27 Temmuz 2017 Perşembe
  • Altın143,369
  • BIST107.206
  • Dolar3,5533
  • Euro4,1312
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6415
  • İstanbul25 °C
  • Ankara18 °C
  • İzmir23 °C
  • Konya17 °C
  • Adana26 °C
  • Antalya27 °C
  • Diyarbakır24 °C
  • Bursa23 °C
  • Kayseri16 °C
  • Kocaeli18 °C
  • Şanlıurfa25 °C
  • Gaziantep26 °C
  • İçel29 °C
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR"
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu'ndan FLAŞ açıklama
Tunceli'de konuşan CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu, Dersim isyanları ile ilgili açıklaması nedeniyle parti genel başkan yardımcısı Onur Öymen'i bir an önce gereğini yapmaya davet etti.
Kılıçdaroğlu'ndan FLAŞ açıklama
16 Kasım 2009 / 10:48 Güncelleme: 16 Kasım 2009 / 14:29

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in yaptığı konuşmayı eleştirerek, "Yara kanamıştır. Sayın Öymen gereğini yapmalıdır" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, annesinin 13 Kasım 2009 tarihinde düzenlenen cenaze törenine katılmak için geldiği Tunceli'de CHP Tunceli İl ve Merkez Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenledi. Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada, 10 Kasım 2009 tarihinde TBMM'de düzenlenen oturumda partisi adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in konuşmasını eleştirerek şunları söyledi:

"Son oturumda CHP adına sayın onur Öymen konuşmasını yaptı. Sayın Öymen'in yaptığı konuşmada Dersim isyanına vurgu yapması PKK terör örgütü ile Dersim isyanı arasındaki bağlantıyı kurmak istemesi çoğu çevrede gerçekten de ciddi tepkiler yaratmıştır. Şunun altına özenli çizmek isterim Dersim coğrafyasında yaşanan olay bir insanlık dramıdır. Bu bölgede yaşayan insanlar o dönemin acılarını o dönemin kaybolan hayatlarını o dönemin ağıtlarını dinleyerek bugünlere geldiler. O dönemde yapılan çok ciddi, insanlıkla bağdaşmayan olaylar oldu. Ama bu olayları getirip günümüzde terör örgütüyle mücadelenin bir unsuruymuş veya benzeriymiş gibi ifade etmenin doğru olmadığını ifade etmek istiyorum. Bu coğrafyada yaşanan olayları yine bu coğrafyada yaşayan insanlarımız biz kimseye kin tutmayız felsefesinin gereği olarak hiçbir zaman bir intikam duygusuyla geleceğe taşımayı düşünmediler. Büyük ozanın dediği gibi Acıyı bal eylemiş bağırlarına taş basmışlardır. Elbette o dönenimde yanlışlar, hatalar olmuştur. Ama bunu günümüze taşıyıp o olayları kaşımak doğru bir olay değildir. Yara kanamıştır bu süreçte yapılması gereken bu tepkileri dikkate almaktır. Tepkileri dikkate alması gereken de Sayın Onur Öymen'dir. Ve gereğini yapmak zorundadır. Gereğini yaptığı zaman hem CHP'yi hem CHP'deki parlamenterleri hem de çok sayıda CHP'lileri rahatlatmış olacaktır. Elbette ki Sayın Öymen yaptığı açıklamada hiçbir zamanTuncelilileri üzmek istemediğini; eğer üzdüysem özür dilerim demiştir ve iki kez özür de dilemiştir. Ama tepkiler dinmemiştir. Dolayısıyla bu tepkilerin gereğini de Sayın Öymen'in yerine getirmesi gerekmektedir" dedi.

Kılıçdaroğlu, Onur Öymen'in yaptığı açıklamayı talihsizlik olarak değerlendirerek, " Keşke bu açıklamayı yapma olanağını bize hiç vermeselerdi. Sayın Onur Öymen böyle talihsiz bir açıklama yapmamış olsaydı. Hepimiz üzerimize düşen görevleri yaparak toplumun duyarlılık ve tepkilerin beklentilerini dikkate toplumun beklentilerini dikkate alarak gereğini yapmak durumundayız. Bunu yaptığımız zaman Türkiye'de demokratikleşmenin önünü açmış oluruz. Halkın tepkisine karşı politikacının duyarlılığının önünü açmış oluruz. Bu çok önemli bir olgudur; çok önemli bir olaydır. Sayın Öymen'in söylediklerinden daha çok kamuoyunun algılama tarzı önemlidir. Eğer kamuoyu Sayın Öymen'in anlatımlarını farklı algılamışsa ve benimsemişse Sayın Öymen bunun gereğini yerine getirmelidir" diye konuştu.

Bir gazetecinin gereğini yapmasını istifa etmesi olarak mı değerlendirmemiz gerekiyor sorusuna Kılıçdaroğlu, "Bir politikacı bir olayın gereğinin ne olduğunu çok iyi bilir. Bunu en iyi bilmesi gereken de uzun yıllar devlette çalışmış, parlamentoda görev yapmış bir kişi daha iyi algılayacaktır kanısındayım" şeklinde yanıtladı.

Bazı basın yayın organlarında CHP'li Öymen'in konuşmasını alkışladığı yönünde çıkan haberlere tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Yandaş medyada verildiği gibi Onur Öymen'in konuşmalarının o bölümünü hiçbir zaman alkışlamadım. CHP grubundan da kimse alkışlamadı" dedi.

1938 yılında meydana gelen Dersim olaylarıyla ilgili dönemin bakanlarından İhsan Sabri Çağlayangil'le görüştüğü yönündeki bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, görüşmeyi doğrulayarak "Tunceli tarihiyle ilgili çok sayıda bilgi belge toplayan bir arkadaşınızım. Bu benim özel merakım. Çok sayıda bilgi belge topladım. Dersim tarihiyle ilgili bende bulunan doküman ve kayıtların başka birinde olduğunu sanmıyorum. Bu tamamen kişisel bir merak. Amaç gerçekleri açığa çıkartmaktır"
Kılıçdaroğlu, "Yargıya duyulan güvenin azalması tuzun kokması demektir. Dinlemeler artık çığırından çıktı. Sokaktaki vatandaş bile acaba ben dinelmiyor muyum kaygısı içine girdi. Hukuka uygun olmayan telefon dinlemeleri. Adalet Bakanlığı müfettişlerine telefonları dinleme konusunda bir yönetmelikle izin veremezsiniz. Yasanın vermediği bir yetkiyi yasayla verilmeyin bir yetkiyi Adalet Bakanlığı bir yönetmelikle alamaz. Hukuk sistemine aykırıdır. Hukuk kurallarına aykırıdır. Dinlemeler o boyutlara ulaşmıştır ki dinlemeler eğer AKP'yi rahatsız etmiyorsa sayın başbakan tarafından dinlenenlerin sırtları sıvazlanmıştır. Çok açık bir örnek vermek isterim. Gelir İdaresi Başkanının telefonları dinlenip yandaş medyaya servis yapıldığı zaman Sayın Başbakan çıkıp bunu eleştirmedi. Ulaştırma Bakanı siz de çekiniyorsanız telefonla konuşmayın demiştir. Hukuku dile getiren, demokrasiyi, hak ve özgürlükleri dile getiren bir iktidarın Ulaştırma Bakanı tarafından söylenmiştir ve biz bunlara demokrasi deyip inanacağız. Aynı Başbakanın Sayın Remzi Gür'le yaptığı konuşma da medyada yer almıştır. Aydınlık Dergisi'nde yer almıştır. Aynı Başbakanın Sayın KKTC Cumhurbaşkanı Talat'la yaptığı konuşma da yayınlanmıştır. O konuşmayı yayınlayan iki gazeteci şu anda Silivri cezaevindedir. Peki, Gelir İdaresi Başkanının konuşmasını yayınlayan gazeteciler nerededirler? Hapiste değil AKP'nin saflarındadır. Onların sırtları sıvazlanmıştır. O zaman bu ülkede kimse demokrasi var diyemez. Çifte standart yoktur diyemez. AKP hukuku kendi lehine kullanarak, yasaları kendi lehine kullanarak; hak ve özgürlükleri kendi lehine kullanarak aleyhine yayın yapanları baskılayarak, köşe yazarlarını gazetelerden atmanın yolunu arayarak bizlere hak ve özgürlükler dersi vermeye kalkışıyor. AKP bu ülkede sivil darbe yapmanın yollarını ve alt yapısını oluşturuyor. Kendi derin devletini kuran tek siyasal parti vardır o da AKP'dir" şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu konuşmasında yargının bir ayrışma sürecine sokulmak istendiğini ifade ederek, şunları kaydetti: "Yargı bir ayrışma süreci içine sokulmak isteniyor. Bununla güçler ayrılığı ilkesinin üçüncü ayağına ciddi darbe vurmuş olunur. Yargıya duyulan güvenin sarsılması tuzun kokması demektir. AKP eğer Türkiye'yi bu noktaya getirmişse önümüzdeki günlerde nereye götüreceğini de çok iyi bilmemiz gerekir. AKP Türkiye'yi süratle faşizme doğru götürüyor. Cumhurbaşkanını, meclis başkanını; konuşan altı bakanı bir kişi belirliyor. Bütün bunların hepsi demokrasi olarak söyleniyor biz de bunlara inanacağız. Bunlar demokrasi değil bunlar faşist yönetimlerde liderin yaptıklarıdır."

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler