YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Korsan kararnameye tepkiler çığ gibi
'HSYK'nın yapısı kast sistemine döndü'
Korsan kararnameye tepkiler çığ gibi
20 Temmuz 2009 / 07:46 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndaki (HSYK) 'korsan kararname'yle bazı hakim ve savcıların görevden alınmak istenmesine tepkiler devam ediyor.


Türkiye'deki HSYK'nın yapısının dünyadaki demokratik örneklere benzemediğine dikkat çeken Anayasa Hukukçusu ve Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Yazıcı, HSYK üyelerinin yüksek yargının içinden 'kooptasyon' (hakimlerin hakimleri seçmesi) yoluyla seçilmesinin yargıda bir tür kast sistemini hatırlattığını ifade ediyor. Kurulun verdiği kararların mutlaka denetlenebilir olmasının önemine vurgu yapan Yazıcı, "Özellikle Avrupa'ya baktığımız zaman, hakimler ve savcıların özlük hakları üzerinde karar vermeye yetkili olan bu tür organların karma bir yapıya sahip oldukları görülür. Bu durum Venedik Komisyonu'nun 14 Mart 2007 tarihli bir kararında da bu şekildedir." dedi. HSYK üyelerinin tamamının parlamento veya yargı içinden seçilmesinin gelecek yıllar adına istenmeyen sonuçlara sebep olabileceği uyarısında bulunan Doç. Dr. Yazıcı, üyelerin tümümün yargı içinden olması durumunda ise kurulların hesap verilebilirliğini ortadan kaldırdığını dile getiriyor. HSYK'nın yapısının değiştirilmesi gerektiğinin altını çizen Yazıcı, bu sorunlu modelin 1982 Anayasası'yla ortaya çıktığını, çözümünün de yeni bir anayasa ile sağlanabileceğini dile getirdi.


HSYK'nın almış olduğu kararlarla ilgili yargı merciine başvurma imkanının bulunmadığını belirten Doç. Yazıcı, şunları söyledi: "Hukuk devletinde tüm idari işlem ve eylemler yargıya açık olmalı. Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devletinden bahsediyor. Ama 159. maddesinde HSYK kararlarına karşı yargı denetiminin olmayacağı hükmüne yer veriyor. Bu, hukuk devleti bakımından sakıncalı bir hüküm. Kaldı ki bu kurulun aldığı kararlar böylece kesin hüküm niteliği oluşturuyor. Bu da kurulun alacağı kararlarda keyfi bir tutum izlemesini teşvik edecek bir yapı."


Can Paker: Atamalar seçimlere yansıyacaktır


Türkiye'de her şeyin yargıya gidebilmesi gerektiğini dile getiren TESEV Başkanı Can Paker ise HSYK'nın hakim ve savcıları değiştirmesinin AB'den önce Türkiye'de büyük bir soruna sebep olabileceğini kaydetti. HSYK'nın kararının üst bir makama bildirilememesi konusunun 1982 Anayasa'nın getirdiği bir kanun olduğunu belirten Paker, şöyle devam etti: "Bu anayasanın ne olduğunu zaten biliyoruz. Her şeyin yargıya gidebilmesi gerekir. YAŞ kararları dahi yargıya taşınabilmeli. Yargının karar veremeyeceği hiçbir şey olmaması gerekir. HSYK'nın savcıları değiştirmesi resmi olarak belli değil; ancak tahmin ediliyor. Bir uzlaşma olmadığına göre çekişmenin olduğu belli. AB'den önce ilk önce Türkiye'de büyük bir sorun olur. Türkiye'de ilk defa darbelerle mücadele konusunda bir dava görülüyor. Bunun yetkili savcıları gerekli birtakım işler yapıyor. Bunu durdurmaya çalışmak Türk kamuoyunda çok ciddi reaksiyona sebep olur. Bir ayaklanma değil; ama seçim sonuçlarına çok ciddi tesiri olacaktır. AB bu noktada kurallara ve kural ihlallerine bakar. Ama bunu Ergenekon'un durdurma ya da engelleme şeklinde olduğu belirlenirse AB Parlamentosu ve komisyonu da bunu dikkate alacaktır. AB İlerleme Komisyonu'nun ilk maddelerinden biri her zaman askerin siyasetteki etkisinin kalkmasıdır. Dolayısıyla önce kurallara bakar. Daha sonra demokrasiye geçişi ve sivilleşmeyi engelleme anlamında bir durum fark ederse gerekli tepkileri gösterecektir. Ama bundan önce Türk kamuoyunun göstereceği reaksiyon daha önemli."


HSYK'nın milletle alakası yok


Durmuş Türemen (emekli albay): HSYK üyesinin böylesi spesifik savcı ve hakimlerin tayinini istemesi dikkat çekici. Bu üyenin incelenmesi lazım. Yerlerinin değiştirilmesi istenen hakim ve savcıları millete sorsak büyük çoğunluğu yerlerinde kalmasını isteyecektir. HSYK'nın milletle bir alakası yok. Milletle alakası olabilmesi için liderler tarafından değil de millet tarafından seçilmiş bir parlamento tarafından buraya üye seçilmesi lazım. Ayrıca daha önceden görevlerini dürüstçe yerine getiren savcılar, hakimler görevlerinden alınırsa onların yerine gelecekler bir öncekileri görevden alanların emirlerini uygulamaya başlayabilir. Nasıl bir sonuçla karşılaşırız önceden kestirmek mümkün değil. Ancak doğru ve etik bir hareket olmaz.


Savcıların değiştirilmesi hukuka olan güveni zedeler


Süleyman Arslan (Hukukun Üstünlüğü Derneği Başkanı): HSYK'nın Ergenekon ve KCK soruşturmasını yürüten savcıları görevden almasını düşünmek bile istemiyorum. Hukukun teminatı olan bir kurumun bu tarz bir gündemle anılması, hukuk dışı olması anlamına gelir. Bu ayrıca yargıya yargı tarafından müdahale anlamını da taşır. Bununla birlikte böyle bir kararın olması durumunda hukuka saygı ve güven de ortadan kalkar. Ayrıca bu tarz spekülasyonların ortaya çıkması derin bağlantıları insanın aklına getiriyor. Davayı başından beri yürüten özel yetkili savcıların davanın sonuna kadar görevlerinde kalması çok önemli. Aksi takdirde HSYK'nın böyle bir karara imza atması son derece yanlış olacaktır. Hukuka saygı ve güven ciddi olarak zarar görecektir. Bunun yanında hakimler bağımsızdır, müdahale olamaz. Savcılar yasaya göre görev süreleri dolmadan gerekçesiz görevlerinden alınamaz.


Yapılacak atamalar, hukuk devletine karşı darbedir


Kamil Uğur Yaralı (Hukukçular Derneği Başkanı): Usul ve teamülleri aşarak hazırlanan kararname taslağının içerdiği, devam eden önemli dava ve soruşturmalara müdahale niteliğindeki atamalar, toplum tarafından hukuk devletine karşı yapılmış bir yargı darbesi olarak görülecektir. Bu girişimin öncülüğünü yaptığı söylenen üye Ertosun hakkında Ergenekon davalarıyla ilgili ciddi iddiaların gündeme gelmesi kaygıları daha da artıran bir durumdur. Adalet mekanizmasının başında olanların en ufak bir şaibe ve şüpheden uzak olmaları gerekir. HSYK, önemli olayların karanlık yüzünü aydınlatacak soruşturma ve davalara bu şekilde müdahale ederse bundan böyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Oligarşisi olarak anılmaktan kurtulamaz.


Köşeye sıkışmış suçlu gibi davranıyorlar


Ferhat Kentel: Yükseğe çıkıldıkça işlenen suçun niteliği de artıyor galiba. Ölçü diye bir şey kalmıyor. HSYK'nın Ergenekon savcılarını gerekçesiz görevden almaya çalışması köşeye sıkışmışlığın dışavurumu. Artık hukukun arkasına saklanarak siyaset yapılmıyor, çok daha açık olarak ideolojik hareket ettikleri görülüyor. Hatta bu kişiler savundukları ideoloji için her türlü hukuksuzluğu yapabiliyor. Ergenekon savcılarını görevden almak yerine, özel yetkilerle donatmak gerek. Bu sebeple görevden alım olursa Ergenekon ciddi bir darbe yemiş olur. Ergenekon diye bir suç örgütü bu toplumun vicdanında var artık. Bu yüzden kim ne yaparsa yapsın 'avuntu' olarak kalır. İnsanların vicdanında bu davanın geri düşmesi pek mümkün değil. Bu zamana ayak uyduramayanlar, içinde çıkar grupların olduğu sınıflar kaybederken direnmeye çalışıyor.


Ergenekon sanığıyla bir araya gelen Ertosun azledilmeli


Hüsnü Tuna (AK Parti Konya Milletvekili): HSYK, yasalar çerçevesinde çalışmalı. Tabii ki HSYK'nın yer değişikliği, tayin gibi yetkileri var ama bunu ideolojik bir bakış açısı ile yapmamalı. Bu, yargıya müdahale demek. HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, Ergenekon'la birlikte anılıyor artık. Cumhurbaşkanlığı bir an önce bu konuya el atmalı ve Ertosun görevden azledilmeli. En azından belli bir süre görevden çekilmeli. Bu kişi Ergenekon sanıkları ile birlikte hareket ediyor. HSYK da açıktan açığa terör yapılanması iddiası ile yürütülen Ergenekon davasına destek veren birinin bulunması tehlikeli. Eğer gerekçe göstermeksizin Ergenekon hakim ve savcıları görevden alınırsa dava ortadan kaldırılmaya çalışılabilir.


Kanadoğlu'nun sözleri endişe verici


Mehmet Çetin (Mardin Barosu Yönetim Kurulu Üyesi): Ergenekon davasının bu sefer yargı yoluyla kapatılmaya çalışılması kamuoyunu rahatsız etmektedir. Yargıtay emekli Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara yönelik olarak 'Bunların da sonu Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın akıbeti gibi olacaktır' sözleri bizi endişelendiriyor. Bu sebeple HSYK'nın halen derdest bulunan KCK ve Ergenekon terör örgütlerine bakan hakim ve savcıların yerlerini değiştirmemeleri şeklinde karar vermeleri gerekmektedir. Bu karar kamuoyunun vicdanını rahatlatacaktır. Son günlerde buna ilişkin çıkan haberlerden endişe etmekteyiz. Kamuoyu Ergenekon davasına sahip çıkmıştır ve sahip çıkmaya devam edecektir. ZAMAN

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler