YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu'ndan Başbakan'a çağrı
Kılıçdaroğlu'ndan Başbakan'a çağrı
04 Ekim 2010 08:54
Terörle mücadelede çözüm trafiği hızlı, hükümet peş peşe görüşmeler yapıyor... CHP lideri Kılıçdaroğlu da konuyla ilgili Başbakan'a seslendi: Ya kapalı oturum yapalım ya da bakan bilgi versin

İmralı’dan açıklamalar. Öcalan’la MİT elemanlarının görüşmeleri. Washington temasları. ABD’li komutanın Ankara ziyareti. Barzani görüşmeleri. Dış ve içişleri bakanlarının Irak-Suriye ziyaretleri. AK Parti-BDP görüşmeleri. Diyalog açıklamaları.

Ve Öcalan’ın uzattığı ateşkes.

CHP bu sürecin bu görüşmelerin neresinde duruyor? Hürriyet'ten Fatih Çekirge bu soruyu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sordu...

Bir süreç işlediğini ancak ne kendilerinin ne de MHP'nin bu süreçten haberinin olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu hükümete seslendi, görüşmelerle ilgili bizi de bilgilendirin dedi... İşte Fatih Çekirge'nin soruları ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun cevapları;

 (...)- Siz bu gelişmelerin neresinde duruyorsunuz?

 Cevap: “Bu görüşmelerin bir ucunda İmralı, bir ucunda Kuzey Irak, bir ucunda ABD var. AKP ve BDP arasında görüşmeler oluyor. Ama Meclis’te olan partilerin bilgisi yok. Ne CHP’nin ne de MHP’nin gelişmelerden bilgisi var. Diğer siyasi partilerin de bilgisi yok.”

- Ama bir süreç işliyor...

- Evet bir süreç işliyor ama bu süreç nedir onu bilmiyoruz.

- Peki sizce ne yapılmalı?

- Demokrasilerde olması gereken yapılmalıdır. Yani parlamentoya bilgi verilmelidir. Ne olup bittiği siyasi partilere anlatılmalıdır. O siyasi partiye bilgi vereceksiniz ki sonra destek isteyebilesiniz. Sonuçta Türkiye’de hiçbir siyasi parti terörün sürmesini istemiyor. Bakın belki ileride parlamentonun devreye girmesini gerektirecek başka gelişmeler olacak. Bu nedenle parlamentoya bilgi verilmesi gerekir.

 - Nasıl yani?

- Bu bir kapalı oturum da olabilir. Bakanların gelip bilgi vermesi şeklinde de olabilir. Şimdi yapılması gereken budur. Bunu bekliyoruz. Demokrasilerde normali budur. Parlamentoya ya da orada milleti temsil eden siyasi partilere bilgi verilmesini bekliyoruz.  

Evet, CHP lideri açıktan bir çağrı yapıyor ve diyor ki:

“Eğer yarın bazı düzenlemeleri yapmak için parlamentodan destek isteyecekseniz, süreçle ilgili olarak bizi şimdiden bilgilendirin.”

Bu yaklaşım önemlidir.

Önemlidir, çünkü daha önceki CHP yönetimlerinden böyle bir yaklaşım görmemiştik.
CHP lideri açıktan bir zeytin dalı uzatıyor. Sonuçta bir mutabakat olur ya da olmaz ama süreci Meclis’e taşıyacak bir zeytin dalıdır bu.

KRİTİK SÖZ

Kılıçdaroğlu’nun sözlerinde dikkatimi çeken bir cümle daha var:

“Belki parlamentonun devreye girmesini gerektirecek başka gelişmeler olacak.”

Bu söz de çok önemlidir.

Çünkü CHP lideri çözüm için Meclis’e gelebilecek talepleri iyi niyetle karşılayacağının hatta o çalışmalara katılacağının sinyalini veriyor.

Yani kapıları kapatmıyor.

Ana muhalefet partisinden gelen bu çağrı, çözüme yönelik süreç için çok hayati bir tavırdır.

Başından beri yazıyorum, söylüyorum.

Kürt sorunu bir ya da iki partinin yüklenip çözeceği bir mesele değildir.

Bu çözüm ancak siyaset üstü bir devlet projesiyle sağlanabilir.

Ve en önemlisi çözüm yeri parlamento olacağı için ana muhalefet partisinin mutlak içinde olması gereken bir süreçtir.

Bu nedenle AK Parti’nin CHP’den gelen bu çağrıyı dikkate alması, çözüme yönelik çabalar açısından bir dönüm noktası olabilir.

Islak imza sorusu

KILIÇDAROĞLU teşkilatlara doğru önemli bir atak başlatıyor.

Özeti şu:

- İl başkanlarına haber gönderdik. Hangi konuları ele alacağımızı söyledik. Hepsinden referandumdaki sandıkların tutanaklarını istedik. Ama fotokopi değil, sandık görevlisinin ıslak imzasıyla. Böylece hangi ilde kaç sandığı kontrol ettik anlayacağız.

Genel merkez yönetimi bu defa işi sıkı tutuyor.

Belli ki bir disiplin hazırlığı var.

Genel seçim hazırlığı için de şöyle diyor Kılıçdaroğlu:

- Öyle genel başkan konuşsun, dolaşsın yeterli değil. Artık teşkilatlar da çalışacak. Bunu genel merkez takip edecek.

Genel yapısı ve tavrıyla mutedil gözüken Kılıçdaroğlu parti yönetiminde keskinleşiyor.

İl başkanlarından ıslak imzalı sandık tutanağı istenmesi çarpıcı bir örnek.

Kimsiniz, kime gidiyorsunuz

GENEL merkez binasındaki o ağır hantal yapı henüz değişmemiş. Kapıda karşılayanların soğuk, ilgisiz bakışları ve bürokrat yorgunluğu aynen devam ediyor.

Kim gelmiş, kim kimi bekliyor belli değil.

- Basın mısınız?

- Evet?

- Kime gidiyorsunuz?

- Genel Başkan’a...

- Kimsiniz?

Sonra uzun süren bir asansör bekleme dönemi.

Her taraf güvenlik elemanı kaynıyor.

Eskiden böyle bir genel başkan randevusunda kapıda karşılanırdık. Binada kart sistemi geçerli olduğu için bir yetkili makam odasına kadar bize eşlik ederdi.

Bu kayıtsızlığı görünce insan ister istemez şöyle diyor:  Kılıçdaroğlu’nun referandumda neden oy kullanamadığı daha genel merkez binasına girerken anlaşılıyor.

İyimser bir bakışla şöyle diyebiliriz: Bu bir geçiş dönemi olsa gerek.  Ama uzun sürerse geçiş dönemi geçiş dönemi olmaktan çıkar.

Tekin: Demirleri yıkıp atmak geliyor içimden

 GENEL Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin CHP binasının girişinden çıkarken şöyle diyor:

- Yani bu görüntü oluyor mu şimdi. Demir kapılar, yüksek duvarlar. Şunların hepsini yıkıp atmak geliyor içimden...

- Niye?

- Sosyal demokrat partinin böyle donuk ve kapalı görüntüde olmasına dayanamıyorum da ondan.

Benzeri bir duygu Genel Başkan’da da var.

Kemal Bey, CHP Genel Merkezi’nde yapacağı değişiklikleri anlatmak için Tekin’e dönerek soruyor:

- Halkla ilişkiler bölümü kaçıncı katta?

Tekin: Hiç sormayın efendim...

- Kaçta söyleyin.

- Girişten 4 kat yukarıda...

- Peki böyle halkla ilişkiler olur mu? Girişte olması, gelenleri karşılaması gerekir. Sonra broşürlerimiz, yayınlarımız duvarların arkasında duruyor. Hepsini yeniden düzenlemeliyiz. İnsanların geldiğinde kahve içeceği bir yer olmalı.

Belli ki yeni yönetim halk partisinin “halktan uzak binası”nı halka açacak.  (Hürriyet)

BUNLARMI TÜRKİYE'Yİ YÖNETECEK ?
 // BATUHAN
Şu anlatılan hallerine bakılırsa hemen bunlarmı Türkiyeyi yönetecek sorusu akla geliyor. En iyisi bunlar sıfırdan bir siyaset eğitimi alsınlar teşkilatlansınlar hertürlü parti faaliyetlerini tamamlayıp yönetici kadrolarınıda yeni açıkladıkları yapıcı muhalefet anlayışına getirsinler yani koş AYM'ne davranışından vazgeçsinler sonrada yetişebilirlerse İktidarın tozuna yetişmeye çalışsınlar !...
04 Ekim 2010 09:41
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler