gönderirseniz bunun adı demokrasi katliamı olur. Ama belediye başkanını değiştirirsiniz. Kaymakam 30 sene burada kalsa değiştiremezsiniz. Ahkam kesiyorlar ya şimdi biz seçiyoruz yetki onda bendedir diyorlar. Ama şimdi değişecek. Atanmış asla ama asla seçilmişin üstünde olamaz.

Demek ki ana dilimiz ve seçme seçilme hakkımız her şeyin üstündedir. Olmazsa olmazımızdır. Başımızı istediğimiz yerde kapatırız. Dilimiz nasılsa dinimiz de her şeyin üstündedir. Aleviler devlet yönetimine girmeleri engellenmiştir. Alevi’ye hizmet etmiyorsun. Bu soygunculuktur hırsızlıktır. Sen Sünni’den aldığın vergiyle, Alevi’den aldığın vergiyle, Kürt'ten aldığın vergiyle her kesime hizmet edeceksin. Devletten yolduğun paralarla cami yapılmaz. Devlet dini kabul etmeyeceğiz.

Devletin dini yoktur, Allah’ın gönderdiği din vardır. Biz Allah’ın gönderdiği dini kabul ediyoruz, devletin dinini kabul etmiyoruz. Devlet kendi kafasına göre din üretmez. İnancımız ancak böyle koruyabiliriz" dedi.

Demirtaş, daha sona Palu İlçesi'ne hareket etti.

 

DHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler