YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kobani krizi neydi, ne değildi?
Akşam gazetesi yazarı Kurtuluş Tayiz, IŞİD bahanesiyle yapılan Kobani eylemleri ve 'çözüm süreci biter' tehditleri arasında kurulan kanlı bağlantıyı anlatan bir yazı kaleme aldı.
Kobani krizi neydi, ne değildi?
17 Ekim 2014 / 15:20 Güncelleme: 17 Ekim 2014 / 15:21

Hükümet ve kamuoyunun büyük bir bölümü Kürt hareketinin "Kobani düşerse, çözüm süreci biter" tezini anlamakta güçlük çekiyor. Kobani'deki gelişmelerle çözüm süreci arasında doğrudan bir bağlantı kurmayı iyi niyetli bulmuyor. PKK, HDP ile birlikte Gezi ve 17 Aralık darbesinin arkasında duran çevreler ise aksine Kobani ile çözüm süreci arasında doğrudan bir bağlantı kuruyor, Kobani'deki gelişmelerle çözüm sürecinin kaderini birbiriyle iç içe ele alıyor. Hatta "Kobani düşerse çözüm süreci biter" diyor.  

Kobani ile çözüm süreci arasında doğrudan ve dolaylı bağlantı kurmak elbette zor değil; ancak ülkedeki bütün siyasi çekişmenin ve sert çatışmaların bu "bağlantı" üzerine inşa edilmesi fazlasıyla dikkat çekici. Son günlerde yaşadığımız kanlı olayların sırrı da bu "bağlantıda" gizli. Bu söz konusu bağlantı, en iyi "Kobani düşerse çözüm süreci de biter" sloganıyla ifade ediliyor.

Peki bu sloganla aslında ne demek isteniyor?  

"Kobani'nin düşmesi" kısmı, bu sloganın ikinci kısmını, yani "çözüm süreci biter" kısmını gizliyor. Kobani öfkesi, Öcalan'ın aktörü olduğu çözüm sürecini bitirmek için bir payanda işlevi görüyor burada. Nedeni ne olursa olsun çözüm sürecini bitirme girişimi -ister hükümetten, ister Kandil ve HDP'den kaynaklı olsun- Abdullah Öcalan'ın bitirilmesi anlamına gelir. Öcalan'ın dışında kim "çözüm süreci bitti" derse, kısaca "Apo aktör olmaktan çıktı" diyordur.

Bu bilindiği içindir ki iki yıl önce Kandil'de toplanan örgüt kongresinde "Çözüm süreciyle ilgili son kararı verecek tek yetkilinin Öcalan olduğu" kayıt altına alındı. DTK (Demokratik Toplum Kongresi) Eşbaşkanı Hatip Dicle, önceki gün gazetecilere yaptığı açıklamada bu kararı hatırlatarak "Çözümde son kararı ancak Sayın Erdoğan ile Sayın Öcalan verebilir" dedi.  

Kürt mahallesinin Kobani duyarlılığı anlaşılabilir, bu gayet normal. Uzun süre "Kobani ajitasyonu" altında kaldılar; "Türkiye-IŞİD işbirliği" hikâyelerini dinlediler. Öfke üretilecek bir zemin zaten var. Ancak Kürt hareketi içinde paralel yapıyla bağlantılı bazı önemli isimler ile solun, bazı liberal kalemler ile bu cepheye destek sunan CHP'nin amacı, Kobani krizini çözüm süreciyle ilgili bir krize dönüştürerek Öcalan'ı aktör olmaktan çıkarmaktı. Bu kesimler, Kobani krizini derinleştirerek, Öcalan'a karşı bir darbe girişimine dönüştürmek istedi.

Estirdikleri savaş rüzgârlarıyla İmralı üzerinde baskı kurarak, Öcalan'ı teslim almak istediler. Ne var ki başarılı olamadılar. Hükümetin barış kararlılığını sarsamadıkları gibi Öcalan'ı da devreden çıkaramadılar. Gezi ve 17 Aralık darbesi Erdoğan için neyi ifade ediyorsa, 6-7 Ekim Kobani provokasyonu da Öcalan için aynı şeyi ifade ediyor. Ama başarısız her darbe girişiminin kaderidir; darbe girişiminde bulunanlar gider! Kürt siyasetinde de paralel yapıyla bağlantılı isimlerin temizlenme süreci şimdiden başladı bile.

 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler