YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kılıçdaroğlu suskunluğunu bozdu!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çözüm sürecine katkı vermedikleri gerekçesiyle partisini eleştirenlere cevap verdi.
Kılıçdaroğlu suskunluğunu bozdu!
26 Mart 2013 / 14:57 Güncelleme: 26 Mart 2013 / 15:25

Kılıçdaroğlu, “Bugüne kadar hiçbir CHP’li hiçbir çocuğumuzun, gencimizin, yaşlımızın, kadınımızın saçının teline dahi zarar gelmesini asla ve asla istememiştir, istemeyecektir” dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin önemli bir süreçten geçtiğini belirterek, Doğusuyla, batısıyla, güneyiyle ve kuzeyiyle nerede yaşanırsa yaşansın insanların kafasında bir kaygı olduğunu dile getirdi. Kaygıyı besleyen kökleri derinliğe uzanan bir sorundan kaynaklandığını belirten Kılıçdaroğlu, “Adına ister Kürt sorunu diyelim, ister terör sorunu, güneydoğu-doğu sorunu diyelim, ister Türk sorunu diyelim. Bir sorun var. Yani orta yerde bir cenaze var” dedi.

Sorunu bitmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, bu sorunun sonlandırılması gerektiğini, ana muhalefet partisi olarak sorunun çözümüyle ilgili olarak en sağlık önerileri getiren partinin kendileri olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, “1989 yılında ilk raporu yazarak sorunun nasıl çözülebileceğini kamuoyunun önüne koymuşuz. Siyasetinde önüne koymuşuz. O raporu hazırlayan arkadaşlarımız dönemin Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde hesap vermişler. Neden bu raporu yazdınız diye. O raporun gerekli o zaman yerine getirilseydi. Bu gün yaşadığımız sorunların hiç birisi yaşanmamış olacaktı. Çünkü CHP’’nin tarihsel bir sorumluluğu var” diye konuştu.

“Bir araya gelmeyen siyasal partiler terörün devamını isteyen partilerdir"

CHP olara devlet adamı kimliğiyle sorunlara baktıklarını, devlet adamlığının kişisel çıkarlar peşinde olmadığını aktaran Kılıçdaroğlu, devlet adamlarının en temel özelliğinin sorunu önceden görüp çözmek olduğunu anlattı. Devlet adamlarının en temel özelliğinin sorunu çözmek veya çözüm üretmenin yanında aynı zamanda bunu halkla paylaşmak olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Devlet adamı dediğimiz kişinin temel özelliği kişisel çıkarların peşinde değil, ülkenin çıkarlarının peşinde olmasıdır. Bu olay günlük siyaseten sıcak konusu olmaktan çoktan çıkmıştır. 1989’da raporu biz ürettik. Ondan sonra da pek çok sayıda raporlar çıkardık. Kurultay bildirgelerimiz var, parti meclisi görüşümüz var. Bunları da yeri ve zamanı geldiğinde kamuoyu ile paylaştık. Hiçbir gizlimiz ve saklımız olmadı. Raporu ürettik, geniş kitlelerle paylaştık, kitap haline getirdik. Ama sonun da suçlu biz olduk. O raporun gereklerini yerine getirecek olan iktidar, yerine getirmedi. Bugün tarih CHP haklıydı, ama o önerileri yerine getirmeyen siyasal sorunun kronikleşmesine yol açtı. Hatalı olan oydu. Biz yine terörün en azdığı dönemlerde, madem ki bizim çözümlerimize itibar etmiyorsunuz o zaman biz sorun nasıl çözülür, bunun üzerinde kafa yorduk. Oturduk günlerce çalıştık. MYK’da tartıştık ve yol haritası belirledik. Neydi yol haritası, ‘parlamentoda her siyasal partiden eşit milletvekillinin katıldığı bir uzlaşma komisyonu kuralım.’ Tıpkı anayasa uzlaşma komisyonu gibi. Her partiden milletvekilleri bu sorununa çözüm üretmek için o masanın etrafında bir araya gelsinler. Son dedik ki bu yetmez, ‘parlamento dışında bu komisyona bağlı olarak çalışacak bir de gerçekleri araştırma komisyonu kuralım’ dedik. Eş güdümlü ve eş zamanlı olarak çalışsınlar dedik. Bunun dört temel nedeni vardı. Birincisi, siyaset kurumu sorumluluk üstlenecek, bu sorunu çözmek için. Bir araya gelecekler sorun nasıl çözülecek oturup konuşacaklar. Bir araya gelmeyen siyasal partiler terörün devamını isteyen partilerdir. Bunu bilelim.”

“Yolu ve yönetmi öneren biziz”

İkinci olarak sorunun sadece siyaset kurumunun bir araya gelmesiyle çözülecek bir sorun olmaktan çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, sorunun bir toplumsal uzlaşma sorunu olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, “Toplumsal uzlaşma demek, kronik, derinliği olan sorunu çözmek demektir. O zaman ne olacak sadece siyaset kurumu değil sivil toplum ve kanaat önderlerinin de bu sürecin içinde olması lazım. Üçüncü nedeni ise, ilk kez siyaset kurumuyla sivil toplum beraber bir sorunu çözmek için bir araya gelecek. Böylece Türkiye’de toplumsal bir uzlaşmanın geniş alt yapısı oluşmuş olacaktı. Dörtçü ise, devlet bu süreç içinde hiçbir zaman meşru bir zeminin dışına çıkmayacaktı. Devlet hukukun üstünlüğü çerçevesinde meşru bir zeminin içerisinde kalarak sorunu çözmeye çalışacak. Ana hedefimiz buydu. Ama bu hedef hem sayın Başbakan, hem de diğer siyasi partiler tarafından açıkça sabote edildi. Ve uygulamaya konulamadı. Yolu yöntemi öneren de biziz. Tarih yine bizi haklı çıkaracak göreceksiniz. Biz ülkenin çıkarlarının her türlü çıkarın üstünde tutan bir siyasi anlayıştan geliyoruz. Bizim için var olan bir sorunun çözümü toplumsal uzlaşmayla olacaksa bu yöntemle olabilmelidir” diye konuştu.

“AK Parti ve CHP'nin önerileri arasında 180 derece fark var”

Terör sorunun çözümü konusunda AK Parti’nin ve CHP’nin önerisinin aynı olduğu yönünde açıklamaların yapıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin önerisiyle, CHP’nin önerisinin 180 derece birbirinden farklı olduğunu kaydetti.

AK Parti ve CHP’nin önerilerinin asla aynı olmadığını aktaran Kılıçdaroğlu, “Gerçekleri araştırma komisyonu TBMM’deki uzlaşma komisyonuna bağlı olarak çalışacak. Siyasi iktidara değil. Biz sorunun çözüm yeri olarak TBMM’yi gösterdik. Başka bir yeri değil. O nedenle bizim önerimizle onların öneleri arasında 180 derece fark var” dedi.

“CHP’nin barışa karşı olduğunu söyleyenlere cevap verdi”

16 Şubat 1999 yılında Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirildiği tarih olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Dönem Bülent Ecevit’in başbakanlığı dönemidir. Abdullah Öcalan yakalandı getirildi, PKK’nın bütün unsurları yurt dışına çıktı. Türkiye’de terör sonlandırıldı. 2002 yılına kadar kimsenin burnu kanamadı. Şimdi halka soruyorum. 2002’den 2013’e kadar ne oldu. Nasıl bu PKK’nın silahlı örgütleri tümüyle gelip Türkiye coğrafyasına yerleştiler. İktidarda kim vardı. O iktidardaki hükümetin başında kim vardı. Onun adı Recep Tayyip Erdoğan mıydı? Acaba. Bülent Ecevit’in yaptığına bakın, Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığına bakın. Sosyal demokratların yaptığına bakın, AK Parti’nin yaptığına bakın. Barışın ve huzurun bir ülkede saç ayakları vardır. Üç temel saç ayağı vardır. Bunlardan birisi hukuk devleti ve demokrasidir. Hukuk devleti ve demokrasinin olmadığı bir yerde barıştan söz edemezsiniz. İkinci ayak insan hakları ve özgürlüklerdir. İnsan haklarının sınırlandığı, özgürlüklerin sınırlandığı bir yerde barıştan ve demokrasiden söz edemezsiniz. Üçüncü önemli ayak toplumsal uzlaşmadır. Demokrasinin kendisi bir uzlaşmadır. Farklı düşüncelere tahammül etmektir. Bu demokrasi içinde hukukun üstünlüğü önemlidir. Devlet meşru bir tüzel kişiliktir. Hukukun dışına çıkmaz. Hukukun dışına çıkanları cezalandırır. Yargı bunun için vardır. Bu yapmamız gerekiyor.”

Kaygıları dile getirdiklerinde CHP’nin barışa karşı dediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, “Bugüne kadar hiçbir CHP’li hiçbir çocuğumuzun, gencimizin, yaşlımızın, kadınımızın saçının teline dahi zarar gelmesini asla ve asla istememiştir, istemeyecektir” dedi.

 

İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler