YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kur'an'a değil neye çağıracağım
Kur'an'a değil neye çağıracağım
13 Şubat 2010 07:56
"Televizyonunu yarım saatliğine kapatın, Kur'an-ı Kerim okuyun" dediği için bazı kesimlerden tepki gören Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, "Bu bir çağrıdır, zorlama değil. Biz, kalbinin temizliği sana yeter, diyemeyiz. Bir medyanın suni polemiği bu k

"Televizyonunuzu yarım saat kapatın, Kur'an okuyun" dediği için bazı kesimlerce acımasız biçimde eleştirilen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, din üzerinden polemik yapma modasının geçtiğini söyledi.

Yeni Şafak'ın sorularını yanıtlayan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Bardakoğlu, Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'in 610 yılında nazil olmaya başladığını ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e (SAV) vahyedilmesinin 1400. yılı münasebetiyle 2010 yılını 'Kur'an Yılı' ilan ettiklerini belirtti. Diyarbakır'da 6-7 Şubat tarihleri arasında il ve ilçe müftüleriyle biraraya geldiklerini anlatan Bardakoğlu, "Her yerde yaptığımız gibi Diyarbakır'da da bölge toplantısı yaptık. Bütün insanlar dine karşı fevkalade sevgili, saygılı ve sıcak" dedi.

SUNİ POLEMİK TUTMADI

Toplantıda yaptığı "Kur'an okuyun" davetinin bir gazete tarafından "Bardakoğlu Bir Taş Attı" başlığıyla farklı şekilde verilerek yorumlandığını dile getiren Bardakoğlu, "Bu davetin gerçek sebebini medya patronları ve ilişkili oldukları kişiler bilir. Biz onu bilemeyiz, sadece tahmin ederiz. Ama şu sevindirici bir şeydir. Böyle din üzerinden polemik yapmak isteyenlere, medyamız ve yazarlarımız prim vermiyor artık. Onun için medyaya, Diyanet'e duydukları güven için teşekkür ederim. Bir medya kuruluşunun kuyuya taş atmaya kalkmasını insanlar çok kolay anladılar. Bunun suni bir polemik üretmek amacıyla yapıldığını hemen fark ettiler" şeklinde konuştu.

KUR'AN'A DEĞİL DE NEYE ÇAĞIRACAĞIM?

Diyanet İşleri Başkanı olarak "Kur'an-ı Kerim okuyun" çağrısı yapmasının çok doğal olduğuna işaret eden Bardakoğlu, şöyle devam etti: "Diyanet, insanları Kur'an'a, sünneti anlamaya çağırmayacak da neye çağıracak? Kur'an herkese gönderilmiş hayat kitabıdır. Kur'an'ı okumak, daha önemlisi anlamak, daha da önemlisi ve gayesi; Kur'an'ı hayatımıza yansıtmaktır."

KUR'AN HAYATIMDA NE KADAR VAR, DEMELİ!

"Kur'an bizim hayatımıza indi mi? Her Müslüman bu soruyu soracak. Kur'an benim hayatıma indi mi? Hayatıma rehber oldu mu? Peygamber Efendi miz'in hayatı Kur'an'ın yaşanabilir olduğunu gösterdi. Kur'an öyle anlaşılmaz ve yaşanılmaz bir kitap değil. Apaçık kitaptır, okursunuz ve anlarsınız. Herkes kendi kabı büyüklüğünde anlar. Ama herkeste bir iz, bir ses bırakır."

KİMSE HATIRLATMA DİYEMEZ

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Müslümanlar'a "Kur'an okuyun" davetinden bir zorlama sonucu çıkarılamayacağının herkesçe anlaşıldığını belirterek, şunları söyledi: "Bu zorlama değil, bir uyarıdır, çağrıdır, davettir. Bu hatırlatmadan kimse rahatsız olmamalı. İnsanların özgürce karar vereceği bir konudur. İsteyen bunu dinler ki, biz bunu cemaate ve bize kulak verenlere söylüyoruz. İsteyen de 'bu çağda bu davetin ne anlamı var' der, kendi yolundan gider. Bu çağrımızın, öteki dünyayla alakalı bir anlamı var. Biz, 'Kalbini temiz tut, Kur'an'ı, Peygamberi tanımasan da olur. Senin kalbinin temizliği sana yeter. Din zaten iyi niyetten ve temiz kalpten ibarettir. Kur'an ve Peygamberi bilmesen de, anlamasan da senin yolun yoldur' diyemeyiz. Çünkü eğer öyle dersek Allah katında da, kendimizle başbaşa kaldığımızda da mahcup oluruz."

 

'Kur'an okuyun' İslam'ın 14 ASIRLIK ÇAĞRISIDIR

Her gün en az yarım saatimizi Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber (SAV) ile buluşmaya ayırmak gerektiğini söyleyen Bardakoğlu şöyle konuştu: "Bu çağrı; İslamiyet'in 14 asırlık çağrısıdır. Ne çekiyorsak cahillikten çekiyoruz. Aslında insanlar biraz maddi ve dünyevi, sanal itibarlar kazanmış kişiler, her şeyi bildiklerini zannetmek gibi bir yanılgıya düşüyorlar. İşte onun için de Kur'an sürekli 'Siz ise hep O'na muhtaçsınız' uyarısı yapıyor. Onun için Kur'an'ın uyarısı bir diriliştir, dirilmeye çağrıdır. Üzerimizdeki ölü toprağını kaldıran bir çağrıdır. Bu çağrıyı yapanın da ihtiyacı var, çağrı yapılanın da." Koca bir ömrün göz göre göre onca meşgfale arasında elden kayıp gidişinden dem vuran Bardakoğlu, şöyle konuştu: "Müslümanlar olarak Kur'an'dan ve Peygamber Efendimiz'in sünnetinden çok ayrı kaldık. Din hakkında yalan yanlış bilgilerle dini tasavvur etmeye ve tasavvur ettiğimiz dini de gerçekmiş gibi savunmaya başladık" dedi.

BU SENE "KUR'AN YILI"

Bardakoğlu şöyle konuştu: "2010 yılı İslam'ın doğuşunun, Kur'an'ın nüzulünün, nübüvvetin başlamasının 1400. yılıdır. Müslümanların bundan gafil olmaması, 1400 yılı iyi anlaması ve İslam medeniyeti olarak altın sayfa olmasını sağlayan Kur'an medeniyetini, sünnet medeniyetini çok iyi kavraması lazım. Diyanet olarak 2010 yılını Kur'an yılı olarak idrak edelim istedik. Vatandaşımızı sempozyumlar, paneller, ilmi toplantılar düzenleyerek Kur'an ve sünnetle buluşturacağız."

 

 

Yeni Şafak

Laik Devlet tanımı...
 // ibrahim çelikoğlu
Laik Devlet inanç sahiplerine karşı koymak,değildir.Hangi inançtan olursa olsun eşit durmaktır.İnançsız olanlarda,"inanmayan"olarak taraftır."İnanmayan din"ine sahiptirler.Onlarda Laik Devlet düzenine uymak mecburiyetindirler.Devletin her kesime eşitliğini desteklemekle mükelleftir.Yoksa;Bunun dışındaki haraketler Anayasaya saldırıdır.Diyanet işleri devlet çalışanları ise,Laik Devlet'e uymak mecburiyetindedir.Her din sahibine eşit durmalıdır.
...
14 Şubat 2010 10:23
YANLIŞLIK NERDE?
 // Ayet Başer
Sayın Diyanet işleri başkanı en tabi ve masumane bir şekilde insanlığın kurtuluş reçetesinin yüce kitabımız Kur'an'da olduğunu en güzel şekilde belirtmiştir.Nesilleri kelaynak kuşları gibi tükenmekte ve de tükenecek olan malum zihniyetteki kimseler bu masum iyi niyetli çağrıdan bile rahatsız olmaktadırlar.Kalplerindeki maneviyat düşmanlığını açıkça dile getirmektedirler....
14 Şubat 2010 01:47
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler